Encamên lêgerînê
hingaftin saplamak, nişanı tutturmak.
m 1. vurma 2. dövme (vurarak canını acıtma) 3. dövme (topa tutma) 4. vurma (silâhla yaralama, öldürme) 5. dokunma, temas etme, el değdirme 6. dokunma (insan içine işleme, batma, koyma) 7. değdirme, isabet, isabet etme, tutturma 8. ekleştirme, vurma, aşk etme 9. yara kapmak
l/gh 1. vurmak * armanc hingaft hedefi vurdu (amaçladığı şeye tam vurmak) 2. dövmek (vurarak canını acıtmak) 3. dövmek (topa tutmak) * tankê bi topan kel dihingaft tank kaleyi toplarıyla dövüyordu 4. vurmak (silâhla yaralamak, öldürmek) 5. dokunmak, temas etmek, el değdirmek 6. dokunmak (insan içine işlemek, batmak, koymak) * hin peyvên te meriv dihingivînin senin bazı kelimelerin insana dokunuyor* gotinên wî ez hingaftim sözleri bana dokundu 7. değdirmek, isabet etmek, tutturmak, vurmak (rast getirmek, hedefi vurmak) * kevir dakir lê nehigaft taşı attı ama tutturamadı 8. ekleştirmek, vurmak, aşk etmek 9. yara kapmak
hingaftin (lêker) zecirandin,. Tewîn: -hingêv-.
Bi alfabeyên din: Kurdî-Erebî: هنگافتن
hingaftin/dihingêve/bihingêve [I] 1. zecirandin 2. lê dan *"dema hingavtina kerê tê, nanê cotyarî dixwe"
[II] 1. di cihê nîşankirî de lê xistin 2. gihandin îstiqameta rast
hingaftin berühren
erreichen
schlagen
hingaftin tg. piro dayene, kuyene, kutene, ci repnayene
tg. re dginayene, piro ginayene, îsabet kerdene, ere dginayene, dginayene
m. îsabet, piroginayis, redginayis n.