Encamên lêgerînê
kolik kolîk (sanciya ku car carinan di valahiya zik an jî di rûviya stûr de çêdibe) m
kolîk (sanciya ku car carrinan di valahiya zik an jî di rûviya stûr de çêdibe) m
kolik m 1. mevzi 2. kümes 3. mec kümes (ufak ev)
kolik (i) m bir tür küçük kepçe, kaşık büyüklüğünde fakat derin
kolik (ii) m 1. çardak (tarla, bahçe gibi yerlerde ağaç dallarından örülmüş barınak) 2. çardak (asma gibi bitkilerin dallarına sardırmak için direklerle yapılmış yer) 3. çardak, kameriye 4. kulübe 5. kulübe (bir yeri beklemekle görevli kimsenin içinde bulunduğu küçük barınak)
kolik (iv) m 1. engebe, engebeli, tepeli arazı 2. tepe
kolik (v) m dal (omuz, omuz köprüsü, ense) * bide kolika xwe dalına al
kolik (vi) 1. öksürük (kısık ve kesik öksürük) 2. en çok koyunlarda öksürük şeklinde görülen hastalık
kolika pîrê xweştir e ji burca mirê cizîrê insanın kendi evi saraylardan daha güzeldir
kolikî (i) rd kütçe
kolikî (ii) rd kısık ve kesik öksürük şeklinde kendini gösteren bu hastalığa yakalanmış olan
kolikî bûn l/gh kısık ve kesik öksürük hastalığına yakalanmak
kolikîbûn m kısık ve kesik öksürük hastalığına yakalanma
kolik 1. malika biçûk 2. xaniyê kavilbûyî
(navdêr, mê) tîtîyekî biçûk û bê timik
kolik lîstin malikanî ya ku lîstikeke zarokan e lîstin
kolik m. holike, koxe m.
m. ana. kortike, silike, satike, gêse, setike, kuert m.
m. nîsangeh, nîsane, nîsan n.
rd. qort, kort, qortik, kortik
kolik Kahta
omuzun boyuna yakın kısmı