Encamên lêgerînê
hilaf 1. dij, vajî, ters 2. xilaf, vir, derew hiq/m
hilaf olmasın xilaf nebe, ez şaş nebim
hilaf yok vir tê tune, xilaf tê tune
hilafet xelîfetî, hilafet m
xelîfetî, hîlafet m
hilafetçi xelîfetparêz nd/nt
xelîfetparêz nd/nt
hilafsiz bêderew, bêxilaf rd
bêderew, bêxilaf rd
hilal 1. hîvik, heyvik, heyva nû 2i dîkik (ku pê nivis tê xwendin da ku şaşî çênebe) m
hilal gibi birîqeytan
hilat xeftenê ku padîşa ji bo dilxweşkirinê li yekî dikirin
xeftenê ku padîşa ji bo dilxweşkirinê li yekî dikirin
hilberîn yetiştirmek
hile 1. dolab, xap, fend, fenik, delk, dek, fen, rîp, finas, paposî, fel, fisq, lêb, mekarî, sexr, xurde, hîle, desise 2. hile (gava ku tiştekî bêqîmet dikin tiştekî din) *bu süt­te hile var di vî şîrî de hîle heye m
hile hurda bil­mez fen û benan nizane, şek û pekan nizane, hîle xurde nizane, hîle xurde li balê tu­ne
hile hur­da fen û ben, şek û pek, dek û pîk, fir û fistan, fen û fol, hîle xurde
hile yapmak 1) hîle kirin, dek û dolab ki­rin 2) hîle kirin (tiştekî)
hilebaz hilebaz, delkbaz, fendoyî, xapînok rd
hîlebaz, delkbaz, fendoyî, xapînok rd
hilebazlık hîlebazî, delkbazî, fendoyîtî m
hîlebazî, delkbazî, fendoyîtî m
hileci fenek, hilebaz, hîlekar, delkbaz, fen­doyî, dexel, xapînok, felbaz rd
fenek, hîlebaz, hîlekar, delkbaz, fendoyî, dexel, xapînok, fêlbaz rd
hilecilik fenekî, hîlebazî, hîlekarî, delkbazî, fendoyîtî, dexelî, xapînokî, felbazî m
fenekî, hîlebazî, hîlekarî, delkbazî, fendoyîtî, dexelî, xapînokî, fêlbazî m
hilekâr fenek, delkbaz, fendoyî, finasker, lêbok, xapînok, firibaz, hilebaz, dewlok, rîpkar, fetbaz, sexrbaz, hîlekar rd
fenek, delkbaz, fendoyî, finasker, lêbok, xapînok, firîbaz, hîlebaz, dewlok, rîpkar, fetbaz, sexrbaz, hîlekar rd
hilekârlık fenekî, delkbazî, finaskerî, lêbokî, fendoyîtî, firîbazî, hîlebazî, hîlekarî, dewlokî, rîpkarî, fetbazî, sexrbazî, xapînokî m
fenekî, delkbazî, finaskerî, lêbokî, fendoyîtî, firîbazî, hîlebazî, hîlekarî, dewlokî, rîpkarî, fetbazî, sexrbazî, xapînokî m
hileli hîledar, bihîle (ku tiştek li nava tiştekî xistibûn) *hileli süt şîrê hîledar rd
hileli iflâs iflasa hîledar hiq
hilesi hurdası yok hîle û xurde tê tune
hilesiz 1. bêdek, bêxap, bêhîle, bêfen 2. bêhîle *hilesiz benzin benzîna bêhîle rd
1. bêdek, bêxap, bêhîle, bêfen 2. bêhîle * hilesiz benzin benzîna bêhîle rd
hilkat aferîş, zikmakî m
aferîş, zikmakî m
hilvan Curnê Reş (Navçeyeke girêdayî Rihayê)
hil n arzu, istek (cinsi olarak)
hil (i) nd ebe (çocuk oyunlarında)
hil (ii) rd 1. zamanından önce olan 2. üvey
hil (iv) nd bir takı türü ’hil û mercan veya morî’ deyiminde geçer
hil û mircan nd bir tür kadın aksesuarı
hilak bnr helaq
hilal kürdan.
m kürdan
hilale bot/m bir çiçek adı
hilan ps/m iç tepi
hilandî rd 1. kaldırılmış 2. saklı (gizli bir yere konarak kaybolması veya çalınması önlenen)
hilandin l/gh 1. kaldırmak (bulunduğu yerden almak) 2. kaldırmak, saklamak
hilanî rd saklı (gizli bir yere konarak kaybolması veya çalınması önlenen)
hilanîn l/gh 1. kaldırmak (bulunduğu yerden almak) * kevir hilîne taş al 2. kaldırmak (yukarı doğru hareket ettirmek) * serê xwe ji ser pirtûkê ca hilîne hele kitaptan kafanı kaldır 3. kaldırmak (ürün toplamak, taşımak) * îsal debra xwe zû hilanîn bu seneki mahsulu erken kaldırdılar 4. kaldırmak (çekmek, taşımak) * bi ya te erebe dikare vî barî hilîne? araba bu yükü sence kaldırır mı? 5. kaldırmak (katlanmak, tahamül etmek) * min dê ew berederî bikira, lê dilê min hilnayne onu kapı dışarı edecektim, ama yüreğim kaldırmıyor 6. kaldırmak (lağvetmek, feshetmek) * vî qanûnî hilînin bu kanunu kaldırın * cezayê îdamê hilanîn idam cezasını kaldırdılar 7. kaldırmak (alıp başka yere götürmek, toplamak) * sifre hilanîn sofrayı kaldırmak 8. kaldırmak (piyasadan çekmek) 9. kaldırmak (elin ulaşamıyacağı yere koymak, saklamak) 10. saklamak (elinde bulundurmak, tutmak) * pirtûkên xwe yên dibistanê hilanîne okul kitaplarını saklamış 11. saklamak (kaybolmaması için gizli bir yere koymak) 12. saklamak (korumak, muhafaza etmek) * zerzewatan hiltînin ji bo zivistanê sebzeleri kışa saklıyorlar 13. saklamak, ayırıp saklamak, alıkoym(birine vermek için ayırmak) * min ev pênûs ji bo te hilanîbû bu kalemi senin için saklamıştım * ev pirtûk ji te re hilanîbû bu kitabı senin için alıkoymuş 14. kapmak (işitir işitmez veya görür görmez bellemek) * yekî pir zîrek e, her tiştî zû hiltîne çok zeki birisi, herşeyi çabuk kapıyor * kurik zû tiştan hiltîne çocuk çabuk kapıyor * zû huner hilanî sanatı çabuk kaptı 15. ayırmak, kaldırm(bir bütünden bir parçayı herhangi bir amaçla bir kenara koymak, saklamak) * min ji pastayê hinek ji bo zarokan hilanî çocuklara pastadan biraz ayırdım * para min hilîne payımı kaldır 16. kapmak (bulaşmış olmak, geçirmek) * hê nû nexweşîn jê hilaniye hastalığı yeni ondan kapmış * gir hilanîn uyuz kaptı 17. seçmek (üstün, iyi bularak yeğlemek) * tu kîjanê hiltînî tu zanî hangisini seçiyorsan sen bilirsin 18. seçmek (beğenerek kendine almak) * tu me kîjan hiltînî? hangimizi seçiyorsun 19. seçmek * çavê min baş hilnayne gözüm iyi seçmiyor 20. emmek, massetmek, soğurmak (çekmek) * erd av hilanî toprak suyu emdi * av hilanî suyu çekti 21. ayırmak, özgülemek, tahsis etmek 22. açm(bir çeyin kapağını veya ürtüsünü kaldırmak) * perdeyê hilîne perdeyi aç 23. açmak (engeli kaldırmak) 24. almak * erebe min hilaniya baş dibû araba beni alsaydı iyi olurdu * erebeyê ez hilnanîm araba beni almadı 25. almak (içine sığmak) * ev kûp deh kîloyan hiltîne bu küp on kilo alır 26. taşımak * borî biçûk bûn av hilneanî, tev teqiyan borular küçüktü, suyu ktaşıyamadı hep patladılar 27. almak (tat ve koku için; duymak) * pozê min bêhnê hilnayne burnun koku almıyor 28. kapamak (ortalıktan alıp saklamak) * qumaşên li piyaseyê hilanîne piyasadaki kumaşları kapamışlar 29. alma (saç uçlarını kesme) 30. sökmek (okuyabilme becerisini kazanmak) * dê xwendinê di nav sê mehan de hilîne okumayı üç ayda söker
hilanîn (i) m doğdurma (güneş, ay, yıldız için)
l/gh doğdurmak (güneş, ay, yıldız için)
hilanîn (ii) m 1. kaldırma, kaldırış (bulunduğu yerden alma) 2. kaldırma (yukarı doğru hareket ettirme) 3. kaldırma (ürün toplama, taşıma) 4. kaldırma (çekme, taşıma) 5. kaldırma (katlanma, tahamül etme) 6. kaldırma (lağvetme, feshetme) 7. kaldırma (alıp başka yere götürme, toplama) 8. kaldırma (piyasadan çekme) 9. kaldırma (elin ulaşamıyacağı yere koyma, saklama) 10. saklama, saklayış (elinde bulundurma, tutma) 11. saklama (kaybolmaması için gizli bir yere koyma) 12. saklama (koruma, muhafaza etme) 13. saklama, ayırıp saklama, alıkoyma (birine vermek için ayırma) 14. kapma (işitir işitmez veya görür görmez belleme) 15. ayırma, kaldırma (bir bütünden bir parçayı herhangi bir amaçla bir kenara koyma, saklama) 16. kapma (bulaşmış olma, geçirme) 17. seçme (üstün, iyi bularak yeğleme) 18. seçme (beğenerek kendine alma) 19. seçme (göz için) 20. emme, massetme, soğurma (çekme) 21. ayırma, özgüleme, tahsis etme 22. açma (bir çeyin kapağını veya ürtüsünü kaldırma) 23. açma (engeli kaldırma) 24. alma (bindirme) 25. alma (içine sığma) 26. taşıma (içinden sızma) 27. alma (tat ve koku için; duyma) 28. kapama (ortalıktan alıp saklama) 29. alma (saç uçlarını kesme) 30. sökme (okuyabilme becerisini kazanma)
hilanîn çavê xwe 1) gözüne kestirmek (başarabileceğini ummak) 2) gözüne kestirmek (beğenisine uygun bulmak)
hilanîn li erdê xisti n kapıp yere vurmak, yere çalmak
hilanîn li nava erdê xistin yere çalmak
hilanîn morgê morga kaldırmak
hilanîn û danîn 1) bakımını yapmak 2) ekip biçmek 3) ölçüp biçmek (yek)
(birine) yedirip içirmek (birinin) bakımını üstlenmek, bakımını yapmak
hilanîna rez nd bağ bozumu
hilanok m asansör
hilatin l/ngh koşmak
hilav temiz, soylu, asil maya.
hilavêjî m 1. kaldırıp atma 2. fırlatma 3. atış, atma, (kalp, nabız, kan dolaşımı ile ilgili organlar vurma) 4. çarpma, çarpış (yürek hızlı atma)
hilavêtin l/gh 1. kaldırıp atmak (veya fırlatmak) 2. fırlatmak, yukarıya atmak 3. kalgımak (fırlamak, sıçramak) * masî di avê de xwe hildiavêtin balıklar suda kalgılıyordu 4. hoplatmak (küçük çocukları hayva atıp oynamak) 5. atmak (kalp, nabız, kan dolaşımı ile ilgili organlar vurmak) * dilê wê zû zû hildiavêje kalbi hızlı hızlı attıyor 6. çarpmak (yürek hızlı atmak) * dilê min hildiavêje yüreğim çarpıyor
hilavêtin (i) m güneş doğma, yükselme
l/gh güneş doğmak, yükselmek
hilavêtin (ii) m 1. kaldırıp atma (veya fırlatma) 2. fırlatma, yukarıya atma 3. kalgıma (fırlama, sıçrama) 4. hoplatma, hoplatış (küçük çocukları hayva atıp oynama) 5. atma, atış (kalp, nabız, kan dolaşımı ile ilgili organlar vurma) 6. çarpma (yürek hızlı atma) 7. biy vuru (kalbin, gevşeyip kasılmsından ileri gelen kımıldanışı)
hilavêtina damarên (yekî) hejmart (birinin) nabzına bakmak
hilavêtina dil kalp atışı, yürek çarpıntısı (veya çırpıntısı)
hilavêtok rd oynak, hoppa
hilavistin bnr hilawistin
hilawestek m 1. askı, askılık 2. askı (hastanelerde kırık kol veya bacakların asılarak tuturulduğu araç) 3. jartiyer
hilawesteka pêjgîran havluluk, havlu askısı
hilawestî rd asılı, takılı
hilawestik m askı
hilawî m soyluluk, asalet, asillik
hilawirtin m istisna tutma
l/gh istisna tutmak
hilawisan m asım, asma işi
hilawisandin m 1. asma 2. asma (bir kimseyi boğazından ip geçirip sarkıtarak öldürme, idam etme)
l/gh 1. asmak 2. asmak (bir kimseyi boğazından ip geçirip sarkıtarak öldürmek, idam etmek)
hilawisî rd asılı, asılmış olan
hilawisîn m asılma
l/ngh asılmak
hilawistandin bnr hilawisandin
hilawistek m 1. askı, askılık 2. askı (hastanelerde kırık kol veya bacakların asılarak tuturulduğu araç) 3. jartiyer
hilawisteka pêjgîran havluluk, havlu askısı
hilawistî asılı.
rd asık, asılı
hilawistik m askı, askılık
hilawistin m 1. asma, ası 2. asma (bir kimseyi boğazından ip geçirip sarkıtarak öldürme, idam etme)
l/gh 1. asmak 2. asmak (bir kimseyi boğazından ip geçirip sarkıtarak öldürmek, idam etmek)
hilawistinbar rd asılabilir
hilawistindar rd asılı
hilawistok m 1. askı (pantolonun düşmesini engellemek için) 2. askı (hastanelerde kırık kol veya bacakların asılarak tuturulduğu araç) 3. jartiyer
hilbehandin m korkutup sıçratma
l/gh korkutup sıçratmak
hilbehîn m korkudan sıçrama
l/ngh korkudan sıçrama
hilbend n yayık bağı
hilber semere, ürün.
m ürün
hilberan m üretim
hilberandin m 1. üretme 2. üretme, yetiştirme
l/gh 1. üretmek (ekonomik bir etkinlik sonucu elde etmek) 2. üretmek, yetiştirmek
hilberî m üretim, istihsal
hilberî kirin l/gh üretmek
hilberîkirin m üretme
hilberîn l/ngh üretilmek
m 1. üretilme, üretiliş 2. üretim, istihsal
hilberîna pîşesaziyê sanayi üretimi
hilberîner rd/nd 1. üretici (üretimle uğraşan kimse) 2. üretici (üretimi sağlayan, üretimle ilgili) 3. yetiştirici 4. üretken
hilberînerî m 1. üreticilik 2. yetiştiricilik 3. prodüktivite, üretkenlik
hilberînî rd üretimsel
hilbeşandin bnr hilweşandin
hilbestandî rd bağlı (bağlanmış olan)
hilbestandin m bağlama
l/gh bağlamak
hilbestî rd bağlı (bağlanmış olan)
hilbestin m bağlama
l/gh bağlamak
hilbestîn m bağlanma
l/ngh bağlanmak
hilbeyandin m irkitme
l/gh irkitmek
hilbeyîn m 1. irkilme 2. tepki, refleks
l/ngh 1. irkilmek * ji tirsan hilbeyiya korkudan irkildi 2. tepki göstermek
hilbihar m kuzuların analarından ayrılması
hilbihartin l/gh ayırmak, ayırtetmek
hilbijar rd seçkin
hilbijarane h seçkince
hilbijardar rd seçmeli * dersa hilbijardar seçmeli ders
hilbijarde rd seçkin, güzide
hilbijare m seçki
hilbijargeh m seçim yeri
hilbijarî rd seçmeli * dersa hilbijarî seçmeli ders
hilbijarok rd seçici
hilbijarte rd seçkin
hilbijartî rd 1. seçme 2. seçilmiş
hilbijartin l/gh 1. seçmek 2. seçmek (birine oy vererek bir göreve getirmek) * me bi rayên xwe ew hilbijart oylarımızla onu seçtik
m 1. seçme, seçiş 2. hiq seçim * herêma hilbijartinê seçim çevresi
hilbijartin çêkirin seçim yapmak
hilbijartin pêk anîn seçim gerçekleştirmek
hilbijartina cihkî yerel seçim
hilbijartina navînê ara seçim
hilbijartina neserekî (an jî qismî) kısmî seçim
hilbijartina şaredariyê belediye seçimi
hilbijêr nd/nt 1. seçmen 2. seçici
hilbijêran m seçim
hilbijêrandin m seçme
l/gh seçmek
hilbijêrî m 1. seçmenlik 2. seçicilik 3. rd seçmeli
hilbijêrîtî m seçmeli olma durumu, muhayyerlik
hilbijiqandin m fışkırtma
l/gh fışkırtmak
hilbijiqîn m fışkırma
l/ngh fışkırmak
hilbijirîn m seçilme, seçiliş
l/ngh seçilmek
hilbir m kaldıraç, vinç
hilbirandin (i) m kaldırma
l/gh kaldırmak
hilbirandin (ii) m kesme
l/gh kesmek
hilbirîn m 1. kaldırma (başını yukarıya doğru kaldırma) 2. bir şeyi tutup yerden kaldırma, yerden kesme 3. yere çalma 4. kesip atma 5. yükselme (değeri artma) hilbirîn l/gh 1. kaldırmak (başını yukarıya doğru kaldırmak) * qîzik serê xwe hildibire kız başını kaldırıyor 2. bir şeyi tutup yerden kaldırmak, yerden kesmek 3. yere çalmak * bi pêsîra wî girt hilbirî erdê yakasından tutup yere çaldı 4. kesip atmak 5. yükselmek (değeri artmak) * dolar hilbirî dolar yükseldi
hilbirîn erdê yere çalmak
hilbirok tek/n kriko
hilbişkaftin m kazma
l/gh kazmak * erd hilbişkaftibûn toprağı kazımışlardı
hilboq m ilmik * hilboqa donkirî yağlı ilmik
hilborandin m geçirme
l/gh geçirmek
hilborîk m şamata, patırtı
hilborîn m geçme
l/ngh geçmek
hilbûn m 1. yükselme, ağma, ağış (yukarı doğru yükselme) 2. ağış (su baharının ve başka gazların yerden havaya doğru yükselmesi) 3. aşma 4. davranma, yekinme 5. fırlama 6. alevlenme 7. uçma (dini inanışa göre ruhun ölümden sonra göğe yükselmesi)
l/ngh 1. yükselmek, ağmak (yukarı doğru yükselmek) * dû ji kulekê hildibû bacadan duman yükseliyordu 2. aşmak * ji çiya hilbûn dağı aştılar 3. davranmak, yekinmek 4. fırlamak * ji cihê xwe hilbû yerinden fırlamak 5. alevlenmek 6. uçmak (dini inanışa göre ruhun ölümden sonra göğe yükselmesi)
hilbûn esmanan göğe yükselmek
hilbûyîn m 1. yükseliş, ağış (yukarı doğru yükselme) 2. aşış 4. davranma, yekiniş 5. fırlayış 6. alevleniş 7. uçuş (dini inanışa göre ruhun ölümden sonra göğe yükselmesi)
hilçan m 1. ayıklama, seçme 2. emme, massetme, soğurma * hilçana erdê ya avê toprağın suyu emmesi 3. sıvama
hilçandî rd sıvalı (parça, kol vb. için, kıvrılmış)
hilçandin m 1. ayıklama, seçme 2. emme, massetme, soğurma 3. kaplama 4. sıvama (kol ve paçalar için)
l/gh 1. ayıklamak, seçmek 2. emmek, massetmek, soğurmak 3. kaplamak * tarî erdê hildiçîne karanlık yeri kaplıyor 4. sıvamak (kol ve paçalar için)
hilçenandin (i) m irkitme, ürkütme
l/gh irkitmek, ürkütmek
hilçenandin (ii) m ördürme
l/gh ördürmek
hilcenik m sıçrama
hilçenîn (i) m 1. irkilme, ürkme 2. biy irkilme
l/ngh 1. irkilmek, ürkmek 2. irkilmek (vücudun bir yeri dışarıdan gelen bir uyarıcının etkisiyle kanlanıp şişmek)
hilçenîn (ii) m örülme
l/ngh örülmek
hilceniqandin bnr hilciniqandin
hilceniqîn bnr hilciniqîn
hilçepilandin m çekindirme, sakındırma
l/gh çekindirmek, sakındırmak
hilçepilî rd çekinik (çekinmiş, sakınmış olan)
hilçepilî bûn l/gh sakınmak, çekinmek (bir şeyden korkmak, çekinmek)
hilçepilîn m sakınma, çekinme, ocuma
l/gh sakınmak, çekinmek, ocumak (bir şeyden korkmak, çekinmek)
hilçilandin m çekerek toplama
l/gh çekerek toplamak * werîsî xwe ji hev hilçilandin urganını topladı
hilçimandin m ayıklama, seçme
l/gh ayıklamak, seçmek
hilçimîn l/ngh ayıklanmak
l/ngh ayıklanmak
hilçinandî (i) rd sıvalı (kol veya paça için; yukarıya çekilip kıvrılmış olan)
hilçinandî (ii) rd seçki
hilçinandin (i) m 1. çekip koparma, kesip devşirme, dalından koparma 2. örme, örerek onarma
l/gh 1. çekip koparmak, kesip devşirmek, dalından koparmak 2. örmek, örerek onarmak
hilçinandin (ii) m 1. çekme 2. emme, massetme, soğurma, soğuruş 3. fiz soğurma, massetme 4. çemreme, sıvama (kol veya parça için; yukarıya çekekip toplama veya kıvırma)
l/gh 1. çekmek * singêr hemû av hilçinand sünger bütün suyu çekti * ev dan hê wê pir avê hilçîne bu hamur daha çok su çeker 2. emmek, massetmek, soğurmak * erd av hilçinand toprak suyu emdi 3. çemremek, sıvamak (kol veya parça için; yukarıya çekekip toplamak veya kıvırmak) * dawa xwe hilçinand eteğini çemredi
hilçinandin (iii) m ayıklama, seçme
l/ngh ayıklamak, seçme
hilçinandin (iv) m 1. sardırma (yumak yapma) 2. sardırma (masura sardırma)
l/gh 1. sardırmak (yumak yapmak) 2. sardırmak (masura sardırmak)
hilçinandin (v) m sıçratma (korkutup sıçramasına neden olma)
l/gh sıçratmak (korkutup sıçramasına neden olmak)
hilçinîn 1.makaraya ya da masuraya sarmak. 2.toplamak.
hilçinîn (i) m 1. emilme, massedilme, soğurulma 2. suyunu çekme (yemeğin suyunu çekmesi gibi)
l/ngh 1. emilmek, massedilmek, soğurulmak 2. suyunu çekmek (yemeğin suyunu çekmesi gibi)
hilçinîn (ii) m 1. sarma (yumak yapma) 2. sarma, masura sarma
l/ngh 1. sarmak (yumak yapmak) 2. sarmak, masura sarmak
hilçinîn (iii) m ayıklanma, seçilme
l/ngh ayıklanmak, seçilmek
hilçinîn (iv) m kaplama
l/ngh kaplamak * tariyê erd hilçinî karanlık yeri kapladı
hilciniqandin m 1. irkiltme, ürkütme 2. sıçratmak
l/gh 1. irkiltmek, ürkütmek 2. sıçratmak (bir uyarı veya heyecan sebebiyle ürkerek birden bire olduğu yerde doğrulur gibi sarsılmasına neden olmak)
hilciniqîn m 1. irkilme, ürkme 2. sıçrama (bir uyarı veya heyecan sebebiyle ürkerek birden bire olduğu yerde doğrulur gibi sarsılma)
l/ngh 1. irkilmek, ürkmek 2. sıçramak (bir uyarı veya heyecan sebebiyle ürkerek birden bire olduğu yerde doğrulur gibi sarsılmak)
hilciniqîner rd irkiltici
hilçinok rd soğurgan, soğurucu
hilçinokî m 1. soğurganlık, soğuruculuk 2. rd soğurganca
hilçirandî rd yırtık
hilçirandin m yırtma
l/gh yırtmak
hilçirîn m yırtılma
l/ngh yırtılmak
hilco m askı * hilcoyê kincan elbise askıs
hilçûn m 1. yukarıya doğru gitme 2. aşma (dağ, tepe aşma)
l/ngh 1. yukarıya doğru gitmek 2. aşmak (dağ, tepe aşmak)
hildan m 1. kaldırma, kaldırış (bulunduğu yerden alma) 2. kaldırma (yukarı doğru hareket ettirme) 3. yükseltme (yükseğe çıkarma) 4. yükseltme (sesini yükseltmek gibi) 5. açma, kaldırma (bir çeyin kapağını veya örtüsünü kaldırma) 6. açma (engeli kaldırma) 7. kaldırma, alma (bir şeyi elle veya başka bir araçla tutarak bulunduğu yerden ayırma) 8. alma (bir şeyi veya kimseyi bulunduğu yerden ayırma) 9. alma (yanında bulundurma) 10. alma 11. alma (yanına alma) 12. çemreme sıvama (kol veya paça için; yukarıya çekip toplama veya kıvırma) 13. içine alma, sığdırma 14. kaplama (yayılıp doldurma, etkisinde bırakma) 15. tartma (güreşçiyi kucağına alıp ayağını yerden kesme)
l/gh 1. kaldırmak (bulunduğu yerden almak) 2. kaldırmak (yukarı doğru hareket ettirmek) 3. yükseltmek (yükseğe çıkarmak) 4. yükseltmek * dengê xwe hilde sesini yükseltti 5. açmak, kaldırmak (bir çeyin kapağını veya örtüsünü kaldırmak) * perdeyê hilde perdeyi aç 6. açmak (engeli kaldırmak) 7. kaldırmak, almak (bir şeyi elle veya başka bir araçla tutarak bulunduğu yerden ayırmak) * agir bi maşikê hilda ateşi maşa ile aldı 8. almak (bir şeyi veya kimseyi bulunduğu yerden ayırmak) * here ji dibistanê zarok hilde bîne okuldan çocuğu al gel 9. almak (yanında bulundurmak) 10. almak * te çend şekir hilda? kaç şeker aldı? 11. almak (yanına almak) 12. çemremek sıvamak (kol veya paça için; yukarıya çekip toplamak veya kıvırmak) * dawa xwe hilda eteğini çemredi * milên xwe hildan kollarını sıvadı 13. içine almak, sığdırmak * ev erebe bîst kesî hildide bu araba yirmi kişiyi alıyor 14. kaplamak (yayılıp doldurmak, etkisinde bırakmak) * berfê her derê hildaye her tarafı kar kaplamış 15. tartmak (güreşçiyi kucağına alıp ayağını yerden kesmek)
hildan ba (an jî nik) xwe yanına aldırmak
hildan bin çekan silâh altına almak, askere almak
hildan bin pirsan sorguya çekmek
hildan cem xwe yanına almak
hildan destê xwe ele almak
hildan jorê yukarı kaldırmak
hildan milê xwe çizmeleri çekmek
1) sırtına almak, sırtlamak 2) sırtlamak (sorumluluğunu, geçimini, yükünü üzerine almak) (tiştek)
hildan nik xwe yanına aldırmak
hildan pişta xwe sırtına almak, sırtlamak
hildan taqîbatê takibe almak
hildan û danîn 1) ölçüp biçmek 2) işlemek * hûn disa berê erdê xwe hilînin û deynin siz yine kendi ürününüzü kendiniz işleyin * hildane ser darê dikin di bin de bibirin guliyan ayağını kaydırmak * hilde xwe!argo yavaş gel, yavaş ol * hilde xwe ji te de nekeveargo cart kaba kâğıt
hildayî rd 1. kalkık (dik durumda ucu yukarıya doğru olan) * biriyên wî hildayî ne kaşları kalkık 2. inik * perdeyên paceyê hildayî bûn pencere perdeleri inikti 3. sıvalı (kol veya parça için; yukarıya çekekilip kıvrılmış olan)
hildayîbûn m kalkıklık
hildayîn m kaldırış
hildêran (i) m ayıklama
hildêran (ii) m çağırma, çığırma
hildêrandin (i) m ayıklama (rüzgâra vererek ayıklama)
l/gh ayıklamak (rüzgâra vererek ayıklamak)
hildêrandin (ii) m çağırma, çığırma
l/gh çağırmak, çığırmak * derdikeve ser ban û bang hildidêre dama çıkıp ezan çığırıyor
hildirandin m yırtma
l/gh yırtmak
hildirîn m yırtılma
l/ngh yırtılmak
hilê (yekî) dan milê (wî) ar (birini) haşat etmek
hilê (yekî) rabû n ayranı kabarmak, baharı başına vurmak, dama çıkmak (aşırı bir cinsel arzu duymak)
hile kirin l/gh uyumak (çocuk dilinde)
hilê xwe dan (ser) milê xwe ayranı kabarmak, dama çıkmak (aşırı bir cinsel arzu duymak)
hilehî m Hristiyanlık
hilekêş bnr bêhnefişk
hilekirin m uyuma (çocuk dilinde)
hilet m takat
hilfir m 1. uçuş 2. artış
hilfirandî rd uçurulmuş, uçuşturulmuş 2. uçurulmuş, kellesi vurulmuş
hilfirandin (i) m yudumlama
l/gh yudumlamak * fincanê qehweyê hildifirînin kahve fincanını yudumluyorlardı
hilfirandin (ii) m 1. uçurma, uçuşturma 2. uçurma (kellesini vurma) 3. yükseltme (fiyatlar vb. için)
l/gh 1. uçurmak, uçuşturmak 2. uçurmak (kellesini vurmak) * serê wî hilfirandin kellesini uçurdular 3. yükseltmek (fiyatlar vb. için)
hilfirîn m 1. uçma, uçuşma (havaya uçma, yukarıya doğru uçma) 2. irkilme, sıçrama, yerinden fırlama (bir uyarı veya heyecan sebebiyle ürkerek birden bire olduğu yerde doğrulur gibi sarsılma) 3. üstüne çıkma 4. fırlama, yükselme (fiyat vb. için)
l/ngh 1. uçmak, uçuşmak (havaya uçmak, yukarıya doğru uçmak) 2. irkilmek, sıçramak, yerinden fırlamak (bir uyarı veya heyecan sebebiyle ürkerek birden bire olduğu yerde doğrulur gibi sarsılmak) 3. üstüne çıkmak 4. fırlamak, yükselmek (fiyat vb. için)
hilfirişkandin m 1. tepki göstertme 2. tepkime
l/gh 1. tepki göstertmek 2. tepkimek
hilfirîşkîn m 1. tepki gösterme 2. tepkime
l/ngh 1. tepki göstermek 2. tepkimek
hilgaftin m kaldırma
l/gh kaldırmak (yukarı doğru hareket ettirmek) * serê xwe hilgaft başını kaldırdı
hilgavtin bnr hilgaftin
hilger m 1. yaylaya çıkma * ji hilgerê heta dagerê yaylaya çıkmadan dönüşe kadar 2. yüksek yerlere çıkma
hilgêr m 1. yaylaya çıkma, yaylaya çıkma zamanı * ji hilgêrê heta dagêrê xwe dişo yayla zamanından dönüş vaktine ancak kendini yıkıyordur 2. yükseklere çıkma, yükseklere çıkıp gezme, dolaşma
hilgerandî rd kalkık (dik durumda ucu yukarıya doğru olan) * qorikên wê hilgerandî ne kalçası kalkık
hilgerandîbûn m kalkıklık
hilgerandin m 1. yaylaya çıkartma 2. yüksek yerlerde gezdirme 3. çemreme, sıvama
l/gh 1. yaylaya çıkartmak 2. yüksek yerlerde gezdirmek 3. çemremek, sıvamak * devdelingê hilgerîne paçalarını sıva
hilgerîn m 1. yaylaya çıkma 2. yükseklere çıkma, yukarılarda gezme (veya dolaşma) 3. çıkma (bir şeyin yukarısına varma veya yükselme) 4. üstüne
l/ngh 1. yaylaya çıkmak * malên me hilgêrîn evlerimiz yaylaya çıktı 2. yükseklere çıkmak, yukarılarda gezmek (veya dolaşmak) 3. çıkmak (bir şeyin yukarısına varmak veya yükselmek) 4. üstüne çıkmak * ga hilgerî ser mangayê öküz ineğin üstüne çıktı
hilgêrîn bnr hilgerîn
hilgir nd/nt taşıyıcı
hilgirî m taşıyıcılık
hilgirtî rd yangılı, iltihaplı
hilgirtin (i) m 1. taşıma (bir şeyi bir yerden alıp başka bir yere götürme) 2. taşıma, kendinde bulundurma 3. sırtlama, arkalama (arkasına alma) 4. çekme (taşıma gücü olma)
l/gh 1. taşımak (bir şeyi bir yerden alıp başka bir yere götürmek) * zilamê ku wê torbe hilgire hat torbayı taşıyacak adam geldi 2. taşımak, kendinde bulundurmak 3. sırtlamak, arkalamak (arkasına almak) 4. çekmek (taşıma gücü olmak) * ev erebe ji 500 kîloyî zêde hilnagire bu araba 500 kilodan fazla çekmez
hilgirtin (ii) m yangılanma, iltihablanma
l/ngh yangılanmak, iltihablanmak * birîna wî hilgirtiye yarası yangılanmış
hilgivaştin bnr givaştin
hilguherandin l/gh yukarıya döndürerek değiştirmek
hilhatî (i) rd kabarıklı, kabarmış
hilhatî (ii) rd doğmuş (güneş, ay, yıldız için) * tava hilhatî doğmuş güneş
hilhatin (i) m 1. kabarma, kabarış (ağırlığı artmadan hacmi büyüme) 2. ekşime (mayalanma) 3. şişme 4. kabarma (sıvılar için, taşmaya yüz tutma) 5. taşma (su ve sel için) 6. öfkelenme 7. ateş harlama
l/ngh 1. kabarmak (ağırlığı artmadan hacmi büyümek) * hevîr hilhatiye hamur kabarmış 2. ekşimek (mayalanmak) 3. şişmek 4. kabarmak (sıvılar için, taşmaya yüz tutmak) 5. taşmak (su ve sel için) * baran barî çem hilhat yağmur yağdı nehir taştı 6. öfkelenmek 7. ateş harlamak * agir tê de hildihat ateş içinde harlanıyordu
hilhatin (ii) m 1. doğma, doğuş (güneş, ay, yıldızlar için) 2. yükselme 3. kalkma, yükselme
l/ngh 1. doğmak (güneş, ay, yıldızlar için) * heyv dike hilbê ay doğdu doğacak 2. yükselmek 3. kalkmak, yükselmek * singê wî hildihat û dadiket göğsü bir kalkıp bir iniyordu
hilhebandin m sıçratma
l/gh sıçratmak
hilhebîn m sıçrama (ürkerek birden bire olduğu yerde doğrulur gibi sarsılma)
l/ngh sıçramak (bir uyarı veya heyecan sebebiyle ürkerek birden bire olduğu yerde doğrulur gibi sarsılmak)
hilhênan m üretme
l/gh üretmek
hilhênk m üreteç, jeneratör
hilhilandin (i) m atıştırma, cumburlop etme
l/gh atıştırmak, cumburlop etmek * hilhilande xwe cumburlop etti
hilhilandin (ii) m 1. çökerme, çökertme (dinçliğini yitirmesine sebep olma) 2. yıpratma, örseleme 3. mec yıpratma, örseleme
l/gh 1. çökermek, çökertmek, çürütmek (insan için; dinçliğini yitirmesine sebep olmak) 2. yıpratmak, örselemek 3. mec yıpratmak örselemek * vê nexweşîna hanê ev hilhilandiye bu hastalık onu örselemiş
hilhilank ant/m beze, gudde
hilhilî rd 1. kağşak, dökük (çok eskimiş) * xaniyên hilhilî û jihevdeketandî yıkık dökük evler 2. çökkün, göçkün (yaşı ilerlemiş, çok yaşlı kimse) 3. sarsak, tirit (yaşlı ve zayıf kimse)
hilhilîbûn m 1. döküklük, kağşaklık 2. çökkünlük 3. sarsaklık, tiritlik
hilhilîn m 1. kağşama, dökülme (eskime, dağılmaya yüz tutma) 2. kağşama (herhangi bir şey yerinden oynama) 3. kağşama, farıma (çok yaşlanma, kocama) 4. kağşama, tiritlenme, tiritleşme (güçsüzleşme, gevşeme, zayıflama) 5. dökülme (çok yorgun, hasta olma) 6. künküldeme, küngürdeme (elden ayaktan düşme) 7. felfeleme (eski canlılığını yitirme) 8. mec örselenme, örseleniş 9. yıpranma 10. çökme, yıkılma (dinçliğini yitirme, vücut, akıl, ruhça gücü azalma)
l/ngh 1. kağşamak, dökülmek (eskimek, dağılmaya yüz tutmak) * qatiyên xanî êdî hilhilîne evin tavanları dökülüyor 2. kağşamak (herhangi bir şey yerinden oynamak) 3. kağşamak, farımak (çok yaşlanmak, kocamak) 4. kağşamak, tiritlenmek, tiritleşmek (güçsüzleşmek, gevşemek, zayıflamak) 5. dökülmek (çok yorgun, hasta olmak) * pişt, mil û enîşkên wê diêşiyan, canê wê dihilhilî sırtı, omuzu, dirsekleri ağırıyor, vücudu dökülüyordu 6. künküldemek, küngürdemek (elden ayaktan düşmek) 7. felfelemek (eski canlılığını yitirmek) 8. mec örselenmek 9. yıpranmak * şalê wî paqij lê hilhilîbû pantolonu temiz ama yıpranmıştı 10. çökmek, yıkılmak (dinçliğini yitirmek, vücut, akıl, ruhça gücü azalmak)
m 1. kağşama, dökülme (eskime, dağılmaya yüz tutma) 2. kağşama, farıma (çok yaşlanma, kocama) 3. kağşama, tiritlenme, tiritleşme (güçsüzleşme, gevşeme, zayıflama)
l/ngh 1. kağşamak, dökülmek (eskimek, dağılmaya yüz tutmak) 2. kağşamak, farımak (çok yaşlanmak, kocamak) 3. kağşamak, tiritlenmek, tiritleşmek (güçsüzleşmek, gevşemek, zayıflamak)
hilhilok bot/m yabani vişne
hilhilokî rd sarsak, tirit (yaşlı ve zayıf kimse)
hilhingaftin m tökezleme
l/gh tökezlemek
hilhingiftin bnr hilhingaftin
hilhiştin m bırakma, terketme
l/gh bırakmak, terketmek
hilî rd 1. kaçıntı (erken doğan kuzu, oğlak) 2. erken yetişmiş
hilî çand virnî ket umduğunu bulamadı
hilî (ii) nd taygeldi (ikinci kez evlenen kadının beraberinde getirdiği çocuk veya çocuklar)
hilî (iii) nd geometrik şekillere sahip sus takısı
hilî heram rd 1. haram 2. berbat, pis 3. mec davul parası
hilîk m erik
hilik (i) m ebe (çocuk oyunlarında)
hilik (ii) rd 1. erken doğmuş olan 2. güzel kuzu
hilik (iii) m esas, öz (bir iş veya sözde doğru biçim) * hilika meseleyê ne wisan e bu işin esası böyle değil
hilik (iv) m bir tür yün
hilîk hişk kuru erik
hilimandin m soluklatma
l/gh soluklatmak
hilimîn m 1. soluklanma 2. konuşma, dünya kelâmı etme
l/ngh 1. soluklanmak 2. konuşmak, dünya kelâmı etmek * ne hilimîn ne kilimîn tek kelime etmemek
hilîn m bir metreye eşit ölçü birimi
hilindî m kaşar
hilingaftin m tökezleme
l/gh tökezlemek
hilingiftin m tökezleme, tökezme, takılma (bir yere ilişip veya dokunup kalma)
l/ngh tökezlemek, tökezmek, takılmak (bir yere ilişip veya dokunup kalmak)
hilingok m tek ayak üstünde oynanan bir oyun
hilişandin m yıkma
l/gh yıkmak
hilisîn m 1. kayma 2. kayma, patinaj yapma
l/ngh 1. kaymak 2. kaymak, patinaj yapmak
hilişîn m yıkılma
l/ngh yıkılmak
hilisînker nd/nt kayakçı
hilîsok rd 1. kaygan 2. kayak
hilîsoka avê nd su kayağı
hilîst m uyanma
hilîtî m taygeldilik
hilîtirşik bot/m yaban eriği
hiljenandî rd 1. çalkama (çalkalanarak yapılan) * dewê hiljenandî çalkama ayran 2. çırpma 3. dövülmüş (ezilmiş veya çırpılmış)
hiljenandin m 1. çalkalama, çalkama (sulu bir şeyi sarsarak veya çırparak karıştırma) 2. çırpma (sulu yiyecekleri, hızla ve sürekli bir şeyle karıştırma) 3. dövme (ezme veya çırpma) 4. mec ekme (bir şeyin başlamasına yol açacak sebepleri hazırlama)
l/gh 1. çalkalamak, çalkamak (sulu bir şeyi sarsarak veya çırparak karıştırmak) * mast hilmejenîne yoğurdu çalkalama 2. çırpmak (sulu yiyecekleri, hızla ve sürekli bir şeyle karıştırmak) * hêkan baş hiljenîne! yumurtayı iyice çırp! 3. dövmek (ezmek veya çırpmak) * spîçka hêkê hiljenand yumurta akı dövdü 4. mec ekmek (bir şeyin başlamasına yol açacak sebepleri hazırlamak)
hiljendî rd 1. çırpma 2. ditme, ditilmiş
hiljendin m 1. karıştırma, çırpma (herhangi bir şeyi kaşık veya başka bir şeyle alt üst etme) 2. karıştırma (kurcalama, bir şeyi ortaya çıkarmaya çalışma) 3. çırpma (sulu yiyecekleri, hızla ve sürekli bir şeyle karıştırma) 4. ditme (yün, pamuk, vb. yi tellere ayırarak kabartma)
l/gh 1. karıştırmak, çırpmak (herhangi bir şeyi kaşık veya başka bir şeyle alt üst etmek) * şorbeyê hiljene çorbayı karıştır 2. karıştırmak (kurcalamak, bir şeyi ortaya çıkarmaya çalışmak) * zêde vî tiştî hilmejenin bu işi fazla karıştırmayın 3. çırpmak (sulu yiyecekleri, hızla ve sürekli bir şeyle karıştırmak) * hêkan baş hiljene! yumurtayı iyice çırp! 4. ditmek (yün, pamuk, vb. yi tellere ayırarak kabartmak)
hilkehilk m soluk soluğa olma durumu, nefes nefese
hilkehilk pê ketin tıknefes olmak
hilkelandî rd kaynar (kaynatılmış olan)
hilkelandin m 1. kaynatma 2. fokurdatma
l/gh 1. kaynatmak 2. fokurdatmak
hilkelîn m 1. kaynama, kaynayış (bir sıvı sıcaklığı belli bir dereceyi bulunca buhar durumuna geçerek fokurdama) 2. fokurdama, kaynaşma
l/ngh 1. kaynamak (bir sıvı sıcaklığı belli bir dereceyi bulunca buhar durumuna geçerek fokurdamak) 2. fokurdamak, kaynaşmak
hilker rd tutuşturucu
hilkêş rd 1. yukarı çeken 2. m asansör
hilketin m 1. tırmanma 2. çıkma 3. yükselme, göğe yükselme 4. yukarıya doğru sıçrayıp düşme
l/ngh 1. tırmanmak 2. çıkmak (bir şeyin yukarısına varmak veya yükselmek) 3. yükselmek, göğe yükselmek * hilketina esmanan göğe yükselme 4. yukarıya doğru sıçrayıp düşmek * min derbek lê da hilket bir darbe vurdum sıçrayıp düştü
hilkewaştin m kontrol etme, teftiş etme
l/gh kontrol etmek, teftiş etmek
hilkewt m olgu, vakıa
hilkimandin m tökezletme
l/gh tökezletmek
hilkimîn m tökezleme
l/ngh tökezlemek
hilkirin (i) m 1. yükseltme (yükseğe çıkarma, yukarı kaldırma) 2. yükseltme (şiddetlendirme, güçlendirme)
l/gh 1. yükseltmek (yükseğe çıkarmak, yukarı kaldırmak) 2. yükseltmek (şiddetlendirmek, güçlendirmek) * dengê xwe hilmeke sesini yükseltme
hilkirin (ii) m sökme, söküm (yerinden çıkarma, kökünden koparma)
l/gh sökmek (yerinden çıkarma, kökünden koparmak) * mêw hilkirin asmaları söktüler
hilkirin (iii) m 1. eleme (ipliği elemgeden geçirip yumak yapma) 2. sarma (yumak yapma) 3. hamuru topak yapma 4. çemreme, sıvama
l/gh 1. elemek (ipliği elemgeden geçirip yumak yapmak) 2. sarmak (yumak yapmak) * gulok hilkirin yumak sarmak 3. hamuru topak yapmak 4. çemremek, sıvamak
hilkirin (iv) m (saç veya sakal) tıraş etme
l/gh (saç veya sakal) tıraş etmek
hilkirin (v) m 1. tutuşturma (ateşi tutuşturma) 2. harlama, ateşi harlama, alevlendirme 3. ısıtma
l/gh 1. tutuşturmak (ateşi tutuşturmak) 2. harlamak, ateşi harlamak, alevlendirmek * agir hilkir ateşi harladı 3. ısıtmak * tenûrê hilke tandırı ısıt
hilkişan m 1. çekme 2. kökertme, kökleme, sökme 3. massetme, soğurma 4. tırmandırma 5. çekiştirme (çekerek koparma)
hilkişanbar rd kökünden sökülebilir
hilkişandin kökten çekip çıkarmak, yukarı çıkarmak.
m 1. çekme (bir yerden bir şeyi yukarıya doğru alma veya çıkarma) 2. kökertme, kökleme, sökme (bir ağaç veya bitkiyi kökü ile birlikte topraktan çıkarma) 3. massetme, soğurma 4. tırmandırma 5. çekiştirme (çekerek koparma)
l/gh 1. çekmek (bir yerden bir şeyi yukarıya doğru almak veya çıkarmak) * şûr hilkişand ji kalan kılıcı kınından çekti 2. kökertmek, köklemek, sökmek (bir ağaç veya bitkiyi kökü ile birlikte topraktan çıkarmak) * dar hilkişandin ağaç sökmek 3. massetmek, soğurmak 4. tırmandırmak 5. çekiştirmek (tekrar tekra çekerek koparmak)
hilkişer rd tırmanıcı
hilkişîn yukarı çıkmak.
m 1. çekilme (bir şeyin yukarı doğru çekilme) 2. tırmanma 3. tırmanma (yokuş, merdiven vb. çıkma) 4. tırmanma (bitkiler için) 5. tırmanma (taşıt için; yükseğe çıkma) 6. ilerleme 7. ilerleme (aşağıdan yukarıya doğru çıkma) 8. çıkma (bir şeyin yukarısına varma veya yükselme) 9. kökünden sökülme
l/ngh 1. çekilmek (bir şeyin yukarı doğru çekilmek) 2. tırmanmak 3. tırmanmak (yokuş, merdiven vb. çıkmak) * em hilkişiyan palê yokuşu tırmandık 4. tırmanmak (bitkiler için) * lavlak hilkişiyane dîwarê bexçe sarmaşıklar bahçe duvarına tırmanmışlar 5. tırmanmak (taşıt için; yükseğe çıkmak) 6. ilerlemek 7. ilerlemek (aşağıdan yukarıya doğru çıkmak) 8. çıkmak (bir şeyin yukarısına varmak veya yükselmek) * hilkişîn çiyê dağa çıkmak 9. kökünden sökülmek
hilkolan m sonda
hilkolandin m sondalama
l/gh sondalamak, sondaj yapmak
hilkolîn m sondalanma, sondaj yapılma
l/ngh sondalanmak, sondaj yapılmak
hilkolîner nd/nt 1. sondajcı, sondalamacı 2. m burgu (yerin orta ve derin katmanlarına inmeyi sağlayan delici âlet) 3. m kazaratar, kazmaç, ekskavatör (kazı makinası)
hilkolînerî m sondajcılık, sondalamacılık
hilkolk m keçi tırnağı, kalem (yontma işlerinde kullanılan ucu sivri veya keskin araç)
hilkulandin m aksatma, topallatma
l/gh aksatmak, topallatmak
hilkulîn m aksama, sekme, topallama
l/ngh aksamak, sekmek, topallamak
hilkumandin m sendeletme, tökezletme
l/gh sendeletmek, tökezletmek
hilkumîn m sendeleme, tökezleme, tökezme
l/ngh sendelemek, tökezlemek, tökezmek
hilkutan m 1. tepme (üzerine basarak sıkıştırma) 2. tepinme, vurma 3. zıplayıp depikleme, tepeleme 4. kanat çırpma
hilkutandin m 1. tepme (üzerine basarak sıkıştırma) 2. tepinme, vurma 3. zıplayıp depikleme, tepeleme 4. kanat çırpma
l/gh 1. tepmek (üzerine basarak sıkıştırmak) 2. tepinmek, vurmak * xwe hilkuta li erdê xist tepinip durdu 3. zıplayıp depiklemek, tepelemek 4. kanat çırpmak
hilkutok rd 1. tepindirici 2. aksak ritm
hilm n 1. buhar 2. buğu 3. koku * hilma xwînê da pozê min burnuma kan kokusu geldi
m 1. soluk, nefes 2. nefes (sigara, pipo içilirken içe çekilen duman) * min xwest ku ez hilmek li cixareyê bixim sigaradan bir nefes almak istedim
hilm berdan nefes vermek
hilm dan û stendin soluk alıp vermek, nefes alıp vermek
hilm girtin nefes almak
hilm lê xistin nefes çekmek
hilm li cigareyê xistin sigara tüttürmek
hilm dan l/gh soluk vermek, nefes vermek
hilm girtin (i) l/gh buğulanmak
hilm girtin (ii) l/gh soluk tutmak, nefes tutmak
hilm hilm û gulmê pijandin buğulamak
hilm jê hatin l/bw 1. kokmak 2. kokuşmak
hilm lê xistin l/bw tüttürmek, nefes almak * hilm li cigareyê xist sigaradan bir nefes aldı
hilm û box buhar
hilm û gulm buhar, buğu
hilm û gulm bûn buharlaşmak, buğulaşmak
hilm û gulm kirin buharlaştırmak (bi)
hilma (tiştekî) dan pozê (yekî) burnuma -e kokusu gelmek
hilma qetlê ölüm kokusu
hilmaliştin m çemreme, sıvma
l/gh çemremek, sıvmak * pî hilmaliştine kolları sıvamış
hilmaştî derli-toplu.
rd 1. sıvalı, çemrenmiş durumda olan 2. dürülmüş (üst üste katlanmış) 3. katlı, katlanmış
hilmaştin m 1. çemreme, sıvama (kolları veya etekleri toplama) 2. dürme (katlayıp bağlama) 3. katlama, katlayış, dürme (üst üste katlama)
l/gh 1. çemremek, sıvamak (kolları veya etekleri toplamak) * dawa xwe hilmaşt eteğini çemredi 2. dürmek (katlayıp bağlamak) 3. katlamak, dürmek (üst üste katlamak)
hilmdan m soluk verme, nefes verme
hilmebuhar m buhar
hilmêjandin m soğurma, absorbe etme, massetme
l/gh soğurmak, absorbe etmek, massetmek
hilmêjk m sifon
hilmêjk kişandin sifonu çekmek
hilmêsî rd sıcaktan tadı bozulmuş olan yemek vb şeyler
hilmeşoran m buhar
hilmeşû m buhar
hilmeyî çûn l/gh karşı durmak
hilmezk m sifon
hilmgirtî (i) rd buğulu, buğulanmış olan
hilmgirtî (ii) rd tıknefes
hilmgirtin (i) m buğulanma
hilmgirtin (ii) m soluk tutma, nefes tutma
hilmij m solunum
hilmija valak nd boşaltaç, boşluk pompası
hilmijî rd sıcaktan tadı bozulmuş olan yemek vb şeyler
hilmijîn (i) l/ngh soluma, solunma
l/ngh solumak, solunmak
hilmijîn (ii) m 1. soğurma, soğuruş 2. fiz soğurma, massetme
l/gh soğurmak
hilmijîn (iii) m 1. ısınma 2. harlanma 3. sıcaktan dolayı yemek vb şeylerin tadı bozulma
l/ngh 1. ısınmak 2. harlanmak * agirek tê de dihilmijî içinde bir ateş harlanıyordu 3. sıcaktan dolayı yemek vb şeylerin tadı bozulmak
hilmijok rd soğurgan, soğurucu
hilmijokî m soğurganlık, soğuruculuk
hilmişandin m katlama
l/gh katlamak
hilmişîn m katlanma
l/ngh katlanmak
hilmişt rd tıka basa dolu
hilmiştî rd tıka basa dolu
hilmiştin (i) m soğurma, emme, absorbe etme
l/gh soğurmak, emmek, absorbe etmek
hilmiştin (ii) m tıka basa doldurma
l/gh tıka basa doldurmak
hilmjêhatin m 1. kokma 2. kokuşma
hilmloş m buhar hamamı
hilmojk rd sıcaktan tadı bozulmuş olan yemek vb şeyler
hilmoştî rd sıcaktan tadı bozulmuş olan yemek vb şeyler
hilnegirtî rd yangısız, iltihapsız
hilnêr m akış, bakış açısı (bir kimseni bakış tarzı)
hilo (i) bot/m sabun otu
hilo (ii) zo/n kartal
hilo (iii) rd öyle
hilo (iv) b kalk, fırla
hilo dan l/gh seğirtmek
hilo pilo kirin l/bw alavere dalavere yapmak
hilobî m densizlik, rahat durmama
hilobî kirin l/gh densizlik yapmak, rahatsızlık verici şeyler yapmak
hilodan m seğirtme
hilohilo m yuhalama
hilohilo kirin l/gh yuhlamak
hilolîk m yumak
hiloq ant/m bademcik
hiloqên (yekî) ketin boğazı inmek
hilor rd azgın (cinsel)
hilor bûn l/gh azgınlaşmak (cinsel)
hilorbûn m azgınlaşma (cinsel)
hilorî (i) m top yakalama oyunlarında topu havaya atma
hilorî (ii) rd 1. azgın, yaramaz (kimse) 2. azgın (cinsel istekleri aşırı olan) 3. kızgın (eş arayan hayvan için) * gayê hilorî kızgın boğa
hilorî bûn l/ngh 1. azgınlaşmak, azmak (cinsel istekleri aşırılaşmak) 2. kızgınlaşmak, kızmak, kızışmak, kösnümek (hayvan eş isteme zamanı gelmek) 3. mec keyf ve zevkine bakmak
hilorî kirin l/gh 1. azgınlaştırmak, azıtmak 2. kızıştırmak (hayvan için)
hilorîbûn m 1. azgınlaşma, azma (cinsel istekleri aşırılaşma) 2. kızgınlaşma, kızma, kızışma, kösnüme (hayvan eş isteme zamanı gelmek) 3. mec keyf ve zevkine bakma
hilorîbûyîn m 1. azgınlaşma, azma (cinsel istekleri aşırılaşma) 2. kızgınlaşma, kızma, kızışma, kösnüme (hayvan eş isteme zamanı gelmek) 3. mec keyf ve zevkine bakma
hilorik (i) n göz yaşı
hilorik (ii) rd azgın (cinsel için)
hilorikî m 1. azgınlık 2. rd azgınca (cinsel)
hilorîkirin m 1. azgınlaştırma, azıtma 2. kızıştırma (hayvan için)
hilorîtî m 1. azgınlık, yaramazlık, şımarıklık 2. azgınlık 3. kızgınlık
hiloz m hoplayıp zıplama
hiloz bûn l/ngh hoplayıp zıplamak
hilozbûn m hoplayıp zıplama
hilparikîn bnr hilperikîn
hilpask bûn l/ngh tırmanmak
hilpask dan l/gh 1. tırmanmak 2. saldırmak
hilpaskbûn m tırmanma
hilpaskdan m 1. tırmanma 2. saldırma
hilpaskî m tırmanma
hilpaskî bûn l/ngh tırmanmak
hilpaskî kirin l/gh tırmandırmek
hilpaskîbûn m tırmanma
hilpaskîkirin m tırmandırme
hilpêçandin m sarma (yukarı doğru sarma)
l/gh sarmak (yukarı doğru sarmak)
hilpekan m 1. fırlama 2. silki, silkinti (ürkerek sıçrama)
hilpekandin m 1. fırlatma, fırlatış (bulunduğu yerden dışarı atma) 2. silkindirme (ürküterek sıçratma) 3. sıçratma
l/gh 1. fırlatmak (bulunduğu yerden dışarı atmak) 2. silkindirmek (ürküterek sıçratmak 3. sıçratmak
hilpekîn m 1. fırlama, fırlayış (hızla, birdenbire bulunduğu yerden çıkma, ayrılma) 2. üzerine fırlama, atılma 3. sıçrama (bir uyarı veya heyecan sebebiyle ürkerek birden bire olduğu yerde doğrulur gibi sarsılma) 4. silkinme
l/ngh 1. fırlamak (hızla, birdenbire bulunduğu yerden çıkmak, ayrılmak) 2. üzerine fırlamak, atılmak * ji cihê xwe hilpekiya û bi stûkura wî girt yerinden fırlayıp ensesinden tuttu 3. sıçramak (bir uyarı veya heyecan sebebiyle ürkerek birden bire olduğu yerde doğrulur gibi sarsılmak) 4. silkinmek * li cem min guliyek jî bike qirçînî ez hildipekim yanımda dal çıtırsa silkinirim
hilpelikandin m sektirme
l/gh sektirmek
hilpelikîn m sekme
l/ngh sekmek (atılan bir nesne bir yere dokunduktan sonra sıçrayarak gitmek)
hilpeqandin m zıplatma
l/gh zıplatmak
hilpeqîn m zıplama
l/ngh zıplamak
hilperan m ayaklanma, başkaldırma
hilperandin ürpertmek.
hilperandin (i) m 1. ayaklandırma 2. tırmandırma
l/gh 1. ayaklandırmak 2. tırmandırmak
hilperandin (ii) m 1. irkiltme 2. sıçratma 3. zıplatma
l/gh 1. irkiltmek 2. sıçratmak 3. zıplatmak
hilperanî m zıplama
hilperanî dan zıplamak
hilperikandin m 1. tırmandırma 2. üzerine atılmasını sağlama 3. sıçratma
l/gh 1. tırmandırmak 2. üzerine atılmasını sağlamak 3. sıçratmak
hilperikîn m 1. tırmanma 2. üzerine atılma 3. sıçrama
l/ngh 1. tırmanmak 2. üzerine atılmak * tu hilperikî ser me? sen üzerimize mi atılıyorsun? 3. sıçramak
hilperîn ürpermek.
hilperîn (i) m 1. ayaklanma, isyan etme 2. tırmanma 3. yükselmek, fırlamak (değeri artma)
l/gh 1. ayaklanmak, isyan etmek 2. tırmanmak 3. yükselmek, fırlamak (değeri artmak) * bihayê zêr hilperî altın fiyatları fırladı
hilperîn (ii) m1. irkilme, ürkme 2. sıçrama (bir uyarı veya heyecan sebebiyle ürkerek birden bire olduğu yerde doğrulur gibi sarsılma) 3. zıplama
l/gh 1. irkilmek, ürkmek 2. sıçramak (bir uyarı veya heyecan sebebiyle ürkerek birden bire olduğu yerde doğrulur gibi sarsılmak) 3. zıplamak
hilperişan m tırmanma
hilperişandin m tırmandırma
l/gh tırmandırmak
hilperişîn aksırmak.
m tırmanma, tırmanış
l/ngh tırmanmak
hilperişkandin m tırmandırma
l/gh tırmandırmak
hilperişkîn m tırmanma, tırmanış
l/ngh tırmanmak * hilperişkî dîwêr duvara tırmandı
hilperistin m tırmanma
l/gh tırmanmak
hilperiştin m tırmanma
l/ngh tırmanmak
hilpesartî rd dayanık, yaslanık
hilpesartin m dayama, dayandırma, dayatma, yaslama
l/gh dayamak, dayandırmak, dayatmak, yaslamak
hilpeserok rd tırmanıcı
hilpesirî rd dayanık, yaslanık
hilpesirîn m dayanma, yaslanma
l/ngh 1. dayanmak, yaslanmak 2. önünde ayağa kalkmak
hilpetikandî rd şişik, kabarık
hilpetikandîbûn m kabarıklık şişkinlik, bombe
hilpetikandin m 1. hoplatma, irkiltme (korkudan ötürü) 2. şişirme (darp sonucu vücutta tümsek oluşturma)
l/gh 1. hoplatmak, irkiltmek (korkudan ötürü) 2. şişirmek (darp sonucu vücutta tümsek oluşturmak)
hilpetikî rd kabarık, kabartılı (tümsek olmuş şey için)
hilpetikîbûn m kabarıklık, kabartı
hilpetikîn m 1. hoplama, irkilme (korkudan ötür) 2. biy irkilme (vücudun bir yeri dışarıdan gelen bir uyarıcının etkisiyle kanlanıp şişme) 3. sıçrama (bir uyarı veya heyecan sebebiyle ürkerek birden bire olduğu yerde doğrulur gibi sarsılma) 4. fırlama, oklama (ok gibi fırlama) 5. geri tepme (silâh için) 6. parlama (aniden kızma)
l/ngh 1. hoplamak, irkilmek (korkudan ötür) 2. irkilmek (vücudun bir yeri dışarıdan gelen bir uyarıcının etkisiyle kanlanıp şişmek) 3. sıçramak (bir uyarı veya heyecan sebebiyle ürkerek birden bire olduğu yerde doğrulur gibi sarsılmak) * gava ji nişka ve deng lê hate kirin, ji cihê xwe hilpetikî aniden seslenince yerinden sıçradı 4. fırlamak, oklamak (ok gibi fırlamak) 5. geri tepmek * çek hilpetikî silâh geri tepti 6. parlamak, tepki göstererek parlamak (aniden kızmak)
hilpişandî rd kabarık
hilpişandin m kabartma
l/gh kabartmak (ağırlığı artmadan hacmin büyümesini sağlamak)
hilpisartin bnr hilpesartin
hilpişî rd 1. kabarık 2. kabarmış (hacmi büyümüş olan)
hilpişîn m kabarma (ağırlığı artmadan hacmi büyüme)
l/ngh kabarmak (ağırlığı artmadan hacmi büyümek)
hilpişk m hapşırık
hilpişkandin m hapşırtma
l/gh hapşırtmak
hilpişkîn m hapşırma
l/ngh hapşırmak
hilpufandin m savurarak öfleme
l/gh savurarak öflemek
hilq m öğürtü
hilqehilq m öğürtü
hilqehilq hatin (yekî) öğürtüsü gelmek
hilqet m hilkat
hilqetandî rd koparık, koparılmış
hilqetandin m 1. kökünden koparma, koparış (aşağıdan yukarıya doğru çekip koparma) 2. (kafa) koparma, koparış
l/gh 1. kökünden koparmak, tutup kopartmak (aşağıdan yukarıya doğru çekip koparmak) 2. (kafa) koparmak * serî hilqetandin kafa koparmak
hilqetîn m kopma
l/ngh kopmak
hilqetiyayî rd kopuk, kopmuş olan
hilqevizandin m üstünde atlatma
l/gh üstünde atlatmak
hilqevizîn m üstünde atlama
l/ngh üstünde atlamak
hilqewişandin m eleme
l/gh elemek
hilqewişîn m elenme
l/ngh elenmek
hilqik m geğirti, geğirme
hilqik anîn (yekî) (birini) geğirtmek
hilqik anîn xwe geğirmek
hilqik hatin (yekî) geğirmek
hilqik pê girtin (birini) geğirti tutmak
hilqîn m öğürme
hilqînî m öğürtü
hilqînî hatin (yekî) öğürtüsü gelmek
hilqînî jê çûn öğürmek
hilqînî jê hatin öğürmek
hilqirçandin m cayırdatma
l/gh cayırdatmak
hilqirçîn m cayırdama
l/ngh cayırdamak (ateş için)
hilqonekî rd öğürtücü
hilrê m yol alıcı vasita
hilreşandin m darmadağın etme, savurma
l/gh darmadağın etmek, savurmak
hilreşîn m darmadağın olma, savurulma
l/ngh darmadağın olmak, savurulmak
hilşan m 1. yıkım, yıkma 2. kırıp dökme
hilşandî rd yıkık, çökkün,
hilşandin m 1. yıkma, yıkış 2. kırıp dökme, tahrip etme
l/gh 1. yıkmak 2. kırıp dökmek, tahrip etmek
hilsegandî rd değerlendirilmiş
hilsegandin m 1. değerlendirme 2. tartma, ölüçüp biçme
l/gh 1. değerlendirmek (bir şeyin özünü, önemini, nitelik ve niceliğini belirlemek) 2. tartmak, ölüçüp biçmek
hilsengane m değerlendirme
hilsengane kirin l/gh değerlendirmek
hilsenganekirin m değerlendirme
hilşeridandin m yedirme
l/gh yedirmek * pilorê baş hilşeridîne bulamacı iyi yedir
hilşîn m 1. yıkılma, çökme (üzerinde bulunduğu yere yıkılma, göçürme, göçme) 2. çökme (son bulma)
l/ngh 1. yıkılmak, çökmek (üzerinde bulunduğu yere yıkılmak, göçürmek, göçmek) * dîwar hilşiya duvar yıkıldı 2. çökmek (son bulmak) * Împeratoriya Bîzans di 1453’yan de hilşiya Bizans İmparatorluğu 1453’te çöktü
m dökülme
l/ngh dökülmek
hilşiyayî rd yıkık, çökkün
hilşiyayîbûn m çökünlük
hiltavîze rd ilgili
hilte n bilezik (iki borunun ucunu birleştirmeye yarayan halkaya benzer parça)
hiltepilandin m tökezletme
l/ngh tökezletmek
hiltepilîn m takılma, tökezleme
l/ngh takılmak, tökezlemek
hiltepinîn bnr hiltepilîn
hilteqandin m havaya uçurma
l/gh havaya uçurmak (patlatmak)
hilteqîn m havaya uçma (patlama)
l/ngh havaya uçmak (patlamak)
hiltijikandin m sinirlendirme, kızdırma
l/gh sinirlendirmek, kızdırmak
hiltijikîn m sinirlenme, kızma
l/ngh sinirlenmek, kızmak
hiltirşik bot/m yaban eriği
hiltîzandin m 1. huysuzlandırma 2. kızdırma 2. mec fitilleme
l/gh 1. huysuzlandırmak 2. kızdırmak 3. mec fitillemek
hiltîzikandin m 1. huysuzlandırma 2. kızdırma 2. mec fitilleme
l/gh 1. huysuzlandırmak 2. kızdırmak 3. mec fitillemek
hiltîzikîn m 1. huysuzlanma, titizlenme 2. sinirlenme, feveran etme, parlama 3. (biri) fitili alma
l/ngh 1. huysuzlanmak, titizlenmek 2. sinirlenmek, feveran etmek, parlamak 3. (biri) fitili almak
hiltîzîn m 1. huysuzlanma, titizlenme 2. sinirlenme, feveran etme, parlama 3. (biri) fitili alma
l/ngh 1. huysuzlanmak, titizlenmek 2. sinirlenmek, feveran etmek, parlamak 3. (biri) fitili almak
hiltoqilandin m tartma (bir şeyi avuç içinde sallayarak ağırlığını kestirmeye çalışma)
l/gh tartmak (bir şeyi avuç içinde sallayarak ağırlığını kestirmeye çalışmak)
hilû pürüzsüz, saydam.
hilû (i) rd 1. pürüzsüz 2. kaygan 3. gergin (cilt için, buruşuğu ve kırışığı olmayan) * jinik nizanim çend salî ye, lê rûyê wê hêjî hilû ye kadın bilmem kaç yaşında, ama yüzü hala gergin
hilû (ii) bot/m 1. erik (Prunus domestica) 1. erik (bu ağacın meyvesi) 3. sulak alanda yetişen bir erik türü
hilû bûn l/ngh 1. pürüzsüzleşmek 2. kayganlaşmak
hilû kirin l/gh 1. pürüzsüzleştirmek 2. kayganlaştırmak
hilûbûn m 1. pürüzsüzleşme 2. kayganlaşma
hiluhî zo/m hindi
hilûk bot/m bir tür erik
hilûkirin m 1. pürüzsüzleştirme 2. kayganlaştırma
hilûn bnr hêlîn
hilûreşk bot/m sonbaharda yetişen kara erik
hilûs (i) rd pürüzsüz
hilûs (ii) m hulûs (gönül temizliği)
hilûsk m darı lapası
hilûsok rd pürüzsüz
hilûsokî rd pürüzsüzce
hilûtî m 1. pürüzsüzlük 2. kayganlık 3. gerginlik (cilt için)
hilûtirşik bot/m böğürtlen
hilûtirşika çolê dağ eriği
hilûvk rd yeni yetme
hilûyokî h kayganca
hilûzerk bot/m sarı erik
hilwerandin m dökme (yaprak, kıl, tüy, diş vb. için)
l/gh dökmek (yaprak, kıl, tüy, diş vb. için)
hilwerihandin bnr hiwerandin
hilwerihîn bnr hilwerîn
hilwerîn (i) m dökülme
l/ngh dökülmek
hilwerîn (ii) m doğma (ay, güneş vb. için)
l/ngh doğmak (ay, güneş vb. için) * gava heyve hilwere ay doğduğu zaman
hilweşan m 1. yıkım, yıkılma 2. yıkma, kırıp dökme 3. çöküntü 4. çözülüş * hilweşan Împeretoriya Osmanî Osmanlı İmparatorluğun çözülüşü 5. silkme
hilweşandî rd 1. yıkık 2. çökkün, göçük
hilweşandin m 1. yıkma, yıkış 2. yıkma, kırıp dökme, tahrip etme 3. çöktürme, göçertme, göçürme 4. silkeleme, çırpma
l/gh 1. yıkmak 2. yıkmak, kırıp dökmek, tahrip etmek 3. çöktürmek, göçertmek, göçürmek * berfê xanî hilweşand karlar evi göçürdü 4. silkelemek, çırpmak * kuncî hilweşandin susamları silkelediler
hilweşîn m 1. yıkılma, çökme, çöküş (üzerinde bulunduğu yere yıkılma) 2. göçürme, göçme 3. yıkılma 4. yığılıp kalma 5. çatırdama, çökmeye yüz tutma
l/ngh 1. yıkılmak, çökmek (üzerinde bulunduğu yere yıkılmak) * xanî hilweşiya ev çöktü 2. göçürmek, göçmek 3. yıkılmak * bajêr bi ser min de hilweşiya şehir üstüme yıkıldı 4. yığılıp kalmak 5. çatırdamak, çökmeye yüz tutmak
hilweşîner nd/nt yıkmacı, yıkıcı
hilweşînerî m yıkıcılık
hilweşiyawo b yıkılası
hilweşiyayî rd 1. yıkık 2. çökkün, çökük, göçük
hilweşiyayîbûn m 1. yıkıklık 2. çökünlük, göçüklük
hilweşker nd/nt yıkıcı
hilwilîn m kağşama
l/ngh kağşamak
hilxepirandî rd deşik, deşilmiş olan
hilxepirandin m deşme
l/gh deşmek
hilxepirî rd deşik, deşilmiş
hilxepirîn m deşilme
l/ngh deşilmek
hilxistin m 1. düşürme 2. yıkma
l/gh 1. düşürmek 2. yıkmak
hil (r) pêşgireke lêkerçêker e û wateya berbijoriyê didê
1. hilbûyî, hildayî, hilkirî (rengdêr) li jor, bilind, geş, gurr, xweş, vêxistî: Agirek hil li serê çiyayî diyar bû..
Herwiha: hel hell.
Bide ber: hil-. Binêre
Herwiha: hal hel hêl hol.
Bikaranîn: Lêker: hil bûn hil kirin Navdêr: hilbûn hilkirin Rendgêr: hilbûyî hilkirî.
ji: hevreha soranî هه‌ڵ (heł), pehlewî ul, zazakî er, partî hirz, avestayî ǝrǝδβa, sanskrîtî ऊर्ध्व (ūrdhvá), latînî arduus (bilind), arbor (dar), îrlendî ard, hîtîtî harduppi... hemû ji Proto-hindûewropî h₂erHdʰ- (bilind, mezin bûn, gir bûn). Bi maneya cihê bilind jî hatiye bikaranîn, we Helgurd, Hilwend, Hilberz ko nav ên çiyayan in..
: hilanîn hilberandin hilberî hilberandî hilber hilgirtin hilkirin hildan hilî hilpekandin hilçinîn hilpesartin hilsipartin hilfirîn hilavêtin hilkelîn hilperîn hilgaftin hilkiştin hilkişîn hilberisandin hilsencandin hilsengandin 2. riwekek û biharata wê Binere, hêl
hil bûn (lêker)(Binihêre:) hil.
Bi alfabeyên din: Kurdî-Erebî: هل بوون
hil girtin (lêker)tehemûl kirin, sebr kirin, ragirtin, wer girtin, qebûl kirin, girtin.
ji: hil + girtin
hil jê çûn (biwêj) jê nefret kirin. hil jê diçe, qet guncati e ku bi wê re hevkariyê bike?
hil kelîn fûr bûn, hilfûrîn, xuroş bûn, hilfirîn, hilteqîn.
ji: hil +kelîn
hil kirin (lêker)(Binihêre:) hil.
Bi alfabeyên din: Kurdî-Erebî: هل کرن
hil mij hilmijînî.
ji: hil +mij
hil pişaftî gemirandî, pişaftî.
ji: hil +pişaftî
hil- pêşgir, pêşbendikek e wateya ber bi jor yan bilindtir dide: hilavêtin, hilhatin, hilketin.
Herwiha: hel-.
ji: hil
hila tî (navdêr, mê) pengizî.
ji: hil- +a +-tî
hila wê derxistin (biwêj) Karek bi berfirehî, bi kûrahî kirin .
Bikaranîn: Pizîşk hevalê min bû u got emê hila nexweşxanê derxin, çi test û fexs hene emê hemiya çêkin û nebû emê te sewq bikin.
ji wêjeyê: Gava min xwend, ez ecêbmayî mam. Ji bo çi San Remo li ne bajarekî din? Serhat bişirî û got: - Xuya ye, tu dibêjî, hey mesele vebî, em hila wê derxînin.Wî gotinên Serhêt bi serêxwekilkirinê ve tesdîq kir Ci qut birrî..
ji: Nayê zanîn. Tîpa h ya peyva hil wek ya tîpa h ya di peyvê heyf, hirs herf henek e yanî hişk tê xwendin.
hilalk (navdêr, mê) helhelok, belalok, zelzelok, hilhilê, devî
hilan (navdêr, mê) reha axa weke tahtê hişk, bîra ku me dikola ji ber ku li hilanê rast hat, me betal kir.
hilandî (rengdêr) derkişandî, deranî, hilbir, rakir, veşartî, hilanî.
ji: hil +andî
hilandin (navdêr, mê) dilrabûn, hilavêtin
hilanîn (lêker)(navdêr, mê) rakirin, bilind kirin, birin jor, anîn jor, hildan, girtin.
Bi alfabeyên din: Kurdî-Erebî: هلانین. Tewîn: Lêker: hil-în-, hil-ên-.
Herwiha: helanîn, helênan, helhanîn, helhênan, helhînan, helînan, helnan, hilênan, hilhanîn, hilhênan, hilhînan, hilînan, hilnan.
Têkildar: hilhatin.
Bide ber: hildan, hilkirin.
ji: hil- + anîn.
: hilanî, hilaniyî, hilînayî, hilîner, hilînerî
hilanîn/hiltîne/hilîne 1. bi dest xistin 2. bilind kirin 3. veşartin *"Silto bû kebanî, golika werisî hilanî"
hilanok (navdêr, mê) asansör.
ji: hilan +-ok
hilar qirûdî, qar, qarik, çirmaq, qarçîlok, çîçîlask, ler, çeqelok, lar, tîltîlok, çeqelok, bêşiyan, bêpertav, qels.
ji: hil +ar
hilatî rabûyî, hilketî, bilindbûyî.
ji: hil +atî
hilav ader û eslpak
ader û eslpak
hilavêtî (rengdêr) tişta/ê ku hatiye hilavêtin.
Herwiha: helavêtî helhavêtî helavêştî helhavêştî helavêjtî helhavêjtî hilhavêtî hilavêştî hilhavêştî hilavêjtî hilhavêjtî.
ji: hilavêtin
hilavêtin (lêker) (navdêr)(lêker) avêtin cihek bilindtir, veresîn, xwarin û vexwarina di leşê xwe de di devê xwe re avêtin(navdêr, mê) avêtina tiştekê/î ber bi cihek bilindtir ve, veresîn, avêtina xwarin û vexwarina di leşê xwe de di devê xwe re.
Bi alfabeyên din: Kurdî-Erebî: هلاڤێتن.
Herwiha: helavêtin helhavêtin helavêştin helhavêştin helavêjtin helhavêjtin hilhavêtin hilavêştin hilhavêştin hilavêjtin hilhavêjtin. Tewîn: Lêker: hil-avêj-.
ji: hil- + avêtin.
: hilavêj hilavêjî hilavêtî
hilavêtin/hildiavêje/hilavêje 1. lotik avêtin 2. bi ser re baz dan
hilavêtinî (navdêr, mê) hilavêtin (ker).
ji: hilavêtin + -î
hilavistin (lêker) daleqandin, hilawistin, aliqandin, darxistin, ayisandin, daliqandin, hilawestin, meliqandin, helawîstin, hilawîstin.
ji: hil- +avis +-tin
hilawestin (lêker)daliqandin, hilawîstin, xeniqandin
hilawestin/hildiawêse /hilawêse daliqandin
hilawî torinî, maqûlî, zadeganî, resenatî, esalet.
ji: hil +awî
hilawisan daleqan.
ji: hil +awisan
hilawîstî (rengdêr) daliqandî, bidarvekirî, bidîwarvekirî, tişta/ê hatiye hilawîstin, neçarekirî, tişta/ê (hê) nehatiye çarekirin: Hê gelek pirs hilawîstî mane..
Herwiha: helawîstî.
ji: hilawîst + -î.
: hilawîstîtî
hilawîstin (lêker)(navdêr, mê) daliqandin, bi dar ve kiriné, bi dîwar ve kirin, bi ristê ve kirin.
Herwiha: helawîstin, da-awîstin, hilawistin.
Bi alfabeyên din: Kurdî-Erebî: هلاویستن.
Têkildar: hilawisîn daawistin,daawiz awistin,awiz. Tewîn: Lêker: -hilawîs-.
Bikaranîn: Tevî ku hilawîstin lêkereke hevdanî ya bi hil- e jî, ew wek peyvên din yên bi pêşpirtika hil- natewe. Anku rehê dema niha -hilawîs- (ez dihilawîsim), ne hil-awîs- e (ez hil-di-awîsim wek hil-di-girim, hil-di-dim. Sebebê vê awartetiyê ew e ku lêkera awîstin wek peyveke serbixwe di kurdî de nîne. Berevajî lêkerên din yên bi -îstin (bo nimûne mîstin > -mîz) di dema niha de s nabe z.Şirove li ser bikaranînê peyvê Kekê min, te ev rave nivîsandiye, wek peyayek ku hemû kurdî jiber kiriye û her cure kurdî evisiye, bûye bilîmetê kurdî. Birê min, sermeselê di kurdiya Anadola Navîn de daawistin jî heye ez dadiwizim tu dadiwizî, ez dadiwizînim tu dadiwizînî. Hingo çima wisa dikin? Çire hûn çewtiyên wisa dikin ku dibêjin di kurdî de ev lêker bi serê xwe tune ye. Ger daawistin, hilawistin hebe, awistin bixwe jî hebe çawa dibe qertaf he dibe binaçe henabe? Ger tu bikarbîni heye, bo embaz ez diawizim,tu diawizî,ez diawizînim tu diawizînî, awistin, awizandin. Di kurdiya Anadola Navîn de heman bi wî hawî têt siviyandinê. Di vir de awistin lêkera binaçe ye hil û da jî pêşbend in. Divê em jibîr nekin ku kesek ji me bi kurdî sihê nizane, hê resmê kurdî sihê û temamî dernektiye holê. Lêkerên hevdûdanî di kurdî de her tim wek min li jor tewandî tên tewandinê, ên ku pêşbendan bi lêkera bingehîn ve dizeliqînin xeletiyê dikin. Rûniştin bo nimûne. Ez rûdinim,tu rûdinî, ne ez dirûnim, tu dirûnî. Pate û giram (Ji Durxaneya Cellikanî)).
ji: hil- + awîstin (wek peyveke serbixwe di kurdî de nîne), hevreha soranî هه‌ڵاواسین (heławasîn) û هه‌ڵواسین (hełwasîn), farisî آويختن (avîxten - rehê dema niha -avîz-), avestayî a-veêçe-, a-veêg-, inglîzî weigh (bi terazûyê kêşan), almanî wegen/wägen (bi terazûyê kêşan) û Waage (terazû), holendî wegen (bi terazûyê kêşan), swêdî väga (bi terazûyê kêşan), danmarkî veje (bi terazûyê kêşan), hemû ji Proto-hindûewropî wéǵʰ- (hilgirtin, rakirin).
: hilawîstî
hilawîstinkî (navdêr, mê) bi hilawîstinî.
ji: hil- +awîstin +-kî
hilawîstîtî (navdêr, mê) rewşa hilawîstîbûnê.
ji: hilawîstî + -tî
hilbarandin (Binihêre:) hil
hilber ber, berhem
hilberan hilberî, istihsal.
ji: hil +beran
hilberandin (lêker)îmal kirin , çêkirin.
Bi alfabeyên din: Kurdî-Erebî: هلبه‌راندن
hilberandin/hildiberîne /hilberîne 1. îmal kirin 2. çêkirin
hilberdar (rengdêr) berdar, biber, bêrdar, berhemdar, bijûndar, birişt, astem, bihasil, bibereket, bibêr, feyîzdar, gumreh, bijûn, nejdar, xweş, saxlem.
ji: hilber +-dar
hilberî (navdêr, mê) hilberan, istihsal.
ji: hilber +-î
hilberîn îmal
hilberîner 1. îmalker 2. çêker
îmalker , çêker
hilberînerî (navdêr, mê) prodüktivite, berhênerî, berhemdêrî.
ji: hilberîner +-î
hilberz serenav, Elberz, Elborz, navê çiyayekê bakûrê Tehranê ye.
ji: hil + berz
hilbestandin (lêker)(navdêr, mê) dabestin, bestin, bestandin, nûsikan­din, dabestandin, vebestandin, lehiqandin, girê dan, girê kirin, birin serî, hilbestîn.
Bi alfabeyên din: Kurdî-Erebî: هلبه‌ستاندن
hilbestîn (lêker) girêdan, bestin, asê. Tewîn: -hilbest-.
Bi alfabeyên din: Kurdî-Erebî: هلبه‌ستین
hilbestîn/hildibeste/ hilbeste girêdan, bestin
hilbijar hilbijartin, bijartin.
ji: hil +bijar
hilbijarî nemecbûrî.
ji: hil +bijarî
hilbijark (navdêr, mê) bijêre, alternatîf, vebijark, bijark
hilbijartî (rengdêr) tişta/ê yan kesa/ê ku hatiye hilbijartin.
Herwiha: helbijartî.
Têkildar: hilbijêr.
ji: hilbijartin
hilbijartin (lêker)(navdêr, mê) bijartina kesan yan tiştan bi dengdanê anku reydanê.
Bi alfabeyên din: Kurdî-Erebî: هلبژارتن.
Herwiha: helbijartin. Tewîn: Lêker: hil-bijêr-. Bi soranî: hełbijardin.
Têkildar: berbijar, endam, hilbijêr, namzet, nimînende, nimîner, nûner.
ji: hil- + bijartin.
: hilbijartî, hilbijêr, hilbijêrî
hilbijartin çêkirin (lêker)(Binihêre:) hilbijartin
hilbijartin/hildibijêre/ hilbijêre 1. bijartin 2. (ji nav re yek an hinek) ecibandin 3. (deng) bi kar anîn
hilbijêr 1. bijartî 2. dengdayî 3. ecibandî
(navdêr) kesên ku tiştan hildibijêrin, kesa/ê ku di hilbijartinan de mafê dengdanê heye.
Herwiha: helbijêr.
Bide ber: berbijar.
ji: hilbijartin.
: hilbijêrî, hilbijêrîtî, hilbijêrtî
hilbijêrî (navdêr, mê) rewşa hilbijêrbûnê, bijêrî.
ji: hilbijêr + -î
hilbijêrînerî (navdêr, mê) bijêrî, vebijêrî.
ji: hilbijêr +-înerî
hilbirandin (navdêr, mê) berhewa kirin, berz kirin, helbirîn, heldan, helgirtin, hilanîn, hilanîn, hilgaftî, hilgavtin, quloz kirin, rakirin, hilgaftin.
ji: hil- +bir +-andin
hilbirîn rakirin, hildan, hilanîn, rahiştin.
ji: hil +birîn
hilbirin (navdêr, mê) (Binihêre:) hil
hilbirok (rengdêr) kîrko, krîko.
ji: hil- +bi- +rok
hilbirrandî (rengdêr) pekandî, raqetandî, birrî, torkirî.
ji: hil +birrandî
hilbirrandin (lêker) pêkîn, raqetandin, jêkirin.
ji: hil- +birr +-andin
hilbirrîn jêkirin, pilkirin, birrîn, hemandin, çiplandin, derik, derxik, letkirin.
ji: hil +birrîn
hilborandin (navdêr, mê) bihartin, biwartin, bihortin, borandin, daborandin, rawirandin, derbas kirin, bihurandin, rabihurandin, raborandin, bihurtin, rabihartin, rabiwartin, rawêtin, biwerandin, dawirtin.
ji: hil- +bor +-andin
hilborî cudakirî, veqetandî, cudabûyî.
ji: hil +borî
hilborîn derbas bûn, guzerîn, bihurîn, bo rîn, rawirin, raborin, daborîn, rawirtin, bi werin, bihorîn, dabihurîn.
ji: hil +borîn
hilbuhartin jişîrvekirîn, şîrvekir, şîrbirr, jişîrvekirin.
ji: hil +buhartin
hilbûn (lêker)(navdêr, mê) (agir) berbûn, vêketin, geş bûn, gurr bûn, ketin nav tiştekî, bi nav tiştekî ketin.
Bi alfabeyên din: Kurdî-Erebî: هلبوون.
Herwiha: helbûn , helbîn, hilbîn. Tewîn: Lêker: hil-b-.
Têkildar: hilkirin.
Bide ber: hildan, hilgirtin.
ji: hil- + bûn.
: hilber, hilbûyî
hilbûn/hildibe/hilbe 1. ji şûnê rabûn 2. qetîn 3. (agir) pê ketin 4. berz bûn
hilbûyî (rengdêr) (Binihêre:) hil
hilç (navdêr, nêr) amûrek serê wî hesin û tûj e ku pê kereng, pîrqelaçik, xelîlok ji erdê dihê derxistin. herkê di destê wan de hilçek bi qelaçan ketibûn
hilçandî (rengdêr) hilçandin, hilçinandin, hilmijîn, hilmijtin, mêtin, mêtingerî, mijîn, miştin, hilçinandin, hilçinîn, dûtî, seyandî, ceyirandî, sewaxkirî, vemalandî, çikandî, çikûrandî.
ji: hil +çandî
hilçandin (navdêr, mê) bizdihandin, tirsandin, toqandin, çîzkirin, bizdandin.
ji: hil +çandin
hilceniqandin (lêker)(navdêr, mê) varqilandin, veciniqandin, terqilandin, hişyar kirin, haydar kirin, agadar kirin, pê hesandin
hilceniqîn (lêker)(navdêr, mê) terqilîn, varqilîn, veciniqîn, ji nişkê ve hay ji tiştekê/î bûn, ji nişkê ve hişyar bûn.
Herwiha: helceniqîn, helciniqîn, hilciniqîn. Tewîn: Lêker: hil-ciniq-.
Têkildar: hilceniqandin.
ji: hil- + ceniqîn.
: hilceniqiyayî, hilceniqî, hilceniqok
hilçimandin (navdêr, mê) jibartin, vebijartin, neqandin, çeqilandin.
ji: hil- +çim +-andin
hilçinandin (lêker)(tiştê ziwa) av kişandin xwe.
Bi alfabeyên din: Kurdî-Erebî: هلچناندن
hilçinandin/hildiçinîne /hilçinîne (tiştê ziwa) av kişandin xwe
hilçinî mêjayî, vemêjayî, mêt.
ji: hil +çinî
hilçinîn (lêker)(navdêr, mê) hilbijartin, ji nav tiştekî hinek derxistin û hinek hîştin. Ji nav hev derxistin, mîna ko ew li gotina bigere û wan hilçîne, ew hêdî hêdî, gotin bi gotin, .
Bi alfabeyên din: Kurdî-Erebî: هلچنین.
Herwiha: helçînan. Tewîn: Lêker: hil-biçîn-.
Têkildar: endam, hilbijêr, namzet, nimînende, nimîner, nûner.
ji: hil- + çinînBi der ber, hilçandin.
: hilçînayî, hilbijêr, hilbijêrî
hilçinîn/hildiçine/hilçine 1. mêtin û vexwarin 2. (çaviya filitî) kaşî rêzê kirin 3. bijartin
hilciniqandin (lêker)veciniqandin , zil kirin , silikandin.
Bi alfabeyên din: Kurdî-Erebî: هلجنقاندن
hilciniqandin/hildiciniqîne/ hilciniqîne 1. veciniqandin 2. zil kirin 3. silikandin
hilciniqîn (lêker)veciniqîn , zil bûn , silikîn. Tewîn: -hilciniq-.
Bi alfabeyên din: Kurdî-Erebî: هلجنقین
hilciniqîn/hildiciniqe/ hilciniqe 1. veciniqîn 2. zil bûn 3. silikîn
hilçirandin (lêker) çirandin, dirandin, qetandin, qîşkirin, çîrkirin, çirçirandin, dadirandin, hildirandin, veçirandin, qelaştin, qelişandin, qîş kirin, çîr kirin, çîrûberçîrî kirin.
ji: hil- +çir +-andin
hilçirrandin (lêker) dirrandin, hil kirin, qetandin, bizdandin, jê kirin.
ji: hil- +çirr +-andin
hilçirrîn (avahî) hilweşandin, hilişandin, vitr hildirrîn, dadjrrîn, ramalîn, hilşîn.
ji: hil +çirrîn
hilço darikê hilawîtina cilikan, cildank
hilco pijik, pînc.
ji: hil +co
hilçoyî (navdêr, mê) lêvrêj, fîrhayî.
ji: hil- +ç +-oyî
hilçûn (lêker) hewa ketin, ber bi jor livîn, çûn serî, meşîn cihek bilindtir(navdêr, mê) hewaketin, livîna ber bi jor, meşîna ber bi cihek bilind ve.
Herwiha: helçûn.
Hevwate: hilketinNêzîk, hilhatin.
Bide ber: hildan, hilkirin. Tewîn: Lêker: hil-ç-.
ji: hil- + çûn.
: hilçû, hilçûyî
hilçûn/hildiçe/hilçe 1. ber bi jorê çûn 2. di kêrtê de qelibîn xwarê
hilçûna derûnî aloziya nefsî ya ku ji ber bertekekê pêk tê
hildan (lêker)(navdêr, mê) bilind kirin, rakirin, hewa xistin, berz kirin, hilkirin, rakirin: Alaya Kurdistanê hildaye. bijartin, jê girtin, tercih kirin, hilbijartin.
Bi alfabeyên din: Kurdî-Erebî: هلدان.
Herwiha: heldan, heldayîn, hildayîn. Tewîn: Lêker: hil-d-.
ji: hil- + dan.
: hilder, serhildan, serhildêr, serhildêrî.
Bide ber: hilbûn, hilhatin, hilkirin
hildan destê xwe (biwêj) li ser sekinîn, kirin rojeva xwe. ji vê mellê bi şûn de em ê wê pirsgirêkê hîldine destê xwe.
hildan ser xwe (biwêj) karek, berpirsyariyek an jî binbariyek qebûl kirin, ji tiştekî aciz bûn, xolî bûn, tawanek hildan ser xwe an jî li xwe mikur hatin. apê wê bi dilekîgerah, hemû binbariya wê hilda ser xwe. bi xwe ne bawer bû, me çi digot, hildida ser xwe û dixeyîdî. bi rasti ji ew living ne ya min bû, lê ji bo ku işkence li wî nebe, min tilda ser xwe.
hildan/hildide/hilde 1. bi dest xistin 2. (ji erdê û jêrê) bilind kirin
hildayî (rengdêr) vît.
ji: hil +dayî
hildayîbûn (rengdêr) vîtbûn.
ji: hil +dayî +bûn
hilder (navdêr)Kesa/ê tiştekî hildide ango radike ango bilind dike.
Hevwate: raker, bilindker.
ji: hildan.
: serhilder
hildêrandin (lêker) dêrandin. Tewîn: -hildêrîn-.
ji: hil- +dêr +-andin
hildilhok (navdêr, mê) sîqûsirr, qirnaqoz, çîrneçov, helezek, denglekişo, qaqleqûz, zîqûzirr, darînqoz, qirqosan, cînceq, memeqîz, hindirhop, silimsîq, terazûmîzan, hêlanok, hêlhêlanê, tiringûzan
hildirandin (lêker) çirandin, dirandin, qetandin, qîşkirin, çîrkirin, çirçirandin, hilçirandin, dadirandin, veçirandin, qelaştin, qelişandin, qîş kirin, çîr kirin, çîrûberçîrî kirin.
ji: hil- +dir +-andin
hildirrîn hilişandin, dadjrrîn, hilçirrîn, ramalîn, hilşîn.
ji: hil +dirrîn
hilêvirî amana bê dervank
(rengdêr) amana bê dervank
hilêvirîn (lêker)devê tiştê devgirtî vekirin
hilêvirîn/hildiêvire/ hilêvire devê tiştê devgirtî vekirin
hilf (navdêr, mê) bal, dên, mereq, enteres.
Herwiha: hilif.
ji wêjeyê: Dergûş bi armanca ko hilfa zarokan here ser kurmanciyê û kurmancî bi wan şêrîn bibe, hatiye nivîsandin. Ji ber ko teyr û tilûr, pez û dewar û gelek tiştên di vê biwarê de bala zarokan dikişand, min jî ew tişt bi haweyê lihevanîneke ko zarok car carê pê bikenin him rave kiriye û him jî berê wan û dê û bavan xistiye hev ko dê û bav bi xwe jî baştir hînî kurmanciya xwe bibin.(Laleş Qaso di pêşgotina pirtûka xwe ya bi navê Dergûş de, 2007).
: hilfdar, hilfkêş, hilkêşî
hilfdar (rengdêr) bibal, bidên, bimereq, bienteres.
ji: hilf + -dar.
: hilfdarî hilfdarîtî hilfdartî
hilfdarî (navdêr, mê) rewşa hilfdarbûnê.
ji: hilfdar + -î
hilfirîn (lêker)hilperîn , silikîn , ji xewê veceniqîn, ji cihê xwe pekîn. Tewîn: -hilfir-.
Bi alfabeyên din: Kurdî-Erebî: هلفرین
hilfirîn/hildifire/hilfire 1. hilperîn 2. silikîn 3. ji xewê veceniqîn 4. ji cihê xwe pekîn
hilfûrîn (lêker)(navdêr, mê) bilqîn
hilgaftî (rengdêr) ya/yê ku hatiye hilgaftin
hilgaftin (lêker)(navdêr, mê) hildan, bilind kirin, rakirin.
Herwiha: helgaftin, helgavtin, helgivandin, helgifandin, hilgavtin, hilgivandin, hilgifandin. Tewîn: Lêker: hil-gêv-.
ji wêjeyê: Dilo mizgîn li te şa be, ko dektora birînê hatDerefşa Kawa hilgêve, şahînşaha evînê hat. Evîna ber dilê Seyda ji lêvan şerbet û mey da Perî bû yan zerî bû, di roja cejn û înê hat.(Cegerxwîn).
: hilgaftî, hilgêv
hilgerandî (rengdêr) hildayî, vît.
ji: hil +gerandî
hilgerandin (navdêr, mê) alîn, zivirîn, çermlqm, badan, wergerandin, zivirandin, vizbûn.
ji: hil +gerandin
hilgerîn (lêker)(ber bi jor) bilind bûn, berê xwe dan jorê, çûn zozanê. Tewîn: -hilger-.
Bi alfabeyên din: Kurdî-Erebî: هلگه‌رین
hilgerîn/hildigere/hilgere 1. (ber bi jor) bilind bûn 2. berê xwe dan jorê 3. çûn zozanê
hilgir (navdêr) kesa/ê ku tiştekî hildigire, kesa/ê ku tiştekî ji derekê dibe derek din, hemal, kesa/ê ku karê wî hilgirtina tiştan e(bi taybetî kesa/ê ku tiştên xelkê bi pare ji derekê dibe derek din), kesa/ê yan ajela ku bi xwe sax e lê êşek tê de heye ku dikare bigihe kesek din (bi taybetî zarrokên kesa/ê ku ew êş tê de heye), nesaxa/ê/nexweşa/ê êşekê: Li gor amara Rêxistina Tendirustî ya Cîhanî WHO hejmara hilgirên virusa HIV li cîhanê gihiştiye zêdeyî 33 milyon kesan..
Herwiha: helgir.
Bide ber: bergir dagir ragir vegir wergir.
ji: hilgirtin - -tin.
: hilgirî hilgirîtî
hilgirbar (rengdêr) tehemûlbar, asan, qulayî.
ji: hil- +gir +-bar
hilgirî (navdêr, mê) rewşa hilgirbûnê.
ji: hilgir + -î
hilgirtî (rengdêr) tişta/ê ku hatiye hilgirtin.
Têkildar: hilgir.
Bide ber: bergirtî, dagirtî, ragirtî, vegirtî, wergirtî.
ji: hilgirtin - -in + -î
hilgirtin (lêker) rakirin, bilind kirin, raguhastin, raguhezandin, ji cihekî birin yek din, parastin, bijartin, jê girtin, wergirtin(navdêr, mê) rakirin, bilindkirin, raguhastin, raguhezandin, ji cihekî birin yek din, parastin, bijartin, jêgirtin.
Bi alfabeyên din: Kurdî-Erebî: هلگرتن. Tewîn: Lêker: hil-gir-.
Herwiha: helgirtin.
Bide ber: dagirtin hilanîn hildan hilkirin ragirtin vegirtin.
ji: hil- + girtin.
: hilgir hilgirî hilgirtî
hilgirtin/hildigire/hilgire 1. wergirtin, hildan 2. bilind kirin 3. mil kirin, pişt kirin 4. (birîn) werimîn û kêm girtin *"mirov barê xwe hilnegire, kes barê mirovî hilnagire"
hilgurd Helgurd, navê çiyayekê Kurdistanê ye dikeve başûrê Colemêrgê û bakûrê Rewandizê.
hilhatî (rengdêr) ya/yê ku hatiye hilhatin
hilhatin (lêker)(navdêr, mê) (lêker) rabûn, bilind bûn (bi taybetî roj anku hetav): Îro seet 6 û 43 deqe roj hilhat. derfetên anku delîvên baş bo peyda bûn: Roja kurdan jî dê hilbêt. demode bûn, êdî neman mode, demborî bûn, ji rojevê derketin, (bi taybetî soranî helhatin) revîn, bazdan, filitîn.
Bi alfabeyên din: Kurdî-Erebî: هلهاتن.
Herwiha: helatin, helhatin, hilatin.
Bide ber: hildan, hilketin, hilkirin. Tewîn: Lêker: hil-ê-, hil-hê-.
ji: hil- + hatin.
: hilhatî
hilhatin/hiltê/hilê (hilbê) 1. (cismên esmanî) hatin xuyanê 2. heytandin *"bihar hat, zivistan hilat"
hilhebandin (lêker) ciniqandin, veciniqandin, hilciniqandin, hilperandin, hilpekandin.
ji: hil- +heb +-andin
hilhebîn ceniqîn, veciniqîn, hilperîn, hilciniqîn, hilpetikîn, hilpekîn, qil bûn, hilfirîn.
ji: hil +hebîn
hilhilandin (lêker) pincirandin, kuncandin, nûhandin, rihandin, peritandin, çilçilandin, kevnkirin.
ji: hil- +hil +-andin
hilhilê (navdêr, mê) helhelok, belalok, zelzelok, hilalk, devî
hilhilî hizhizî, hophopo
(rengdêr) hizhizî, hophopo.
Bikaranîn: Lêker: hilhilî bûn, hilhilî kirin. Navdêr: hilhilîbûn, hilhilîkirin Rengdêr: hilhilîbûyî, hilhilîkirî
hilhilî bûn (lêker)(Binihêre:) hilhilî
hilhilî kirin (lêker)(Binihêre:) hilhilî
hilhilîbûn (navdêr, mê) (Binihêre:) hilhilî
hilhilîbûyî (rengdêr) (Binihêre:) hilhilî
hilhilîkirî (rengdêr) ya/yê ku hatiye hilhilî kirin
hilhilîkirin (navdêr, mê) (Binihêre:) hilhilî
hilhilîn filfilîn, hizhizîn, hedimîn, tamilîn, pixudîn, heşifin, haşibîn, qurmiçîn, çilmisîn, nermijîn, pixunîn, nûhiyayî, rihiyayî, peritî, nûhîn, rihîn, peritîn, çilçilîn, kevnbûn.
ji: hil +hilîn
hilhilok cureyekî fêkiyên çolê ye û dişibihe gêlasan
cureyekî fêkiyên çolê ye û dişibihe gêlasan
hilî 1. fêkiyek, mêweyek. Binêre; hilûk 2. bê kend û kosp yan dirr û girr. Binêre; hilû 3. ne qedexe yan heram. Binêre; hillî 4. Berî dema xwe Tiştê/a ku berî dema xwe zaye yan ji hatiye çandin.Vajiya virnî, berxikên hilî herdem ji yên virnî girstir in
hilî kirin (lêker) rastker, nerm ker, rast kirin, nerm kirin.
ji: hilî + kirin
hilîheram (rengdêr) Gelekî pir heram, zêde heram, Ji bo xurtkirina peyvek xwedî wateyek neyînî tê bikaranîn. Wateyên pîs, nebaş dide. , De here! derewçînê hilîheram, Ehmed tu carî tiştekî wisa ji bo min nabêje. , Kuro ew zilam kûçikekî hilîherame, çawa tu bi wî re hevaltiyê dike..
ji: hilî- + heram.
Bide ber: gipîgewr, ripîreş, sipîsor, zipîzer
hilik (navdêr, mê) derûn, hêsin, nefs.
ji: hil +-ik
hilikî sewala ku pêşwext hatiye dinyayê *"hilikî çand û viringî ket"
(rengdêr) sewala ku pêşwext hatiye dinyayê hilikî çand û viringî ket
hilikî zayîn (sewal) zû gon xwarin û zû zayîn
hilîkirin (navdêr, mê) nermkirin, hinîn, hunîn, zebloqî, tîşkirin.
ji: hilî +kirin
hilimîn (lêker)henase hilkişandin û dakişandin, gulimîn. Tewîn: -hilim-.
Bi alfabeyên din: Kurdî-Erebî: هلمین
hilimîn/dihilime/bihilime 1. henase hilkişandin û dakişandin 2. gulimîn
hilîn (lêker)(navdêr, mê) hilperrîn, rabûn, hewa ketin, bilind bûn
hilind (rengdêr) berz, bala, ne nizm, ji erdê ber bi esmanan dirêj: Ev avahî 80 metre hilind e. ji erdê dûr û ber bi esmanan: Firrokeya me carinan 10 km hilind difirrî..
Herwiha: blind.
Dijwate: nizm.
Bikaranîn: Lêker: bilind bûn, bilind kirin. Navdêr: bilindbûn, bilindkirin Rengdêr: bilindbûyî, bilindkirî.
ji: Ji Proto-hindûewropî bʰərgʰ- (bilind), bi sanskrîtî brh(+ent), bi avestayî berez(+ent), bi farsiya kevin berd(+ent), bi pehlewî bulend, bi farisî bolend, bi belûçî ääburz, bi zazakî û soranî berz, bi almanî Berg (çiya). Têkildarî peyva birc ya ku ji zimanekî hindûewropî ketiye erebî û paşî li kurdî vegeriye.Proto-hindûewropî bhergh- (berz) Proto-aryayî ra barz- (berz) Avar: brzent- (berz) Pûnjabî: burz (bilind, berz), sogsî: barzy (bilind, berz) Farisî: buland (bilind, berz), bilind (bilind, berz), berz (bilind, berz) Zazakî: berz (bilind, berz) Belûçî: burz (bilind, berz) Talîşî: barz (bilind) Osetî: baerzont (bilind) ...Sanskrîtî: bhrant- (bilind) Ermenî: berj- (bilind) Yewnanî: purgos (kelh) Latînî: burgus (kelh), fortis (asêgeh) Almanî: Berg (çiya) Înglîzî: borough (kelh) ....
: bilindahî, bilindatî, bilindayî, bilindî, bilindîtî, bilindker, bilindtî
hilinder (navdêr, mê) Asansor, amûra ku mirovan yan tiştan ji tebeqek xanî dibe qatên dî, mesed.
ji: Bi rêya frensî ascenseur ji latînî ascendere (rakirin, bilind kirin) bend
hilingivîn (lêker)(navdêr, mê) likumîn, kumişîn, hoşîn, tewişîn, şewişîn, şelişîn, wişwişîn, tevizîn, teyizîn, behitîn, hikumîn, beliqîn, terpilîn, hilingiftin, setimîn, litimîn, likimîn, leqitîn, hilkimîn, xijikîn, çerixîn,nikisîn,tengijîn,ferqizîn, terpilîn.
Herwiha: helingiftin, helingifîn, helingivîn, hilingiftin, hilingivtin. Tewîn: Lêker: -hilingiv-.
Têkildar: hilingivandin.
: hilingivî, hilingiviyayî
hilîs (rengdêr) hilîs kirin: tîvil ji ser rakirin, qelp ji ser vekirin, spî kirin: Sêvê hilîs bike û paşî bixwe!.
Bikaranîn: Lêker: hilîs kirin. Navdêr: hilîskirin Rengdêr: hilîskirî.
ji wêjeyê: Niviskarê alman ê mezin Günter Grass ê ku sala 1999 xelata Nobel ya wêjevaniyê li Stockholmê standiye, û wek tiliya ber bi rastiyê ve di civata almanî de hatibû naskirin, paş 61 salan ji tevabûna cenga cîhanî ya duwê û têkçûna sîstema Naziyan, di pirtûka xwe ya nû de „Hilîskirina pîvazan“ de dide zanîn, ku ew endamekî hêzên SS bû. Hêzên SS wek kujerên milyonan ji mirovan hatine tawanbar kirin.(Cankurd: Servedana rastiyê di “hilîskirina pîvazan“ de, Rojavanet.com, 9/2006).
: hilîsker
hilîs kirin (lêker)(Binihêre:) hilîs
hilisandî (rengdêr) ya/yê ku hatiye hilisandin
hilisandin (lêker)(navdêr, mê) şemitandin, tehisandin, li ser tiştek hilû livandin.
Herwiha: hilîsandin, hilusandin, hilûsandin, hulisandin, hulîsandin, hulusandin, hulûsandin, ĥilisandin, ĥilîsandin, ĥilusandin, ĥilûsandin, ĥulisandin, ĥulîsandin, ĥulusandin, ĥulûsandin. Tewîn: Lêker: -hilisîn-.
Têkildar: hilisîn.
Bide ber: gindirandin, helandin, hilandin, hilingivandin, likumandin.
: hilisandî, hilisank, hilisîner, hilisinde, hilisînk
hilisîn (lêker)(navdêr, mê) tehisîn, şemitîn, likumîn, kumişîn, hoşîn, tewişîn, şewişîn, şelişîn, wişwişîn, tevizîn, behitîn, hikumîn, beliqîn, terpilîn, hilingiftin, setimîn, litimîn, likimîn, leqitîn, hilkimîn, xijikîn, çerixîn, terpilîn.
Bi alfabeyên din: Kurdî-Erebî: هلسین.
Herwiha: hilusîn, hulisîn, hulusîn.
ji wêjeyê: Hinek tirêjên tavê tilmist tilmist xwe ji ewran vedidizîn û dirijihan ser surhan. Min xwe li ber tirêjên ji surhan difelitin çêdikir. Wekî ava di sûlavan de birije dirijiya ser canê min. Min sozek da, ez ti tiştî hizir nakim. Bayekê honik di ser rûyê min de dihilisî... Çavên min li mirovan ket. Her yek lez û bez bi derekê ve diçin. (nefel.com, 11/2008). Tewîn: Lêker: -hilis-.
Têkildar: hilisandin.
: hilisî, hilisiyayî, hilîsank, hilisok
hilisîn kirin (lêker) nişîviya hilîsînê.
ji: hilisîn + kirin
hilisîn/dihilise/bihilise 1. (bêyî hemdê xwe) di aliyekî de tehisîn 2. (pê) şemitîn
hilîsk xiz, xilîsk.
ji: hil +îsk
hilîsker (navdêr, nêr) (navdêr, mê) ya/ê hilîs dike.
ji: hilîs + -ker
hilîskirî (rengdêr) ya/yê ku hatiye hilîs kirin
hilîskirin (navdêr, mê) (Binihêre:) hilîs
hilîskkî (navdêr, mê) bi hilîskî.
ji: hil- +îsk +-kî
hilîsok 1. dûz, rêk (rengdêr) dûz, rêk, cihê yan tişta/ê rast, ne yê geh bilind û geh nizm, ne yê girr yan dirr.
Herwiha: hilî, hilwî, hulî, hulû, hulwî, ĥilî, ĥilwî, ĥulî, ĥulû, ĥulwî.
Bikaranîn: Lêker: hilû bûn, hilû kirin. Navdêr: hilûbûn, hilûkirin Rengdêr: hilûbûyî, hilûkirî.
ji: Bi metatezê ji kelçe (piçekê kel anku serrût) ji kel + -çe, ji Proto-hindûewropî gAlw- (hilû, rût, bêmû, kel, keçel), hevrehên kurmancî kel, kele, kelle, kulox, hilû, farisî كل (kel), كله (kelle), latînî calvus (> fransî chauve), rusî голый (goliy: rût), inglîzî callow, almanî kahl, holendî kaal, çekî û holý, slovenî gol, polonî goły....
: hilûtî 2. fêkiyek. Binêre; hilûk
hiljêkirî hilkirî, çirrandî, dirrandî.
ji: hil +jê +kirî
hiljenandî çeqilandî.
ji: hil +jenandî
hiljenandin (lêker) çeliqandin, keyandin, şiliqandin, çelpandin, cemciqandin, hiljendin, lihevxistin, lihevdan, tevdan, çirpandin, çilfisandin, tev dan. Tewîn: -hiljenîn-.
ji: hil- +jen +-andin
hiljenîn hiljenandin, lihevxistin, lihevdan, tevdan, çirpandin, çilfisandin, tev dan, jenandin, jentin, vepiçirandin, tevdanî, aîdandin, patrome kirin.
ji: hil +jenîn
hiljimar (navdêr, mê) amar, statîstîk, komek jimaran yên hin agahiyan diyar dikin.
Herwiha: heljimar.
: hiljimarî, hiljimarnas, hiljimarnasî
hiljimarî (navdêr, mê) rewşa hiljimarbûnê.
ji: hiljimar + -î
hilkan derketin jor, hil anîn, hil dan, hilkişîn, quloz bûn, Treppe), bilind kirin, hil kirin, rahiştin, rakirin, hewandin, lebitandin, lebitîn, leqandin, livandin, livîn, jê kirin, ra kirin, berz kirin, kolan, kirpandin, hil hatin.
ji: hil +kan
hilkeft (lêker) dema borî ji (lêker)a hilkeftin(navdêr, mê) bone, minasibet, ji ber: Bi hilkefta newrozê em ê cejnekê li dar bixin..
Herwiha: helkeft, helkevt, hilkeft.
ji: hilkeftin
hilkehilk (navdêr, mê) dengê hatinûçûna bêhina mirovî dema westanê, bêhin bi ser ketin
hilkehilkkirin (navdêr)mirov hilkehilkê dike, :…hinî mandî bûye yê hilkehilkê dike
hilkelandin (lêker) kelandin, kelijandin, kelmijandin, bilbiqandin, beqbeqandin.
ji: hil- +kel +-andin
hilkelîn kelîn, kel, kelmijîn, kelijîn, bilbiqîn, belbeqîn, cebirîn.
ji: hil +kelîn
hilkêş hilbûn, bilindbûn, serkeftin, berzbûn.
ji: hil +kêş
hilkêş û dakêş rabûn û daketina lemperên zeryayê; med û cezr
hilkêşan (lêker)(navdêr, mê) kêşan jor, ber bi serî ve kêşan, ji bin axê deranîn.
Herwiha: helkêşan, helkêşandin, hilkişandin. Tewîn: Lêker: hil-kêş-.
Têkildar: hilkişîn.
ji: hil- + kêşan.
: hilkêş, hilkêşandî, hilkêşayî, hilkêşî, hilkêşk
hilkêşan/hildikêşe/hilkêşe 1. (ber bi jor) bilind kirin 2. quloz kirin
hilketî (rengdêr) ya/yê ku hatiye hilketin
hilketin (lêker) hewa ketin, ber bi jor livîn, çûn serî, meşîn cihek bilindtir(navdêr, mê) hewaketin, livîna ber bi jor, meşîna ber bi cihek bilind ve, bone, minasebet: Bi hilketina 107-saliya rojnamevaniya kurdî.
Bi alfabeyên din: Kurdî-Erebî: هلکه‌تن.
Herwiha: helkeftin, helketin, helkewtin, hilkeftin, hilkewtin.
Hevwate: hilçûnNêzîk, hilhatin.
Bide ber: hildan, hilkirin. Tewîn: Lêker: hil-kev-.
ji: hil- + ketin.
: hilketî, hilkev, hilkevî
hilketin/hildikeve/hilkeve 1. rabûn 2. raperîn 3. (ber bi jor) bilind bûn 4. pê re mijûl bûn
hilkirî (rengdêr) ya/yê ku hatiye hilkirin
hilkirin (lêker)(navdêr, mê) (agir yan ronahî) geş kirin, pê xistin, vêxistin, berdanê, hilanîn, rakirin, bilind kirin, birin jor, anîn jor giha an tiştek ji kok de jê kirin, helkişandin.
Bi alfabeyên din: Kurdî-Erebî: هلکرن. Tewîn: Lêker: hil-k-, hil-ke-.
Herwiha: helkirin.
Têkildar: hilbûn.
Bide ber: hilanîn, hildan, hilhatin.
ji: hil- + kirin.
: hilker, hilkerî, hilkirî
hilkirin/hildike/hilke 1. qurifandin 2. jê kirin 3. pê xistin *"êgir bi darên hûr hilke"
hilkişandî (rengdêr) ya/yê ku hatiye hilkişandin
hilkişandin (lêker) Kîşandina tiştekê ya ji dereka nims(nifs) ber bi dereka bilind ve ye. Pirtirîna caran bi werîs, şelît, hebnok, kapinok û hwd tişt li derên jêr ber bi jorê ve têne kişandin, Ji bo nimûne: mirovekê li serê bîrê bixwaze satilekê(bêrdoşekê) bi serê werîsekê ve bike û bi wê avê ji binê bîrê ber bi jorê ve bikişîne, karê ko ew dike hilkişandin e.
Bi alfabeyên din: Kurdî-Erebî: هلکشاندن.
Bi zaravayên kurdî: kirmaşanî: hełkîşan
hilkişandin/ hildikişîne /hilkişîne hilkêşan
hilkişêr (navdêr, mê) asansor, hilbir, raperk.
ji: hil- +kiş +-êr
hilkişin (lêker)(ber bi jor) bilind bûn, quloz bûn
hilkişin/hildikişe/hilkişe 1. (ber bi jor) bilind bûn 2. quloz bûn
hilkolîn (lêker)(navdêr, mê) erd kolîn û tiştek jê deranîn.
Bi alfabeyên din: Kurdî-Erebî: هلکۆلین.
Herwiha: helkolan helkolandin hilkolan hilkolandin. Tewîn: Lêker: hil-kol-.
Bide ber: lêkolîn vekolîn.
ji: hil- + kolîn.
: hilkoler hilkoliyayî hilkolî
hilkolîner (navdêr, mê) makîneya kolandinê, sondajker.
ji: hil- +kol +-îner
hilkolk (navdêr, mê) eskene.
ji: hil- +kol +-k
hilkumandin (lêker) şewişandin, terpilandin, beliqandin, qeliqandin, setimandin, wişwişandin, likumandin, telpekî kirin, kumişandin, tewişandin, hoşandin, teyişandin, şelişandin, teyizandin.
ji: hil- +kum +-andin
hilkumî (navdêr, mê) helingivîn, pejik, setme, teripîn, hilkumîn, pêxistî, şilepandî, gevizandî.
ji: hil- +kum +-î
hilkutan vegevizîn , bi zextî mêtin
hilkutan/hildikute/hilkute 1. vegevizîn 2. bi zextî mêtin
hilkutanî pêdewskirin, dewisandin, pêpeskirin.
ji: hil +kutanî
hillî (rengdêr) qedexe, qaçax, heram, yasax, guneh, tawan, ne tafîl, ne serbest, ne helal, tiştê ku kirina wî tawan yan guneh e.
Herwiha: hilî.
Bide ber: hilû.
ji wêjeyê: Em bi kurtî û kurmancî dibêjin ko bi karanîna peyvên hemû zaravên kurdan di zimanê kurdî de tafîl e (helal e) û bi karanîna peyvên biyanî di zimanê kurdî de hillî ye (heram e).(Nefel.com, 2/2007).
: hillîtî
hillîtî (navdêr, mê) rewşa hillîbûnê.
ji: hillî + -î
hilm 1. bixar 2. dûkel 3. nefes 4. gilm *"hesinê germ, bi hilmê germ nebûye"
(navdêr, mê) bixar, buxar, ava kel ya dibe gaz û hildikeve, nefes, henase, bên, hewayê mirov di dev û difina xwe re tîne û dibe.
Bikaranîn: Lêker: hilm kirin, hilm dan. Navdêr: hilmkirin, hilmdan Rengdêr: hilmkirî, hilmgirtî.
Herwiha: hilim.
: bêhilm, bêhilmî, bihilm, bihilmî, hilmdar, hilmdarî
hilm bûn (lêker) helm bem, hilm kirin.
ji: hilm + bûn
hilm dan (lêker)hilme dan, pixar dan, bûxwar dan.
ji: hilm + dan
hilm kirin (lêker)(Binihêre:) hilm
hilmalan (lêker)(navdêr, mê) malandina dernig û piyan. Qatkirina mil û derpiyên kincan.
Bide ber: malan, vemalan, malandin, vemalandin, maliştin.
ji wêjeyê: Carek din me çem nedî, lê me dev û delingên xwe hilmalan(Mahmut KILINC: http://www.netkurd.info/gotar_bixwine.asp?id779&yazid78).
ji: hil+malan
hilmalîn dapêçan, hilmaştin, beref kirin, pêk xistin, veçinîn, vemaliştin, berhev kirin, civandin, kom kirin.
ji: hil +malîn
hilmaştin (lêker)vemaliştin , bi keys kirin serê xwe şûştiye û eniya xwe hilmaştiye, diçe nav dijmin tu dibêjî qey aştî ye. Tewîn: -hilmêj-
hilmaştin/hildimaşe/ hilmaşe 1. vemaliştin 2. bi keys kirin *"serê xwe şûştiye û eniya xwe hilmaştiye, diçe nav dijmin tu dibêjî qey aştî ye"
hilmbûn (navdêr, mê) hilmkirin, hilmdan.
ji: hilm +bûn
hilmdan (navdêr, mê) (Binihêre:) hilm
hilmdar (rengdêr) bibixar, bibuxar.
ji: hilm + -dar.
: hilmdarî hilmdarîtî hilmdartî
hilmdarî (navdêr, mê) rewşa hilmdarbûnê.
ji: hilmdar + -î
hilmderketin (navdêr, mê) (Binihêre:) hilm
hilme 1. hucûm, êrîş 2. devjeniya tund
hucûm, êrîş, devjeniya tund.
Bikaranîn: Lêker: hilme dan. Navdêr: hilmedan
hilme dan (lêker)hilm dan, pixar dan, bûxwar dan.
ji: hilme + dan
hilmedan (navdêr, mê) (Binihêre:) hilme
hilmêjîn hilmijîn, mijîn, miştin, hilçandin, hilçinandin, mêtin, mêtingerî, hilçandî, hilçinandin, hilçinîn.
ji: hil +mêjîn
hilmêjk kêşer.
ji: hil +mêjk
hilmeşîn (lêker)hilkişîn
hilmeşîn/hildimeşe/hilmeşe hilkişîn
hilmeyî (yekî) kirin (biwêj) li hemberî yekî helwesteke bieks û çors nîşan dan. zozanê wisa hilmeyi wî kir, mêrikê reben hema sar bû, di cihê xwe de ma.
hilmeyî yekî kirin 1. hilbaskî yekî bûn, êrîş birin ser 2. pê re ketin devjeniyeke tund hilgerîn
hilmêz Bersêng.
hilmgirtî (rengdêr) (Binihêre:) hilm
hilmî dûkêlî, helmî, hel mî.
ji: hil +mî
hilmij tenefûs.
ji: hil +mij
hilmijandin (lêker) hilmijîn, memik mijîn, firkirin.
ji: hil- +mij +-andin
hilmijîn (lêker)nefes hildan û dan, mêtin , hilçinîn. Tewîn: -hilmij-.
Bi alfabeyên din: Kurdî-Erebî: هلمژین
hilmijîn/hildimije/hilmije 1. nefes hildan û dan 2. mêtin 3. hilçinîn
hilmijînî (navdêr, mê) hil mij.
ji: hilmijîn + -î
hilmkêşk (navdêr, mê) respîrator, nefeskêşk, henasekêşk, ventîlator
hilmkirî (rengdêr) ya/yê ku hatiye hilm kirin
hilmkirin (navdêr, mê) (Binihêre:) hilm
hilnedan ser barê xwe (biwêj) xwe wekî ku têkildar nîn e nîşan dan. tu dibêjî yê ku ew buyer kiriye ew nîn e. qet hilnade ser barê xwe.
hilnegirtî (rengdêr) neaxivî, ranegirtî.
ji: hil +negirtî
hilo 1. de rabê! 2. de bazdê û xwe bigihînê!
1. rabe! (lêker) rabe!Pirrjimar, hilon!.
ji wêjeyê: Hulo ey seyidê alem hulo ey mefxerê Adem Ji rewdê rabibî xatem ji nav wê merqeda enwer w:Mela Hisênê Bateyî.
Têkildar: hop 2. firrindeyek gir û dirrinde. Binêre;, eylo
hilo dan (lêker)(Binihêre:) hilo
hilodan (navdêr, mê) (Binihêre:) hilo
hilon hoker(lêker) rabin!Yekjimar, hilo!.
Têkildar: hop, hopin
hilpaskî ser serê (yekî) bûn (biwêj) di hêla zayendî de gelekî dilxwaz bûn, yek aciz kirin. ka keçik wisa hilpaskî ser serê rosto dibit ku me pêş wê ve şerm dikir. rehetiya çi, zarokên wan heta êvarê hilpaskî ser serê min dibûn.
hilpekandin (lêker)pengizandin , hilfirandin.
Bi alfabeyên din: Kurdî-Erebî: هلپه‌کاندن
hilpekandin/hildipekîne/ hilpekîne 1. pengizandin 2. hilfirandin
hilpekîn (lêker)(navdêr, mê) bi lez rabûn yan livîn.
Bi alfabeyên din: Kurdî-Erebî: هلپه‌کین.
Herwiha: helpekiyan, helpekîn, hilpekiyan. Tewîn: Lêker: hil-pek-.
Têkildar: hilpekandin.
ji wêjeyê: Dengê teqînê li hemî Hewlêrê û dorûbera wê veda û rûniştiyên Enkawayê ji Nefelê re dibêjin ew ji nêv cihê xwe hilpekîne û niho toz û dûmaneka mezin ji hindava wezareta nêvxwe bilind dibe.(Nefel.com, 5/2007).
ji: hil + pekîn.
: hilpekiyayî, hilpekî
hilpekîn/hildipeke/hilpeke 1. hilfirîn 2. pengizîn
hilpelikîn pekin, pengizîn.
ji: hil +pelikîn
hilperişîn (lêker)
bêhnijîn, hilkişîn, dan cihekî ve.
mînak: "ew çi zarokek nesekinî ye, hilperişê dîwarê rast ve."
Tewîn: -hilperiş-.
Bi alfabeyên din: Kurdî-Erebî: هلپه‌رشین
hilperişîn/hildiperişe/ hilperişe bêhnijîn
hilperiştin (navdêr, mê) hilbûne evrazî, serketin, :ew hilperişe kevirî
hilperkê (navdêr, mê) govend, dîlan, dawet, çemk, reqs, dans, şahî
hilperrîn (lêker)(navdêr, mê) hilîn, rabûn, hewa ketin, bilind bûn, reqisîn, sema kirin, govend kirin, dawet kirin.
Herwiha: hilperîn, hilperrikîn, hilperikîn. Tewîn: Lêker: hil-perr-.
ji wêjeyê: dikevin çavên te çavên mindimeyim di awirên te dedibim bazekî dirrindedixwazim hilperikim zinarên tepençên min sûrikitiya du maranhildiçenînin kevokên paxilê! (Arjen Arî: Eroûtîka, Weşanên Lîsê, 2007).
ji: hil- + perrîn.
: hilperriyayî, hilperrîbi soranî, helperrîn, helperrkîn
hilpesartî (navdêr, mê) dangivî, spartî.
ji: hil- +pesar +-tî
hilpesartin spartin, dangivandin.
ji: hil +pesartin
hilpesirîn (lêker)li hember yekî sekinîn, (hevîr) dema pehtina wî hatin, (xurek) dema xwarina wî hatin. Tewîn: -hilpesir-
hilpesirîn/hildipesire/ hilpesire 1. li hember yekî sekinîn 2. (hevîr) dema pehtina wî hatin 3. (xurek) dema xwarina wî hatin
hilpirjîn xuşîn, paldan.
ji: hil +pirjîn
hilpişaftî pişaftî, hcsikandî.
ji: hil +pişaftî
hilpişaftin pişaftin.
ji: hil +pişaftin
hilpişk pişk, fişk, bênij, xişîk.
ji: hil +pişk
hilpişkandin (lêker)pişikandin, pijminandin, pişkinandin, bênijandin, fişkandin, hişkandin, pinujandin, pişikandin, fîşkandin.
ji: hilpişk +-andin
hilpişkîn (lêker)(navdêr, mê) helc, pêngav, hamle, helicîn,, bêhnijîn, pirkiyan, pirkeyin, pişkîn, pijmîn, fişkîn, pişmîn, firijîn, ferixîn, ferixîn. Tewîn: -hilpişk-.
Bi alfabeyên din: Kurdî-Erebî: هلپشکین
hilq (navdêr) hewldana vereşîyê avêtin der, hulq dilê min dixele, hilqên vereşiyê dihên min
hilqedîn rakirin, labirin, hilqetandin, qetîn, raqetîn, jêbûn, bizdîn, qutbûn, qetbûn, qut bûn, qet bûn.
ji: hil +qedîn
hilqefşandin (lêker)(da ku rind bitepise hev) hejandin, (da ku giranî bê fehmkirin) hejandin
hilqefşandin/hildiqefşî /hilqefşîne 1. (da ku rind bitepise hev) hejandin 2. (da ku giranî bê fehmkirin) hejandin
hilqehilq îskeîska di dema girîn an jî vereşanê de
îskeîska di dema girîn an jî vereşanê de
hilqehilq hatin (lêker) hilqînî hatin.
ji: hilqehilq + hatin
hilqehilq kirin (di girîn an jî vereşanê de) îskeîsk kirin
(lêker)(di girîn an jî vereşanê de) îskeîsk kirin
hilqetandî rakirî, labiraw.
ji: hil +qetandî
hilqetandin (navdêr, mê) (lêker) jêkirin, jêqetandin, jêcudakirin, jêpiçandin.
ji: hil+ qetandin.
Herwiha: helqetandin
hilqetin (lêker) rakirin, ladan, labirdin.
ji: hil- +qe +-tin
hilqeys bêtar, boş, gelek zêde.
ji: hil +qeys
hilqik (navdêr, mê) qirpik, qulpik, qirtik.
ji: hilq +-ik
hilqik hatin (lêker) belq hatin, qirpik hatin, qulpik hatin, hiqehiq hatin.
ji: hilqik + hatin
hilqîn (lêker)hêlincîn, arqîn.
ji: hilq +-în
hilqînî (navdêr, mê) hilqehilq, hêlinc.
ji: hilqîn + -î
hilqînî hatin (lêker) hilqehilq hatin.
ji: hilqînî + hatin
hilqirçîn qirçîn, qirçînîkirin, qîjeqîjkirin, qîreqîrkirin, qirçînî kirin, qîjeqîj kirin, qîreqîr kirin.
ji: hil +qirçîn
hilqûm qirik
qirik
hilqûma mirinê dema sekeratê
hilqut diltepîn.
ji: hil +qut
hilrijandin (navdêr, mê) rijandin, hilweşandin, valakirin.
ji: hil +rijandin
hilşabûn (navdêr, mê) şadbûn.
ji: hil- +şa +bûn
hilşandî hilweşiyayî, rûxiyayî, herîfî, herîftî, pelişandî, hirşiyayî, hilweşandî, hedimandî, redimandî, rûxandî, felişandî, pelişî, wêran, kambax, kavil, dêris.
ji: hil +şandî
hilşandin (lêker) xirab kirin, hilweşandin, herîfandin, xerakirin, wêran kirin, xapur kirin, rûxandin, xera kirin, perçokandin, pelaştin, pelişandin, remandin, hedimandin, roxandin, xirandin, xarkirin, xerimandin, zerzilandin, herîftin, felişandin, herîşandin, fersandin, hurçandin, hêrifandin, hêrivandin.
ji: hil- +ş +-andin
hilsegandin (lêker) nirxandin, hêjandin. Tewîn: -hilsegîn-.
ji: hil- +seg +-andin
hilsengandî (rengdêr) ya/yê ku hatiye hilsengandin
hilsengandin (lêker)(navdêr, mê) nirxandin, nirxê tiştekî diyar kirin, raya xwe li ser nirxê tiştekî xuya kirin, ecibandin.
Herwiha: helsengandin. Tewîn: hil-sengîn-.
ji wêjeyê: Me resepsiyonek bi riya nûneratiya hukumeta Kurdistanê a bakurê Ewropayê bi saya komeleyeka ku dostên kurdan e kir. Li gor hilsengandinên ku wan dikir ev resepsiyon gelek baş û serkeftî derbas bû.(Taha Berwarî di hevpeyivînekê de li gel Mûrad Ciwan, Netkurd.com, 7/2007).
ji: hil- + sengandin.
: hilsengandî, hilsengîner
hilsengandin/hildisengîne/ hilsengîne 1. nirxandin 2. tehlîl kirin, ferisandin
hilsengîner (navdêr, mê) rexnegir, nirxîner, krîtîker
hilşiyan hilşîn, lêkdan, hilşîyan, hilweşîn.
ji: hil +şiyan
hiltepîn paşdeavêtin.
ji: hil +tepîn
hilteqilandin (lêker) leqandin, hejandin, hilqefşandin
hilteqilandin/hilditeqilîne/ hilteqilîne 1. leqandin, hejandin 2. hilqefşandin
hilteqilîn (lêker) leqîn, hejîn, hilqefşîn
hilteqilîn/hilditeqile/ hilteqile 1. leqîn, hejîn 2. hilqefşîn
hilteqîn fûr bûn, hilfûrîn, xuroş bûn, hil kelîn, hilfirîn, gupîn.
ji: hil +teqîn
hiltirandin (lêker) tûş bûn, gayîn, sihirandin, tecawuz kirin
hiltirandin/hilditirîne /hiltirîne 1. tûş bûn, gayîn, sihirandin 2. tecawuz kirin
hiltirîn (lêker) hatin sihirandin, aşofîn
hiltirîn/hilditire/hiltire 1. hatin sihirandin 2. aşofîn
hiltîzikandin (navdêr, mê) qijqijandin, qarandin, sîqilandin.
ji: hil- +tîzik +-andin
hiltîzikîn kiz bûn, hiltîzîn, hêrsbûn, hêrs bûn.
ji: hil +tîzikîn
hiltîzîn (lêker) kiz bûn, hiltîzikîn. Tewîn: -hiltîz-.
ji: hil- +tîz +-în
hilû [I] alûçe [II] 1. meht û bêgirnoz 2. şimşat
1. dûz, rêk (rengdêr) dûz, rêk, cihê yan tişta/ê rast, ne yê geh bilind û geh nizm, ne yê girr yan dirr, edil, rastgeh, rast.
Herwiha: hilî, hilwî, hulî, hulû, hulwî, ĥilî, ĥilwî, ĥulî, ĥulû, ĥulwî.
Bikaranîn: Lêker: hilû bûn, hilû kirin. Navdêr: hilûbûn, hilûkirin Rengdêr: hilûbûyî, hilûkirî.
ji: Bi metatezê ji kelçe (piçekê kel anku serrût) ji kel + -çe, ji Proto-hindûewropî gAlw- (hilû, rût, bêmû, kel, keçel), hevrehên kurmancî kel, kele, kelle, kulox, hilû, farisî كل (kel), كله (kelle), latînî calvus (> fransî chauve), rusî голый (goliy: rût), inglîzî callow, almanî kahl, holendî kaal, çekî û holý, slovenî gol, polonî goły....
: hilûtî 2. fêkiyek. Binêre; hilûk
hilû bûn (lêker)(Binihêre:) hilû
hilû kirin 1. girnoz jê darotin 2. şimşat kirin
(lêker)(Binihêre:) hilû
hilûbûn (navdêr)(Binihêre:) hilû
hilûbûyî (rengdêr) (Binihêre:) hilû
hilûk (navdêr, mê) încas, hêrûg, alûçe, şilor mêweyek anku fêkiyek yekberik û rûhilû (ne girr) e (bi gelemperî rengê wê mor yan sorê tarî ye), darhilûk, darîncas, dara ku vê mêweyê dide.
Hevwate: şilor.
Herwiha: halû, helû, helûk, herû, herûk, hilî , hilîk, hilû , hilûreşk , hilûkesk , hilûspî , hilûsork , hilûzerk , hilûşîn , hulî , hulîk, hulû , hulûk.
Bi alfabeyên din: Kurdî-Erebî: حلووک.
ji: jiari, hevreha din ya kurmancî hêrûk, soranî هه‌لووژه (helûje), هه‌ڵووچه (hełûçe), kirmanşanî alûçe, farisî آلو (alû), آلوچه (alûçe), pehlewî alûg. ալոճ (aloç) ya ermenî û herwiha alıç û erik yên tirkî ji zimanên îranî hatine wergirtin.
hilûk bûn (lêker)(Binihêre:) hilûk
hilûk kirin (lêker)(Binihêre:) hilûk
hilûkbûn (navdêr, mê) (Binihêre:) hilûk
hilûkbûyî (rengdêr) (Binihêre:) hilûk
hilûkirî (rengdêr) (Binihêre:) hilû
hilûkirin (navdêr)(Binihêre:) hilû
hilûkkirî (rengdêr) ya/yê ku hatiye hilûk kirin
hilûkkirin (navdêr, mê) (Binihêre:) hilûk
hilûreşk alûçeyên reş
alûçeyên reş.
Hevwate: încas.
Herwiha: hulûreş
hilûtî (navdêr, mê) rewşa hilûbûnê.
ji: hilû + -tî
hilûzerk alûçeyên zer
alûçeyên zer
hilvekirin (navdêr, mê) jevvekirin, jevderxistin.
ji: hil +vekirin
hilwend serenav, Helwend, Elwend, navê çîyayekê ji rêzeçiyayên Zagrosê ye.
ji: hil + wend
hilwerîn hilveriyayî.
ji: hil +werîn
hilweriyan (navdêr, mê) tiştê bi kevit xwar, weryan, daqutan, :dar hilweryaye ango belgên wê hemû weryane, lewazbûn, :ev mirove yê hilweryayî.
Bi alfabeyên din: Kurdî-Erebî: هلوه‌ریان
hilweşandî (rengdêr) ya/yê ku hatiye hilweşandin anku ruxandin.
Herwiha: helweşandî.
Hevwate: ruxandîNêzîk, kavil, pelixandî, perçiqandî, xopan, wêran.
Têkildar: hilweşiyayî.
ji: hilweşand + -î.
: hilweşandîtî
hilweşandin (lêker)(navdêr, mê) ruxandin, pûç kirin, xirab kirin, xopan kirin, kavil kirin, wêran kirin, îmha kirin, xelandin, wêran.
Bi alfabeyên din: Kurdî-Erebî: هلوه‌شاندن. Tewîn: Lêker: hil-weşîn-.
Herwiha: helweşandin.
Têkildar: hilweşîn.
ji: hil- + weşandin.
: hilweşandî, hilweşîner, hilweşînerî, hilweşîninde, hilweşînindehî, hilweşînindetî, hilweşînindeyî
hilweşandin/hildiweşîne/ hilweşîne 1. xera kirin 2. kavil kirin 3. bêhavil hiştin 5. rûxandin
hilweşandîtî (navdêr, mê) rewşa hilweşandîbûnê.
ji: hilweşandî + -tî
hilweşîn (lêker)(navdêr, mê) ruxîn, pûç bûn, herrifîn, xirab bûn, hatin hilweşandin, kavil bûn, xopan bûn. Tewîn: -hilweş-.
Bi alfabeyên din: Kurdî-Erebî: هلوه‌شین.
Herwiha: hilweşan, hilweşhan, hilweşhîn, hilweşihan, hilweşihîn, hilweşiyan, hilweşîyan, hilweşyan, helweşan, helweşhan, helweşhîn, helweşihan, helweşihîn, helweşiyan, helweşîn, helweşîyan, helweşyan.
Têkildar: hilweşandin.
ji: hil- + weşîn.
: hilweşbar, hilweşbarî, hilweşber, hilweşberî, hilweşî, hilweşiyayî, hilweşokBide Ber, hedimîn. Bi soranî: hełweşan
hilweşîn/hildiweşe/hilweşe 1. rûxîn 2. rijîn 3. kavil bûn 4. bêkêr bûn *"dîwarê rast, hilnaweşe"
hilweşîner (navdêr) wêranker, xirabker, xopanker, ruxîner, kesa/ê yan tişta/ê ku tiştan hildiweşîne, sabotor, pûçker, têkber, ziyanker, vandal.
Herwiha: helweşîner, helweşêner, hilweşêner.
Têkildar: hilweşandî.
ji: hil-weş- (< hilweşandin) + -er.
: hilweşînerî
hilweşînerî (navdêr, mê) rewşa hilweşînerbûnê, wêrankerî, tehrîbkarî, kavilkerî.
ji: hilweşîner + -î
hilweşiyayî (rengdêr) kavil, xopan, xirabe, wêran, tarûmar, ruxiyayî, ruxandî, herrifî, hilweşandî, herrifandî, herraftî, tişta/ê ku hatiye hilweşandin yan bi xwe hilweşiye, avahî, xirabkirî, xirabbûyî.
Herwiha: hilweşî, hilweşyayî.
ji: hilweşîn
hilxepirandin (navdêr, mê) tevdan, xepirandin, derkirin, tev dan.
ji: hil- +xepir +-andin
hilxistin (navdêr, mê) em barkirin, embar, axtin, embarkirin.
ji: hil +xistin
hilarious bihêwirze, şên, şeng, dilxweş. hilarity hurehur.
hillside berpal
hilltop lûtke, sertar.
hilanî kept, preserved
hilanîn (hil-în-) v.t. to take away; to keep, preserve
hilawistî bûn to be hung
hilberandin to produce, to manufacture, to fabricate; (n) production, manufacture
hilbijartin (n) election; (v) to elect
(bihelbijêre) to elect
v.t. to choose
v.t. to select, choose
v.t. to select, choose
v.t. to choose
hilbijartina serokkomar presidential election
hilbijartinên parlemanî parliamentary elections
hilbijêr elector
hildan (hilde) to rise, to go up, to take out
v.t. to lift, raise
v.t. to lift, raise
hildan (huçkên xwe hildan) to roll up one's sleeves
hildirandin v.t. to tear apart
(dial. var.) =heldirandin
v.t. to tear apart
hilgirtin (hilgire) to carry, to lift, to undergo
v.t. to bear, endure; to shoulder (a responsibility, burden)
v.t. to bear, endure; to shoulder (a responsibility, burden)
hilkêşan v.i. to climb up, out
hilketin v.i. to come about by chance
hilkirin (agir hilkirin) to make a fire; (ronahî/gulop/şewl a) to switch on the lights
hilkişandin (hilkişine) to uproot, to pull out, to pull upwards
hilkişiyan (hilkişe) to climb
hilkutan v.t. to knock, rattle
v.t. to knock, rattle
hilm (f.) steam
hilmis poke.
hilmis dan bi to poke
hilpekandin (dial. var.) = helpekandin
hilqedimîn v.i. to stand up
v.i. to stand up
hilşandin li ser v.t. to bring down on
v.t. to bring down on
hilsengandin evaluate, to review, to form an opinion of
hilû (adj.) smooth
hilweşandin (hilweşîne) to knock down, to throw down, to destroy
v.t. to break up, split apart: piştî hilweşandina sîstema Sovyetê=after the break-up of the Soviet system
v.t. to break up, split apart: piştî hilweşandina sîstema Sovyetê=after the break-up of the Soviet system
hilweşîn to collapse
v.i. to break up, split apart
hilfe alîkarî
arîkarî
hawar
hawarî
hewarî
hewarz
yarmetî
hilferuf hawar
hawarî
hewar
hewarî
hilfeschrei hawar
hilflos aciz
bêçare
bêgav
kukim
kukum
lat
mehrûm
neçar
pepûk
xizan
hilflos sein bêgav man
hilflos werden bêgav man
hilfloser kokim
kukim
hilflosigkeit bêçarebûn
bêgavî
hil kirin hochheben
hila noch
noch nicht
hilandin auflösen
auslassen (Butter)
hilanîn heben
verstecken
wegschaffen
hilanîn aufheben
aufnehmen
bewegen
entfernen
erheben
fortbringen
hilanîn aufsteigen
hilatin aufgehen (Gestirn)
drohende Haltung einnehmen
erheben
fliehen
hochgehen
zornig werden
hilatin aufgehen (Sonne, Sterne)
hilawestin hängen
hilawistin aufhängen
hängen
hilberandin herstellen
hilberîn Produktion
hilberîner Produzent
hilbestîn befestigen
festmachen
hilbet gewiss
natürlich
sicherlich
zweifelsohne
hilbijartin Wahl
wählen
hilbijartin aussuchen
hilçandin sortieren
hildan heben
hochheben
nehmen
hildan aufsteigen
einziehen
herausnehmen
herausziehen
hinaufgehen
hochheben
hochsteigen
hildan ausheben
hildavê stark geschlagen
hilfirîn fliegen
hilgirtin kaufen
hilhatin aufgehen
hilhatin aufgehen (Gestirn)
hochgehen
zornig werden
hilhilok Sauerkirsche
hilîk Pflaume
hilkan aufsteigen
hochsteigen
hilkirin aufheben
hilkişandin aufsteigen (Berg, Treppe)
hochklettern
hochziehen
klettern
hilkişandin entwurzeln
hilkişandin ausreißen
hilkişîn besteigen
hinaufsteigen
hillik Basis
Existenz
Fundament
Grundlage
Wesentliches
hilm Atem
Atemzug
Dampf
Dunst
Hauch
hilmên qelûnê Pfeifenzüge
hilmeşîn klettern
hilmijîn atmen
hilo steh auf!
hilol bûn hüpfen
springen
hilor bûn hüpfen
springen
hilqetandin zerreißen von oben nach unten
hilû glatt
hilweşandin abreißen
verderben
hilweşandin niederreißen
schütteln
stürzen
umstülpen
zerstören
hilweşîn zusammenstürzen
hilweşîn ruiniert werden
zerstört werden
zusammenfallen
hilweşiyan einstürzen
zusammenbrechen
zusammenfallen
zusammenstürzen
hilal m. kurdan, qirs, zelik, qirsdan, qirsê didanî n.
hilal dank m. kurdandang, qirsdang, cayê qirsê didanan n.
hilanîn lg. wedayene, nimitene, wedardene
lg. wedardene, ravaznayene, berz kerdene, wedaritene, wereznayene, rawirznayene, raurznayene, wedernayene, wadaritene
m. wedardis, ravaznayis, wedaritis, berzkerdis n.
hilavêtin lg. pasqule estene, loqî estene, loqtîzikî estene, çitma estene, qine we estene, çirtikî dayene
hilavistin lg. aleqnayene, darde kerdene, pira aleqnayene, pede aleqnayene, pira dardekerdene, daliqnayene, eleqnayene
hilawisîn lng. aleqîyene, darde bîyene
m. aleqîyayis, dardebîyayis n.
hilawistî rd. aleqîyaye, dardekerde
hilawistin tg. aleqnayene, darde kerdene, pira aleqnayene, pede aleqnayene, pira dardekerdene, daliqnayene, eleqnayene
m. aleqnayis, dardekerdis, piraaleqnayis, daliqnayis, pedealeqnayis, piradardekerdis, eleqnayis n.
hilawîstin m. êxdam, dardekerdis, alaqnayis, îdam n.
hilbehîn tg. kil dayene, vaz dayene, xil dayene
hilber m. ber n.
hilberan m. îstihsal, produksîyon n.
hilberandin lg. vera girewtene, bernayene
hilberî m. îstihsal, produksîyon n.
hilberîn m. îstihsal, produksîyon n.
hilberîner m/n. mustehsîl, bernayox, berdenayox n.
hilberînerî m. mustehsîlîye, bernayoxîye, mustehsîlênî, berdenayoxîye m.
hilbijarî rd. weçînite, vîjnaye, weçînaye
hilbijartî rd. weçînite, vîjnaye, weçînaye
hilbijartin tg. wegnitene, vîjnayene
m. weçînayis, vîjnayis, weçînîtis, beznayis, weçînayis, bêznayis n.
hilbijartin çêkirin lg. weçînayis virastene, vîjnayis virastene, wegnitis virastene
hilbijartin pêkanîn lg. weçînayis virastene, vîjnayis virastene, weçînitis virastene
hilbijartina berî wext n. weçînayiso demrew, weçînayiso verewaxt, weçînayiso bêtaw, weçînitiso bêserê xo, wîjnayiso demrew n.
hilbijartina navînê n. weçînayiso mabeynin, vîjnayiso mabeynin, mabeynweçînayis, mabeynvîjnayis, weçînitiso mabeynin n.
hilbijartina pêswext n. weçînayiso demrew, weçînayiso verewaxt, weçînayiso bêtaw, weçînitiso bêserê xo, wîjnayiso demrew n.
hilbijêr rd. weçînitox, vîjnayox
hilbijêrî m. weçînitoxîye, vîjnayoxîye, weçînitoxênî m.
hilbijirîn llb. weçînîyene, vîjnîyene, ameyene weçînîtene, ameyene vîjnayene
m. weçîniyayis, ameyeneweçînitis, vîjnîyayis n.
hilbirok n. krîko, berzker n.
hilbûn tng. gur bîyene, kile dayene, sên bîyene
lng. berz bîyene, ravazîyene, berzîyene
m. berzbîyayis, ravazîyayis, berzîyayis n.
tng. webîyene, ravastene (tolik...)
hilçandî rd. wesemernaye, weçînite, tokerde
hilceniqandin tg. wecineqnayene, racineqnayene, weperpesnayene, wepernayene, wêrznayene, wefirnayene, weceneqnayene
m. wecineqnayis, racineqnayis, weperpesnayis, wepernayis, wêrznayis, wefirnayis, weceneqnayis n.
hilçepilîn tg. hêçepîl bîyene, hêçepîlîyene, dra serd bîyene
hilçinandin tg. wesemernayene, weçînitene, wesarnayene, to kerdene, wesamalnayene, wesemernayene
tz. xo antene, xo zere antene, zereyê xo antene
hilçinîn tg. wesuyene, wesutene, wesutene (rês...)
hilciniqandin tg. wecineqnayene, racineqnayene, weperpesnayene, wepernayene, wêrznayene, wefirnayene, weceneqnayene
m. wecineqnayis, racineqnayis, weperpesnayis, wepernayis, wêrznayis, wefirnayis, weceneqnayisn
hilcinîqer rd. wecineqnayox, werpernayox, weperpesnayox
hilciniqîn tng. wecineqîyene, weperpesîyene, weperîyene, wefirayene, wêrzîyene, racineqîyene, weperayene, weceneqîyene
m. wecineqîyayis, weperîyayis, weperpesîyayis, wêrzîyayis, wefirayis, racineqîyayis, weperayis, weceneqîyayis n.
hilçirandin m. grkerdis, dirnayis, qîskerdis, roqetnayis, raqilasnayis n.
hilco m. darox, asqî, dlbar, daleq n.
hildan lg. wedardene, ravaznayene, berz kerdene, wedaritene, wereznayene, rawirznayene, raurznayene, wedernayene, wadaritene
m. wedardis, ravaznayis, wedaritis, berzkerdis n.
hildayî rd. wesemernaye, weçînite, tokerde
hilfirîn lng. wecineqîyene, weperpesîyene, weperîyene, wefirayene, wêrzîyene, racineqîyene, weperayene, weceneqîyene
m. wecîneqîyayis, weperîyayis, weperpesîyayis, wêrzîyayis, wefirayis, rarîneqîyayis, weperayis, weceneqîyayis n.
hilgavtin tg. ravaznayene, waraznayene, berz kerdene, wewaraznayene, wereznayene, wedardene, berznayene, rawirznayene, raurznayene, varzaynayene
hilgir rd. antox, kiristox, kirisnayox
hilgirtî rd. wegirewte, îltihbin, wefîste, wegîrîyaye, rêmin
hilgirtin tg. wegirewtene, wegîrîyene, îltihab rîkewtene, rêm rîkewtene, wefîstene, rêm dekewtene
m. wegirewtis, wegîrîyayis, îltihabgirewtis, rêmrîkewtis, wefîstis, rêmdekewtis n.
tg. antene, kiristene, kiristene, kirisnayene, kirêstene, kiryesayene
hilhatin tng. deginayene, ravastene (lehî û awe)
tng. takewtene, akewtene, vejîyene, estene, akotene (roj)
m. takewtis, vejîyayis, estis (roj) n.
tng. wekerkesîyene, rabilîyene, wefirîyene, weqofîyene
hilhilandin tg. rohelesnayene, roperitnayene, henrîrnayene, pinrîrnayene, kan kerdene, rohenrîtene, roperetnayene (kince...)
m. rohelesnayis, ropêritnayis, henrîrnayis, pinrîrnayis, kankerdis (kince...) n.
hilhilî rd. cêrakewte, sakote, hezhezîye, henrîrite
hilhilîn tng. rohelesîyene, ropêritîyene, henrîrîyene, pinrîrîyene, kan bîyene (kince...)
m. rohelesîyayis, ropêritîyayis, henrîrîyayis, pinrîrîyayis, kanbîyayis (kince...) n.
hilî m. hîlîye m.
hilîtirsik m. bot. mamûxêre, mimixêre m.
hiljendin tg. destvar kerdene, virsiknayene (pirç...)
m. destvarkerdis, virsiknayis n.
tg. têmîyan kerdene, têkil kerdene, têvdayene
hilketin tng. weozîyene, çemelîyene, piro ozîyene, piro vejyene
m. weozîyayis, çemelîyayis, piroozîyayis n.
tng. berz bîyene, berzîyene
m. berzbîyayis, berzîyayis n.
hilkisandin tg. raqilaynayene, werantene, raqilênayene, werontene, wekerdene
hilkisîn tng. weancîyene, weozîyene (virade)
tng. weozîyene, çemelîyene, piro ozîyene, piro vejyene
hilkîsîn m. weozîyayis, çemelîyayis, piroozîyayis n.
hilm m. puxur, helmûpuxur, helm, puxir, buxar, buxu n.
hilm girtî rd. helmgirewte, puxurgirewte
hilm girtin tg. helm girewtene, puxur girewtene
hilm û gilm m. puxur, helmûpuxur, helm, puxir, buxar, buxu n.
hilmastin tg. nurnayene, rîsikitene, pêsikitene, qat kerdene, têsîkîtene, nur kerdene
m. nurnayis, rîsikitis, qatkerdis, pêsikîtîs, têsikitis, nurkerdis n.
hilmesû m. puxur, helmûpuxur, helm, puxîr, buxar, buxu n.
hilo n. zoo. helî, qertal, hêlî, hilî n.
m. bot. kefkefok, vaso kefkin n.
hilpekîn tng. wepekîyene, çengezîyene, weperîyene, wepekîyene, pekîyene
hilperandin tg. rapernayene, têra kerdene, ravaznayene, hesar kerdene, wepernayene
m. rapernayis, têrakerdis, ravaznayis, hesarkerdis n.
tg. werîneqnayene, rarîneqnayene, weperpesnayene, wepernayene, wêrznayene, wefirnayene, weceneqnayene
m. werîneqnayis, rarîneqnayis, weperpesnayis, wepernayis, wêrznayis, wefirnayis, weceneqnayis n.
hilperin lng. raperayene, sere wedayene, sere ravaznayene, îsyan kerdene, sere berzkerdene, sere wedardene, sare wedaritene, re ci ravazîyaye
hilperîn m. raperayis, serewedayis, îsyan, serewedardis n.
werineqîyene, weperpesîyene, weperîyene, wefirayene, wêrzîyene, rarineqîyene, weperayene, weceneqîyene
m. werineqîyayis, weperîyayis, weperpesîyayis, wêrzîyayis, wefirayis, rarineqîyayis, weperayis, weceneqîyayis n.
hilperîns tng. wepekîyene, çengezîyene, weperîyene, wepekîyene, pekîyene
hilperisîn tng. weozîyene, çemelîyene, piro ozîyene, piro vejyene
m. weozîyayis, çemelîyayis, piroozîyayis n.
hilperistin lng. weozîyene, çemelîyene, piro ozîyene, piro vejyene
m. weozîyayis, çemelîyayis, piroozîyayis n.
hilpesirîn tg. xo re rioznayene, xo rioznayene
hilpetikandin tg. werineqnayene, rarineqnayene, weperpesnayene, wepernayene, wêrznayene, wefirnayene, weceneqnayene
m. werineqnayis, rarineqnayis, weperpesnayis, wepernayis, wêrznayis n.
hilpetikîn lng. werineqîyene, weperpesîyene, weperîyene, wefirayene, wêrzîyene, rarineqîyene, weperayene, weceneqîyene
m. wecineqîyayîs, weperîyayis, weperpesîyayis, wêrzîyayis, wefirayis, rarineqîyayis, weperayis, weceneqîyayis n.
hilpisandin lg. wekerkesnayene, rabilnayene, wefirnayene, weqofnayene
m. wekerkesnayis, rabilnayis, wefirnayis, weqofnayis n.
hilpisîn tng. wekerkesîyene, rabilîyene, wefirîyene, weqofîyene
m. wekerkesîyayis, rabilîyayis, wefirîyayis, weqofîyayis n.
hilpisk m. piske, fiske m.
hilpiskîn tng. desinayene, fiskayene, piskayene, desinayene
m. rapekayis, hemle, partawe, gali m., hamle n.
hilqetandin tg. qîs kerdene, çîr kerdene, raqetnayene
tg. raqetnayene, ravisnayene, qerefnayene, visnayene, aqitnayene
hilqetîn tng. raqetîyene, rira bîyene, rabirîyene, cêbirîyene, ravisîyene, cêra bîyene, qet bîyene, atiqiyene, yabirîyene, abirîyene, aqitiyene
hilqîk m. qulpike, qultike, hilqike, qurpike, hilqî m.
hilqîk hatin tng. qulpikî weameyene, hilqayene
hilsandî rd. kambax, xopan, wêran, wesanite, rijîyaye, xirabe, xirbe, wêrun, xapan, xapun
hilsandin tg. rijnayene, wesanitene, wesanayene, rasunayene, wesonayene
m. rîjnayis, wesanitis, wesanayis, wesonayis
m. rijnayis, tahrîbat, wesanitis, xirabkerdis, tarîbat n.
hilsîn tng. wesanîyene, rijîyene hilsîn m. wesanîyayis, rijîyayis n.
hilteqandin tg. bi hewa fîstene, berhewa kerdene, re hewa fîstene
hilû m. alûnçe, erûge, alûçe, hêrûge, alunça, alûnç, alinç
rd. halu, halêl, halê, saye, balî, helu (didanî)
hilû bûn tng. halêl bîyene, saye bîyene, halî bîyene kirin tg. halêl kerdene, saye kerdene, halu kerdene
hilûresk m. salince, încase, erûga sîyaye, sîyaerûge m.
hilûzerk m. alûnçe, erûge, alûçe, hêrûge, alunça, alûnç, alinç m.
m. bot. alûnçêre, erûgêre, dara erûge, alinçêre, alûcêre, alinçyer m.
hilwesandî rd. kambax, xopan, wêran, wesanite, rijîyaye, xirabe, xirbe, wêrun, xapan, xapun
hilwesandin tg. rijnayene, wesanitene, wesanayene, rasunayene, wesonayene
m. rijnayis, wesanitis, wesanayis, wesonayis n.
hilwesîn tng. piro ginayene, tiro kewtene, tiro ginayene (ban)
m. piroginayis, tirokewtis (ban) n.
hilwesîner n. rijnayox, wesanitox, xopanker, kambaxker, wêranker, xirabker n.
hilwesînerî m. wêrankerîye, xopankerîye, rijnayoxîye, wesanitoxîye, xirxonikkerîye, kambaxkerîye, wêrankerênî, xirabkerîye, wesanitoxênî m.
hilwesîyan tng. piro ginayene, tiro kewtene, tiro ginayene (ban) him g./h. hem
hilwesiyayî rd. kambax, xopan, wêran, wesanite, rijîyaye, xirabe, xirbe, wêrun, xapan, xapun
hilp-hilp hüngür hüngür
hile hîle (n), oyn (n)
hilekar hîlekar (n), -e; hîlebaz, -e; fêlbaz, -e, oyniker, -e
hilekarlık hîlekarîye (m), hîlebazîye (m), fêlbazîye (m)
hil qebûl, pesend, razîbûn