Encamên lêgerînê
kirin m 1. amel, eylem, edim, fiil 2. yapma, yapış (ortaya koyma, gerçekleştirme, oluşturma) 3. yapma (bir işle uğraşma, meşgul olma) 4. yapma (gerçek niteliğini vermek) 5. yapma (bir dileği, bir isteği yerine getirme) 6. yapma (bir düşünceyi, bir davranışı, bir isteği dönüştürme, gerçekleştirme) 7. yapma (bir harekete, bir işe başlama veya bir hareketle, bir işle uğraşma) 8. yapma (dışkı çıkarma) 9. yapma (gerçekleştirme) 10. yapma (tehdit yolu ile birini herhangi bir duruma getirme) 11. yapma (isim soylu bir kelime ile bir durum yaratma) 12. yapma (edinme, sahip olma) 13. yapma (bir kimseye bir meslek kazandırma, yetiştirme) 14. etme (bir durumu ortaya çıkarma) 15. etme (bir işi yapma) 16. etme (iyi kötü zarflarıyla) 17. etme (vermek anlamında) 18. etme (eşit değer kazanma) 19. etme (herhangi bir değerde olma) 20. etme, geçirme (yapma) 21. etme, yapma, gösterme 22. etme, gösterme 23. etme, buyurma 24. koyma (bir şeyi başka bir şeyin içine yerleştirme) 25. koyma (bir kimseyi işe yerleştirme) 26. koyma (bırakma, içeri salma) 27. koyma (katma, ekleme) 28. doldurma 29. çevirme (kötü bir duruma getirme) 30. (kız) evlenme, kocaya varma 31. değme (değerinde olma) 32. edinme (kendini bir şeye sahip kılma) 33. eyleme 34. giyme 35. icra etme 36. kırkma (ucundan kesme) 37. kapama, kapatma (bir yere sokup dışarı çıkmasına engel olma, hapsetme) 38. edinme 39. kılma, kılış
(kilometre, mil, fersah) yapmak 6) koymak, sokmak 7) yatırmak, bastırmak * îsot kirin xwê biberi tuza yatırdı 8) sarmak, uğratmak * serê wê kire belayê başını belaya sardı 9. sokmak, giymek * piyê xwe kire sola xwe ayağını ayakkabısına soktu 10. vurmak (bağlamak, takmak, koymak) * kelemçe kirine destên wî ellerine kelepçe vurmuşlar
kirin (bayan) birini eş olarak kabul etmek
kirin (…) 1) geçirmek, yerine yerleştirmek * Zîlan gerdenî kire stûyê xwe Zilan kolyayı boynuna geçirdi 2) (bir yere) almak (içeri götürmek) * em kirin odeyeke mezin kirin bizi genişçe bir odaya aldılar 3) kapatmak * ew dînikê hanê kirine hundir deliyi eve kapattılar 4) atmak (koymak) * te xwê kire xwarinê? Yemeğe tuz attın mı? 5) atmak (yerleştirmek, koymak) (kîlometre, mîl û hwd.)
kirin abenoyê (tiştekî) (bir şeye) abone yapmak (veya etmek)
kirin abîde l/gh abideleştirmek anıtlaştırmak
kirin abone abone yapmak (veya etmek)
kirin agir pêketin alev alev (vücut ısısı herhangi bir sebeple artmış olmak) (tiştek)
kirin aqilê xwe l/bw 1. aklına koymak 2. (bir şeyi) zihnine yerleştirmek
aklında tutmak, akıldan geçirmek (tiştek)
1) (bir şeyi) aklında tutmak (öğrenmek, bellemek) 2) (bir şeyi) aklına koymak * carek vê kiriye aqilê xwe, dê bike bir kere bunu aklına koymuş, yapacak
kirin armanc l/gh amaçlamak
kirin armanca nîşanê (bir şeyi) hedef almak
kirin ax û tiraf yerle bir etmek, dümdüz etmek
kirin ax û zar feryat figan etmek
kirin axîn l/gh ahlamak
ah etmek
kirin axurê ahıra çekmek
kirin bahane l/gh bahane etmek
kirin balî l/gh balyalamak
kirin baq l/gh demetlemek
kirin bar û piştî kendine sorun etmek, kendine dert edinmek
kirin barebar l/gh bangırdamak
kirin barimteyê l/gh rehine koymak (veya vermek)
kirin barîn l/gh feryat etmek, haykırmak
kirin bêjinga qulqulî delik deşik etmek (bir şeyin her yanında delikler açmak)
kirin bela û berî (yekî) dan (bir şey birinin) başına sarmak
kirin belaya serê (yekî) (birinin) başına ekşimek (ağır yük olmak) (yek)
kirin belayê (birini) ateşe vermek (tehlikeli duruma sokmak)
kirin bende l/gh köleleştirmek
kirin benîşt (an jî melhem) sakızlaştırmak
kirin ber (…) 1) önüne katmak 2) kaptırmak, kıstırmak (vücudun herhangi bir organı, bir kaza sonucunda makine tarafından ezilmek veya koparılmak) * destê xwe kiriye ber makîneyê elini makinaya kaptırmış * destê xwe kire ber derî elini kapıya kıstırdı
kirin ber cot çifte koşmak (tiştek)
kirin ber dilê xwe mideyi bastırmak (yek)
1) (birini) koynuna almak 2) (birini) koynuna almak (biriyle sevişmek için yatmak)
kirin ber gêreyê çift koşmak
kirin ber hesab hesaba saymak (yek)
kirin ber hev l/bw kapıştırmak
kirin ber kar l/bwişe koşturmak
(birini) işe koşmak (veya koşturmak)
kirin ber şixreyê çift koşmak
kirin ber suxreyê angaryaya koşmak
kirin ber xwe l/bw takmak, kuşanmak * demançe kiriye ber xwe û çûye tabancayı beline takıp gitmiş
kirin berdilê xwe l/bw koynuna almak
kirin berê 1) hesaba saymak * deynê me bike ber pereyê me borcumuzu paramıza say 2) kapsamına almak * ji ber ku tawanbarên ramanê jî bikin ber efûyê, dixebite fikir suçlularını da af kapsamına alınması için çalışıyor 3) kaptırmak * destê xwe kiriye ber makîneyê elini makinaya kaptırmış
kirin berînî l/gh 1. bağırmak, banlamak, bangırdamak 2. melemek 3. cart curt etmek
kirin beyaban l/gh çölleştirmek
kirin bi teqsîtan taksitlendirmek (yek)
kirin bilewil l/gh fan fin etmek
kirin bilqebilq l/gh fıkırdamak, çokramak
kirin bilqîn l/gh fıkırdamak, çokramak
kirin bilqînî l/gh çokramak, fıkırdamak, tokurdamak
kirin bimîn l/gh bumlamak
kirin bin baskê xwe (birine) kanat açmak, (birini) kanadı altına almak, (birinin üstüne) kanat germek
kirin bin çav (an jî çavan) göz altına almak
kirin bin çengê xwe koltuklamak, koltuğunun altına koymak * boxçika xwe kire bin çengê xwe û çû bohçasını koltuklayıp gitti (yek)
(birine) kol kanat olmak (veya germek) (tiştek)
kirin bin destê (an jî înhîsara) xwe tekeline (veya tekellerine) almak
kirin bin fermandariya xwe (birini) egemenliği altına almak
kirin bin hêvşiya xwe himayesine almak
kirin bin kêrê bıçak altına yatırmak, ameliyat etmek
kirin bin kontrolê kontrol altına almak (yek)
kirin bin mehra xwe nikâhına almak (yek)
kirin bin meyeta xwe 1) nüfüzu altında tutmak 2) avucunun içine almak
kirin bin muhafizeya xwe himayesine almak
kirin bin nîr 1) çift koşmak 2) boyunduruka vurmak (baskı altına almak)
kirin bin pişkinînê denitim (veya kontrol) altına almak
kirin bin ramana xwe mec tekeline (veya tekellerine) almak (yek)
kirin bin serweriya (an jî fermandariya) xwe (birini) egemenliği altına almak
kirin bin stara xwe himayesine almak
kirin bin temînatê güvenceye bağlamak
kirin bin zept û rebtê zabturapt altına almak
kirin binçav l/gh göz altına almak
kirin binê cilikê sömen altı etmek, üstüne perde çekmek
kirin bîra (yekî) (birine) hatırlatlmak, aklına getirmek * beriya xwarinê şekir meke bîra zarok yemekten önce şekeri çocuğun aklına getirme
kirin bîra xwe hatırında tutmak
kirin birebir l/gh yaygara koparmak
kirin birînî l/gh yaygara koparmak (veya yaygarayı basmak)
kirin boraq kurban etmek
kirin borebor l/gh bağırmak, bangırdamak
kirin borînî l/gh 1. bağırmak, banlamak, bangırdamak 2. böğürmek (insan için) 3. cart curt etmek
kirin boxçeyê l/gh bohçalamak
kirin bûk gelin etmek (yek)
kirin bûseyê (birini) pusuya düşürmek
kirin bûxar l/gh buharlaştırmak
kirin carecar l/gh carlamak, yaygara koparmak (veya yaygarayı basmak)
kirin carînî l/gh carlamak
kirin çavê (yekî) gözüne sokmak
kirin çavê xwe l/bw 1. gözüne koymak 2. gözüne kestirmek
kirin cebarê alçıya almak (veya koymak)
kirin çelqeçelq l/gh cumbuldamak, cumburdamak
kirin çelqînî l/gh cumbuldamak, cumburdamak
kirin çeqînî l/gh çatırdamak
kirin çete l/gh çeteleştirmek
kirin çêtir e ji gotinê yapmak söylemekten daha iyidir (cihek)
kirin cezaretê l/gh cendereye sokmak
kirin cih l/gh 1. yerine koymak, yerleştirmek 2. örtmek * deri kire cih kapıyı örttü
yerleştirmek (yerine koymak) (kesek)
kirin cihê (…) 1) yerleştirmek, yerine koymak * min ew kire cihê wî ben onu yerine koydum * keremîtan dike cihê wan kiremitleri yerine yerleştiriyor 2) yerine koymak, bırakmak * şekir bike cihê wî şekeri yerine koy
kirin cihekî 1) (birini) bir yere tıkmak 2) (bir yere) tıkmak * diz kirine hepsê hırsızı hapse tıkmışlar
kirin cilsê alçıya almak (veya koymak)
kirin çimeçim l/gh kem küm etmek
kirin çingîn l/gh çınlamak
kirin çingînî l/gh çınlamak, tıngırdamak
kirin çipînî l/gh patırtı etmek
kirin çirax l/gh çırak etmek
kirin çîrçîranok (bir şeyi) dilli düdük yapmak (bir haberi herkese yaymak)
kirin cirecir l/gh carlamak, yaygara koparmak (veya yaygarayı basmak)
kirin çireçir l/gh gıcır gıcır etmek
kirin çîreçîr l/gh cırıldamak, cır cır ötmek
kirin çirik aşındırmak (bir yere pek çok gitmek) (derek)
(bir yeri) yol etmek (tiştek)
kirin cirînî l/gh bağırmak, bağırıp çağırıp, carlamak
kirin çirînî l/gh gıcırdamak * derî dike çirînî kapı gıcırdıyor
kirin çîrînî l/gh 1. cazdırmak, cırıldamak, cırtlamak 2. gacırdamak, gacır gucur etmek, gacır gacır etmek 3. cır cır ötmek 4. zımbırdatmak
kirin çirkeçirk l/gh 1. çatır çatır etmek 2. cızır cızır etmek (kamış kaleminin sesi gibi) 3. gıcırdamak
kirin çirkînî l/gh 1. çatırdamak, çat etmek 2. cızırdamak, cızıldamak 3. gacırdamak, gacır gucur etmek, gacır gacır etmek
kirin civak l/gh toplumlaştırmak
kirin çîzeçîz l/gh 1. cazdırmak, cırıldamak 2. cır cır ötmek
kirin çizînî l/gh cızırdamak, cızıldamak (kesilen camın veya yazı yazarken çıkan sesi anlatır)
kirin çîzînî l/gh 1. cazdırmak, cırıldamak 2. cır cır ötmek 3. zımbardatmak
kirin çol l/gh çölleştirmek
kirin çûkînî l/gh çik çik ötmek (veya yapmak)
kirin dafê (dafikê an jî faqê) 1) kapana düşürmek (veya kıstırmak), tuzağa düşürmek 2) kafeslemek (çıkar sağlamak için birini aldatmak) (yek)
kirin dafikê 1) (birini) tuzağa düşürmek, kapana sıkıştırmak (birini düzenle ele geçirmek) 2) açmaza getirmek (veya düşürmek), kapana sıkıştırmak (birini zor durumda bırakmak) (yek)
kirin dar l/gh (argo) gebertmek
kirin deh pere hiştin (birini) on paralık etmek (yek)
kirin dehmekê l/gh hizalamak
kirin delalî l/gh nazlılaştırmak
kirin dengî l/gh şaaşa yapmak, çan çalmak, herkese bildirmek
kirin dep l/gh evleklemek
kirin der kovmak.
l/gh 1. dışarı atmak, kovmak (bir yerden sürüp çıkarmak) * me ew ji malê bi zorekê kire der onu evden zor kovduk 2. çıkarmak (birinin veya bir şeyin çıkmasını sağlamak, çıkmasına sebep olmak) 3. çıkarmak (sindirim yolundan dışarı atmak)
kirin der û dertûlan (birini) sokaklara düşürmek
kirin derhûd (destber an jî zaminder) kefil etmek
kirin derpê l/gh (argo) kadın kocasını topluluktan soyutlamak
kirin dest eline tutuşturmak (karşısındakinin isteyip istemediğini düşünmeyip ansızın vermek) * jinikê name kire destê wî kadın eline mektubu tutuşturdu (yek)
ele geçirmek (yakalamak, zaptetmek)
kirin destber (an jî zaminder) kefil etmek
kirin destê (yekî) eline tutuşturmak * name kire destê min mektubu elime tutuşturdu
kirin destê xwe eline almak (bir işin veya yerin yönetimini emrine almak) (tiştek)
ele geçirmek (sahibi olmak)
kirin devê (yekî) ağzına tıkamak (yek)
kirin dimedim l/gh güm güm etmek
kirin dimîn l/gh uğuldamak (beyinde, kulakta uğultu olmak)
kirin dimînî l/gh gümbürdemek
kirin dîn bûn l/bw fırttırmak, fıttırmak * ez dikim ji destê vî merivî dîn bibim bu adamın elinden fırttıracağım
kirin ding l/gh denk yapmak, bağlamak, balyalamak * eşya ding kirin eşyayı bağlamak
kirin dingînî l/gh gümlemek
kirin du pere (birini) iki paralık etmek (yek)
kirin dûkel l/gh buharlaştırmak
kirin erdê 1) (birini) yere yıkmak 2) (birini) toprağa vermek
kirin eter l/gh eterleştirmek
kirin eyar tulum çıkarmak
kirin eyb l/gh ayıplamak
kirin faqê kapana düşürmek (veya kıstırmak)
kirin felq l/gh ayırmak (bölmek) * sêv kirin çar felq elmayı dörde ayırdı
kirin feryad û fîxan feryat etmek, haykırmak (yek)
kirin fileh l/gh hristiyanlaştırmak
kirin firînî l/ngh hopurdatmak, höpürdetmek
kirin fîrînî l/gh çağlamak, gürüldemek (nehir, akarsu ve dereler için) * çem dike fîrînî û dikişe dere gürüldeyerek akıyor
kirin fisînî l/gh fısıldamak
kirin fişînî l/gh tıslamak (kaz, kedi, yılan vb. nin çıkardığı ses)
kirin fîtefît l/gh ötüşmek
kirin fitîl (birini) ifrit etmek (yek)
kirin fitîl hiştin (birine) fitil vermek
kirin fîtînî l/gh ötüşmek * çûkên li ser daran dikirin fîtînî ağaçtaki kuşlar ötüşüyordu
kirin formûl l/gh formülleştirmek
kirin franiz l/gh Fransızlaştırmak
kirin frensawî l/gh Fransızlaştırmak
kirin gac l/gh kangallamak, keleplemek
kirin gaz l/gh gazlaştırmak
kirin gazî l/gh adak etmek
kirin gêjahiyê gürültüye getirmek (karışıklıktan yararlanarak istediğini elde etmek)
kirin geranê (an jî tedawulê) tedavüle çıkarmak
kirin gerewa (tiştekî) rehine koymak (veya vermek)
kirin gerewa hev birbirinin yerine saymak
kirin gilde l/gh yumaklamak
kirin gilok l/gh topaklamak
l/gh yumaklamak
kirin giregir l/gh gürlemek
kirin girik l/gh bezelemek, topaklamak (hamur topağı yapmak)
kirin gixîn l/gh agulamak
kirin gixînî l/gh agulamak
kirin gorî (an jî qurban) kurban etmek
kirin guharek û kirin guhê xwe kulağına küpe etmek * keça min van gotinên min bike guharek û bike guhê xwe bu sözlerimi kulağına küpe yap kızım (yek)
kirin gulpîn l/ngh parlamak (tutuşup alev çıkarmak )
kirin gulpînî l/ngh parlamak (tutuşup alev çıkarmak )
kirin gumegum l/gh güm güm etmek
kirin gumîn l/gh 1. gümlemek 2. uğuldamak (beyinde, kulakta uğultu olmak)
kirin gumînî l/gh gümbürdemek
kirin gunehan (birini) günaha sokmak
kirin guregur l/gh harıldamak
kirin gûrî l/gh evleklemek
kirin gurînî l/gh 1. gürlemek * esman kire gurînî gök gürledi 2. gürüldemek (nehir, akarsu ve dereler için) * çem dike gurînî û dikişe dere gürüldeyerek akıyor
kirin gurmegurm l/gh güm güm etmek
kirin gurmînî l/gh gümbürdemek, gürlemek
kirin gurz l/gh demetlemek
kirin guvînî l/gh uğuldamak (rüzgâr sesi için)
kirin halê xerab duman attırmak (kötü duruma düşürmek) (yek)
kirin hawar l/gh 1. feryat etmek (büyük bir yokluk, zarar ve sıkıntı içinde bulunmak 2. yardım çağırmak
kirin helalî heram l/bw zehir zıkkım etmek
kirin helaliya xwe (birini) helâlliğe almak
kirin hêlekana li ser avê gergin ve sinirli bir duruma yol açmak, elektriklendirmek
kirin hêncet l/gh bahane etmek
kirin hesab hesaba dökmek (tiştek, rewşek)
kirin hesabê xwe (bir şeyi, bir durumu) hesaba almak (veya hesaba katmak)
kirin hesarê l/gh çembere almak
kirin hestî l/gh kemikleştirmek
kirin hev û din l/bw 1. kenetlemek (birbirine geçirerek bağlamak) * destê xwe kiribû hev û din ellerini kenetlemişti 2. kenetlemek (sıkıca birbirinin üzerine kapamak)* devê xwe kiribû hev û din venedikir ağzını kenetlemiş açmıyordu
kirin hêwirze l/gh gürültü çıkarmak (etmek, koparmak veya yapmak)
kirin hilm û gulm buharlaştırmak
kirin hilqînî l/gh öğürmek
kirin himehim l/gh güm güm etmek
kirin himînî l/gh 1. gümbürdemek 2. gürlemek
kirin hîqehîq l/gh kıkırdamak, kakır kakır gülmek
kirin hîqînî l/gh kıkırdamak
kirin hirehîq l/gh kahkaha atmak
kirin hiş avêtin l/bw fırttırmak, fıttırmak * ez dikim ji destê vî merivî hiş biavêjim bu adamın elinden fırttıracağım
kirin hişê xwe l/bw (bir şeyi) zihnine yerleştirmek, aklına koymak
1) hatırında tutmak, aklında tutmak 2) aklını takmak 3) kafasına koymak, zihnine yerleştirmek, dağarcığına atmak 4) kafasından geçirmek (tiştek)
1) (bir şeyi) aklında tutmak (öğrenmek, bellemek) 2) (bir şeyi) aklına koymak, aklına takmak (veya aklını takmak)
kirin hîz (an jî eyar) tulum çıkarmak (cihek)
kirin hîzayekê l/gh hizalamak
kirin humîn l/gh gürlemek (top gibi gürlemek)
kirin îdeal l/gh idealleştirmek, ülküleştirmek
kirin iftînî l/gh 1. ıhlamak, ıklamak 2. tıslamak (ağır yük altında iniltiye benzer ses çıkarmak)
kirin îsawî l/gh hristiyanlaştırmak
kirin îskînî l/gh hıçkıra hıçkıra ağlamak
kirin kafir keratî 1) alan talan etmek, allak bullak etmek, darmaduman etmek, ortalığı karıştırmak, dumanı vermek (karmakarışık bir duruma getirmek) 2) tozu dumana katmak (ortalığı alt üst etmek) 3) (bir yeri) curcunaya çevirmek, döndürmek (veya curcunaya vermek) (tiştek)
(bir şeyi) çorba etmek
kirin kafir keratî hiştin karmakarış etmek
kirin kafirkeratî l/gh 1. alan talan etmek, darmaduman etmek, allak bullak etmek 2. çıkmaza sokmak
kirin kalan l/gh kınlamak
kirin kalekal l/gh inim inim inlemek
kirin kalînî l/ngh melemek
kirin karîgeriyê l/gh yürürlüğe konmak
kirin kefa destê xwe avuçlamak
kirin kelef l/gh kangallamak, keleplemek
kirin keltekelt l/gh 1. havlamak 2. havlamak, boş konuşmak 3. çan çan etmek (ötmek veya konuşmak)
kirin kemînê pusuya (veya tuzağa) düşürmek
kirin kenî l/gh gülmek
kirin kerê qiyametê çanına ot tıkmak (tıkamak veya tıkanmak)
1) muma döndürmek veya çevirmek (uslandırmak) 2) ağzının payını vermek (yek)
kirin ketin düşeyazmak
kirin kirêc l/gh kireçsilemek
kirin kiriyar abone yapmak (veya etmek)
kirin kiriyarê (tiştekî) (bir şeye) abone yapmak (veya etmek)
kirin kirpekirp l/gh çıtır çıtır etmek
kirin kirpîn l/ngh kakırdamak
kirin kirpînî l/gh 1. çıtırdamak, kıtırdamak (ekmek için) * gava ku nanê hişk dixwar di devê wê de dikir kirpînî sert ekmek yiyince ağzında çıtırdıyordu 2. kütürdemek
kirin kirtekirt l/gh tıkırdamak
kirin kirtînî l/gh tıkırdamak
kirin kitêb l/gh kitaplaştırmak
kirin kizekiz l/gh 1. cızırdamak (acı duymak) 2. cızırdamak (et ateşte kızartıldığında)
kirin kizînî l/gh 1. cızırdamak (acı duymak için) * nava dilê min kire kizînî içim cızırdadı 2. cızırdamak (ateşte et pişirirken)
l/gh 1. cızırdamak, cızıldamak (acı duymak, içinin cız etmek) 2. cızırdamak (ateşte et pişirildiğinde çıkan ses için)
kirin koda ribabê (birinin) antipropagandasını yapmak, davul etmek
kirin kole l/gh köleleştirmek
kirin komayê (birini) komalık etmek
kirin komir l/gh kömürleştirmek
kirin ku (yek) îman bi rebê mûsa anîn Hanya’yı Konyay’yı gösterme (veya öğretmek)
kirin ku (yek) li emrê çûyî poşman bûn Hanya’yı Konyay’yı gösterme (veya öğretmek)
kirin ku (yek) poşman bibe ji diya xwe bûye (birini) anasından doğduğuna pişman etmek
kirin ku dinya li ser serê (yekî) rûniştin dünyayı başına dar etmek
kirin ku diya (yekî) lawo bike (birinin) anasını ağlatmak * kî bi çavekî ne xweş lê binêre, ez dê bikim ku diya wî lawo bike kim ona yan bakarsa, anasını ağlatırım
kirin ku firîn kanatlanmak (çok sevinmek) * gava ku behs jê dikir çawa dicoşiya, çawa dikira ku bifiriya anlatırken nasıl coşuyor, nasıl kanatlanıyordu
kirin ku ji eyarê xwe derketin kabına sığmamak
kirin ku ji nav cihan ranebûn yatağa bağlamak
kirin ku kêfa (yekî) jê re hatin (birinin) sempatisini kazanmak
kirin ku kezeba (yekî) peritîn (birinin) ciğerini paralatmak (veya sökmek)
kirin ku mirin öleyazmak * ji ber german bikira ku bimira sıcaktan öleyazdı
kirin ku şîrê çilîtiyê di pozê (yekî) de derê (an jî bê) (birini) anasından doğduğuna pişman etmek
kirin ku tîn tê re çûn ateşe tutmak (az ısıtmak)
kirin ku xwêdan tê de avêtin terletmek (sıkıntıya düşürmek, çokça yormak)
kirin kufekuf l/gh 1. pofurdamak 2. tellendirmek, tüttürmek (sigara, nargile vb. şeyler için)
kirin kufînî l/gh 1. pofurdamak 2. tıslamak (kaz, kedi, yılan vb. nin çıkardığı ses)
kirin kulû l/gh yumaklamak
kirin kurdî l/gh kürtçeleştirmek
kirin kûrînî l/gh hüngürdemek
kirin kûstînî l/gh 1. çenilemek (canı yanan köpek ağlar gibi acı acı ses çıkarmak) 2. cırlamak
kirin kûzînî l/gh 1. çenilemek (canı yanan köpek ağlar gibi acı acı ses çıkarmak) 2. cırlamak
kirin lat l/gh evleklemek
kirin lehî l/gh batırmak (alay yolu)
kirin lepikê (an jî kemînê) tuzağa düşürmek
kirin liqînî l/gh lıkırdamak
kirin lûbelûb l/gh uğunmak
kirin lûlik l/gh dürmek (silindir şeklinde kendi üzerine sarmak)
kirin malê leşkerî (an jî eskerî) askerîleştirmek
kirin marê nîvkuştî sallantıda bırakmak
kirin mebest l/gh amaçlamak
kirin mebest (an jî mexsed) amaç gütmek
kirin mecbûrî l/gh zorunlu kılmak
kirin mehne l/gh bahane etmek
kirin melhem sakızlaştırmak
kirin mengî l/gh ülküleştirmek
kirin merînî l/ngh melemek
kirin meriyetê yürürlülüğe konmak (tiştek)
kirin mesele (bir şeyi) mesele yapmak (yek)
kirin mesîhî l/gh hristiyanlaştırmak
kirin mêşin hiştin muma döndürmek veya çevirmek (uslandırmak)
kirin mesrefê (birini) masrafa sokmak
kirin mêvan l/gh misafir etmek
konuk (veya misafir) etmek (yek)
kirin mexel l/gh çöktürmek
kirin mexîn l/gh hristiyanlaştırmak
kirin mexsed l/gh amaçlamak
kirin mîna (an jî mînanî) pola mec çelikleştirmek, demirleştirmek (demir gibi sağlamlaştırmak)
kirin minet l/gh minnet etmek
kirin mirînî l/gh mırlamak
kirin mirov (an jî meriv) (birini) adam etmek (eğitmek, yetiştirmek)
kirin mişar l/gh evleklemek
kirin mizemiz l/gh kem küm etmek
kirin morînî l/gh böğürmek (öküz, manda vb. için)
kirin mûrînî l/gh böğürmek (öküz, manda vb. için)
kirin muxetab l/gh muhatap etmek
kirin nalenal l/gh inim inim inlemek
kirin nav (…) kısmak (sıkıştırmak) * kûçikê qemça xwe kiri nav gavê xwe köpek kuyruğunu bacaklarının arasına kıstı
kirin nav dest û piyan ayaklar altına almak * şerefa xwe, namûsa xwe kirin nav dest û piyan şerefini, namusunu ayaklar altına aldı
kirin nav dilê xwe içine atmak (sıkıntısını kimseye belli etmemek)
kirin nav du kevaneyan parantez içine almak
kirin nav dunikê (an jî dunikan) tırnak içine almak
kirin nav kevaneyê (an jî parantezê) paranteze almak
kirin nav malê iç güveyi almak
kirin nav piyên xwe l/bw (sofraya) kurulmak
kurulmak (sofraya rahatça oturmak) * goşt kire nav piyê xwe û di yek carê de hel kir ete bir kuruldu bir seferde silip süpürdü
kirin nav xwe l/bw kapsamak
kirin nav zerfê l/bw zarflamak
kirin nava (tiştekî) 1) gömmek, batırmak * serê xwe kire nav çarşeva diya xwe annesinin çarşafına kafasını gömdü 2) katmak (birlikte göndermek) * me qerewil kirin nav qewteyê kafileye muhafız kattık (yek)
kirin nava kêşekî gû û agir berdanê itin götüne (veya kıçına) sokmak
kirin nava nemir û nejînî sallantıda bırakmak
kirin nava xwe 1) araya almak, ortaya almak 2) içine almak, kapsamak
kirin navbera xwe araya almak
kirin navê 1) kapsamına alma (veya alınmak) 2) katmak (içine veya üstüne niteliğini değiştirmek veya niceliğini artırmak için eklemek) 3)argo (yek) boklamak
kirin navê (an jî dewrê) (birini) araya koymak (bir kimsenin aracılığına baş vurmak)
kirin nekir bir türlü (hiçbir biçimde, hiçbir yolla) * min kir nekir min ew qanih nekir bir türlü onu ikna edemedim
kirin nesîbê (yekî) (birine) nasip etmek
kirin nêvî l/gh (bir şeyi) ikiye bölmek
kirin nezaretê l/gh göz altına almak, nezarete atmak
gözlem altına almak (tiştek)
kirin nezir l/gh adak etmek
kirin nirînî l/gh mırlamak
kirin nîşan (bir şeyi veya bir şeye) nişan koymak * ji bo çaxê vegerê em riya xwe şaş nekin, min ev her du hewr kirin nîşan dönüşte yolumuzu şaşırmamak için şu iki kavağı nişan koydum (yek)
kirin niyet l/gh niyet etmek
kirin nûzînî l/ngh cırlamak
kirin ofîn l/gh oflamak
kirin ofîn û pifîn oflamak puflamak
kirin orîn l/gh uğuldamak (rüzgârın uğuldaması için)
kirin orînî l/gh böğürmek (öküz, manda vb. için)
kirin parze l/gh parçalara ayırmak
kirin paşila (an jî paxila) xwe 1) (birini) koynuna almak 2) (birini) koynuna almak (biriyle sevişmek için yatmak)
kirin pê l/gh ayağına giymek
kirin pê (an jî ling) ayağına giymek
kirin pêçekê belemek (çocuğu kundaklamak) (yek)
kirin pelişîn l/ngh çatırdamak, çökmeye yüz tutmak * xaniyê me dike bipelişe evimiz çatırdıyor
kirin pereyek bir paralık etmek * we ez ji dinya alemê re kirim pereyek beni el aleme bir paralık ettiniz
kirin pêsîrtengiyê (birini) dara boğmak
kirin pêşiya xwe l/bw önüne katmak
kirin pêşiyê l/gh öne almak (veya alınmak)
kirin pêşkenî l/gh maskara etmek
kirin piç û parî parça parçük etmek
kirin piçik û parî parça parçük etmek, un ufak etmek
kirin pifînî l/gh pofurdamak, puflamak
kirin pilçepilç l/gh fokurdamak
kirin pilçînî l/gh fokurdamak
kirin pilepil l/gh sayıklamak (istediği, özlediği bir şeyden sürekli söz etmek)
kirin pilewil yuvarlamak (sözü belirsizce ve anlaşılmayacak biçimde söylemek)
kirin pirînî l/gh pır pır etmek
kirin pirtûk l/gh kitaplaştırmak
kirin pirzika ser zimanê xwe diline pelesenk etmek (yek)
kirin pistînî l/gh fısıldamak
kirin pitînî l/gh dırlanmak, pıtırtı etmek
kirin pixepix l/gh mışıl mışıl uyumak
kirin pola l/gh çelikleştirmek
kirin polekî sor (birinin) kuyruğuna teneke bağlamak
kirin potik û kincikan düğüm üstüne düğüm vurmak veya atmak (parasını pintilik ederek saklamak)
kirin poxilme l/gh parmak atmak
kirin pûkînî l/ngh sızlanmak
kirin pûşî l/gh kavlamak
kirin pût l/gh putlaştırmak
kirin pûyîna belotan l/gh palamutlamak
kirin qafê xwe 1) kafasına koymak 2) kafasından geçirmek
kirin qajînî l/gh bağırmak, çığlık atmak
kirin qalib kalıba vurmak
kirin qar dan nav çavên (yekî) başına kakmak
kirin qar dan serê (yekî) başına kakmak
kirin qar li nav çavê (yekî) xistin yüzüne vurmak (veya çarpmak)
kirin qar û dan serê (yekî) başına kakmak
kirin qarînî l/gh bağırmak
kirin qaseyan l/gh kasalamak
kirin qatix l/gh katıklamak
kirin qayde l/ngh kurallaştırmak
kirin qefesê) 1) kafase koymak 2) kafeslemek (çıkar sağlamak için birini aldatmak)
kirin qelî 1) kavurma yapmak 2) turşusunu kurmak * qismetê te derkeve dernekeve em dê te bidin, ma em te nakin qelî bir kısmetin çıkar çıkmaz seni vereceğiz, turşunu kuracak değiliz
kirin qerebalixê gürültüye getirmek (veya boğmak) (yek)
kirin qêrîn l/gh 1. çağırıp bağırmak 2. haykırmak
kirin qerpînî l/gh patırdamak
kirin qesarê l/gh kasarlamak
kirin qeşmer l/gh maskara etmek
kirin qeşmer ji xwe re (birini) maskaraya çevirmek (yek)
kirin qevd l/gh demetlemek
kirin qidqidînî l/gh gıdaklamak * mirîşk dike qidqidînî tavuk gıdaklıyor
kirin qijeqij l/gh cızır cızır etmek (yağda kızartılan yiyecekler için)
kirin qîjewîj l/gh 1. çağırıp bağırmak 2. cayırtıyı basmak (veya cayırtı koparmak)
kirin qijîn l/gh cız etmek, cızlamak
kirin qîjîn l/gh 1. çığlık atmak 2. feryat etmek, haykırmak
kirin qijînî l/gh cızlamak, cızırdamak (yağda kızıartılan yiyecekler için)
kirin qîjînî l/gh çığlık atmak, bağırmak
kirin qilqalê (birini) telâşa düşürmek
kirin qirçeqirç l/gh çıtırdamak, gıcır gıcır etmek, çıtır çıtır etmek
kirin qirçîn l/gh çat etmek, çatırdamak
kirin qirçînî l/gh 1. çıtlamak * agir dike qirçînî ateş çıtlıyor 2. çıtlamak (sert kabuklu yemişler yenilirken çıkarılan ses) 3. çıtırdamak, çıt etmek * gava ku pêlî texte kir, kire qirçînî tahtaya basınca çıtırdadı 4. gacırdamak, gıcırdamak, gacır gucur etmek, gacır gacır etmek (diş için)
kirin qîrçînî l/gh çat etmek
kirin qireqir l/gh gaklamak
kirin qîrewîr l/gh bangırdamak
kirin qirik l/gh kül etmek, yakıp kül etmek
yakıp kül etmek
kirin qîrîn û barîn çağırıp bağırmak
kirin qirînî l/gh gaklamak
kirin qîrînî l/gh 1. çığlık atmak 2. bağırmak, banlamak, bangırdamak, feryat etmek, haykırmak 3. çağırıp bağırmak
kirin qirpeqirp l/gh çıtır çıtır etmek
kirin qirpînî l/gh çıtırdamak * gava ku nanê hişk dixwar di devê wê de dikir qirpînî sert ekmek yiyince ağzında çıtırdıyordu
kirin qirqirînî l/gh gıdaklamak * mirîşk dike qirqirînî tavuk gıdaklıyor
kirin qirteqirt l/gh gıdaklamak * mirîşk dike qirtqirt tavuk gıdaklıyor
kirin qirtînî l/gh takırdamak
kirin qişteqişt l/gh gaklamak
kirin qiyalê l/gh gölgelendirmek (hayvanları gölgede dinlendirmek)
kirin qoreqor l/gh böğürmek (öküz, manda vb. için)
kirin qorînî l/gh böğürmek (öküz, manda vb. için)
kirin qulik û milikan (an jî bexşikan) düğüm üstüne düğüm vurmak veya atmak (parasını pintilik ederek saklamak)
kirin qulikê 1) deliğe koymak (veya sokmak) 2)argo deliğe tıkmak, kodese tıkmak (hapse atmak)
kirin qultînî l/gh lıkırdamak
kirin qurban kurban etmek
kirin qurbana xwe (kendine) kurban etmek (kendi çıkarı için birini veya bir şeyi feda etmek)
kirin qurînî l/nh üveymek
kirin qurpînî l/gh 1. kıtırdamak, kütürdemek (kemikler için)* gava ku şofêr tevzî dan xwe, hestiyên wî kirin qurpînî şoför gerindiğinde, kemikleri kıtırdadı 2. patırdamak
kirin qutiyan l/gh kutulamak
kirin quzulqurt l/gh zehir zıkkım etmek
kirin rê l/gh yoluna koymak, rayına oturtmak
1) yol yapmak * rêça cola pez ev der kiriye rê sürünün izi buraları yol yapmış 2) yoluna koymak
kirin refik l/gh 1. sekilemek 2. evleklemek
kirin rejî l/gh kömürleştirmek
kirin rekehê (an jî qefesê) 1) kafase koymak 2) kafeslemek (çıkar sağlamak için birini aldatmak) (tiştek)
kirin reperep l/gh görültü patırtı yapmak
kirin repîn l/gh tapırdamak
kirin repînî l/gh patırdamak, tıpırdamak (yürürken tıpır tıpır ses çıkarmak)
kirin reqînî l/gh takırdamak
kirin resmiyetê (bir işi) resmiyete dökmek
kirin ridê sidê mekik dokumak
kirin rijik l/gh kül etmek (yakmak)
yakıp kül etmek
kirin robot l/gh robotlaştırmak
kirin rojevê gündeme almak
kirin roman l/gh romanlaştırmak
kirin rûpel l/gh sayfalandırmak
kirin şagirt lgh çırak etmek
kirin sekû l/gh teraslamak, sekilemek
kirin sekûk l/gh sekilemek
kirin sepetê (an jî selikê) sepete koymak, sepetlemek
kirin şeqînî l/gh 1. çakıldamak 2. çıtırdamak
kirin ser ulamak.
l/gh üstüne katmak
kirin ser (tiştekî) 1) eklemek 2) üzerine koymak
kirin ser (…) üstüne koymak, katmak, tamamlamak (içine veya üstüne niteliğini değiştirmek veya niceliğini artırmak için eklemek) * tu jî hinek pere bike serê bu paraya biraz sen de kat * em dê sibehê bikin ser wê üstünü yarın tamamlarız
kirin ser çav üzerine yıkmak (yek)
kirin ser dilê xwe kendini düzdürmek (yek)
kirin ser hev l/bw 1. istiflemek 2. biriktirmek 3. katmak
kirin ser zimanan dillendirmek (hakkında dedikodu yapılmasına sebep olmak)
kirin serad hiştin kalbura çevirmek
kirin serê l/gh 1. eklemek, katmak 2. ilhak etmek 3. üzerine koymak
1) üstüne eklemek, katmak (içine veya üstüne niteliğini değiştirmek veya niceliğini artırmak için eklemek) * tu jî hinek pere bike serê bu paraya biraz sen de kat 2) bire bin katmak (çok abartmak) 3) ilave etmek, eklemek
kirin serê (yekî) 1) kafasına koymak (veya sokmak), kulağına koymak (veya sokmak) 2) başına (veya kafasına) geçirmek (bir şeyi öfkeyli birinin başına vurmak) * beroş kire serê wî tencereyi başına geçirdi (îş û karê xwe)
kirin serê rê hâle yola koymak
kirin serê xwe l/bw 1. kafana koymak, nakşetmek 2. kafana takmak
1) kafasına koymak, kafana koymak 2) kafasına koymak, kurmak (aklına koymak) * ku ew carek kiribe serê xwe êdî nasekine o gitmeyi bir kez kurdu mu, artık durmaz 3) kafasından geçirmek
kirin şêrt l/gh dilim dilim etmek
kirin şikê l/gh işkillendirmek
kirin şildim bildim l/bw fan fin etmek
kirin şîn l/gh ağıt yakmak
kirin sindoqê sandıklamak, sandığa koymak
kirin sîqesîq l/gh gıcır gıcır etmek
kirin şîrqîn l/gh 1. şıngırdatmak 2. gürletmek
kirin şorebe (bir şeyi) çorba etmek
kirin stû l/gh 1. üstüne yıkmak 2. üstüne (veya üzerine) atmak
kirin stûyê (yekî) 1) yüklemek (yükümlülük altına sokmak) * xwedîkirina zarokê kirin stûyê wê çocuğun bakımını ona yüklediler 2) (birinin) üstüne atmak, yıkmak, yüklemek (bir suçu birinin üstüne atmak) * sûc kirin stûyê wî suçu ona yüklediler * sûc dike stûyê min suçu bana yıkıyor 3) üzerine atmak (yapılmış kötü bir şeyi birine yüklemek) * sûc neke stûyê wê suçu onun üzerine atma
kirin stûyê xwe üstlenmek
kirin şûna (tiştekî) ikame etmek, yerine koymak
kirin şûna (yekî) 1) yerine koymak * min ew xiste şûna wî onu, onun yerine koydum 2) koymak, bırakmak * şekir bike şûna wî şekeri yerine koy (yek)
kirin şûna evdalan (an jî bûdelayan) (birini) aptal yerine koymak (veya konulmak) (yek)
kirin şûna mirovan adam yerine koymak (yek)
kirin şûna xirexavan (birini) aptal yerine koymak (veya konulmak) (yek)
kirin şûna xwe el tazelemek (bir işte yorulan kimseyerine başka birini getirmek)
kirin sûravkê turşu kurmak (veya yapmak) (tiştek)
kirin şûv l/gh nadaslamak
kirin tac dan serê xwe başına taç etmek
kirin tangekê l/gh hizalamak
kirin tara bêjingê delik deşik etmek (bir canlının vücudunda bir araçla birçok yaralar, kesikler açmak)
kirin teleyê kapana düşürmek (veya kıstırmak)
kirin tepetep l/gh tapırdamak, hora tepmek, görültü yepmek
kirin tepîn l/gh tapırdamak
kirin tepînî l/gh 1. tıpırdamak, patırdamak, pıtırtı etmek (yürürken tıpır tıpır ses çıkarmak) 2. tıpırdamak (hafif hafif vurmak) 3. titremek (ışık için; aralıklı olarak gücü azalıp çoğalmak) 4. pıt pıt atmak (korku ve heyecan gibi sebeple kalbi fazla çarpmak)
kirin teqîn l/gh fırttırmak, fıttırmak * ez dikim ji destê vî merivî dikim biteqim bu adamın elinden fırttıracağım
kirin teqsît taksite bağlamak
kirin tereqiyê diriltmek (yeniden geçerli duruma getirmek)
kirin terpeterp l/gh güm güm etmek
kirin teşeyê (tiştekî) biçime sokmak (veya vermek)
kirin tev l/gh katmak (içine veya üstüne niteliğini değiştirmek veya niceliğini artırmak için eklemek)
kirin tevî (…) 1) katmak (içine veya üstüne niteliğini değiştirmek veya niceliğini artırmak için eklemek) 2) katmak (döllenmeyi sağlamak için erkek hayvanı dişinın yanına salmak)
kirin tevî hev l/bw 1. (birbirinin içine) katmak 2. aralarına katmak
(birbirine) katmak (içine veya üstüne niteliğini değiştirmek veya niceliğini artırmak için eklemek) (yek)
kirin texmekê l/gh hizalamak
kirin texte pestile çevirmek (yek)
kirin texte hiştin (birinin) pestilini çıkarmak
kirin tiliya xwe parmağına takmak * wê gustîrkê bixe tiliya xwe yüzüğü parmağına takacak
kirin tîmsal l/gh timsal etmek
kirin tingînî l/gh tınlamak, tıngırdamak, dımbırdamak, zımbırdamak
kirin tîqetîq l/gh kahkaha atmak
kirin tisînî l/gh tıslamak (kaz, kedi, yılan vb. nin çıkardığı ses)
kirin torbe l/gh torbalamak
kirin toz l/gh tozumak
kirin tûrik l/gh torbalamak
kirin tutetut l/gh baykuş ötmek
kirin û nekirin ısrarlara rağmen
kirin ufeuf l/gh uflayıp puflamak
kirin ufîn l/gh oflamak
kirin ufîn û kufîn uflayıp puflamak
kirin ufînî l/gh pofurdamak, puflamak, uflayıp puflamak
kirin vartan vartan l/bw fart furt (ya da farta furta) etmek, fartası furtası olmamak
kirin vingînî l/gh vınlamak
kirin vizînî l/gh vızıldamak, vızlamak
kirin waqewaq l/gh vakvaklama, vaklamak
kirin waqînî l/gh vakvaklama, vaklamak, viyaklamak, cıyaklamak
kirin war l/gh yurt etmek, vatanlaştırmak
kirin wekî axurê ahıra çevirmek (yek)
kirin wekî fitîl fitillemek, fitil vermek, kızdırmak
kirin wekî hesin demirleştirmek
kirin wekî leyîstika zarokan çocuk oyuncağı haline getirmek
kirin wekî qulên seradan kalbura çevirmek
kirin wekî şepe (an jî cemed) çivi kestirmek (yek)
kirin wekî zarokan l/bw çocuklaştırmak
kirin wekîl l/gh vekil etmek
kirin welat l/gh vatanlaştırmak
kirin wîçewîç l/gh ötüşmek, cıvıldamak * çûkên li ser daran dikirin wîçewîç ağaçtaki kuşlar ötüşüyordu
kirin wîçînî l/gh ötüşmek, vıcırdamak, makara çekmek, sürekli ütmek
kirin wîqewîq  l/gh viyaklamak, cıyaklamak
kirin wîqînî l/gh viyaklamak, cıyaklamak
kirin wîrewîr l/gh 1. vırıldamak, vırıldanmak, vırlamak 2. cıvıldamak (insanlar için) 3. argo ötmek; çan çan etmek (ötmek veya konuşmak), anlamsız boş konuşmak 4. sayıklamak (istediği, özlediği bir şeyden sürekli söz etmek)
kirin wîrînî l/gh dırlanmak, zırlamak, bağırıp çağırmak
kirin wîtewît l/gh cıvıldamak
kirin wîtînî l/gh ötüşmek * çûkên li ser darê dikirin wîtînî ağaçtaki kuşlar ötüşüyordu
kirin wîzîn l/gh 1. vızıldamak, vızlamak 2. uğuldamak (rüzgârın uğuldaması için) 3. uğuldamak (beyinde, kulakta uğultu olmak)
kirin xamê l/gh besi yapmak
kirin xayilan (birini) dalgınlığına getirmek (yek)
kirin xelek l/gh halkalamak
kirin xelqe l/gh halkalamak
kirin xêr sebil etmek
kirin xesarê l/gh hasara sokmak (veya uğratmak)
kirin xesarê (an jî zerarê) 1) (birine) zarar vermek 2) (birine) zarara sokmak
kirin xetik l/gh evleklemek
kirin xewê l/gh uyutmak
kirin ximînî l/gh gümbürdemek
kirin xingal l/gh kangallamak
kirin xirecir l/gh yaygara koparmak (veya yaygarayı basmak)
kirin xirexir l/gh tıkırdamak * gûz di hundirê çewal de dikirin xirexir cevizler çuvalın içinde tıkırdadı
kirin xirînî l/gh 1. hırıldamak 2. horlamak, horuldamak * tu di xewê de dikî xirînî? sen uykuda horluyor musun? 3. takırdamak, tıkırdamak
kirin xiristiyan l/gh hristiyanlaştırmak
kirin xirtexirt l/gh tıkırdamak
kirin xirtînî l/gh tıkırdamak
kirin xirxirk l/gh un ufak etmek * dest û piyên di wê kirin xirxirk
kirin xişînî l/gh 1. hışıldamak, hışırdamak 2. takırdamak
kirin xiyal l/gh hulyalaştırmak
kirin xîzînî l/ngh hırıldamak
kirin xulînî l/gh fışıldamak, fışırdamak
kirin xumexum l/gh çağlamak (suların köpürerek ve ses çıkararak akması)
kirin xumîn l/gh uğuldamak (beyinde, kulakta uğultu olmak)
kirin xurde l/gh hurdaya çevirmek
kirin xurê guleyekê mermi manyağı yapmak (bir kurşunla canını almak)
kirin xurînî l/gh 1. gurlamak, guruldamak 2. gürüldemek (nehir, akarsu ve dereler için)
kirin xurmînî l/gh 1. gümbürdemek, gürlemek 2. gürüldemek (nehir, akarsu ve dereler için)
kirin xuroşe l/gh taşmak
kirin xuşexuş l/gh fışıldamak, fışırdamak
kirin xuşînî l/gh 1. fışıldamak, fışırdamak, haşırdamak, hışıldamak, hışlamak 2. çağıldamak
kirin xwarê l/gh 1. düşürmek 2. çöktürmek
aşağı almak (yek)
kirin xwe xwarin içi içini yemek * ji bo ku em qasek berî qasekê herin malê dike xwe bixwe bir an önce eve gitmek içi içini yiyiyor
kirin xweda l/gh tanrılaştırmak
kirin xwedî l/gh sahip etmek (veya kılmak)
kirin xwedî erd (an jî arazî) topraklandırmak (yek)
kirin xwedî mûçe (mehane an jî meaş) aylık bağlamak
kirin xwedî sendîka sendikalaştırmak
kirin xwediyê (tiştekî) sahip kılmak
kirin xweyî l/gh sahip etmek (veya kılmak)
kirin yezdan l/gh tanrılaştırmak
kirin zaminder kefil etmek (cihek)
kirin zarezar l/gh figan etmek
kirin zevî tarla açmak, arazi açmak (yek)
kirin zezarê l/gh zarara sokmak
kirin ziftê (birini) hizaya getirmek, yola getirmek (cihek, deverek) li (yekî)
kirin zikê hev l/bw inatlaşmak
kirin zikê xwe l/bw inat etmek, inatklaşmak
kirin zimîn l/gh uğuldamak (beyinde, kulakta uğultu olmak)
kirin zîndan (bir yeri birine) zindan etmek * bike bike pek pek * bike bike milyonek dike pek pek bir milyon eder * bike çavê xwe başında paralansın (yapılan bir iyilik çok söylendiğinde o iyiliğin artık istenmediğini belirten söz) * dike bibe eli kulağınde * dikira bifiriya içi içine sığmamak ji kêfan dikira bifiriya sevinçten içi içine sığmıyordu * dikira xwe bixwara ayılıp bayılmak (aşırı dereceden sinir bunalımları geçirmek) * meke 1) etme eyleme 2) etme (veya etme yahu) * meke ha! etme yahu * meke kuro (an jî lawo)! etme yahu * meke li kesan ku neyê serê nefsan wê bê serê pisê pisan dedesi koruk yer, torunun dişi kamaşır, etme bulma dünyası * meke li kesan wê bê serê nefsan ku neyê serê nefsan wê bê serê pisê pisan dede (ya da baba) koruk (veya erik) yer, torunun (veya oğlunun) dişi kamışır, dedesi koruk yer, torunun dişi kamaşır, etme bulma dünyası * mekin! yapmayın, yapmayınız! * nake bi pênc pereyan beş para etmez tu heyî ya, tu nakî bi pênc pereyan sen var ya, beş para etmezsin * nake bi pênc qiruşê qul beş para etmez * nake du pere iki paralık * nekirin bi eyarê xwe beş kuruş etmemek * nekirin bi eyarê xwe beş para etmemek * nekirin bi neynoka (yekî) (birinin) tırnağı olamamak * (yek) nekirin bi neynoka ku filan kes jê dike û diavêje (birinin) kestiği (veya attığı) tırnak olamamak * nekirin bi neynoka (yekî) ku tê avêtin (bir şeyin veya bir kimsenin) tırnağına (veya atığı tırnağa) değmemek * nekirin bi pênc (an jî deh) pereyan on (veya beş) para etmez * nekirin bi pênc qurişan beş kuruş etmemek, on (veya beş) para etmez xaniyê ku kiriye nake bi pênc qurişan aldığı ev peş para etmiyor * (yek) nekirin bi qasî neynoka ku (yek) diavêje (bir kimse birinin) attığı tırnak kadar olamamak * (yek) nekirin hesab hesaba almamak (veya katmamak) * (yek) nekirin ortê hesaba almamak (veya katmamak) * nekirin polikek bir pul etmemek * nekirin televiz sesini çıkaramaz olmak, taş kesilmek
kirin zingezing l/gh çıngırdamak
kirin zingînî l/gh tıngırdamak, çıngırdamak
kirin zîqezîq l/gh gıcır gıcır etmek
kirin zîqînî l/gh gıcırdamak
kirin ziringî l/gh zangırdamak
kirin zirînî l/gh zırlamak, zırıldamak
kirin ziwa teqîn l/gh sinirinden patlamak
kirin zûl l/gh dilim dilim etmek
kirincok yonca; medicago
kirinê xwe boynuna geçirmek (zimmetine geçirmek)
kirinek ji hezar gotinî çêtir e bir icraat bin sözden daha iyidir
kirinên tewşik kirin gaf yapmak
kirinl/gh 1. yapmak (ortaya koymak, gerçekleştirmek, oluşturmak) 2. yapmak (bir işle uğraşmak, meşgul olmak) * paqijiyê dike temizlik yapıyor 3. yapmak (gerçek niteliğini veren) * ê ku mirov dike mirov ehlaqê wî yê baş e insanı insan yapan iyi ahlâkıdır 4. yapmak (bir dileği, bir isteği yerine getirmek) * gerek mirov peywira xwe bike insan görevini yapmalı 5. yapmak (bir düşünceyi, bir davranışı, bir isteği dönüştürmek, gerçekleştirmek) * qencî kirin iyilik yapmak * destê xwe bir ber devê xwe îşareta hiştbûnê kir elini ağzına götürüp sus işareti yaptı 6. yapmak (bir harekete, bir işe başlamak veya bir hareketle, bir işle uğraşmak) * spor kirin spor yapmak * hereketan dike hareket yapıyor 7.yapmak (dışkı çıkarmak) * kurikê bi xwe de kiriye çocuk altına yapmış 8. yapmak (gerçekleştirmek) * hîndekariya xwe ya pêş li gundê xwe kiriye ilköğrenimini köyünde yapmış 9. yapmak (tehdit yolu ile birini herhangi bir duruma getirmek) * tu zanî ku ez mirovan çi dikim ben adamı ne yaparım bilirsin 10. yapmak (isim soylu bir kelime ile bir durum yaratmak) * em dê te zengîn bikin seni zengin yapacağız 11. yapmak (edinmek, sahip olmak) * mal kirin mal mülk yapmak 12. yapmak (bir kimseye bir meslek kazandırmak, yetiştirmek) * kirin doktor doktor yapmak 13. etmek (bir durumu ortaya çıkarmak) * wî kar berbad kir işi berbat etti 14. etmek (bir işi yapmak) * taştêya xwe kirin kahvaltı etmek * xurînî kirin kahvaltı etmek 15. etmek (iyi kötü zarflarıyla) * we baş kir ku hûn hatin iyi ettiniz de geldiniz 16. etmek (vermek anlamında) * diyarî kirin armağan etmek 17. etmek (eşit değer kazanmak) * dudo û dudo dike çar iki iki daha dört eder 18. etmek (herhangi bir değerde olmak) * ev pirtûk dike milyonek bu kitap bir milyon eder 19. etmek, geçirmek (yapmak) * muayene kirin muayeneden geçirmek 20. etmek, yapmak, göstermek * mesref kirin masraf görmek 21. etmek, göstermek * îtaet kirin itaat göstermek 22. etmek, buyurmak * gelo ew qebûl dike? Kabul buyururlar mı acaba? 23. koymak (bir şeyi başka bir şeyin içine yerleştirmek) * dirav kire berîka xwe parayı cebine koydu * bike navê içine koy 24. koymak (bir kimseyi işe yerleştirmek) * ez hatim tu hûn min bikine kar beni işe koymanız için geldim 25. koymak (bırakmak, içeri salmak) * min nakin hundirû beni içeri koymuyorlar 26. koymak (katmak, eklemek) * ma xwê kirine xwarinê? Yemeğe tuz koymuşlar mı? 27. doldurmak * çay bike qedehê bardağa çay doldur 28. çevirmek (kötü bir duruma getirmek) * ew kire qeşmer onu maskaraya çevirdi 29. (kız) evlenmek, kocaya varmak * keçê tu min nakî kız benimle evlenirmisin? 30. değmek (değerinde olmak) * ev roman dike pênc milyon bu roman beş milyon değer 31. edinmek (kendini bir şeye sahip kılmak) * lê difikire ku zarokek ji xwe re bike ewlad bir çocuk evlat edinmeyi düşünüyor 32. eylemek 33. giymek * sola xwe bike lingê xwe ayakkabını giydi 34. icra etmek 35. kırkmak (ucundan kesmek) 36. kapamak, kapatmak (bir yere sokup dışarı çıkmasına engel olmak, hapsetmek) * rahiştinê wî kirine girtîgehê onu alıp cezaevine kapadılar 37. edinmek * ji xwe re mal û hal kiriye kendine mal mülk edinmiş 38. kılmak * nimêj kir namaz kıldı 39. -e uğratmak) * te ew kire talûkeyê onu sen tehlikeye düşürdün (yek)
kirinok ant/m kıkırdak
kirinokî rd kıkırdaklı
kirin (lêker)(navdêr, mê) bi cih anîn, pêk anîn, encam dan: Tu çi dikî? Neke!, Min hemû ev kar kiriye. lîstin, leyizîn: Ez futbolê dikim. (Ez futbolê dilîzim.), zewicîn, qebûl kirin Min go tu xwe darva bikî jî ez te nakim, niha jî çi dikî bike, qet xema min nîn e. Ji http://www.welat.com/nivis.aspx?n_id400, hewl dan, mebest kirin, helwest nîşan danBi vî awayî min kir ku ferheng hîn baştir bi kêrî bikarhêneran bê û bikarhîner jî bi awayekî baş jê sûd wergirin Ji http://www.yekbun.com/?y86.
Bi alfabeyên din: kurdî-erebî: كرن. Tewîn: -k-, (-ke-) ku-conj-irin. Biwêj: kirin zikê xwe: daûrandin, daqurtandin, bi hesûdî xwarin.
ji: Bi pehlewî kerten, partî kirden, avestayî kiriten, Proto-hindûewropî: kwer- (kirin) Proto-aryayî: kar- (kirin) Avestayî: kar- (kirin) Farisiya Kevin: kar- (kirin) Pûnjabî: kr- (kirin) Middle Persian: kwn- (kirin) Sogdî: kwn- (kirin) Kîrîbatî: kudēn/kun- (kirin) Osetî: kond/kēnyn (kirin) Farisî: kardan/kun- (kirin) … ir Hewramî: kerday (kirin) Zazakî: kerden (kirin) Kurmancî: kirin (kirin) Kurdî (Soranî): kirdin (kirin) Hewramî: kerday/ker- (kirin) Zazakî: kerdene/ken-) Sanskrîtî: kar- (kirin) ... Çavkanî: Cheung p.237, Hevreh: kar.
Bikaranîn: Lêker: kirin birin. Navdêr: kirinbirin.
: çêkirin, dakirin, jê kirin, hilkirin, kar, ker, kir, kirin şelê xwe, kirî, kiryar, pêk kirin, rakirin, vekirin, werkirin, darvekirin, parvekirin.
Bi zaravayên kurdî: hewramî: kerdey, kurmancî: kirin, soranî: kirdin, zazakî: kerdene (lêker), kerdiş (nav), Kurdiya başûr: kirdin, Lekî: kirdin
kirin abîde (lêker)bîrdarî kirin.
ji: kirin +abîde
kirin agir û berî canê xwe dan (biwêj) qenci lê kirin, lê li hemberî qenciye xirabî ditin, ji ber azîneke çewt nezîkbûne yek azirandin û xerabtir kirin. wî qenci lê kir, lê çi zanibû ku we bike agir û berî canexwe bide? bavi wî tim lê da, lê da, heta ku kire agir û berî canê xwe da.
kirin aqilê xwe (biwêj) biryareke vebirî girtin. bibiryar bûn. we kiriye aqile xwe, tu bibejî jî nebejî jî we bike.
kirin armanc (lêker) kirin mebest, kirin mexsed.
ji: kirin +armanc
kirin av (lêker) helandin.
ji: kirin +av
kirin avantaj (lêker) faydedar kirin.
ji: kirin +avantaj
kirin axîn (lêker) axîn rahilan, axîn rahiştin.
ji: kirin +axîn
kirin axurê (lêker) hewandin.
ji: kirin +axurê
kirin bahane (lêker) kirin mehne, kirin hêncet.
ji: kirin +bahane
kirin balî (lêker) kirin ding.
ji: kirin +balî
kirin baq (lêker) deste kirin, baq kirin, gidîş kirin, taxe kirin, pimag kirin, kirin gurz, kirin qevd.
ji: kirin +baq
kirin baraj (lêker)kirin bend.
ji: kirin +baraj
kirin barebar (lêker)kirin borînî, kirin borebor, kirin qîrinî, kirin qîrewîr, kirin berînî.
ji: kirin +barebar
kirin barîn (lêker) kirin qîrîn, kirin qîjîn, qa­rewar kirin, qijînî kirin, qîrînî kirin, axaz kirin.
ji: kirin +barîn
kirin bend (lêker)kirin baraj.
ji: kirin +bend
kirin bende (lêker) bendî kirin, bende kirin, kole kirin, kirin kole.
ji: kirin +bende
kirin benîşt (lêker) kirin melhem.
ji: kirin +benîşt
kirin ber xwe (lêker) (cil) li xwe kirin: Bêyî ku tu saqoyê xwe bikî ber xwe, li vê sarmayê nabe tu ji malê derkevî!. Navdêr: kirinberxwe.
ji: kirin + ber + xwe
kirin berê (lêker) xistin navê, kirin navê, dixebite, xistina berê.
ji: kirin +berê
kirin bikêrhatî (lêker)kirin guncav, guncandin, adaptasyon, lêanîn, rikibandin, bikêranîn, adaptekirin, intiqab, lê anîn, adapte kirin, intiqab kirin.
ji: kirin +bikêrhatî
kirin bilqebilq (lêker) kirin bilqînî, bilqebilq kirin, bilqînî kirin.
ji: kirin +bilqebilq
kirin bilqînî (lêker) kirin bilqebilq, bilqebilq kirin, bilqînî kirin, bilqik dan.
ji: kirin +bilqînî
kirin bin hevşiya xwe (biwêj) xistin bin kelîja xwe. wan ew keçik jî kirine bin hevşiya xwe.
kirin binçav (lêker) ragirtin, xistin binçav, binçav kirin, jêrçav kirin, kirin nezaretê.
ji: kirin +binçav
kirin birebir (lêker) kirin xirecir.
ji: kirin +birebir
kirin birin (lêker)(Binihêre:) kirin
kirin boraq (lêker) kirin qurban, qurban kirin.
ji: kirin +boraq
kirin borebor (lêker) kirin borînî, kirin qîrinî, kirin qîrewîr, kirin berînî, kirin barebar.
ji: kirin +borebor
kirin borînî (lêker) kirin borebor, kirin qîrinî, kirin qîrewîr, kirin berînî, kirin barebar, kirin qîrînî, borebor kirin, birebir kirin.
ji: kirin +borînî
kirin carecar (lêker) kirin qajeqaj, carîn, carînî kirin, kirin carînî, carecar kirin, carînîkirin, carecarkirin.
ji: kirin +carecar
kirin çavê (lêker) di çavê.
ji: kirin +çavê
kirin çavên (yekî) (biwêj) kirin an jî gotina xwe wekî minet li serî xistin. ku qahir qenciyeke piçûk bi kesekî bike, sed carî jî dike çavên wî.
kirin cebarê (lêker) kirin cilsê.
ji: kirin +cebarê
kirin çelpînî (lêker)kirin şeqînî, kirin şîrqînî, şeqîn, şeqînî kirin, kirin reqereq.
ji: kirin +çelpînî
kirin çelqînî (lêker) (cumburdamak) çeliqîn, kirin çelqeçelq.
ji: kirin +çelqînî
kirin çeqînî (lêker) qirçîn, qiçqiçîn, qirpîn, kirin qirçînî, kirin çirkînî, çirkîn, çeqîn, kirin qirçîn, qirçînî kirin.
ji: kirin +çeqînî
kirin çimeçim (lêker) mizmizandin, minminandin, çimçimandin, kirin mizemiz, kufîn, kirin miremir.
ji: kirin +çimeçim
kirin çingeçing (lêker)kirin tingînî, dengvedan.
ji: kirin +çingeçing
kirin çingînî (lêker) çingîn, çingînî kirin, çingeçing kirin, kirin tingînî, tingeting kirin, tingînî kirin.
ji: kirin +çingînî
kirin çipeçip (lêker) kirin çirpeçirp, kirin çirpînî.
ji: kirin +çipeçip
kirin çipînî (lêker) kirin pitînî, kirin tepînî, kirin repînî, teqereq kirin, tepetep kirin, reperep kirin.
ji: kirin +çipînî
kirin çira (lêker) kirin şagirt.
ji: kirin +çira
kirin çireçir (lêker) çirîn, kirin çirînî.
ji: kirin +çireçir
kirin çirkeçirk (lêker) kirin çirkînî.
ji: kirin +çirkeçirk
kirin çirkînî (lêker)kirin qirçîn, kirin qîrçînî, qirçîn, qiçqiçîn, qirpîn, kirin qirçînî, çirkîn, kirin çeqînî, çînn, kirin çîrînî, çeqîn, qirçînî kirin.
ji: kirin +çirkînî
kirin çîrrok (lêker) neql kirin, ders dan.
ji: kirin +çîrrok
kirin civak (lêker) kirin civat.
ji: kirin +civak
kirin civat (lêker) kirin civak.
ji: kirin +civat
kirin çîzeçîz (lêker) kirin çîrînî, çîreçîr kirin, kirin çîzînî, kirin çîreçîr, kirin çîreçîr, çiveçiv kirin, çivteçivt kirin.
ji: kirin +çîzeçîz
kirin cizeciz (lêker)kirin vizeviz.
ji: kirin +cizeciz
kirin çîzînî (lêker) kirin çîrînî, çîreçîr kirin, kirin çîzeçîz, kirin çîreçîr, çiveçiv kirin, çivteçivt kirin.
ji: kirin +çîzînî
kirin çizînî (lêker) çizeviz kirin, kirin kizînî.
ji: kirin +çizînî
kirin çol (lêker) kirin beyaban.
ji: kirin +çol
kirin cot (lêker)cot kirin.
ji: kirin +cot
kirin dafikê (lêker) xistin tele, xistin dafikê, kirin faqê.
ji: kirin +dafikê
kirin dengî (lêker) (nûçe, raz, sir) pişkinandin, dan gotin.
ji: kirin +dengî
kirin der (lêker) derxistin, derêxistin, êxistin, deranin, anîn der, derkirin.
ji: kirin +der
kirin dest (lêker)girtin, kontrol kirin.
ji: kirin +dest
kirin destê (lêker) dan destê.
ji: kirin +destê
kirin devê (lêker) dewisandin devê, ebandin devê.
ji: kirin +devê
kirin dîl (lêker) kirin êsir, dîl girtin, êsîr girtin.
ji: kirin +dîl
kirin dimîn (lêker) kirin gumîn, kirin zimîn, kirin wîzîn, zimzimandin, kirin xumîn, dimînî kirin, gumînî kirin, zimînî kirin, wîzînî kirin.
ji: kirin +dimîn
kirin dimînî (lêker) gurmîn, xurmîn, kirin gurmîn, kirin xurmîn, kirin gumîn, kirin himînî, kirin ximînî.
ji: kirin +dimînî
kirin ding (lêker) kirin balî.
ji: kirin +ding
kirin dorê (lêker) ferd, şexs, nefer, senifanfin, polandin, xistin rêzê, rêzandin, sêwirandin.
ji: kirin +dorê
kirin edet (lêker) kirin xûy.
ji: kirin +edet
kirin ewteewt (lêker)ewtîn, reyin.
ji: kirin +ewteewt
kirin eyar (lêker) kirin hîz.
ji: kirin +eyar
kirin eyb (lêker) lome kirin, lewme kirin, lê girtin, eyibandin, şermezar kirin.
ji: kirin +eyb
kirin fealiyetê (lêker) verê kirin.
ji: kirin +fealiyetê
kirin fîrefîr (lêker) xumînî kirin, kirin xumexum, kirin fîrinî.
ji: kirin +fîrefîr
kirin fisefis (lêker)kirin fisnî.
ji: kirin +fisefis
kirin fisînî (lêker) pistepist kirin, pisepis kirin, fi­sefis kirin, pispisandin, fisfisandin, kirin pistînî, pistîn.
ji: kirin +fisînî
kirin fîtefît (lêker) kirin wîçewîç, kirin wîtewît, kirin wîçînî.
ji: kirin +fîtefît
kirin fîxan (lêker) zarîn, fîxan kirin, kirin zarezar.
ji: kirin +fîxan
kirin frensî (lêker) kirin Franiz.
ji: kirin +frensî
kirin gêjî (lêker) gêjahî çêkirin.
ji: kirin +gêjî
kirin gilok (lêker) kirin kulû.
ji: kirin +gilok
kirin giregir (lêker) kirin gurinî, kirin gurmînî, kirin hingînî, guregur kirin, kirin xurmînî.
ji: kirin +giregir
kirin girew (lêker) girew kirin.
ji: kirin +girew
kirin girik (lêker)gilokî kirin, girikî kirin.
ji: kirin +girik
kirin girtîgehê (lêker) hebs kirin.
ji: kirin +girtîgehê
kirin gorê (lêker) kirin tirbê, veşartin.
ji: kirin +gorê
kirin gujînî (lêker) kirin xuşînî, kirin şirînî.
ji: kirin +gujînî
kirin gumîn (lêker) gurmîn, xurmîn, kirin gurmîn, kirin xurmîn, kirin dimînî, kirin himînî, kirin ximînî, gumîn, kirin dingînî.
ji: kirin +gumîn
kirin guncav (lêker) guncandin, adaptasyon, lêanîn, rikibandin, bikêranîn, adaptekirin, kirin bikêrhatî, intiqab, lê anîn, adapte kirin, intiqab kirin.
ji: kirin +guncav
kirin guregur (lêker) xulexul kirin, xumxumîn.
ji: kirin +guregur
kirin gûrî (lêker) kirin mişar, kirin xetik, kirin dep.
ji: kirin +gûrî
kirin gurmîn (lêker) gurmîn, xurmîn, kirin xurmîn, kirin gumîn, kirin dimînî, kirin himînî, kirin ximînî, gumîn.
ji: kirin +gurmîn
kirin gurmînî (lêker) kirin gurinî, kirin hingînî, guregur kirin, kirin xurmînî.
ji: kirin +gurmînî
kirin gurz (lêker) deste kirin, baq kirin, gidîş kirin, taxe kirin, pimag kirin, kirin baq, kirin qevd.
ji: kirin +gurz
kirin hêcet (lêker) kirin mehne, kirin bahane.
ji: kirin +hêcet
kirin hevseng (lêker) hevsengandin.
ji: kirin +hevseng
kirin hewar (lêker) hawar daxistin, hawar xwestin.
ji: kirin +hewar
kirin hewz (lêker)bend kirin, bendandin, dîwar berdanîn, pêş girtin.
ji: kirin +hewz
kirin hilqînî (lêker)hêlincîn, kirin arqînî.
ji: kirin +hilqînî
kirin himînî (lêker)gurmîn, xurmîn, kirin gurmîn, kirin xurmîn, kirin gumîn, kirin dimînî, kirin ximînî, gumîn.
ji: kirin +himînî
kirin hindirr (lêker) xistin hundir, berdan hundir, tehm dan, nakin) hundir.
ji: kirin +hindirr
kirin hingînî (lêker)kirin gurinî, kirin gurmînî, guregur kirin, kirin xurmînî.
ji: kirin +hingînî
kirin hîqehîq (lêker) hîqehîq kirin.
ji: kirin +hîqehîq
kirin hîsehîs (lêker)kirin vîzevîz.
ji: kirin +hîsehîs
kirin hîz (lêker) kirin eyar.
ji: kirin +hîz
kirin îdeal (lêker) kirin mengî.
ji: kirin +îdeal
kirin intînî (lêker) intîn, inteint kirin.
ji: kirin +intînî
kirin îş (lêker)îş dan, şixul dan.
ji: kirin +îş
kirin îsawî (lêker) kirin fileh, kirin mesîhî, kirin xiristiyan, kirin mexîn.
ji: kirin +îsawî
kirin jinûmêr (lêker)mehr, jinûmêrî.
ji: kirin +jinûmêr
kirin kalekal (lêker) kirin nalenal.
ji: kirin +kalekal
kirin kalînî (lêker) kalekal kirin, kirin merînî, kirin kalekal.
ji: kirin +kalînî
kirin kelef (lêker) kirin gac.
ji: kirin +kelef
kirin kemînê (lêker) kirin lepikê, kirin faqê.
ji: kirin +kemînê
kirin ketin (lêker) kesek bikeve.
ji: kirin +ketin
kirin kewarê (lêker) kirin sîloyê.
ji: kirin +kewarê
kirin kirpekirp (lêker) kirin qirçeqirç.
ji: kirin +kirpekirp
kirin kirpînî (lêker) kirin qurpînî, qurpînîjê hatin.
ji: kirin +kirpînî
kirin kirtekirt (lêker)kirin xişexiş.
ji: kirin +kirtekirt
kirin kirtînî (lêker) kirin xirtînî, kirin xirtexirt, kirin xirînî, kirin xirexir.
ji: kirin +kirtînî
kirin kitêb (lêker) kirin pirtûk.
ji: kirin +kitêb
kirin kizekiz (lêker) kirin kizînî.
ji: kirin +kizekiz
kirin kizînî (lêker) kirin çizînî, çizeviz kirin, kizekiz kirin, kirin kizekiz.
ji: kirin +kizînî
kirin kole (lêker) bendî kirin, bende kirin, kole kirin, kirin bende.
ji: kirin +kole
kirin kolonî (lêker)ked xwarin.
ji: kirin +kolonî
kirin komirr (lêker) komir kirin, rêjî kirin, xijîlekî kirin.
ji: kirin +komirr
kirin kurdî (lêker)kurdî kirin.
ji: kirin +kurdî
kirin kurepist (lêker) kirin kuste-pist, kirin piste-pist.
ji: kirin +kurepist
kirin lat (lêker) kirin refik.
ji: kirin +lat
kirin lemelem (lêker) pel dan.
ji: kirin +lemelem
kirin lepikê (lêker) kirin faqê, dafik danîn, lepik danîn, tapik danîn, kemîn danîn.
ji: kirin +lepikê
kirin leqeleq (lêker)geqezetîkirin, laqirdîkirin.
ji: kirin +leqeleq
kirin lod (lêker)lod kirin, kom kirin.
ji: kirin +lod
kirin lûlik (lêker) pêçandin.
ji: kirin +lûlik
kirin mane (lêker) kirin hêncet, kirin bahane.
ji: kirin +mane
kirin mebest (lêker) kirin armanc, kirin mexsed.
ji: kirin +mebest
kirin melhem (lêker) kirin benîşt.
ji: kirin +melhem
kirin mengî (lêker) kirin îdeal.
ji: kirin +mengî
kirin meriyetê (lêker) xistin meriyetê.
ji: kirin +meriyetê
kirin mesîhî (lêker) kirin fileh, kirin îsawî, kirin xiristiyan, kirin mexîn.
ji: kirin +mesîhî
kirin mexel (lêker) merixandin, mexel kirin.
ji: kirin +mexel
kirin mexsed (lêker) kirin mebest, kirin armanc.
ji: kirin +mexsed
kirin minet (lêker)minet kirin.
ji: kirin +minet
kirin mirçemirç (lêker) kirin mirçînî.
ji: kirin +mirçemirç
kirin mirçîn (lêker) kirin mirçemirç.
ji: kirin +mirçîn
kirin miremir (lêker) kufîn, kirin mizemiz, minminandin, kirin çimeçim.
ji: kirin +miremir
kirin mirinî (lêker) nirinî kirin, mirinî kirin, kirin nirinî, nirenir kirin, miremir kirin.
ji: kirin +mirinî
kirin mirremirr (lêker) azirandin.
ji: kirin +mirremirr
kirin mişar (lêker) kirin gûrî, kirin xetik, kirin dep.
ji: kirin +mişar
kirin mizemiz (lêker) kufîn, kirin miremir, mizmizandin, minminandin, çimçimandin, kirin çimeçim.
ji: kirin +mizemiz
kirin nalenal (lêker) kirin kalekal.
ji: kirin +nalenal
kirin nav (lêker)tê xistin, ê xistin, lê rûniştandin, ra dan, têre kirin, têxistin, êxistin nav, xistin, tê kirin.
ji: kirin +nav
kirin nava (lêker) xistin nava.
ji: kirin +nava
kirin nava keşekî gû û agir berdane (biwêj) yek rezîl kirin. ma rezîl û ruswakirin jî tiştek e? pelşîna zohati dîno kirin nava keşekî, gû û agir berdane.
kirin navê (lêker) herimandin, lewitandin, hetikandin, xistin navê, kirin berê, dixebite, tevlî kirin, teva kirin, kirin tev, şidandin, dericandin.
ji: kirin +navê
kirin ofînî (lêker) kirin ufînî.
ji: kirin +ofînî
kirin orrîn (lêker) kirin wîzîn, wizînî kirin, orînî kirin, zimzimîn.
ji: kirin +orrîn
kirin par (lêker)dabeş kirin, parve kirin.
ji: kirin +par
kirin pêçekê (lêker) pêçandin.
ji: kirin +pêçekê
kirin pelişîn (lêker) hilweşîn.
ji: kirin +pelişîn
kirin pestîl pelçiqandin
kirin pifepif (lêker) (ba)kirin guveguv.
ji: kirin +pifepif
kirin pilepil (lêker)kirin mizemiz.
ji: kirin +pilepil
kirin pîroz (lêker)keramet danê.
ji: kirin +pîroz
kirin pirtûk (lêker) kirin kitêb.
ji: kirin +pirtûk
kirin piste-pist (lêker)kirin kuste-pist, kirin kurepist.
ji: kirin +piste-pist
kirin pistînî (lêker) pistepist kirin, pisepis kirin, fi­sefis kirin, pispisandin, fisfisandin, kirin fisînî, pistîn.
ji: kirin +pistînî
kirin pitînî (lêker) kirin wîrînî, kirin tepînî, kirin çipînî.
ji: kirin +pitînî
kirin pitpit (lêker) mirîşka avî, henefî.
ji: kirin +pitpit
kirin pûkînî (lêker) pûkandin, pûkîn.
ji: kirin +pûkînî
kirin qajeqaj (lêker) kirin carecar, carîn, carînî kirin, carecar kirin.
ji: kirin +qajeqaj
kirin qajînî (lêker) kirin qîrînî, qîr dan, ajûtin, kirin qîjînî.
ji: kirin +qajînî
kirin qayde (lêker)rêzikî kirin, qayde kirin.
ji: kirin +qayde
kirin qeft (lêker) deste kirin, baq kirin, gidîş kirin, taxe kirin, pimag kirin, kirin gurz, kirin baq.
ji: kirin +qeft
kirin qîjeqîj (lêker)qêrîn, hawardan, kirin barebar, kirin qajewaj, kirin qîjewîj.
ji: kirin +qîjeqîj
kirin qîjîn (lêker) kirin qîrîn, kirin barîn, qa­rewar kirin, qijînî kirin, qîrînî kirin, axaz kirin.
ji: kirin +qîjîn
kirin qîjînî (lêker) kirin qîrînî, qîr dan, kirin qajînî, ajûtin.
ji: kirin +qîjînî
kirin qirçeqirç (lêker) kirin kirpekirp.
ji: kirin +qirçeqirç
kirin qirçîn (lêker) kirin qîrçînî, kirin çirkînî, qirçîn, qirpîn, kirin qirçînî, çirkîn, kirin çeqînî.
ji: kirin +qirçîn
kirin qirçînî (lêker) qirçîn, qiçqiçîn, qirpîn, kirin çirkînî, çirkîn, kirin çeqînî, qirçînî kirin, kire qirçînî, çıtlamakxhtml, çînn, kirin çîrînî, çeqîn, kirin qirçîn.
ji: kirin +qirçînî
kirin qîreqîr (lêker)qirîn, kirin qîrceqîrc.
ji: kirin +qîreqîr
kirin qirik (lêker) kirin rijik.
ji: kirin +qirik
kirin qirpînî (lêker) kirpin, kirin kirpinî, kirpînî kirin, çıtırdamakxhtml.
ji: kirin +qirpînî
kirin qirreqirr (lêker)kirin şingeşing, zingîn.
ji: kirin +qirreqirr
kirin qîrrîn (lêker) îlan kirin, girîn, girî kirin, kirin qîjîn, kirin barîn, qarewar kirin, qijînî kirin, qîrînî kirin, axaz kirin.
ji: kirin +qîrrîn
kirin qorînî (lêker) orîn, morîn, qorîn, mûrîn, kirin orînî, kirin morinî, kirin mûrînî, mûremûr kirin.
ji: kirin +qorînî
kirin qûna segan û derxistin (biwêj) rezîl kirin. yasin çima ku li hemberî ape xwe denge xwe zede bilind kir, bave wî ew kire qûna segan û derxist.
kirin qurban (lêker) kirin boraq, qurban kirin, gorî kirin, fîda kirin, feda kirin.
ji: kirin +qurban
kirin rapor (lêker) ragihandin, rapordan, xeberdan.
ji: kirin +rapor
kirin rê (lêker)keyskirin, sererastkirin, keys kirin, sererast kirin.
ji: kirin +rê
kirin rejî (lêker) rejî.
ji: kirin +rejî
kirin reperep (lêker)tepetep kirin, reperep kirin.
ji: kirin +reperep
kirin repîn (lêker) kirin tepin, reperepkirin, tepetep kirin.
ji: kirin +repîn
kirin repînî (lêker)kirin tepînî, kirin qerpînî, kirin qurpînî, teqereq kirin, kirin çipînî, tepetep kirin, reperep kirin.
ji: kirin +repînî
kirin reqereq (lêker) kirin şîqînî, kirin şeqînî, şeqîn, şeqînî kirin, kirin çelpînî.
ji: kirin +reqereq
kirin rêzê (lêker) rêzandin, senifandin.
ji: kirin +rêzê
kirin rijik (lêker) kirin qirik.
ji: kirin +rijik
kirin ringering (lêker) zengil lêxistin, kirin çîngeçîng.
ji: kirin +ringering
kirin rojevê (lêker) xistin rojevê.
ji: kirin +rojevê
kirin roman (lêker)romanî kirin.
ji: kirin +roman
kirin şagirt (lêker) kirin çirax.
ji: kirin +şagirt
kirin sekûk (lêker) kirin refik, mişar kirin.
ji: kirin +sekûk
kirin selikê (lêker) kirin sepetê, xistin sepetê.
ji: kirin +selikê
kirin sepetê (lêker) xistin sepetê, kirin selikê.
ji: kirin +sepetê
kirin şeqînî (lêker) şeqîn, şeqînî kirin, kirin şîqînî, kirin reqereq, kirin şîrqînî, kirin çelpînî.
ji: kirin +şeqînî
kirin ser (lêker)veser kirin, lehiqandin, efzûnandin, îlawe kirin, xistin ser.
ji: kirin +ser
kirin serê (lêker) xistin serê, li serê, temam kirin, tewaw kirin.
ji: kirin +serê
kirin sere (lêker)bestandin.
ji: kirin +sere
kirin şêrt (lêker) zûlzûlî kirin, kirin zûl.
ji: kirin +şêrt
kirin şert (lêker)ferz kirin, merc kirin, jê xwestin, îtîraz.
ji: kirin +şert
kirin şikê (lêker) xistin gumanê, xistin wasewasê.
ji: kirin +şikê
kirin sîloyê (lêker) kirin kewarê.
ji: kirin +sîloyê
kirin sindoqê (lêker) ambalaj kirin.
ji: kirin +sindoqê
kirin şingeşing (lêker) zingîn, kirin qirreqirr, kirin tiqetiq, kirin zirrezir.
ji: kirin +şingeşing
kirin şingînî (lêker) şingîn, çingîn, kirin çerqînî.
ji: kirin +şingînî
kirin şirînî (lêker) şirşirîn, kirin şireşir, kirin şûrînî.
ji: kirin +şirînî
kirin stuî (lêker) bi, bi ser.
ji: kirin +stuî
kirin şûna (lêker) îkame, kirin şûni, kirin şûnê, îkame kirin.
ji: kirin +şûna
kirin şûnê (lêker) danîn şûne, şûn dan, rê dan, qebûl kirin, teslîm kirin, îkame kirin.
ji: kirin +şûnê
kirin şûnî (lêker) îkame, kirin şûna.
ji: kirin +şûnî
kirin şûreşûr (lêker) şirin.
ji: kirin +şûreşûr
kirin şûrînî (lêker)şirşirîn, kirin şirînî, kirin şireşir, kirin şirini, şureşur kirin.
ji: kirin +şûrînî
kirin şûv (lêker)kirêb kirin.
ji: kirin +şûv
kirin talûkeyê (lêker) xistin talûkeyê.
ji: kirin +talûkeyê
kirin tava bejingê (biwêj) ji bo karen pûç tê gotin. ya ku ew dike, kirin tava bejinge ye.
kirin tayê tereziyekê (biwêj) wekî hev û din girtin. ew her du gelekî ji hev û din cûda ne, lê zetixane ew her du jî kirine taye tereziyeke.
kirin tedawilî (lêker) xistin tedawulê.
ji: kirin +tedawilî
kirin tepetep (lêker) kirin reperep.
ji: kirin +tepetep
kirin tepînî (lêker) kirin repînî, kirin qerpînî, kirin qurpînî, teqereq kirin, kirin pitînî, kirin çipînî, tepetep kirin, reperep kirin.
ji: kirin +tepînî
kirin tepûrep (lêker)şemate kirin, hêwirze kirin.
ji: kirin +tepûrep
kirin teqîn (lêker) îmana.
ji: kirin +teqîn
kirin teşeyê (lêker) teşe dan, şekil dan, Teşe dan.
ji: kirin +teşeyê
kirin tevî (lêker) tevlî kirin, teva kirin, kirin tev, kirin navê, xistin ser, kirin ser, berî ser, berdan nav.
ji: kirin +tevî
kirin tingînî (lêker)kirin çingînî, çingeçing kirin, tingeting kirin, tingînî kirin, çingîn, çingînî kirin.
ji: kirin +tingînî
kirin tirbê (lêker) kirin gorê, veşartin.
ji: kirin +tirbê
kirin torbe (lêker) kirin tûrik.
ji: kirin +torbe
kirin tûrik (lêker) kirin torbe.
ji: kirin +tûrik
kirin ûdê (lêker) xistin ûdê.
ji: kirin +ûdê
kirin vizeviz (lêker)kirin cizeciz.
ji: kirin +vizeviz
kirin vîzîn (lêker) kirin hîsehîs.
ji: kirin +vîzîn
kirin vizînî (lêker) vizeviz kirin, kirin wîzînî, wîzînîjê hatin.
ji: kirin +vizînî
kirin waqînî (lêker) wîqîn, waqîn, kirin wîqînî, kirin wîqewîq, kirin waqewaq.
ji: kirin +waqînî
kirin war (lêker) kirin welat.
ji: kirin +war
kirin welat (lêker) kirin war.
ji: kirin +welat
kirin wîçewîç (lêker) wîçîn, wîtîn, wîçînî kirin, wîtînî kirin, kirin wîtewît, kirin wîçînî.
ji: kirin +wîçewîç
kirin wîçînî (lêker) kirin wîçewîç, kirin wîtewît, wîçîn, vîçîn, vîçevîç kirin, wîtîn, wîçînî kirin, wîtînî kirin.
ji: kirin +wîçînî
kirin wîtwît (lêker) wîçîn, wîtîn, wîçînî kirin, wîtînî kirin, kirin wîçewîç, kirin wîçînî, kirin fîtefît.
ji: kirin +wîtwît
kirin xelek (lêker) kirin xelqe, xelekî kirin, xelkoyî kirin.
ji: kirin +xelek
kirin xetik (lêker) kirin mişar, kirin gûrî, kirin dep.
ji: kirin +xetik
kirin xewê (lêker) xewandin, nivandin, xewisandin, xistin xewê.
ji: kirin +xewê
kirin xirecir (lêker) kirin birebir.
ji: kirin +xirecir
kirin xirexir (lêker)kirin xurexur.
ji: kirin +xirexir
kirin xisar (lêker) belav kirin, destbelavî, pere virvirandin.
ji: kirin +xisar
kirin xişexiş (lêker)kirin kirtekirt.
ji: kirin +xişexiş
kirin xişînî (lêker) kirin xuşînî, xuşîn, xuşexuş kirin, xişexiş kirin, bûn reqereq, bûn xişexiş, bûn xirexir, bûn qirçeqirç, kirin qirtînî.
ji: kirin +xişînî
kirin xîzînî (lêker)kirin xirînî, xirexir kirin, xîzexîz kirin.
ji: kirin +xîzînî
kirin xulam (lêker)dîl girtin, êsîr kirin.
ji: kirin +xulam
kirin xumîn (lêker) kirin dimîn, kirin gumîn, kirin zimîn, kirin wîzîn, zimzimandin, dimînî kirin, gumînî kirin, zimînî kirin, wîzînî kirin.
ji: kirin +xumîn
kirin xurexur (lêker)kirin xirexir.
ji: kirin +xurexur
kirin xurînî (lêker)xurînî kirin, xurexur kirin.
ji: kirin +xurînî
kirin xuşînî (lêker) xuşîn, xuşexuş kirin, kirin xuşexuş, kirin xulînî, kirin xulexul, xişexiş kirin, kirin xişînî, bûn reqereq, bûn xişexiş, bûn xirexir, bûn qirçeqirç.
ji: kirin +xuşînî
kirin xûy (lêker) kirin adet.
ji: kirin +xûy
kirin xwarê (lêker)xistin xwarê.
ji: kirin +xwarê
kirin xwê (lêker) xwê kirin.
ji: kirin +xwê
kirin yek yek kirin, gihandin hev
kirin yezdan (lêker) kirin xweda.
ji: kirin +yezdan
kirin zarezar (lêker) zarîn, fîxan kirin, kirin fîxan.
ji: kirin +zarezar
kirin zimîn (lêker) kirin dimîn, kirin gumîn, kirin wîzîn, zimzimandin, kirin xumîn, dimînî kirin, gumînî kirin, zimînî kirin, wîzînî kirin.
ji: kirin +zimîn
kirin zingezing (lêker) zingîn, kirin zingînî, zingezing kirin.
ji: kirin +zingezing
kirin zingînî (lêker) zingîn, kirin zingezing, zingezing kirin, ziringîn.
ji: kirin +zingînî
kirin zirtexaneya pîrhevokan (biwêj) berûmet û benirx kirin. ji lewraji bona ve yekî te ez avitim pişt guhi xwe, te ez ji çav û dil dûr xistim, te ez kirim zirtexaneya pîrhevokan... celadet alî bedirxan
kirin zirtezirt (lêker)zirtezirt kirin, zirtikîn.
ji: kirin +zirtezirt
kirin zûl (lêker) zûlzûlî kirin, kirin şêrt.
ji: kirin +zûl
kirin/dike/bike 1. pê kanîn 2. bi cih anîn 3. danîn *tiştê ku destan kir, kesan nekir
kirinder (navdêr, mê) derkirin, derêxistin
kirinên xwe li serî xistin (biwêj) kirinen xwe wekî minet dayîn ber hinekan. ya ku ew dike tu ne kar e, kirinen xwe li serê me dixe.
kiringir (navdêr, mê) gumgumok, qimqimok, qertiş, kelbizin, kimkimok, bûkamar
kiringirî (navdêr, mê) girîkirin
kirinok (navdêr, mê) kerinek, kirkirk, kirik, kirkiritk, qerinok, çeq, keritang, kikirok, kirtik, qaqirçik, karkarik, kirmitîk, qerinek, qiratik.
ji: kirin +-ok
kirin (bike) to do, to put, to make
(li xwe kirin) to put, to dress, to get dressed
(lê kirin) to put... upon
v.t. to do. Also see: kirin ku, ji xwe kirin, li xwe kirin, kirin û nekirin
v.t. to do. Also see: kirin ku, ji xwe kirin, li xwe kirin, kirin û nekirin
kirin hawar to call for help
kirin hemwelatî to naturalize, to grant citizenship
kirin ku (+ pres. subj.) to make (as if to do s.th.), almost to do s.th.: wî kir ku tiştekî bibêje, lê negot=he almost said something, but he didn’t
kirin mêvan to host
kirin nava tiştekî to put into something
kirin û nekirin te dikir û nedikir=do what you might; min kir û nekir=no matter what I did
kirine û nekirine whatever they have done; no matter what they have done
whatever they have done; no matter what they have done
kirin machen
Tat
tun
kirin bin zikê xwe mit Füßen treten
kirin dest erbeuten
in seine Gewalt bringen
kirin ne kirin bemühen, nach Kräften sich ~
sein bestes tun
kirin pitpit grollen
nörgeln
kirin serê xwe aufsetzen
kirin m. kerdis, kerdene n.
m. kerdis, îcra, bicaardis, caardis n.
lg. kerdene n.
kirin benîst kerdene, benîst kerdene, qonik kerdene
kirin çîrinî lng. . çirayene, çizayene, çîrayene
kirin çîzînî lng. . çirayene, çizayene, çîrayene
kirin navê mîyan kerdene, mabeyn kerdene, orte fîstene, mabeyn vistene
kirin sindoqê sandiqe kerdene
kirin xwe tz. xo rikerdene
kirincok nefel; medicago
kirinok m. ana. kirtik, goçînek, gueçînek n.
kirinxwe tz. xo ra dayene, pira girewtene, xo têrapîstene, pagirewtene
kirin 사다 (sa-da)
하다 (ha-da)
kirin делать