Encamên lêgerînê
hilanîn l/gh 1. kaldırmak (bulunduğu yerden almak) * kevir hilîne taş al 2. kaldırmak (yukarı doğru hareket ettirmek) * serê xwe ji ser pirtûkê ca hilîne hele kitaptan kafanı kaldır 3. kaldırmak (ürün toplamak, taşımak) * îsal debra xwe zû hilanîn bu seneki mahsulu erken kaldırdılar 4. kaldırmak (çekmek, taşımak) * bi ya te erebe dikare vî barî hilîne? araba bu yükü sence kaldırır mı? 5. kaldırmak (katlanmak, tahamül etmek) * min dê ew berederî bikira, lê dilê min hilnayne onu kapı dışarı edecektim, ama yüreğim kaldırmıyor 6. kaldırmak (lağvetmek, feshetmek) * vî qanûnî hilînin bu kanunu kaldırın * cezayê îdamê hilanîn idam cezasını kaldırdılar 7. kaldırmak (alıp başka yere götürmek, toplamak) * sifre hilanîn sofrayı kaldırmak 8. kaldırmak (piyasadan çekmek) 9. kaldırmak (elin ulaşamıyacağı yere koymak, saklamak) 10. saklamak (elinde bulundurmak, tutmak) * pirtûkên xwe yên dibistanê hilanîne okul kitaplarını saklamış 11. saklamak (kaybolmaması için gizli bir yere koymak) 12. saklamak (korumak, muhafaza etmek) * zerzewatan hiltînin ji bo zivistanê sebzeleri kışa saklıyorlar 13. saklamak, ayırıp saklamak, alıkoym(birine vermek için ayırmak) * min ev pênûs ji bo te hilanîbû bu kalemi senin için saklamıştım * ev pirtûk ji te re hilanîbû bu kitabı senin için alıkoymuş 14. kapmak (işitir işitmez veya görür görmez bellemek) * yekî pir zîrek e, her tiştî zû hiltîne çok zeki birisi, herşeyi çabuk kapıyor * kurik zû tiştan hiltîne çocuk çabuk kapıyor * zû huner hilanî sanatı çabuk kaptı 15. ayırmak, kaldırm(bir bütünden bir parçayı herhangi bir amaçla bir kenara koymak, saklamak) * min ji pastayê hinek ji bo zarokan hilanî çocuklara pastadan biraz ayırdım * para min hilîne payımı kaldır 16. kapmak (bulaşmış olmak, geçirmek) * hê nû nexweşîn jê hilaniye hastalığı yeni ondan kapmış * gir hilanîn uyuz kaptı 17. seçmek (üstün, iyi bularak yeğlemek) * tu kîjanê hiltînî tu zanî hangisini seçiyorsan sen bilirsin 18. seçmek (beğenerek kendine almak) * tu me kîjan hiltînî? hangimizi seçiyorsun 19. seçmek * çavê min baş hilnayne gözüm iyi seçmiyor 20. emmek, massetmek, soğurmak (çekmek) * erd av hilanî toprak suyu emdi * av hilanî suyu çekti 21. ayırmak, özgülemek, tahsis etmek 22. açm(bir çeyin kapağını veya ürtüsünü kaldırmak) * perdeyê hilîne perdeyi aç 23. açmak (engeli kaldırmak) 24. almak * erebe min hilaniya baş dibû araba beni alsaydı iyi olurdu * erebeyê ez hilnanîm araba beni almadı 25. almak (içine sığmak) * ev kûp deh kîloyan hiltîne bu küp on kilo alır 26. taşımak * borî biçûk bûn av hilneanî, tev teqiyan borular küçüktü, suyu ktaşıyamadı hep patladılar 27. almak (tat ve koku için; duymak) * pozê min bêhnê hilnayne burnun koku almıyor 28. kapamak (ortalıktan alıp saklamak) * qumaşên li piyaseyê hilanîne piyasadaki kumaşları kapamışlar 29. alma (saç uçlarını kesme) 30. sökmek (okuyabilme becerisini kazanmak) * dê xwendinê di nav sê mehan de hilîne okumayı üç ayda söker
hilanîn (i) m doğdurma (güneş, ay, yıldız için)
l/gh doğdurmak (güneş, ay, yıldız için)
hilanîn (ii) m 1. kaldırma, kaldırış (bulunduğu yerden alma) 2. kaldırma (yukarı doğru hareket ettirme) 3. kaldırma (ürün toplama, taşıma) 4. kaldırma (çekme, taşıma) 5. kaldırma (katlanma, tahamül etme) 6. kaldırma (lağvetme, feshetme) 7. kaldırma (alıp başka yere götürme, toplama) 8. kaldırma (piyasadan çekme) 9. kaldırma (elin ulaşamıyacağı yere koyma, saklama) 10. saklama, saklayış (elinde bulundurma, tutma) 11. saklama (kaybolmaması için gizli bir yere koyma) 12. saklama (koruma, muhafaza etme) 13. saklama, ayırıp saklama, alıkoyma (birine vermek için ayırma) 14. kapma (işitir işitmez veya görür görmez belleme) 15. ayırma, kaldırma (bir bütünden bir parçayı herhangi bir amaçla bir kenara koyma, saklama) 16. kapma (bulaşmış olma, geçirme) 17. seçme (üstün, iyi bularak yeğleme) 18. seçme (beğenerek kendine alma) 19. seçme (göz için) 20. emme, massetme, soğurma (çekme) 21. ayırma, özgüleme, tahsis etme 22. açma (bir çeyin kapağını veya ürtüsünü kaldırma) 23. açma (engeli kaldırma) 24. alma (bindirme) 25. alma (içine sığma) 26. taşıma (içinden sızma) 27. alma (tat ve koku için; duyma) 28. kapama (ortalıktan alıp saklama) 29. alma (saç uçlarını kesme) 30. sökme (okuyabilme becerisini kazanma)
hilanîn çavê xwe 1) gözüne kestirmek (başarabileceğini ummak) 2) gözüne kestirmek (beğenisine uygun bulmak)
hilanîn li erdê xisti n kapıp yere vurmak, yere çalmak
hilanîn li nava erdê xistin yere çalmak
hilanîn morgê morga kaldırmak
hilanîn û danîn 1) bakımını yapmak 2) ekip biçmek 3) ölçüp biçmek (yek)
(birine) yedirip içirmek (birinin) bakımını üstlenmek, bakımını yapmak
hilanîna rez nd bağ bozumu
hilanîn (lêker)(navdêr, mê) rakirin, bilind kirin, birin jor, anîn jor, hildan, girtin.
Bi alfabeyên din: Kurdî-Erebî: هلانین. Tewîn: Lêker: hil-în-, hil-ên-.
Herwiha: helanîn, helênan, helhanîn, helhênan, helhînan, helînan, helnan, hilênan, hilhanîn, hilhênan, hilhînan, hilînan, hilnan.
Têkildar: hilhatin.
Bide ber: hildan, hilkirin.
ji: hil- + anîn.
: hilanî, hilaniyî, hilînayî, hilîner, hilînerî
hilanîn/hiltîne/hilîne 1. bi dest xistin 2. bilind kirin 3. veşartin *"Silto bû kebanî, golika werisî hilanî"
hilanîn (hil-în-) v.t. to take away; to keep, preserve
hilanîn heben
verstecken
wegschaffen
hilanîn aufheben
aufnehmen
bewegen
entfernen
erheben
fortbringen
hilanîn aufsteigen
hilanîn lg. wedayene, nimitene, wedardene
lg. wedardene, ravaznayene, berz kerdene, wedaritene, wereznayene, rawirznayene, raurznayene, wedernayene, wadaritene
m. wedardis, ravaznayis, wedaritis, berzkerdis n.