Encamên lêgerînê
qemitandin (ii) m 1. yakma (sıcak veya soğuktan) 2. dağlama (çok sıcak veya soğuk bir şey, yakma) 3. haşlama (kaynar sıvı için; yakma) 4. karartma, kavurma, kavuruş, esmerleştirme, tunçlama (rengini karaya çevirme, bronzlaştırma, tunç rengine getirme) 5. kesme (rüzgâr, soğuk vb. çok etkili olma)
l/gh 1. yakmak (sıcak veya soğuktan) * sermaya sar rûyê mirov diqemitîne soğuk rüzgâr insanın yüzünü yakıyor 2. dağlamak (çok sıcak veya soğuk bir şey, yakmak) * sermayê rûyê wê qemitand soğuk yüzünü dağladı 3. haşlamak (kaynar sıvı için; yakmak) * ava kelandî lingê min qemitandibû kaynar su ayağımı haşlamıştı 4. karartmak, kavurmak, esmerleştirmek, tunçlamak (rengini karaya çevirmek, bronzlaştırmak, tunç rengine getirmek) 5. kesmek (rüzgâr, soğuk vb. çok etkili olmak) * ba rûyê min diqemitîne rüzgâr yüzümü kesiyor