Encamên lêgerînê
lêxistî rd 1. vuruk 2. dövülmüş 3. takılı (kapı, pencere, fiş vb. şeyler için) * fîş lêxistî ye hay jê bî fiş takılı dikkatlı ol
lêxistin vurmak.
m 1. vurma 2. vurma, dövme, dayak, dayak (veya çekme) 3. vurma, çalma (ses çıkarmak için bir şeyi başka bir şey üzerine hızlıca değdirme) 4. vurma, çekme (boya, badan vb. sürme) 5. vurma (bağlama, takma, koyma) 6. vurma (batıcı veya kesici cisimleri saplama, kakma) 7. vurma, basma (uygulama, koyma; bir şey üzerinde kalıp, mühür, parmak gibi şeylerle iz bırakma) 8. vurma, çarpma, çarpıntı, atma, atış (kalp, nabız, kan dolaşımı ile ilgili organlar vurma) 9. vurma, vurgun (veya vurgunu) vurma 10. vurma, rast getirme, hedefi vurma (amaçladığı şeye tam vurma) 11. vurma, çarpma (hızla çarpma veya vurma) 12. dövme (çarpma, vurma) 13. vurma (silâhla yaralama, öldürme) 14. vurma, çarpma (dokunma, -i etkisiyle hasta etme) 15. çarpma, uğrama (varlığına inanılan bir gücün öfkesine uğrama) 16. vurma, çalma (soğuk, dolu gibi şeyler için; bozma, zarar verme) 17. vurma (vuru durumunda olma, çarpma) 18. vurma, çıkma (isabet etme, talihine veya payına düşme, şans oyunlarında kazanma) 19. mzk çalma, çalış (müzik aletlerini çalma) * lêxistina saz saz çalma 20. çalma (bir müziği dinlemeyi sağlayan aleti çalıştırma) 21. çalma (ses çıkarma, ses verme) 22. basma (tokat vurma) 23. basma (basınç yaparak sıvı ve gazları itme) 24. basıp geçme, vurup geçme 25. kırıp geçirme (çok sert davranarak daraltma) 26. karma, karıştırma 27. vurma, sürtme 28. (bir yere) vurma, bindirme, toslama 29. çekme (şişe, sülük, vantuz için; tedavi amacıyla uygulama) 30. değdirme, tutturma (isabet etme) 31. geçme, etki yapma, işletme 32. takma (pencere, kapı vb. şeyleri yerine yerleştirme) 33. takma (geçirme, fiş takmak gibi) 34. yapıştırma, vurma (yapışmasını sağlama) 35. yarma (içinden geçme) 36. yeme (aşındırma, kemirme) 37. mat çarpma 38. mzk vuruş 39. tek vuruş
lêxistin heqkirî dayak düşkünü (veya kaçkını)
lêxistin tê de xurîn sırtı kaşınıyor
lêxistin xwarin l/gh dayak yemek
dayak yemek, kötek yemek
lêxistina dil yürek çarpıntısı, kalp atışı
lêxistina tavê güneş çarpması
güneş çarpması
lêxistinok nd/nt vurucu
lêxistinxwarî rd dayak yemiş olan
lêxistinxwarin m dayak yeme
lêxist (lêker) dema borî ji lêxistin
lêxistî (rengdêr) (Binihêre:) lê
lêxistin (navdêr, mê) bo lêkerê binere lê xistin, lêdan, derbe, deng ji alavek muzîkê anîn: lêdana tembûrê.
Bi alfabeyên din: Kurdî-Erebî: لێخستن.
Bide ber: lêketin, lêman.
ji: lê + xistin.
Bikaranîn: Lêker: lêxistin xwarin. Navdêr: lêxistinxwarin
lêxistin çûn (lêker) dûr ketin, dûr çûn, derketin çûn.
ji: lêxistin + çûn
lêxistin xwarin (lêker) lêdan xwarin, kutan xwarin, dar xwarin.
ji: lêxistin + xwarin
lêxistvan (navdêr)kesê/a ku lêdixe.Lêxistvan dar pir bi hêz li pilê xist
lêxistin battery, assault, assault and battery
lêxistina dijwar grievous bodily harm
lêxistin spielen (Instrument)
lêxistin schlagen
lêxistina tavê n. pirodayisê tîjî, pirodayisê rojî n.