Encamên lêgerînê
kêşan tartmak.
m 1. çekme, çekiliş, çekilme 2. çekim (çekme işi) 3. rz çekim * kêşana lêkeran fiil çekimleri 4. sn çekim * kêşana fîlm film çekimi 5. çeki, tartı, tartma (tartma işi ve biçimi) * komir bi kêşanê tê firotin kömür tartı ile satılı 6. fiz gerilim 7. içme, içiş, içim * kêşana vê titûnê pir xweş e tütünün içimi (veya içişi) gayet hoş
kêşan kirin fiz l/gh çekimlemek
kêşana lêkeran rz fiil çekimi
kêşandî rd 1. çekik 2. çekik (içeriye doğru kaçmış, batık) * birûyê kêşandî çekik kaş 3. içilmiş (sigara gibi şeyler için) 4. tartılı (tartılmış olan) 5. rz çekimli, tasrifli 6. içilmiş olan (sigara vb. için)
kêşandin m 1. çekme, çekiş (bir şeyi tutup kendine veya başka bir yöne doğru yürütme) 2. çekme (taşıt için; koyma, bırakma) 3. çekme, germe 4. çekme (içine alma) 5. çekme (bir yerden başka bir yere taşıma) 6. çekme (bir amaçla ortadan kaldırma) 7. çekme (solukla içine alma) 8. çekme (üzerinde bulunan bir silâha saldırmak için davranma) 9. çekme (güç durumlara uğrama, dayanma, katlanma) 10. çekme, yüklenme (üzerine alma, etkisi altında bulunma) 11. çekme (döşeme) 12. çekme (herhangi bir engel kurma) 13. çekme (ad çekme, niyet, piyango gibi) 14. çekme (çizgi durumunda uzatma) 15. çekme (tıpkısını yazma veya çizme, kopya etme) 16. çekme (bir yerden bir şeyi yukarıya doğru alma) 17. çekme (görüntüyü bir aletle özel bir nesne üzerinde tespit etme) 18. çekme (dikkat, ilgi vb. üzerine toplama) 19. çekme (hoşa gitme, sarma) 20. çekme (bir duyguyu içinde yaşatma) 21. çekme (bir şeyin iç yüzünü anlamak amacıyla birini sıkıştırma) 22. çekme (boya, badan vb. sürme) 23. çekme (bir şeyi emip dışarıya çıkarma) 24. rz çekme, çekimleme, tasrif etme (fiil çekme) 25. çekme, tartma, tartış 26. içme, içiş (sigara vb. için) 27. germe
l/gh 1. çekmek (bir şeyi tutup kendine veya başka bir yöne doğru yürütmek) * derî hindirû kêşand û çû kapıyı şiddetle çekip gitti 2. çekmek (taşıt için; koymak, bırakmak) * hespê ku erebeyê dikêşîne arabayı çeken at 3. çekmek, germek * ben kêşand ipi çekti 4. çekmek (içine almak) * singêr hemû av kişand sünger bütün suyu çekti 5. çekmek (bir yerden başka bir yere taşımak) * debir kêşande bênderê ekini harman yerine çekti 6. çekmek (bir amaçla ortadan kaldırmak) * pereyên xwe yên li piyaseyê kêşandiye piyasadaki paralarını çektmiş 7. çekmek (solukla içine almak) * av kêşand pozê xwe burnuna su çekmek 8. çekmek (üzerinde bulunan bir silâha saldırmak için davranmak) * çeka xwe kişand û bi ser de çû silâhını çekip üzerine yürüdü 9. çekmek (güç durumlara uğramak, dayanmak, katlanmak) * ev deh sal in ku ez vê nexweşînê dikêşînim on yıldır bu hastalığı çekiyorum 10. çekmek, yüklenmek (üzerine almak, etkisi altında bulunmak) * tengaviya vî karî gel dikêşîne bu işin sıkıntısını halk çekiyor 11. çekmek (döşemek) * kablo kêşandin kablo çekmek 12. çekmek (herhangi bir engel kurmak) * divê ku mirov perdeyek bikêşîne vir buraya bir perde çekmek lazım 13. çekmek (ad çekme, niyet, piyango gibi) * piyango kêşandin piyango çekmek 14. çekmek (çizgi durumunda uzatmak) * çixêz kêşandin çizgi çekmek * kil kêşandin sürme çekmek 15. çekmek (tıpkısını yazmak veya çizmek, kopya etmek) * kopya kêşandin kopya çekmek 16. çekmek (bir yerden bir şeyi yukarıya doğru almak) 17. çekmek (görüntüyü bir aletle özel bir nesne üzerinde tespit etmek) * fotograf (an jî fîlm) kêşandin fotoğraf (veya film) çekmek 18. çekmek (dikkat, ilgi vb. üzerine toplamak) * ev kinc pir balê dikêşîne ser xwe bu elbise çok dikkat çekiyor 19. çekmek (hoşa gitmek, sarmak) 20. çekmek (bir duyguyu içinde yaşatmak) * hesret kêşandin hasret çekmek 21. çekmek (bir şeyin iç yüzünü anlamak amacıyla birini sıkıştırmak) * kêşandin ber îfadeyan sorguya çekmek 22. çekmek (boya, badan vb. sürmek) * qatek boyaxa din jî bikêşînê bir kat boya daha çek 23. çekmek (bir şeyi emip dışarıya çıkarmak) * kulek baş dikêşîne baca iyi çekiyor * tilimbe baş avê dikêşîne gelo? tulumba suyu iyi çekiyor mu? 24. rz çekmek, çekimlemek, tasrif etmek (fiil çekmek) 25. çekmek, tartmak 26. içmek (sigara vb. için) 27. germek
m 1. çekme, çekiş (bir şeyi tutup kendine veya başka bir yöne doğru yürütme) 2. çekme (taşıt için; koyma, bırakma) 3. çekme, germe 4. çekme (içine alma) 5. çekme (bir yerden başka bir yere taşıma) 6. çekme (bir amaçla ortadan kaldırma) 7. çekme (solukla içine alma) 8. çekme (üzerinde bulunan bir silâha saldırmak için davranma) 9. çekme (güç durumlara uğrama, dayanma, katlanma) 10. çekme, yüklenme (üzerine alma, etkisi altında bulunma) 11. çekme (döşeme) 12. çekme (herhangi bir engel kurma) 13. çekme (ad çekme, niyet, piyango gibi) 14. çekme (çizgi durumunda uzatma) 15. çekme (tıpkısını yazma veya çizme, kopya etme) 16. çekme (bir yerden bir şeyi yukarıya doğru alma) 17. çekme (görüntüyü bir aletle özel bir nesne üzerinde tespit etme) 18. çekme (dikkat, ilgi vb. üzerine toplama) 19. çekme (hoşa gitme, sarma) 20. çekme (bir duyguyu içinde yaşatma) 21. çekme (bir şeyin iç yüzünü anlamak amacıyla birini sıkıştırma) 22. çekme (boya, badan vb. sürme) 23. çekme (bir şeyi emip dışarıya çıkarma) 24. rz çekme, çekimleme, tasrif etme (fiil çekme) 25. çekme, tartma, tartış 26. içme, içiş (sigara vb. için) 27. tüttürme (sigara, pipo, nargile gibi) 28. dökme (bir yere çokça bir şey yığma, taşıma) 29. aktarma, geçirme (bir şeyi bir yerden başka bir yere taşıma, nakletme) 30. asılma (tutup çekme) 31. çekinme, sürme 32. çekiştirme (tekrar tekrar çekerek koparma) 33. tahta biçme 34. taşıma (bir şeyi bir yerden alıp başka bir yere götürme) 35. germe 36. sürme
kêşandina lûlikan ad çekme
kêşankirin fiz/m çekimleme
kêşanokî h çekikçe
kêşan/dikêşe/bikêşe 1. neqil kirin 2. pîvandin 3. dûyê baçikê hilkişandin gewriya xwe
kêşandî (rengdêr) mewzûn, pîvayî, pîvandî, kêşayî
kêşanî (navdêr, mê) rakêşanî.
ji: kêş +-anî
kêşan v.t. to pull, draw; cixare kêşan=to smoke cigarettes
(1) to pull (2) to last (3) to smoke (cixare kêşan)
v.t. to pull, draw; cixare kêşan=to smoke cigarettes
kêşan wiegen
kêşan erdulden
ertragen
ziehen
kêşan kêşandin, kişandin, kêşan
(xayandin) vekêşan (Civîn dê du saetan vekêşe ango Civîn dê du saetan dirêj be)
kêşanewe vekişandin, paşve kişandin / kêşan