Encamên lêgerînê
guh kulak
n 1. kulak 2. kulak (bu organın dış kısmı) 3. kulak (balıklarda başın iki yanında bulunan yarıklardan her biri) 4. kulak (seslerin uygunluğunu seçebilme ve değerlendirebilme yeteneği) 5. kulak (sabanın toprağa giren kısmı) 6. kenar, varoş * li guhê bajêr şehir kenarında 7. tutama(bir şeyin tutulup çekilecek yeri)
guh bel kirin 1) kulaklarını dikleştirmek 2) horozlanmak
guh bi fermanan nekirin ferman dinlememek
guh dan l/gh 1. dinlemek 2. kulak vermek 3. ilgi göstermek 4. bakım yapmak * dewlet guh nade bajarê me devlet şehrimizi bakım yapmıyor 5. kulak asmak, önem vermek
1) kulak vermek 2) dinlemek
guh dan (...) 1) birini dinlemek, öğüdünü önemsemek 2) kulak asmak, aldırmak 3) bakım yapmak, bakımını yapmak * guh nedane bexçe bahçeye bakım 4) ilgi göstermek
guh dan gotina (yekî) söz dinlemek (veya tutmak)
guh dan nava dilê xwe kalbinin sesini dinlemek
guh dan ser (...) -e kulak kabartmak, kulak vermek
guh dan serê 1) dinlemek 2) kulak vermek, kulak kabartmak
guh dan xwe 1) kendine bakmak 2) kendine bakım yapmak
guh dapêlî kirin başını önüne eğmek, önüne bakmak, hatasını anlayıp utanmak
guh dêrandin kulak kabartmak, kulak vermek, dinlemek
guh kirin l/gh dinlemek
1) dinlemek 2) itaat etmek
guh lê bûn l/bw kulağı (bir şeyde) olmak
1) kulağı birinde olmak * guhê min li te ye, qise bike kulağım sende konuş 2) sak durmak, dikkatlı durumda bulunmak, dikkat etmek 3) dikkatle izlemek 4) kulağı olmak * guhekî çawa lê bû! ne biçim kulağı vardı! 5) göz kulak olmak, mukayet olmak
guh lê dêran dikkat etmek
guh lê kirin dinlemek, kulak vermek.
l/bw dinlemek
birini dinlemek
guh lê mûç kirin kulak kabartmak
guh lê nekirin aldırış etmemek
guh lê ragirtin kulak kabarmak
guh medê kulak asma!, siktir et!
guh miç (an jî mûç) kirin kulak kabartmak
guh miç kirin l/bw kulak kabartmak
guh nedan l/gh 1. dinlememek 2. ağırsamak, boşlamak, ilgi göstermemek, takmamak (önemli saymamak, değer vermemek)
vurdum duymazdan gelmek
guh nedan (...) 1) kulak asmamak, aldırış etmemek 2) es geçmek 3) boş vermek, ilgi göstermemek, boşlamak 4) önemsememek, gereken önemi vermemek
guh nedan fermanan ferman dinlememek
guh nedan kesî (bir kimsenin, bir durumun) şakası yok, hatır gönül tanımaz * ev camêr guh nade kesî bu herifin şakası yok
guh nedan xwe kendini bırakmak, kendine bakım yapmamak (kendine özen göstermemek)
guh nedanê geçmek, dikkat etmemek
guh pê dan l/bw 1. ilgi göstermek, önem vermek 2. bakım yapmak
guh pê kirin l/bw eslemek, ilgilenmek, ilgi göstermek, alâka duymak
1) aldırış etmek 2) eslemek, ilgi göstermek, alâka duymak (birini) dinlemek, öğüdünü önemsemek 4) önem vermek
guh pê nekirin l/bw boşlamak, ilgi göstermemek, ilgilenmemek, yüzüne bakmamak
1) aldırış etmemek 2) ilgi göstermemek, hasbî geçmek, ıska geçmek 3) önem vermemek
guh û çav lê bûn göz kulak olmak
guhan meme.
n 1. meme, yelin (hayvan memesi için) 2. argo meme (kadın memesi için)
guhanalmisî rd sarkık memeli
guhandar rd memeli (hayvanlar için)
guhandarên hoveber zo/nd ilkel memeliler
guhandîr m meme (hayvan memelerin yapışık olduğu toparlakça organ)
guhang m varış
guhanî zo/nd memeliler
guhanokî rd mememsi
guhanreşî m memelerine musallat olup sütten kesilmesine neden olan bir hayvan hastalğı
guhar küpe.
n küpe
m 1. kavşak, yol ağzı 2. dağlık alanda düzlük alan
guhar ek be di guhê (te) de be kulağına küpe olmak * tu vî tiştî qet ji bîr mekî, bila guharek be di guhê te de be bunu hiç unutma, kulağına küpe olsun
guhar kirin (an jî xistin) guhê xwe küpe takmak
guhara rê yol kavşağı
guhardar rd küpeli
guharê bigoşî salkım küpe
guharê bişirik saçaklı küpe
guharê heyderî (an jî heydelî) bir tür iri küpe
guharê perik yapraklı küpe
guharek m ağaçtan kovalarının kulplarını kovaya takmasını sağlayan kama
guharî rd değişmiş olan
guhark n küpe
guharok (i) bot/m küpe çiçeği (Fuchsia)
guharok (ii) m kulak çivisi
guharşor rd eğik küpeli
guhartî rd 1. değişik (değiştirilmiş) * li gorî madeya 10. a guhartî yasanın değişik 10. maddesi gereğince 2. değişkin, mueddel
rd 1. değişik (değiştirilmiş) * li gorî madeya 10. a guherandî yasanın değişik 10. 2. değişkin, mueddel
guhartin m 1. değiştirme, değiştirim (başka bir biçime sokma, değişikliğe uğratma) 2. değiştirme (bir kimse veya şeyi bulunduğu yerden başka bir yere alma) 3. değiştirme (bir şey verip yerine başka bir şey alma) 4. değiştirme (birini bırakıp başkasını edinme veya kullanma) 5. değiştirme (başka bir duruma, başka bir görünüme getirme) 6. değiştirme (olumsuz biçimiyle; çok değer verme)
l/gh 1. değiştirmek (başka bir biçime sokmak, değişikliğe uğratmak) 2. değiştirmek (bir kimse veya şeyi bulunduğu yerden başka bir yere almak) * mamosteyê gundê me guhartin köy öğretmenimizi değiştirdiler 3. değiştirmek (bir şey verip yerine başka bir şey almak) * ev sol ji te re biçûk e, biguhêre bu ayakkabı sana küçük, değiştir 4. değiştirmek (birini bırakıp başkasını edinmek veya kullanmak) 5. değiştirmek (başka bir duruma, başka bir görünüme getirmek) * pere ew guhart para onu değiştirdi 6. değiştirmek (olumsuz biçimiyle; çok değer vermek) * ez wî bi kesî naguhêrim onu kimseyle değişmem
guharto biy/m 1. değişim, varyasyon 2. mzk çeşitleme 3.wj varyant
guhartoyî rd versiyonel
guharzêrîn rd altın küpeli
guhastî rd 1. aktarılmış 2. değiştirilmiş 3. rd nakledilmiş, menkul
guhastin m 1. aktarma, nakletme 2. aktarmak (bir yerden, bir kaptan başka bir kaba geçirme) 3. aktarma (bir şeyin yolunu, yönünü değiştirme) 4. taşıma (boru, kanal, vb. sıvı maddeleri bir yerden başka bir yere taşıma) 5. ulaştırma 6. değiştirme 7. değiştirme (birini bırakıp başkasını edinme veya kullanma) 8. kız isteme 9. gelin götürme 10. çevirme
l/gh 1. aktarmak, nakletmek 2. aktarm(bir yerden, bir kaptan başka bir kaba geçirmek) 3. aktarm(bir şeyin yolunu, yönünü değiştirmek) 4. taşımak (boru, kanal, vb. sıvı maddeleri bir yerden başka bir yere taşımak) 5. ulaştırmak 6. değiştirmek * min kincên ser xwe xwe guhastin üstümü değiştim * ew dê here malê kincên ser xwe biguhêze eve uğrayıp üstündeki elbiseleri değiştirecek 7. değiştirm(birini bırakıp başkasını edinmek veya kullanmak) * me mala xwe guhastiye evimizi değiştirmişiz 8. kız istemek * bi soz ezê Sosinê ji te re biguhêzim söz, sana Sosun’u istiyeceğim 9. gelin götürmek 10. çevirmek * berê xwe jê guhast yüzünü ondan çevirdi
guhastina lebatan bj organ nakli, organ aktarımı
guhazto m nüsha, kopya
guhbel rd 1. dik kulaklı 2. kamış kulak (at) 3. gizlice dinleyen kimse 4. mec casus
guhbelî m 1. kulakları dik olma 2. mec casusluk
guhbelik bot/m bir tür bitki
guhbelk bnr guhbelik
guhbelok çobançırası; phlomis sieheana, phlomîs armenîaca
guhberan bot/m bir tür bitki
guhbiçûk rd küçük kulaklı
guhbizin bot/m bir tür yenilen bitki
guhbizing bnr guhbizin
guhbizink bot/m ayran aşına da katılan bir bitki
guhçepel rd kepçe kulak
guhçik ant/n 1. kulak, kulakçık 2. mzk kulak (telli çalgılarda tel germeye yarayan burgu)
guhdan m 1. dinleme 2. kulak verme 3. ilgi gösterme 4. bakım yapma 5. kulak asma, önem verme
guhdank m kulaklık, ahize
guhdanka telefonê telefon ahizesi
guhdar nd/nt 1. dinleyici 2. dinleyici (kayıtlı olmadığı halde dışardan derslere devam eden kimse)
guhdar girtin kulak kesilmek
guhdarî m 1. dinleme 2. dinleyicilik
guhdarî kirin l/gh 1. dinlemek * stran guhdarî dikir şarkı dinliyordu 2. (birinin) sözünü dinlimek, söze uymak
guhdarî lê nekirin 1) dinlememek 2) o taraflı olmamak
guhdarî nekirin 1) dinlememek 2) sözünü dinlememek, itaat etmemek 3) ilgilenmemek, ilgi göstermemek, önemsemek
guhdarîker nd/nt dinleyici
guhdarîkerî m dinleyicilik
guhdarîkirin m 1. dinleme 2. (birinin) sözünü dinlime, söze uyma
guhdarîtî m dinleyicilik
guhdarîya (yekî) kirin (birini) dinlemek 2) ilgi göstermek 3) sözünü dinlemek, itaat etmek 4) dikkate almak (göz önünde bulundurmak, hesaba katmak)
guhdarîya (yekî) nekirin (birini) dinlememek 2) (kimseyi) takmamak, ilgi göstermemek 3) sözünü dinlememek, itaat etmemek 4) dikkate almamak (göz önünde bulundurmamak, hesaba katmamak) (birini veya bir şeyi) gözü görmez olmak
guhdarîya hev û din nekirin birbirini dinlemez olmak
guhdarîya pendên (yekî) kirin öğütlerini dinlemek
guhdarîya şîretên (yekî) kirin öğütlerini dinlemek
guhdayîn m 1. dinleyiş 2. kulak veriş3. ilgi gösteriş 4. bakım yapma 5. kulak asış, önem veriş
guhdêr bnr guhdar
guhderz rd keskin zekalı
guhdîk rd gizlice birilerini dinleyen
guhdirêj n 1. eşek
rd 1. uzun kulaklı (kimse) 2. n uzun kulaklı (eşek) 3. rd anlayışsız, kaba, ahmak
guhdirêjî m anlayışsızlık, ahmaklık
guhê (wî) de jê re gotin kulağına söylemek
guhê (yekî) ba d (birinin) kulağını bükmek
guhê (yekî) birin kafasını şişirmek
guhê (yekî) çin bûn kulakları çınlamak
guhê (yekî) çûn kafası şişmek (gürültüden tedirgin olmak)
guhê (yekî) giran bûn ağır işitmek (veya duymak)
guhê (yekî) giran e kulağı ağır
guhê (yekî) girtî ye 1) kulağı tıkalı (ağır işiten) 2) kulağı tıkalı (dinlemek istemeyen, dinlemeyen)
guhê (yekî) hişyar bûn tetikte olmak, beklemek, bulunmak (veya durmak)
guhê (yekî) kişandin (birinin) kulağını çekmek (ceza olarak kulağını çekip bükmek) (birinin) kulağını çekmek (uyarmak, uyarmak için hafif ceza vermek)
guhê (yekî) lê bûn 1) kulağ(bir şeyde) olmak, dikkat etmek 2) kulağı birinde olmak * guhê min li te ye, qise bike kulağım sende konuş 3) dikkatle izlemek
guhê (yekî) lê xewt bûn dikat etmek, pür dikkat kesilmek
guhê (yekî) li hev ba dan (birinin) kulağını bükmek
guhê (yekî) li xeberan bûn kulağı tetikte (olmak)
guhê (yekî) libitîn 1) çok zeki olmak 2) fırlama (veya fırıldak) olmak
guhê (yekî) pê de bûn 1) aklından orada olmak 2) -e meyilli olmak
guhê (yekî) qul e kulağı delik
guhê (yekî) qul kirin başının etini yemek, rahatsız etmek
guhê (yekî) qulqulandin başının etini yemek
guhê (yekî) şiyar bûn tetikte olmak, beklemek, bulunmak (veya durmak)
guhê (yekî) weşîn) kulağı kopmak, soğuktan bihal olmak
guhê (yekî) xweş hatin kulağı okşamak
guhê bajêr nd dolay, banliyö
guhê dar û deviyan heye yerin kulağı var
guhê derve ant/nd dış kulak
guhê derveyî nd dış kulak
guhê deviyan heye yerin kulağı var di
guhê gîsin nd kulak demiri
guhê hundirîn ant/nd 1. iç kulak 2. biy iç kulak, dolambaç
guhê navîn ant/nd orta kulak
guhê te lê hişyar be aç gözünü, açarlar gözünü
guhê xwe bel kirin 1) kulaklarını dikmek 2) kulak kesilmek, kulaklarını dikmek, dikkat kesilmek
guhê xwe dan (...) 1) kulak kesilmek, kulak vermek (bir şeye) kendini vermek (vurmak veya çalmak) * xwe ker kiribû, guhê xwe dabû stranê pür dikkat kendini türküye vermişti 3) çaktırmadan dinlemek
guhê xwe dan ser (...) kulak tutmak
guhê xwe dan serê kulak vermek
guhê xwe fît kirin 1) kulaklarını dikleştirmek 2) kulak kesilmek
guhê xwe girt (bir şeye) kulaklarını tıkamak
guhê xwe lê bel kirin kulak kabartmak
guhê xwe lûç kirin kulak kesilmek
guhê xwe mûç kirin 1) kulaklarını dikmek 2) dikkat kesilmek
guhê xwe nedan (.. (bir şeye) kulak tıkamak
guhê xwe vît kirin kulaklarını dikmek li
guhek kirin serad, yek kirin bêjing bir kulağından girip öbür kulağından çıkmak
guhên (wî) şiyar in kulağı delik
guhên (wî) vekirî ne kulağı delik
guhên erdê hene yerin kulağı var
guhên hev bir (birbirinin) kafasını şişirmek
guhên hev xwarin çok acıkmış olmak
guhên wan bel û vît in kulakları dik
guhên xwe danîn pişt xwe bak bakalım neler olacak (yek)
guhên xwe vekir (bir kimse) kulağını açmak
guher m koyun açık ağılı
guhêr m 1. değişim 2. nd/nt değiştirici
guher (i) m 1. arkaç 2. iki dağ arası vadi 3. yamaçlardaki koyak biçimindeki düzlük
guher (ii) m mucevher
guher (iii) m hayvanların dinlendikleri yer, üstü açık dinlenme yeri
guher (iv) m değişim
guheran m 1. değişim 2. biy değişim, varyasyon
guhêran m değişim
guhêranbar rd değişimli
guherandin m 1. değiştirme, değiştirim (başka bir biçime sokma, değişikliğe uğratma) 2. değiştirme (bir kimse veya şeyi bulunduğu yerden başka bir yere alma) 3. değiştirme (bir şey verip yerine başka bir şey alma) 4. değiştirme (birini bırakıp başkasını edinme veya kullanma) 5. değiştirme (başka bir duruma, başka bir görünüme getirme) 6. değiştirme (olumsuz biçimiyle; çok değer verme)
l/gh 1. değiştirmek (başka bir biçime sokmak, değişikliğe uğratmak) 2. değiştirmek (bir kimse veya şeyi bulunduğu yerden başka bir yere almak) * mamosteyê gundê me guherandin köy öğretmenimizi değiştirdiler 3. değiştirmek (bir şey verip yerine başka bir şey almak) * ev sol ji te re biçûk e, biguherîne bu ayakkabı sana küçük, değiştir 4. değiştirmek (birini bırakıp başkasını edinmek veya kullanmak) 5. değiştirmek (başka bir duruma, başka bir görünüme getirmek) * pere ew guherand para onu değiştirdi 6. değiştirmek (olumsuz biçimiyle; çok değer vermek) * ez wî bi kesî naguherînim onu kimseyle değişmem
guhêrandin m 1. değiştirme 2. dönüştürme
l/gh 1. değiştirmek 2. dönüştürmek
guhêranî m 1. değişikl(bir bütünden bir bölümünün değişmesiyle ortaya çıkan yeni durum) * guhêranî di lijneya kargêr de çêbû yönetim kurulunda değişiklik oldu 2. değişiklik, tadil (amaca uygun biçime getirmek için yapılan değiştirme)
guhêranî bi ser de hatin değişim geçirmek
guherankar nd/nt değişimci
guherankarî m 1. değişim 2. değişimcilik
guhêrankarî m değişke, modifikasyon
guhêranxwaz nd/nt değişimci
guhêranxwazî nd/nt değişimcilik
guherbar rd değişken
guhêrbar rd değişken
guhêrbarandin değiştirmek.
guhêrbarî değişkenlik.
m değişkenlik
guherbarî m değişkenlik
guherçîle güherçile.
kîm/m güherçile
guhêrdar rd 1. değiştirgen, parametre 2. çevirilebilir, konvertibl
guhêrdarîtî m 1. değiştirgenlik 2. çevirilebilirlik, konvertibilite
guherde rd değişik (alışılmışın dışında bir özeliği olan) * kincekî guherde değişik bir elbise
guhêrde rd değişik
guherdetî m değişiklik
guhêrdetî m değişiklik
guhêrê dîmenan ndsahne düzenleyicisi
guhêrek m değişinim
guhêrekparêz nd/nt değişinimci
guhêrekparêzî m değişinimcilik
guherî rd 1. değişmiş 2. değişkin, muadel
guhêrî m değişiklik, tadil, tadilât (amaca uygun biçime getirmek için yapılan değiştirme)
guhêrî çêkirin tadilât yapmak
guhêrî pêk anîn değişiklik yapmak
guherîbûn m değişkinlik
guherîn m 1. değişme, değişim 2. değişme, dönme (durumdan duruma geçme, olduğundan daha değişik bir durum alma) 3. başkalaşma 4. çevirme (hava için, bir durumdan başka bir duruma geçme) 5. kayma (anlamı değişme) 6. değişme, oynama (değişiklik gösterme)
l/ngh 1. değişmek 2. değişmek, dönmek (durumdan duruma geçmek, olduğundan daha değişik bir durum almak) * hewa ji nişka ve guherî hava birden değişti 3. başkalaşmak 4. çevirmek (hava için, bir durumdan başka bir duruma geçmek) 5. kaymak (anlamı değişmek) * wateya peyvê guheriye kelimenin anlamı kaymış 6. değişmek, oynamak (değişiklik göstermek) * fiyet di navbera milyon û du milyonî de diguherin fiyatlar bir milyon ile iki milyon arasında oynuyor
guherîn pêk anîn (an jî çêkirin) değişiklik yapmak
guherîna deng rz ses değişmesi
guherîna hewayî ast hava değişimi
guherîna teşe biçim değişimi, transformasyon
guherîner rd/nd 1. degiştirici (değiştirme özeliği olan) 2. değiştirici (değiştirme işini yapan nesne veya kimse)
guherînî m değişiklik, tadil, tadilât
guherînî pêk anîn tadilât yapmak
guherînk fîz/m dönüştürücü, trasformatör
guherînkar nd/nt değiştirici
guherînkarî m değiştiricilik
guherînxwaz nd/nt değişimci (değişimden yana olan)
guherînxwazî m değişimcilik
guherîtî m değişkinlik
guhêrk m 1. değişim 2. değişiklik (bir bütünden bir bölümünün değişmesiyle ortaya çıkan yeni durum) 3. alternatör
guherkar nd/nt değiştirici
guherkarî m 1. değişim 2. değiştiricilik
guhêrkbar rd değişimli
guhêrker rd/nd 1. degiştirici (değiştirme özeliği olan) 2. değiştirici (değiştirme işini yapan nesne veya kimse) 3. fiz/m değiştirgeç, konvertisör 4. çevirgeç, şalter
guhêrok rd 1. değişken 2. m değiştirici
guhêrokî rd değişkence
guhêrokîtî m değişkenlik
guherte bnr guherde
guhertin bnr guhartin
guhêş m kulak ağrısı
guhêşan m kulak ağrısı
guhesin cüruf.
guhêşk m kulak ağrısı
guhêz m 1. aktarım 1. transfer
guhêzan m 1. aktarma, nakletme, nakil 2. değişim
guhêzan kirin aktarma etmek
guhêzanî rd aktarmalı
guhêzbar değişken, seyyar.
rd 1. aktarılabilir, nakledilebilir 2. hiq menkul, taşınır * malên guhêzbar taşınır mallar 3. gezici, seyyar, taşınabilir 4. çevirilebilir, konvertibl 5. portatif 6. değişebilir
guhêzbarî m 1. aktarılabilirlik, nakledilebilirlik 2. hiq taşınırlık 3. gezicilik, seyyarlık, taşınabilirlik 4. çevirilebilirlik 5. portatiflik 6. değişebilirlik
guhêzbarkî h 1. aktarılabilir bir şemiyde 2. taşınır bir şekilde
guhêzdar rd 1. aktarıcı, nakledici 2. iletici
guhêzdarî m 1. aktarıcılık, nakledicilik 2. ileticilik
guhêzdarîtî m 1. aktarıcılık 2. çevirilebilirlik, konvertibilite
guhêzer rd aktarıcı, aktaran
guhêzgeh m aktarma yeri
m otogar
guhêzî rd naklî (taşıma ile ilgili olan)
m 1. aktarım, nakil * amyarên guhêziyê nakil vasıtaları 2. nakletme, transfer 3. değişim, değişiklik
guhêzîî (...) kirin -e aktarma yapmak
guhêzîn m 1. değişme 2. aktarılma, nakledilme
l/ngh 1. değişmek 2. aktarılmak, nakledilmek
guhêzîner rd 1. değiştirici 2. aktarıcı, nakledici
guhêzînerî m 1. değiştiricilik 2. aktarıcılık, nakledicilik
guhêzînok m transistor
guhêzînokdar rd transistorlu
guhêzkar nd/nt 1. değiştirici 2. taşımacı, nakliyeci, nakliyatçı
guhêzkarî m 1. değiştiricilik 2. taşımacılık, nakliyecilik, nakliyatçılık
guhêzker rd 1. değiştirici 2. aktarıcı 3. m değiştirgeç, konvertisör
guhêzname m transfer belgesi
guhêzok m 1. aktarıcı, transistör 2. taşıt 3. rd değişken 4. rd seyyar
guhfireh rd vurdumduymaz, lakayt
guhgiran rd ağır işiten, kulakları ağır olan, işitmede zorluk çeken
guhgiranî m ağır işitme
guhgirk m kulak tıkacı
guhhesk rd kepçe kulaklı
guhîj bnr guvîj
guhik kulakçık.
guhik (i) ant/n 1. kulak memesi 2. kulakçık 3. kulaklık 4. mec köşe 5. mzk kulak, kulakçık, burgu, dilcik, kök (telli çalgılarda tel germeye yarayan mandal) 6. solungaç
guhik (ii) bot/m mantar
guhikî rd kulaklı (kulağa benzer)
guhir m arkaç, gece davarların kaldığı yer
guhiran m değişim
guhirandî rd değiştirilmiş olan, muadel
guhirandin m 1. değiştirme (başka bir biçime sokma, değişikliğe uğratma) 2. değiştirme (bir kimse veya şeyi bulunduğu yerden başka bir yere alma) 3. değiştirme (bir şey verip yerine başka bir şey alma) 4. değiştirme (birini bırakıp başkasını edinme veya kullanma) 5. değiştirme (başka bur duruma, başka bir görünüme getirme) 6. değiştirme (olumsuz biçimiyle; çok değer verme)
l/gh 1. değiştirmek (başka bir biçime sokmak, değişikliğe uğratmak) * şeklê porê xwe guhirandiye saç biçimini değiştirmiş 2. değiştirmek (bir kimse veya şeyi bulunduğu yerden başka bir yere almak) 3. değiştirmek (bir şey verip yerine başka bir şey almak) * ev sol ji te re biçûk e, biguhirîne bu ayakkabı sana küçük, değiştir 4. değiştirmek (birini bırakıp başkasını edinmek veya kullanmak) 5. değiştirmek (başka bur duruma, başka bir görünüme getirmek) * pere ew guhirand para onu değiştirdi 6. değiştirmek (olumsuz biçimiyle; çok değer vermek) * ez wî bi kesî naguhirînim onu kimseyle değişmem
guhirî rd 1. değişkin, muadel 2. değişmiş olan
guhirîn m 1. değişme (başka bir biçim veya duruma girme) 2. değişme (yerine başka şey veya kimse gelme)
l/ngh 1. değişmek (başka bir biçim veya duruma girmek) * gava ku jiyîna civakekê biguhire, ma qanûnên wê, dab û nêrîtên wê, nivîs û zimanê wê jî naguhire? bir toplumun yaşayışı değişince, yasaları, töreleri, yazısı dili de değişmez mi? 2. değişmek (yerine başka şey veya kimse gelmek) * fîlm guhirî film değişti * dê gerînendeyê dibistanê biguhire okulun müdürü değişecek
guhirîner rd değiştirici
guhişandin m şaşırtma, şoke etme
l/gh şaşırtmak, şoke etmek
guhişîn m şaşakalma, şoke olma
l/ngh şaşakalmak, şoke olmak
guhişk (i) ant/m 1. topuk 2. ökçe * guhişka sola wê ayakkabısının ökçesi 3. kestanecik (atların her bacağında birer tane çıkan, boynuz dokusunda olan kısa ve yayvan uzantı)
guhişk (ii) m kulak
guhişk (iii) m yumurtayla yapılan bir tür otlu aş
guhizî rd değişmiş olan
guhizîn m 1. değişme (başka bir biçim veya duruma girme) 3. değişme, çevirme, dönme (hava için, bir durumdan başka bir duruma geçme) 4. aktarılma, nakledilme 5. taşınma (boru, kanal, vb. sıvı maddeleri bir yerden başka bir yere taşınma) 6. gelin götürülme
l/ngh 1. değişmek (başka bir biçim veya duruma girmek) * ava me guhiziye suyumuz değimiş 2. değişmek (yerine başka şey veya kimse gelmek) 3. değişmek, çevirmek, dönmek (hava için, bir durumdan başka bir duruma geçmek) * hewa ji nişka ve guhizî hava birden döndü 4. aktarılmak, nakledilmek 5. taşınmak (boru, kanal, vb. sıvı maddeleri bir yerden başka bir yere taşınmak) 6. gelin götürülmek
guhker bot/m bir tütün bitkisi
guhkerok bot/m sığır kuyruğu
guhkir rd 1. kesik kulaklı, kulaksız 2. kısa kulaklı keçi
guhkirin m dinleme
guhkişîn m bir çocuk oyunu; halka şeklinde oturan çocuklar birbirlerinin kulaklarını tutar duruma geçerler; baştaki kaçmaya çalışırken diğerleri durumlarını bozmadan kaçmaya çalışanı tutmaya çalışırlar.
guhkulî m bir tür kulak hastalığı
guhkunkere zo/m kulağakaçan (Forticula auricularia)
guhleq rd kulağı delik (olup bitenden haberi olan)
guhloş rd 1. kulakları gevşek, yumuşak olan 2. mec ödlek
guhmasî zo/m 1. salyangoz (Helix) 2. ant kulak salyangozu
guhmehlî m tapan kulakçığı
guhmelhêb m yaba kulağı
guhmertal rd kepçe kulaklı
guhmezin rd iri kulaklı
guhmişk bot/m fare kulağı (Anagallis)
guhmûm m kulak kiri
guhnedan m 1. dinlememe 2. ağırsama, boşlama, ilgi göstermeme, takmama (önemli saymama, değer vermeme)
guhnedanî m aldırmazlık
guhnedar fütursuz, kayıtsız.
rd savsak, fütursuz, çekinmez, umursamaz
guhnedarî kayıtsızlık, fütursuzluk.
m savsaklık, umursamazlık
guhnedarî kirin l/gh savsaklamak
guhnedarîkirin m savsaklama, savsaklayış
guhnedêr rd aldırmaz, aldırışsız, ilgisiz, lâkayt, umursamaz
guhnedêrane h aldırmazca, lâkaytça, kayıtsızca, umursamazca
guhnedêrî m aldırmazlık, aldırışsızlık, ilgisizlik, lâkaytlık, kayıtsızlık, umursamazlık
guhnedêrkî rd/h aldırmazca, lâkaytça, kayıtsızca, umursamazca
guhnêl m sıkıştığında isteme (kadın işin)
guhnîr n boyunduruk bağı
guho n kulak (çocuk dilinde)
guhok m kulaklık (ağır işitenlerin kullandıkları pilli araç)
guhor (i) m değişim
guhor (ii) m arkaç
guhoran m değişim
guhorandin m değiştirme
l/gh değiştirmek
guhorankar nd/nt değiştirici
guhorankarî m değiştiricilik
guhpalas (i) rd kepçe kulaklı
guhpalas (ii) bot/m iri ve geniş yapraklı bir tütün bitkisi
guhparêz m kulaklık (kulakları soğuk, rüzgâr gibi dış etkilerden koruyan)
guhpêdan m 1. ilgi gösterme, önem verme 2. bakım yapma
guhpêdanî m 1. ilgi gösterme, önem verme 2. bakım
guhpehn rd kepçe kulaklı
guhpêkirin m esleme, ilgilenme, ilgi gösterme, alâka duyma
guhpêneker rd lâkayt
guhpênekerî m lâkaytlık
guhpênekirin m boşlama, ilgi göstermeme, ilgilenmeme, yüzüne bakmama
guhpîtav rd kepçe kulaklı, iri kulaklı
guhqir m küçük kulaklı davar
guhrep rd 1. kulakları dik 2. mec fırlama, fırıldak
guhrepî m 1. kulakları dik olma 2. mec fırlamalık, fırıldaklık
guhreqî m tatanos
guhriz bnr gûriz
guhşexî m Amerikan beyzboluna benzer bir Kürt oyunu
guhşeytan zo/m salyangoz (Helix)
guhşî m mutaala
guhşik m kestanecik (atların her bacağında birer tane çıkan, boynuz dokusunda olan kısa ve yayvan uzantı)
guhsim zo/m kulağakaçan (Forticula auricularia)
guhşimik rd kepçe kulaklı
guhsist rd sarkık kulaklı, kulakları sarkık
guhtejî rd tecrübeli
guhûr n çöp (tüm çöp)
guhûrgeh m çöplük, çöp yeri
guhûşk bot/m kızılcık
guhxencer rd kalem kulaklı (dik ve güzel hayvan kulağı) * hespekî guhxencer kalem kulaklı bir at
guhxurk bj/m bir kulak hastalığı
guh endamê bihîstinê *"hêştir çiqasî ji hev dûr herin jî, guhê wan tim li ser hev e"
(navdêr, nêr) organên bihîstinê, herdu beşên leşî yên ku deng pê tên bîstin.
Herwiha: go, goçik, goh, gu, gur, gurh, gûh.
Bi alfabeyên din: Kurdî-Erebî: گـوﻫ ku-kr: гöh.
Bi zaravayên kurdî: kurmancî: guh, gu, gurh, goh, goçik, soranî: gwê, gwêçke, feylî: gûş, güe, lekî: gûş, hewramî: goş, zazakî: goş.
ji: Ji Proto-hindûewropî h₂ows-, Proto-aryayî gewş-, hevreha gwê ya soranî, goş ya zazakî, گوش (gûş) ya farisî, sanskrîtî उसि (usî), yûnaniya kevn οὖς (oûs), ermenî ունկն (unkn), albanî vesh, rusî ухо (uxo), latviyayî auss, proto-cermenî ausô (> almanî Ohr, inglîzî ear), latînî auris (> frensî oreille), îriya kevn au... Proto-aryayî: gewş- (guh, guhdarî kirin, guh danê) Avestayî: gewşe (guh), gûş- (guhdarî kirin, guh danê) Middle Persian: guş (guh) Pûnjabî: guş (guh), ngwš (bihîstin), sogdî: nguş (bihîstin) Osetî: gos (guh) Farisî: gûş (guh), goşîden (guhdarî kirin, guh danê, bihîstin) Belûçî: goş (guh), goşît- (guhdarî kirin, guh danê, bihîstin) Kurmancî: guh (guh) Kurdî (Soranî): gwê (guh) Zazakî: goş (guh) Sanskrîtî: usî (guh) Rûsî: uxo (guh) Latînî: auris (guh) > Frensî oreille Înglîzî: ear (guh) Almanî: Ohr (guh) ...Çavkanî: Cheung p.115, Horn p.210.
Bikaranîn: Lêker: guh dan. Navdêr: guhdan Rengdêr: guhdayî.
: berguh, berguhk, bêguh, bêguhî, bêguhîtî, bêguhtî, biguh, biguhî, biguhîtî, biguhtî, guhbel, guhbelî, guh dan, guhdan, guhdayî, guhdar, guhdarî, guhdarî kirin, guhdarîkirin, guhdarîkirî, guhder, guhderî, guhderîtî, guhdertî, guhdêr, guhdêrî, guhdêrîtî, guhdêrtî, guhdirêj, guhdirêjî, guhgir, guhgiran, guhgiranî, guhgirî, guh girtin, guhgirtin, guhgirtî, guhlêbar, guhlêbarî, guhlêber, guhlêberî, guh lê bûn, guhlêbûn, guhlêbûyî, guhlêgir, guhlêgirî, guh lê girtin, guhlêgirtin, guhlêgirtî, guhrefik
guh bel kirin ji xerabiyê re bihîstin
guh beliqandin (biwêj) bi baldan guhdarî kirin. ji berê sibehê, gundiyan li ber dîwaran guh beliqandin, bê ka wê keçikê kengê biherin. talip kalm
guh birin 1. hetikandin 2. veçirçirandin
guh çûn (biwêj) ji ber dengê bilind û qelebalixê aciz bûn. bi def û zirneya van mirtivan guhê me çû.
guh dan 1. jê bihîstin 2. bala xwe dayîn
(lêker)bo navdêrê binere guhdan, guhdarî kirin, hewl dan ku bi guhan bibîze, guhdarî kirin, îtaet kirin, bi gotina kesekê/î kirin, li gor daxwaza kesekê/î kirin.
Bi alfabeyên din: Kurdî-Erebî: گوه دان.
Bide ber: guh lê bûn.
ji: guh + dan.
: guhdar, guhdarî, neguhdar, neguhdarî
guh dan nava dilê xwe (biwêj) tenê li ya dilê xwe guhdarî kirin. kê çi got nekete serê wê, wê tenê guh da nava dilê xwe.
guh danê xweyî kirin, guhdarî kirin
guh dapêlî kirin (biwêj) li çewtiyên xwe mikur hatin an jî pejirandin û guh dayîn pend û çîretan. piştî wê çewtiya mezin rihanê guh dapêlî kir.
guh dayîn (biwêj) guhdarî kirin, wekî gotin û daxwazê kirin, girîng girtin, rûmet dan. kesî guh neda wê koma muzîkê. ji min zêdetir ew guh dide gotina birayê xwe. çavdêr dibêjin, roket ji alaya leçkerïyê hatiye, lê dozger guhê xwe nade wan, polês diçin gefan li mal-batê dixwin da ku berpirsiya hêzên dewletê neyne rojevê. samî berbang
guh dayîn xwe (biwêj) li ser bejn û bal û ser û guhê xwe zêde sekinîn, di hêla derûnî (psîkolojiyê) de zêde li ser xwe serwext bûn, li xwe zêde fikirîn. erê heftê salî ye, lê hê jî baş guh dide xwe û tu car bêqiravat û betiraş dernakeve der. meta min ew qas guh dide xwe, ku her roj qala nexweşiyeke xwe ya nû dike.
guh dêrandin (biwêj) guh lê bel kirin, guhdarî kirin. heya lingê wê neşimitî wê jî guh nedidêrand.
guh êr (navdêr, mê) nermker.
ji: guh +-êr
guh lê birin (biwêj) bi axaftinê yek aciz kirin. wî tirtiro heya êvarê guh li min bir.
guh lê bûn (lêker) bîstin, bihîstin, bi guhan pê hesîn, (dengek) hatin guhî, bi ber guhî ketin, ketin ber guhî, bi guhên xwe hay/aga jê bûn, hest pê kirin, pê hesîn.
Herwiha: go lê bûn, gu lê bûn, gulê bûn. Navdêr: guhlêbûn, gulêbûnPeyvên.
Têkildar: guh dan, guhdarî kirin.
Bide ber: dîtin, pê hesîn.
: guhlêbar, guhlêbarî, guhlêber, guhlêberî, guhlêbûyî
guh lê dêrandin 1. (guh) bel kirin 2. payîn
guh lê mezin bûn (biwêj) bi baldarî guhdarî kirin. dema bûyereke bi dizi biqewime, di heman demê de guh li fîrdevsê mezin dibin.
guh lê mirisandin pir kutan
guh lê nekirin (biwêj) girîng negirtin, rûmet nedan. ji kesekîfêm nedikir û kesîjîguh lê nedikir. bi vî awayî bûbû wek mirovên gêj. talip kahn
guh lê sist kirin (biwêj) gelekî betilîn. ji hêz ketin. ûpiştî çend mehan hêtê gotin: binêrin, eyşokê çawa guh li çêxmûsko sist kiriye. bavê nazê
guh lê xewt bûn (biwêj) bi baldariyeke zêde guhdarî kirin. dema ku qala wê mijarê dibû, tim guh li f azil xewt dibûn.
guh nedan (lêker) bawer nekirin, bêîtaetî kirin, çok dananîn, serkêşî kirin, kurt kirin, kêm kirin, feramoş, çav girtin, qêmet nedan, paşguh kirin, rakirin, feramoş kirin, birrîn, rawestandin, xem nexwarin, bal nedan.
ji: guh + nedan
guh pê nekirin (biwêj) neecibandin, girîng negirtin. gedeyê belengaz ç.iqas we pê ve dizeliqand jî wê keçikê guh pê nedikir.
guh qulbûn (biwêj) zû agahdar bûn. ka gulîzer yeka çawa guh qul e. tişte ku pê agahdar nebe nîn e.
guhan endamê şîrî yê sewalan
1. organa şîrî (navdêr, nêr) beşa ku şîr jê tê ya leşê heywanên mê û mirovan mê.
Herwiha: ghan.
Bikaranîn: Agadarî: peyva guhan bi taybetî bo heywanan tê bikaranîn. Bo beşa şîr jê tê ya leşê jinan memik û çiçik jî tên bikaranîn..
Bi zaravayên kurdî: kurmancî: guhan, soranî: gwan, گوان, kurdiya başûrî: gwan.
ji: Ji Proto-hindûewropî gʷōus (ga; manga), Proto-aryayî gew- (berhemên ji ga yan mangayan) + dane- (-dank).
: bêguhan, bêguhanî, biguhan, guhandar, guhandarî
guhandar (navdêr) ajelên guhan hene.
ji: guhan + -dar.
: guhdandarî
guhanê xwe kirin nêzîkî zayînê şîr ketin guhanan
guhanî (navdêr, mê) fakmilyeya guhandaran.
ji: guhan +-î
guhanokî (rengdêr) çiçikokî.
ji: guhan +-okî
guhar xemla ku jin bi guhên xwe ve dadiliqînin *"Xwedê, guharan dide yên biguh"
(navdêr, mê) bi gelemperî pirrjimarî, asinkên bi taybetî keç û jin dixin guhên xwe (bi gelemperî ji zêrr yan ji zîv in).
Herwiha: guhark guşare guşîwar gar garik.
ji: hevreha گواره gware ya soranî û گوشواره (gûşvare) ya farisî, guh + -ar yan jî ji têkilkirina guh û gewher..
: guhark guharok.
Bi zaravayên kurdî: Kurmancî: guhar, Kurdî (Soranî): gware, Kurdiya başûr: Lekî: Hewramî: Zazakî: goşare
guharîn (lêker)guhartin.
ji: guhar +-în
guharok (navdêr, mê) gulek e.
ji: guhar + ok. Navê zanistî: Fuchsia
guhartî (rengdêr) ya/yê ku hatiye guhartin
guhartin (lêker) ferqî anku cudahî xistin tiştekî, tiştek wek wê bi xwe nehêlan, tiştek wek berê nehêlan: Qet wek berê nemaye, ta ta navê xwe jî guhartiye.(navdêr, mê) peydakirina ferqiyekê anku cudahiyekê li tiştek, nehêlana yek yan hin yan ti taybetmendiyên tiştekî: Bi guhartina navê xwe ew dixwaze xwe eşkere nebe ka kî ye..
Bi alfabeyên din: Kurdî-Erebî: گوهارتن.
Herwiha: gorrandin, gorandin, guharrtin, guherrandin, guherandin, guhertin, guhertin, guherrtin, guherrtin, guhirrandin, guhirandin, guhorrandin, guhorandin, guhurrandin, guhurandin.
Hevwate: bedlNêzîk, guhastin, raguhastin, veguhastin. Tewîn: Lêker: -guhêr-.
Bi zaravayên kurdî: Kurmancî: guhartin Kurdî (Soranî): giwartin, guwartin Zazakî: vurnayene.
: guhartî, guharto, guhartok, guhartokî, guherde
guharto (navdêr, mê) versiyon, varyant, çeşîtên hinekî ji hev cuda yên eynî tiştî: Ev guhartoya duyem ya vê nivîsê ye. (Ev nivîs berê bi awayekî hinekî ji vê cuda hatiye nivîsîn û belavkirin.), guherto.
Herwiha: guherto.
ji: guhartin
guhastî (rengdêr) ya/yê ku hatiye guhastin
guhastin guhaztin ( ya rast bi tîpa z yêye, neku s ), tiştekî bi tiştekêra bê guhertin, bi sera derbaskirinmînak:meşarê guhêze neku guhêre,guhertin cidaye dema te meşar guhert êdî qet av naçe wî meşarê.lê guhaztin cidaye,dema te meşar guhêzt av tête meşarê û hemjî sera derbasî meşarên din dibe..
Bi alfabeyên din: Kurdî-Erebî: گوهاستن.
Herwiha: guhaztin. Tewîn: guhêzeNêzîk, guhartin, guhertin, guherîn
guhaztî (rengdêr) guhartî, kêşayî, hinartî, nardî, veguhaztî, guhastî.
ji: guhazt + -î
guhaztin guhaztin ( ya rast bi tîpa z yêye, neku s ), tiştekî bi tiştekêra bê guhertin, bi sera derbaskirinmînak:meşarê guhêze neku guhêre,guhertin cidaye dema te meşar guhert êdî qet av naçe wî meşarê.lê guhaztin cidaye,dema te meşar guhêzt av tête meşarê û hemjî sera derbasî meşarên din dibe.. Tewîn: guhêzeNêzîk, guhartin, guhertin, guherîn
guhbel 1. guhrep 2. sîxur, casûs
guhrep, sîxur, casûs
guhbelî (navdêr, mê) sîxorî.
ji: guhbel +-î
guhbizing (navdêr, mê) riwekek e.
Herwiha: guhbizin, guhbizink.
ji wêjeyê: Tika û ricayek jibo hemû Kurdên ku bi gîya û pincaran re eleqeder dibin û beşê xebata wan e, bila ji kerema xwe li kelepora bav û bapîrên xwe xwedî derkevin. Li ser pincarên wek Sîyabo, Mendê, Alo, birîndarBrîndar, Spingê, Guhbizingê, Kerengê û hwd lêkolînan li ser bikin. Kî dizane belkû ev pincar bibin dermanên çareserkirina nexweşiyên wek Adis, penceşêr, şekir, tansiyon û nexweşiyên dil û hw.(Bavê Jîndar, Lotikxane.com, 4/2009)
guhçik nermegoştê
nermegoştê
guhdan (navdêr, mê) bo lêkerê binere guh dan, guhdarîkirin, hewl dan ku bi guhan bibîze, guhdarîkirin, îtaet kirin, bi gotina kesekê/î kirin, li gor daxwaza kesekê/î kirin.
Bi alfabeyên din: Kurdî-Erebî: گوهدان.
Bide ber: guhlêbûn.
ji: guh + dan.
: guhdar, guhdarî, neguhdar, neguhdarî
guhdar kesê ku dibihîze
(rengdêr) (navdêr) kesa/ê guh dide tiştekê/î, kesa/ê tiştekê dibîze: guhdarên radyoyê (kesên guh didin radyoyê), îtaetkar, kesa/ê li gor gotina kesekê/î dike, navek kurran e.
Herwiha: guhder, guhdêr.
Bide ber: bîner, temaşevan.
ji: guh + -dar.
Bikaranîn: Lêker: guhdar kirin, guhdar bûn. Navdêr: guhdarkirin, guhdarbûn Rengdêr: guhdarkirî.
: guhdarî, neguhdar, neguhdarî
guhdar bûn (lêker)(Binihêre:) guhdar
guhdar kirin (lêker)(Binihêre:) guhdar
guhdarbûn (navdêr, mê) (Binihêre:) guhdar
guhdarbûyî (rengdêr) (Binihêre:) guhdar
guhdarî têgihiştina salixan *"guhdariya derewan xweş e, lê bawerkirina wan ne xweş e"
(navdêr, mê) guhdan, sehkirina bi guhan: Ez guhdariya muzîkê dikim. (Ez guh didim muzîkê.), îtaet, binemrî, tevgerrîna li gor şîretên yan fermanên kesekî: Ew guhdariya dêbavên xwe nake. (Ew bi gotina dê û bavê xwe nake.).
Herwiha: guhdarîtî, guhdartî.
ji: guhdar + -î.
Bikaranîn: Lêker: guhdarî kirin. Navdêr: guhdarîkirin Rengdêr: guhdarîkirî
guhdarî kirin (lêker) guh danê, bi guhan bala xwe danê, bi guhan seh kirin: Ez hem guhdariya muzîka kurdî û hem jî ya Rojavayî dikim. bi ya kesekî kirin, li gor şîretên yan fermanên kesekî kirin: Zarrok hertim guhdariya dêbavên xwe nakin..
Bi alfabeyên din: Kurdî-Erebî: گوهداری کرن. Navdêr: guhdarîkirin.
ji: guhdarî + kirin
guhdarîkirî (rengdêr) ya/yê ku hatiye guhdarî kirin
guhdarkî (navdêr, mê) bi hişyarî, bi guhdarî, hişyarkî.
ji: guhdar +-kî
guhdarkirî (rengdêr) ya/yê ku hatiye guhdar kirin
guhdarkirin (navdêr, mê) (Binihêre:) guhdar
guhdarvan wate kesê/a ku guhdarî dike
guhdayî (rengdêr) (Binihêre:) guh
guhdêr 1. hişyar 2. baldar 3. bisemt
guhdêrî (navdêr, mê) guhdarî, guhdan.
ji: guh +-dêrî
guhderz (rengdêr) bîrtîj, guhdar, sernerim
guhdirêj ker, çarsim axa *"ji bo ziyandayîna xwediyê xwe, guhdirêj, mirinê jî dide ber çavên xwe"
ker, çarsim axa ji bo ziyandayîna xwediyê xwe, guhdirêj, mirinê jî dide ber çavên xwe
guhdirêj ji bo ziyandayîna xwediyê xwe geverbûna xwe dixwaze (biwêj) bindest ji ber zilm û zora serdestan, pir aciz in. kîneke wisa di wan karkeran de ye ku wê fabrîqeyê bişewitînin, dilê wan rehef nabe. guhdirêj ji bo ziyandayîna xwediyê xwe geverbûna xwe dixwaze.
guhê (yekî) ba dan (biwêj) der barê tiştekî de yan jî kesekî de yek hişyar kirin, îqaz kirin. erê, min guhê wî bada lê tu disa jî li ser wî serwext be.
guhê (yekî) gêj kirin (biwêj) bi deng û axaftin yek aciz kirin. -te bi telefonan guhê min gêj kir. mitsek ax û mistek ax, ma ji te pê ve tu kes nebatiye xerîbiyê? tûrikê mişt ax ji binê çente derxist û da destê wî. jan dost
guhê (yekî) jê zingînî nekirin (biwêj) bawerî pê neanîn. erê ew gelek tiştan dibêje, lê guhê min jê zingînî nake.
guhê (yekî) li ser ... bûn (biwêj) guhdarî kirin. li min biborin. hûn axaftina xwe bidomînin, guhê min li ser we ye. hesen zinar
guhê (yekî) li ser çingîniya şûjine bûn (biwêj) li hincetan gerîn. eman karê we bi wê neketiye, jixwe hema guhê wê li ser çingîniya şûjine ye.
guhê (yekî) seqirîn (biwêj) aramî bi dest xistin. rehet bûn. zaro zû germ bûn, êdî nedigiriyan. zehf nekişand, zaro ketin xewa şîrîn. dilê min hebekî rehet bû. guhê min jî seqirî ji dest zêwe-zêwa zara. erebê şemo
guhê guran nîşanî hev du dan (biwêj) hev û din tehdît kirin. tu menêre, her du alî jî guhê guran nîşanî hev du didin, lê her du jî ji hev du vedikişin.
guhê ker dayîna ber (biwêj) daxwaza guhdariyê nekirin. min wisa zen kir ku wê ji zû de biryara xwe dabû, ji ber wê jî guhê ker da ber min.
guhê xwe dan hinekên din (biwêj) bi ya hinekên din kirin. wekî di serî de wê guhê xwe neda hinekên din, niha rewş bi awayekî din bû.
guhê xwe danê (biwêj) guhdarî kirin, guhê xwe danê, bi gotina kesekî kirin.
Herwiha: guhê xwe dan.
Bi alfabeyên din: kurdî-erebî: گوهێ خوه دانێ
guhê xwe dayîn pişt xwe (biwêj) bal dayîn kesên li hawîrdor. cawîdan tişt guhê xwe dide pişt xwe, lê dû re jî poşman dibe.
guhê xwe dayîn ser (biwêj) guhdarî kirin. min ku guhê xwe da ser, min fêm kir ku ev mijar dûr û km e.
guhek kirin serad, yek kirin bêjing (biwêj) guh nedan, girîng negirtin. lawê min, guhek kiriye serad, yek kiriye bêjing, ez çi dibêjim qet telaş nahe.
guhên (yekî) dirêj bûn (biwêj) li hember tiştên pir ecêb li balkeş mat û şaşwazî man. a rastî dema ku min ew ecêb bihîst, guhên min dirêj bûn.
guhên (yekî) giran bûn (biwêj) giran ango hindik bihîstin. edî guhê diya min giran bûne, ez têdigihîjim ku diya min pîr bûye.
guhên (yekî) livîn (biwêj) pir jîr û serwext bûn. na lo! guhên wî zeltf dilivin, ew ne yekî wisa ye ku di bin kirinên wî de bimîne.
guhên şeytan ker bûn (biwêj) înşelah şeytan pê nehese. guhên şeytên ker bibin. şikir rewşa dihana me van rojan baş e.
guhên xwe bel kirin (biwêj) bala xwe zêde dan. bi demekê şitn de gujeguka kamyonê liêt. kalo guhên xwe bel kirin ka ew kamyona xwarinê ye an na. gûlay ersoy
guhên xwe jê re girtin (biwêj) bi zaneyî guh nedan, girîng negirtin, wekî ku tune yan jî bêdaxwaz e, hereket kirin. lê dinyayê guhên xwe ji wan re girtihûn û bi dek û dolaban li benda wan diketin. yaqûb tilermenî
guhên xwe miç kirin (biwêj) bi awayekî zêde bala xwe dan. gava ku goşeyen secadeya xwe ji hev vedikirin cara hatinê, navberkê li xwe varqilî guhên xwe miç kirin. peşi bû ku bawîşken dirêj dirêj mem
guhên xwe tûj kirin (biwêj) bi baldarî guhdarî kirin. û dema ku guhên xwe tûj dike, nalîna kesekî di taya mirinê de tê wî. pîr rustem
guhên xwe vekirin (biwêj) bala xwe baş dayîn, bi dil û can guhdarî kirin. gelî gundiyan! mizgîniya min li we be. guhên xwe vekin û qenc li min guhdarî bikin. dost çiyayî
guhêr (navdêr, mê) kotan, cihê çeperkirî/tankirî (lê bêban) bo sewalan.
Bide ber: guher.
: güher ya tirkî
guher 1. warê ku pez lê mexel tê 2. meydana komkirina sewalan *"bizina belek, şivanê kulek, êvarê bi hev re tên guhera teng"
(navdêr, mê) devera dervî gund, der, herêma biçûk, newala ku pez lê diçêre û lê mexel tê. zarok wa li guherê dileyzin.mamik:şiva ter li guher (mar).
Bide ber: guhêr
guhêrandin (navdêr, mê) guhorîn.
Bi alfabeyên din: Kurdî-Erebî: گوهێراندن
guhêranî (navdêr, mê) guhêrî.
ji: guhêr +-anî
guhêrbar (rengdêr) mirov candar yan tiştê bi kêrî guhorînê were, bi sanayî dihêt guhorîn.
ji: guhêr + bar
guherbar tiştê ku dirûvê xwe diguhêzîne nifşeke din
(rengdêr) guherrok, tişta/ê ku diguherre, tişta/ê ku wek xwe namîne, ne mayinde.
Herwiha: guherrbar.
ji: guherrîn - -în + -bar.
: guherbarî, guherbarîtî, guherbartî
guherbarî (navdêr, mê) rewşa guherbarbûnê.
ji: guherbar + -î
guhêrbarî (navdêr, mê) guhêrokî.
ji: guhêrbar +-î
guhêrbarîkî (navdêr, mê) guhêrbarî.
ji: guhêrbarî +-kî
guhêrdar (rengdêr) guhêzbar.
ji: guhêr +-dar
guhêrek (rengdêr) guhêrbar
guhêrgeh dezgeh an jî firoşgeha guherîna diravan; seraf
dezgeh an jî firoşgeha guherîna diravan; seraf
guherî (navdêr, mê) guherandî, guhartî, dageriyayî, veguherî.
ji: guher +-î
guhêrî (navdêr, mê) guhêranî.
ji: guh +-êrî
guherîbûn (navdêr, mê) (Binihêre:) guherî
guhêrîn (navdêr, mê) guhorîn.
Bi alfabeyên din: Kurdî-Erebî: گوهێرین
guherîn [I] 1. guhêzîn 2. qelibîn
guhêrîn çêkirin (lêker)(Binihêre:) guhêrîn
guherîn(guhertin)/diguhere/ biguhere [II] 1. teşeyeke nû girtin 2. dirûvekî din girtin
guherînkar sedemkarê qelibînê
sedemkarê qelibînê
guheritî (navdêr, mê) guherîbûn.
ji: guher +-itî
guhêrk (navdêr, mê) guhêran, guhêr.
ji: guhêr +-k
guherkar (navdêr, mê) guhurînkar.
ji: guher +-kar
guhêrkbar (rengdêr) guhêranbar.
ji: guhêrk +-bar
guherker (navdêr, nêr) (navdêr, mê) ya/ê guher dike, behle, ehmeq, guherrîn, guherker bûn.
ji: guher + -ker.
Bikaranîn: Lêker: guherker bûn. Navdêr: guherkerbûn
guhêrker (navdêr, nêr) (navdêr, mê) ya/ê guhêr dike, dagerîner.
ji: guhêr + -ker
guherker bûn (lêker)(Binihêre:) guherker
guherkerbûn (navdêr, mê) (Binihêre:) guherker
guhêrok (navdêr, mê) demdemî, rîşala baweşîn.
ji: guhêr +-ok
guhêrokî (rengdêr) guhêrbarî.
ji: guhêr +-okî
guherr (navdêr, mê) alûgor, guherrînandin, guhartin, guhorrîn, bedilbûn, tebdîl, guherrîn
guherrandî (rengdêr) guhartî, guhertî, têvelkirî, guherrî, tişta/ê ku hatiye guherrandin.
Herwiha: guherandî, guhorandî, guhorrandî.
ji: guherrandin
guherrbar (rengdêr) guherrok, tişta/ê ku diguherre, tişta/ê ku wek xwe namîne, ne mayinde.
Herwiha: guherbar.
ji: guherrîn - -în + -bar.
: guherrbarî, guherrbarîtî, guherrbartî
guherrbarî (navdêr, mê) rewşa guherrbarbûnê.
ji: guherrbar + -î
guherrî (rengdêr) guherrandî, guhartî, guhertî, têvelkirî
guherrîn (lêker)(navdêr, mê) wek xwe neman, bedil bûn, wek berê neman, cudahî lê peyda bûn, ferq lê çêbûn: Ew guherriye: ciwan bû, niha pîr bûye..
Hevwate: degişbûn, degişîn.
Herwiha: guherîn. Tewîn: Lêker: -guherr-.
Têkildar: guherrandin, guhartin, guhorrînNêzîk, guhezîn.
: guherriyayî, guherrî.
ji: Bi avestayî verēt-, bi farisiya navîn gertîten, bi farisî gerdîden, bi soranî gorîn, bi zazakî vurayene.
guherrîner (rengdêr) (navdêr) kesa/ê yan tişta/ê ku tiştekî diguherrîne yan dibe sedema guherrîna tiştekî.
Herwiha: guherîner, guhorrîner, guhorîner.
Têkildar: guherrbar, guherrok, guherrandî, guhartî, guhortî.
ji wêjeyê: Plan ev e, biryar ev e. Lê ev nayê wê maneyê ku ew qadirên mutleq in, çi plan kirine her tişt ê li gor daxwaza wan bimeşe. Îradeyeka kurdan a serbixwe heye, dînamîzmeka cidî ya hundur a kurdan û tirkan heye ku daxwaza demokrasî û bihevrejiyaneka wekhev û azad dike. Rewşa guhertî û guherîner a dinyayê heye. Ev hemî jî qasî ku planên darêjtî pûç bikin xurt in.(Mûrad Ciwan: Ka dewletê dixwest, AKPê nedihişt?, Netkurd.com, 12/2010).
ji: guherrandin > -guherrîn- + -er.
: guherrînerî, guherrînerîtî, guherrînertî
guherrînerî (navdêr, mê) rewşa guherrînerbûnê.
ji: guherrîner + -î
guherrok (rengdêr) guherrbar, tişta/ê ku diguherre, tişta/ê ku wek xwe namîne, ne mayinde.
Herwiha: guherok.
ji: guherrîn - -în + -ok.
: guherrokî, guherrokîtî, guherroktî
guherrokî (navdêr, mê) rewşa guherrokbûnê.
ji: guherrok + -î
guhertî (rengdêr) guherrandî, guhartî, têvelkirî, guherrî
guhertin/diguherîne/ biguherîne 1. guhêztin 2. şûna yekî yeke din danîn
guhertinxwaz (rengdêr) (navdêr) nûxwaz, reformîst, pêşverû, kesa/ê ku dixwaze ku hin tişt (bi taybetî di siyasetê de) biguherrin yan bên guherrandin.
Herwiha: guhartinxwaz, guhortinxwaz, guherrandinxwaz.
ji wêjeyê: Heta berî 12-ê eylulê di nav CHP-ê de siyaseta Baykal, di MHP-ê de ya Bahçelî ji wan re bikêr dihat. Wan elementên şidetê yên tevgera kurd jî ji bo çavtirsandina raya giştî ya tirk bikar dianî. Ew bi her awayî li hemberî guhertinan radiwestiyan. Lê niha ew gihîştine wê qenaetê ku ew bi redkirin û rawestiyana li hember guhertinan nikarin zora AKP-ê û guhertinxwazên din bibin. Sistema wan a îdarekirinê kilît bû, pûç bû..(Mûrad Ciwan: Ka dewletê dixwest, AKPê nedihişt?, Netkurd.com, 12/2010).
ji: guhertin > + -xwaz.
: guhertinxwazane, guhertinxwazî, guhertinxwazîtî
guhertinxwazane (rengdêr) bi awayekî guhertinxwaz.
ji: guhertinxwaz + -ane
guhertinxwazî (navdêr, mê) rewşa guhertinxwazbûnê.
ji: guhertinxwaz + -î
guherto awayekî cihê ê heman dirûvî, dirûvekî ciyawaz ê heman tiştî
(navdêr) Awayê guherandî yê tiştekî ku berê heye
guhervan (navdêr, mê) guhêr.
ji: guher +-van
guhêzbar tiştê ku neql û sewqiyata wê zû û hêsan tê kirin
tiştê ku neql û sewqiyata wê zû û hêsan tê kirin
guhêzbarî (navdêr, mê) seyarî.
ji: guhêzbar +-î
guhêzbarkî (navdêr, mê) bi guhêzbarî.
ji: guhêzbar +-kî
guhêztin (lêker)guhertin , wergerandin , neql kirin , ferehte kirin gayê reş, çêrmê xwe naguhêze
guhêztin/diguhêze/biguhêze 1. guhertin 2. wergerandin 3. neql kirin 4. ferehte kirin *"gayê reş, çêrmê xwe naguhêze"
guhgir (navdêr, mê) kesê/a guhan digire.
ji: guh + -gir
guhgiran kesê ku baş nabihîze
(rengdêr) kesa/ê baş dengan nabîze, kesa/ê baş guh li dengan nabe.
Herwiha: gogiran, gogran, gugiran, gugran, guhgranNêzîk, kerr.
ji: guh + giran.
: guhgiranî, guhgiranîtî, guhgirantî. Bi soranî: giwêgiran
guhgiranî (navdêr, mê) rewşa guhgiranbûnê.
ji: guhgiran + -î
guhgirî (navdêr, mê) karê guhgiriyê.
ji: guhgir + -î
guhî yê ku guharê davêjinê
(rengdêr) yê ku guharê davêjinê
guhîj thumb200pxGuhîj(navdêr, mê) rixok, hin cûnên terraşan yan darên hûr in, bistrî ne û mêweyên wan dişibin sêvan.
Herwiha: gihîj gijok, givîj, giwîj gujok, guvîj, guwîjKirmaşanî, güj. Cûnên guhîjan, Crataegus altaica , Crataegus ambigua, Crataegus azarolus (Azarolier), Crataegus calycina, Crataegus crus-galli, Crataegus heldreichii, Crataegus intricata, Crataegus karadaghensis, Crataegus laciniata Crataegus laevigata, Crataegus macrocarpa, Crataegus microphylla, Crataegus mollis, Crataegus monogyna, Crataegus nigra, Crataegus pallasii, Crataegus pentagyna, Crataegus pycnoloba, Crataegus sanguinea, Crataegus schraderana, Crataegus sphaenophylla Crateagus aestivalis Crateagus altaica Crateagus apiifolia Crateagus arnoldiana Crateagus astrosanguinea Crateagus azarolus Crateagus brachycantha.
: darguhîj darguhîjçin darguhîjçinî darguhîjçîn darguhîjçînî guhîjçin guhîjçinî guhîjçîn guhîjçînî guhîjfiroş guhîjfiroşî guhîjistan guhîjistanî guhîjvan guhîjvanî
guhîjfiroş (navdêr, mê) kesê/a guhîjan difroşe.
ji: guhîj + -firoş
guhîjfiroşî (navdêr, mê) karê guhîjfiroşiyê.
ji: guhîjfiroş + -î
guhîjvanî (navdêr, mê) karê guhîjvanan.
ji: guhîjvan + -î
guhik (navdêr, mê) nermika guh, gurçika guh, nermikguh, karok, qarçik kufkarik, fîqeroşk, givkarik karik, kumik, karî, kuvarik, feqîrok fitrik, kivkarik, kakevilk, karkulîlk, kufkar, kiwark, kiyarek, kiyark, kokevil, kokowark.
ji: guh +-ik
guhişîn (navdêr, mê) ji egara tirs yan mizgîneka ne xweş mirov bêdeng dibe, mitbûn, daman, sarbûn, hicmetîbûn, bdn, :ez di guhi im em di guhi în tu di guhi îhûndiguhi in ew di guhi e…it ewan di guhi in pr , :dê bi +bdn bdb, :ez di guhi îm em hûn ewan di guhi în tu ew di guhi î.
Bi alfabeyên din: Kurdî-Erebî: گوهشین
guhişînîtî (navdêr, mê) gêjîtî.
ji: guhişîn +-îtî
guhistin (lêker)(navdêr, mê) guh lê bûn, bi guhan pê hesîn, (dengek) hatin guhî, bi ber guhî ketin, ketin ber guhî, bi guhên xwe hay/aga jê bûn, hest pê kirin, pê hesîn.
Herwiha: guhîstin, guhîztin, gûztin. Tewîn: -gûz- -gûhîz-Peyvên.
Têkildar: guh dan, guhdarî kirin.
Bide ber: dîtin, pê hesîn
guhkitik (navdêr, mê) zelindar, badarok, halesek, kulindok, ritilsek, gunhînk.
ji wêjeyê: GUHKITIK & HALESEK & KULINDOK & RITILSEK & GUNHÎNK ev hemû navên vî giyayîne li cem me û bi latînî jêre dibêjin: Aristolochia maurorum û bi zimanê erebî dibêjnê: (زراوند). baş tê bîra min dema biharan mirîşk kurik nebûna digotin ritilkên vî giyayî bikine di binve, dê li ser hêkên xwe rûnite xwarê û kurik bit li ser hêkan.. Navê zanistî: Aristolochia.
ji: guh + kitik anku wek guhên kitikan
guhlêbûn (navdêr, mê) bo lêkerê binere guh lê bûn, bîstin, bihîstin, bi guhan pê hesîn.
Herwiha: gulêbûn.
Têkildar: guhdarîkirin.
ji: guh + lê + bûn
guhlêkirin (navdêr) guhdarîkirin
guhmasî (rengdêr) şeytanok
guhmertal guhmezin
guhmezin
guhmezin guhmertal
guhnedan (navdêr, mê) bêpûtekirin, çavgirtin, xwegirî.
ji: guh +nedan
guhnedanitî (navdêr, mê) sanahîtî, hêsanitî, asanîtî, saz.
ji: guhnedan +-itî
guhnedar 1. serhişkê bêxem 2. bêxemê sersar
serhişkê bêxem, bêxemê sersar
guhnedarî (navdêr, mê) sersar, ihmalkar.
ji: guhnedar + -î
guhnedarî kirin (lêker)(Binihêre:) guhnedarî
guhnedarîkirin (navdêr, mê) (Binihêre:) guhnedarî
guhnedayî (rengdêr) balnedayî, nebaldar, bêbaldarî, bêdîqet, qeşmer, bêqeyd, neeleqedar, bêxem, bêteredud, bêdudilî.
ji: guh +nedayî
guhneder (rengdêr) laqeyt, terkexem, xemsar, sersar
guhnedêrî bêpaxavî, guhnedanî, bêîtaetî, serkêşî, ihmal, xemsarî, sersarî, nehesibandin, xemnexurî, bêganetî, guhpênekerî, bêeleqetî, bîrokî, xemokî, xemnexwarî, paxavnekerî, behbûrî, guhfiretî, bêxîretî
guhnêl (navdêr, nêr) gon, gonxwarin, gulên, gilwên, gunêl, gunhêl
guhnelî di giyandaran de daxwaza têkiliya zayendî
(navdêr, mê) seks, perîn, cotbûn, têkiliyên zayendî, gan, gankirin.
Bikaranîn: Lêker: guhnelî kirin. Navdêr: guhnelîkirin.
Herwiha: guhnêlî, guhnêrî
guhnelî kirin (lêker)(Binihêre:) guhnelî
guhnelîkirî (rengdêr) ya/yê ku hatiye guhnelî kirin
guhnelîkirin (navdêr, mê) (Binihêre:) guhnelî
guhok (navdêr, mê) pêbihistok.
ji: guh +-ok
guhorrîn (navdêr, mê) alûgor, guherr, guherrîn, guherrandin, guhartin, bedilbûn, tebdîl, bedil bûn
guhortin (navdêr, mê) gorrankarî, guherrandin, guhartin, reform
guhrep guhbel
guhbel
guhşeytan (navdêr, nêr) şeytanok, hiseynok, qepûşk
guhşor (rengdêr) mirove herdem serê xwe di tewîne(çemîne) naxwazit guh bi de tu kesan
guhveçinîn (navdêr, mê) mirov û giyandar li dema pêjinek yan dengek dihêt guhên xwe bel dikin jibo ba bi bihîzin
guhzan (navdêr, mê) pispor.
ji: guh +-zan
guh ear
m. ear. Also see: guh dan, bi guh girtin, guhdar, guhdarî kirin, ber guhan ketin, guhar
ear
ear
guh dan to listen; (bi gotinekê/fermanekê kirin) to obey
to listen to (present stem: guh -d-; ex: ew guh dide)
v.t. to listen
v.t. to listen
guhan m. udder
guhar m/f pearl
guhartin guhêrv.t. to change
guhartin, guherandin (vt) to change; (n) change
guharto variance
guhastin guhêzv.t. to transport, carry, move. mala xwe guhastin=to move one’s home
guhaztin = guhastin
= guhastin
guhdan (f.) attention
guhdanî (bi guhdanî) (adv.) attentively
guhdar listener, audience; (yê bi gotinekê/ fermanekê guhdar dike) obedient
(m.) listener
m. listener.
m. listener.
guhdarî listening; (bi gotinekê/fermanekê guhdarî kirin) obedience
guhdarî kirin to listen, to watch
to listen to
v.t. to listen
v.t. to listen
v.t. to listen
v.t. to listen
guhên xwe dagirtin v.t. to prick up one’s ears
v.t. to prick up one’s ears
guherandin (biguherîne / biguhere) to change, to transform
guherînv.t. to change
guherbar transformable
guherîn (vi) to change; to vary, to differ; (n) change; variaton
v.i. to change
guhêrîn (biguhere) to vary, to change into
guherînxwaz reformist
guherînxwazî reformism
guhertin (dial. var.)= guhartin
guherto version
guhestin (biguheze) to move house to remove, to transport, to change
guhêzbar chattel
guhîj (f.) bramble
guhnedan (f.) carelesness
guhnedarî (f.) carelesness
guh Ohr
Ohren
guh dan anhören
guh lê dan Acht geben
guh lê dêran Acht geben
guhan Euter
Mutterbrust
Zitze
guhar Ohrring
guharin abändern
guharîn abwechseln
ändern, sich ~
guhark Ohrring
guhartin abändern
abwechseln
wandeln
wechseln
guhastin Bewegung
Veränderung
guhaştin drücken
pressen
guhastin bewegen
fortbewegen
transportieren
guhdan aufpassen
gehorchen
hören
hören
sich entspannen
sich niederlegen
zuhören
guhdar Zuhörer/in
guhdar kirin gehorchen
zuhören
guhdarî kirin anhören
guhdêr listig
guhdrêj Esel
Langohr
langohrig
guher falten
guhêr Platz
Rastplatz
guherandin ändern, etw. ~
verändern, etw. ~
wechseln
guherbar unterschiedlich
guherîn Unterschied
guherîn ändern, sich ~
verändern, sich ~
wechseln
guhêrîn austauschen
umwandeln
variieren
verändern, sich ~
wandeln
wandeln, sich ~
guhertin ändern, sich ~
verändern, sich ~
guhêş Ohrenschmerz
guhêz Transport
Übermittlung
Übertragung
guhêzbar tragbar
guhêztin tragen
übertragen
guhlêbûn hören
guh n. gos, gos, gus, guos, gues n.
guh badan lg. gos tadayene, gosantene
guh birin lg. gos berdene
guh çîn bûn lng. . gosî çizayene, gosî gujayene, gosî vingayene, gosî reqayene
guh dan lg. gos dayene, gosdarîye kerdene, gos re sernayene, gosdaritene, gostaritene, gostarîye kerdene, gusdaritene
guh dapêlî kirin lg. sere xover kerdene, sermayene, vite rovedayene, xo verde nîyadayene
guh ketin lng. gos kewtene
guh kisandin lg. gos antene, gos kaskerdene
guh lê kirin lg. gosdarîye kerdene, gos re sernayene, gos re rîdayene
guh leqandin lg. gos leqnayene, gos lewnayene
guh mûç kirin gosî vîtkerdene, gosî belkerdene, gosî ronayene kr.
guh vekirin lg. gos rakerdene
guhan m. guhan, çiçik, gana. guyen, gon, gonî n.
guhandar rd. guhanin
guhandarên hoveber guhaninên seredeyîyîzh.
guhandîr m. guhandil, gandil n.
guhanî m. guhanîye, guhanênî m.
guhar m. fekê raye n.
n. gosare, gusare, guesare n.
guharandin lg. vurnayene, bedelnayene, bedilnayene
m. vurnayis, bedelnayis n.
guharin lng. . vurîyene, bedelîyene
m. vurîyayis, bedelîyayis n.
guharok m. bot. gosareke, gulgosareye m.
guhartî rd. vurîyaye, bedelîyaye
guhartin lg. tahrîf kerdene, vurnayene, serro kaykerdene, pê kaykerdene
m. tahrîf, vurnayis, serrokaykerdis, pêkaykerdis n.
lg. vurnayene, bedelnayene, pêvurnayene, têvurnayene, cêbedelnayene, bedilnayene
m. vurnayis, bedelnayis, pêvurnayis, têvurnayis
guharto n. awa, sêwe, tose, çêsît, terz, hawa n.
guhastin lg. . ragoztene, neqil kerdene, hewelnayene, ragostene, ragostene
m. ragoztis, neqilkerdis, ragostis n.
guhbel rd. gosbel
guhbelok(phlomîs armenîaca) çixek; phlomis sieheana
guhçik n. gos, gos, gus, guos, gues n.
guhçînbûn m. gosîvingayis, gosîreqayis, gosîgngayis n.
guhdan m. gosdayis, gosdarîkerdis, gosdaritis, gostaritis, gostarîkerdis n.
guhdanî m. gosdayis, gosdarîkerdis, gosdaritis, gostaritis, gostarîkerdis n.
guhdar m/n. gosdar n.
guhdarî m. gosdarîye, gosdarênî, guestarî m.
guhdari kirin lg. gosdarîye kerdene, gos re sernayene, gos re rîdayene
guhdarîkirin m. gosdarîyekerdis, gosresernayis, gosrerîdayis n.
guhdarîtî m. gosdarîye, gosdarênî m.
guhdêr m/n. gosdar n.
guhdirêj m. çarpa, gosderge m.
rd. gosderg
guhê derve n. ona. kerike m.r gosê teberî n.
guhê hundirîn n. ana. gosê zereyî, goso zereyên n.
guhê navîn n. ana. goso mîyanên, goso ortên, mîyangos n.
guhê xwe bel kirin goshes bîyene, gosê xo bel kerdene knr.
guhê xwe mûç kirin goshes bîyene, gosê xo bel kerdene knr.
guhêmisk m. bot. gosmere n.
guher m. guhere m., weke m., mexel n., gohre m.
guheran m. bîyo. varyasyon, vurîyayis n.
guhêran rd. vurîyayox, bedelîyayox
guhêrandin lg. . vurnayene, bedelnayene, virnayene, bedilnayene
m. vurnayis, bedelnayis n.
guheranxwaz m/n. vurnayiswaz, bedelnayiswaz n.
guheranxwazî m. vurnayiswazîye, bedelnayiswazîye, vurnayiswazênî m.
guhêrbar rd. vurîyayox, bedelîyayox, vurîyayoxên
guhêrêk rd. vurîyayox, bedelîyayox
guhêrgeh m. vurnayisgeh, vurngeh n.
guherîn m. vurîyayis, tehavul n.
guhêrîn m. vurîyayis, bedelîyayis n.
lng. vurîyene, bedelîyene
guherîner vurnayox, bedelnayox
guherînxwaz m/n. vurnayiswaz, bedelnayiswaz n.
guherînxwazî m. vurnayiswazîye, bedelnayiswazîye, vurnayiswazênî m.
guhêrk rd. vurîyayox
guhêrkbar rd. vurîyayox, bedelîyayox, vurîyayoxên
guhêrker rd. vurnayox, bedelnayox
guhês m. gosdej, dejê gosî, gosedej, hêsê gosî n.
guhêsan m. gosdej, dejê gosî, gosedej, hêsê gosî n.
guhêsk m. bot. gunce, sivje m.
m. gosdej, dejê gosî, gosedej, hêsê gosî n.
guhêz m. neqlîye, ragozîye, neqlîya m.
m. ragoz, neqil n.
guhêzbar rd. ragozbar, vurîyayox, bedelîyayox
rd. hûq. ragozbar, menqul, ragozên
rd. ragozbar, seyar, portatîf
guhezî m. neqlîye, ragozîye, neqlîya m.
guhêzîn lng. vurîyene, bedelîyene
m. vurîyayis, bedelîyayis n.
guhêzker m/n. neqlîyed, ragozwan, neqlîyewan, neqilcî n.
guhêztin lg. . ragoztene, neqil kerdene, hewelnayene, ragostene, ragostene
m. ragoztis, neqilkerdis, ragostis n.
guhfireh rd. gosxoranayox, goshîra, gosresernêdayox
guhfirehtî m. gosxoranayoxîye, goshîrayîye, gosresernêdayoxîye, gosxoranayoxênî, goshîrayênî, gosresernêdayoxênî m.
guhgiran rd. gosgiran
guhgiranî m. gosgiranîye, gosgiranênî m.
guhhesk rd. gospêl, goskundêz, goslartan, gosqax, guesqax
guhij m. givje, simze, sivje, sêvze, sêze, simze, sinz m.
m. bot. givjêre, simzêre, sivjêre, sêvzêre, sêzêr m.
guhik m. ana. gosîk n.
guhirandin lg. . vurnayene, bedelnayene, bedilnayene
m. vurnayis, bedelnayis n.
guhirîn lng. vurîyene, bedelîyene
m. vurîyayis, bedelîyayis n.
guhîs m. bot. hezarrenge, hezarene m.
guhisk m. ana. payna, pasna, basneke, payneke, pasnike, palsna, payeke m.
guhkerok m. bot. vasê masîla, masîlvas n.
guhkir rd. goskir
guhkun rd. gosxoranayox, goshîra, gosresernêdayox
guhkunkere m. zoo. germoxe, hingike m.
guhlêkirin m. gosdarîyekerdis, gosresernayis, gosrerîdayis n.
guhmasî m. ana. guvelikê gosî, seytanokê gosî n.
guhmertal rd. gospêl, goskundêz, goslartan, gosqax, guesqax
guhmisk m. bot. gosmere n.
guhnedanî m. gosnêdarîye, gosnêdarênî m.
guhnedar rd. gosxoranayox, goshîra, gosresernêdayox
guhnedêr rd. gosxoranayox, goshîra, gosresernêdayox
guhnedêrî m. gosxoranayoxîye, goshîrayîye, gosresernêdayoxîye, gosxoranayoxênî, goshîrayênî, gosresernêdayoxênî m.
guhor m. cêvî, dole, gelîye, çeta, dale, newale, dalike m.
guhpalas rd. gospêl, goskundêz, goslartan, gosqax, guesqax
guhpê kirin lg. ehemîyet rîdayene, giraneyîye cidayene, gos re sernayene
guhpehn rd. gospêl, goskundêz, goslartan, gosqax, guesqax
guhpîtav rcf. gospêl, goskundêz, goslartan, gosqax, guesqax
guhrep rd. gosrep, gosher
guhsik m. gosik n.
guhsim m. zoo. germoxe, hingike m.
guhuk m. ana. nermikê gosî, çiçikê gosî, pelikê gosî, pelikgos n.