Encamên lêgerînê
hesik n hasan (isim) * hesiko ji bajêr xeyîdiye tavşan dağa küsmüş dağın haberi yok
hesikandî rd 1. bulanmış 2. bulaştırılmış, sıvaştırılmış 3. batırılmış, kirletilmiş olan
hesikandin m 1. bulama, beleme 2. bulaştırma, sıvaştırma, sıvama (sıvar gibi bulaştırma) 3. batırma (kirletme)
l/gh 1. bulamak, belemek * zarok ser û çavên xwe di heriyê de hesikandiye çocuk üstünü başını çamura bulamış 2. bulaştırmak, sıvaştırmak, sıvamak (sıvar gibi bulaştırmak) * zarok rûyê xwe bi rîçalê hesikandiye çocuk yüzünü reçel ile sıvamış 3. batırmak (kirletmek)
hesikî rd 1. belenmiş, bulanmış, bulaşık, bulaşmış 2. batmış, kirlenmiş olan
hesikîn m 1. belenme, bulanma 2. bulaşma, sıvaşma 3. batma (kirlenme)
l/ngh 1. belenmek, bulanmak * ez di heriyê de hesikîm çamura bulandım 2. bulaşmak, sıvaşmak 3. batmak (kirlenmek)
hesikoyî rd sıvışık
hesikandin (lêker) xerabtir kirin, berbat kirin, lewitandin, leke pirrtir kirin, herrimandin.
Herwiha: hesikîn, hesikî, hesikandî
hesikîn tng. hetikîyene (çamûre de)