Encamên lêgerînê
peritîn paralanmak.
m 1. yıprama, yıpranma, paralanma, farımak 2. yanma (keskin, sert ve ısırıcı bir duyum verm) 3. yanmak (yanık acısına benzer bir acı duyma) 4. göynüme (çok olgunlaşma) 5. haşlanma (kaynar sıvı için; yakma) 6. haşlanma, dalanma 7. mec haşlanma, azarlanma, paylanma 8. çok pişme 9. mec pişme kavrulma, mavolma (bunalacak kadar sıcaklık duyma)
l/ngh 1. yıpramak, yıpranmak, paralanmak, farımak * şalê wî paqij lê peritîbû pantolonu temiz ama yıpranmıştı 2. yanmak (keskin, sert ve ısırıcı bir duyum verme) 3. yanmak (yanık acısına benzer bir acı duymak) * ji ber îsotê devê min diperite biberden ağzım yanıyor 4. göynümek (çok olgunlaşmak) 5. haşlanmak (kaynar sıvı için; yakmak) 6. haşlanmak, dalanmak 7. mec haşlanmak, azarlanmak, paylanmak 8. çok pişmek 9. mec pişmek kavrulmak, mavolmak (bunalacak kadar sıcaklık duymak)
peritîn/diperite/biperite 1. kevn bûn 2. ji ber kevniyê qetîn 3. qefilîn 4. rûçikîn
peritîn lng. rohetesîyene, ropêritîyene, henririyene, pinrirîyene, kan bîyene (kince...)
m. rohetesîyayis, ropêritîyayis, henririyayis, pinrirîyayis, kanbîyayis (kince...) n.