avêtin kelimesinin anlamı

avêtin


atış, atmak.
m 1. atma, atış 2. ekme 3. ret (aile fertlerinden birini aileden saymama) 4. sıçrama, yayılma (bir yerden başka bir yere geçme) 5. serpme 6. vurma 7. yatırma (parayı işletmek amacıyla bir yere verme) 8. zonklama
l/gh 1. atmak * kevir avête avê suya taş attı 2. atmak(bir şeyi yere doğru bırakmak) 3. atmak(bir kimseyi uzaklaştırmak, göndermek, ilgisini kesmek) * camêr avêtin cihekî dûr adamı uzak bir yere attılar 4. atmak (koymak) * te xwê avête xwarinê? yemeğe tuz attın mı? * îmzeyê naavêje kaxiz kâğıda imza atmıyor 5. atmak (uzatmak) * ji mînîbûsê xelat avêtin ba me minibüsten bize halat attılar 6. atmak(bir yerden başka bir yere taşımak) * hemin erebe heye em eşya biavêjin malê hazır araba varken eşyayı eve atalım 7. atmak (sile, tokat vurmak) * min sîleyek avêtê ona bir tokat attım 8. atmak (top, tüfek, silah patlatmak) * sê gule biavêje üç kurşun at 9. atmak (kurşun, güle gibi şeyleri hedefe iletmek) * sê gule avêtê, lê nehingaft ona üç kurşun attı, vuramadı 10. atmak (örtmek) * şarek avête navmilê xwe sırtına bir şal attı 11. atmak (sözle sataşmak) 12. atmak (kovmak, dışarıya çıkarmak, ilgisini kesip uzaklaştırmak) * dixwazin têjikên pisîkê biavêjin bexçe kedinin yavrularını bahçeye atmak istiyorlar 13. atmak (istenilmeyen bir şeyi kendi malı olmaktan çıkarmak) * divê mirov van eşyayê zêde ji vir biavêje bu fazla eşyaları burdan atmalı 14. atmak (kullanılması bir gelenek haline gelmiş bir şeyi kullanmaktan vazgeçmek) * fîno avêt şewqe da serê xwe fesi atıp şapkayı taktı 15. atmak (kalp, nabız, kan dolaşımı ile ilgili organlar vurmak) 16. atmak (sıkıntı dolayısıyla giydiği bir şeyi çıkarmak) * ku hewa pir germ bû saqoyê xwe avêt hava çok sıcak olunca ceketini attı 17. atmak (yazılı veya banda alınmış bir metinden bazı bölümleri çıkarmak) * me ji deqê hin beş avêtine metinden bazı bölümleri atmışız 18. atmak (göndermek, yollamak) * ji min re nameyekê biavêje postayê bana postaya bir mektup at 19. atmak (işten çıkarmak) 20. atıp tutmak (abartılı konuşmak) 21. düşürmek (taş, solucan vb. vücuttan dışarı atmak) 22. (-e uğratmak) * te ew avête talûkeyê onu sen tehlikeye düşürdün 23. mec atmak, kusmak (kusup dışarı atmak) 24. kesmek * karên xezalan diavêje erdê ceylan yavrularını habire kesiyordu 25. atmak, ihraç etmek, atmak * ji partiyê avêtin partiden ihraç ettiler 26. çekmek, gelmek (ağırlığı olmak) * her goşiyek kîloyek diavêt her salkım bir kilo geliyordu gh * êzingên ter giran diavêjin yaş odun ağır çekiyor 27. ekmek * îsal genim neavêtine bu yıl buğday ekmemişler 28. dökmek(bir şeyi yok etmek için atmak) * masiyên ku nehatin firotin gişk avêtin deryayê satılmayan balıkları hep denize döktüler 29. dışa vurmak 30. çekmek (şişe, sülük, vantuz için; tedavi amacıyla uygulamak) * hicam avêtin wî ona vantüz çektiler 31. değiştirmek * min kincên ser xwe avêtin üstümü değiştim 32. reddetmek * min tu ji ewladiya xwe avêt seni evlatlıktan reddettim 33. sıçramak, yayılmak(bir yerden başka bir yere geçmek) * agir avête xaniyê din jî ateş diğer eve de sıçradı 34. serpmek * min îsot avête xwarinê yemeğe biber serptim 35. vurmak * êş diavêje serê min ağrı başıma vuruyor 36. yatırmak (parayı işletmek amacıyla bir yere vermek) 37. zonklamak * çîpê min diavêje bacağım zonkluyor (...)


tarafindan 2015-01-02 17:44 tarihinde kurmanciden turkishye çevrildi.
Kelime hakkındaki yorumlar (0 adet)
Kelimeleri ve anlamlarını yorumla, örnek ver