Encamên lêgerînê
esehî m 1. kesin, yak(bir şeyi kesinlikle bilme) * zilam esehî diz e adam kesin hırsız 2. gerçeklik, doğruluk, sağlam * xebera esehî sağlam haber 3. iç yüz, mahiyet, künh * ez ji we re behsa esehiya meseleyê bikim olayın iç yüzünü size anlatayım * tu esehiya meseleyê nizanî meselenin mahiyetini bilmiyorsun * esehiya meseleyê ev e bu meselenin künhü budur
esehî bûn l/ngh 1. kesinleşmek, kesinlik kazanmak 2. kesin olmak, münakaşa götürmemek 3. hiq kesinleşmek (değişme olanağı olmadan yürürlüğe girmek) * cezayê wî esehî bû cezası kesinleşti 4. doğrulanmak
(bir durum) açığa çıkmak
kesin olmak, münakaşa götürmemek (tiştek)
esehî kirin l/gh 1. kesinleştirmek, anlamak (iç yüzünü öğrenmek, sorup öğrenmek) * bûyera li derve esehî bike dışardaki olayı anlayıver 2. kesinleştirmek, sağlamlamak (gerçek olduğunu kanıtlamak) 3. kesinleştirmek, garantilemek (bir işin gerçekleşmesi için gereken önlemleri almak, sağlamak) 4. doğrulamak, gerçeklemek, teyit etmek (bir şeyin doğru olduğunu ortaya çıkarmak) 5. dorulamak (bir önermenin doğruluğunu veya yanlışlığını belirlemek amacıyla araştırma yapmak)
kesinlik kazandırmak (tiştek)
-e açıklık getirmek (veya açıklık kazandırmak)
esehîbûn m 1. kesinleşme, kesinlik kazanma 2. kesin olma, münakaşa götürmeme 3. hiq kesinleşme (değişme olanağı olmadan yürürlüğe girme) 4. doğrulanma
esehîbûyî rd 1. kesinleşmiş 2. doğrulanmış
esehîbûyîn m m 1. kesinleşme, kesinlik kazanış 2. kesin oluş, münakaşa götürmeme 3. hiq kesinleşme (değişme olanağı olmadan yürürlüğe girme) 4. doğrulanış
esehîker rd doğrulayıcı, teyit edici
esehîkirî rd 1. kesinleştirilmiş 2. doğrulanmış
esehîkirin m 1. kesinleştirme, anlama (iç yüzünü öğrenme, sorup öğrenme) 2. kesinleştirme, sağlamlama (gerçek olduğunu kanıtlama) 3. kesinleştirme, garantileme (bir işin gerçekleşmesi için gereken önlemleri alma, sağlama) 4. doğrulama, gerçekleme, teyit etme (bir şeyin doğru olduğunu ortaya çıkarma) 5. dorulama (bir önermenin doğruluğunu veya yanlışlığını belirlemek amacıyla araştırma yapma)
esehîtî m 1. kesinlik 2. fel kesinlik
esehîya (tiştek) (bir şeyin) aslı astarı
esehîya (tiştekî) derketin rastê sis perdesi aralanmak
esehîya (tiştekî) hîn bûn (bir şeyin) iç yüzünü öğrenmek, künhüna varmak
esehîya (tiştekî) kir (bir şeyin) iç yüzünü öğrenmek
esehîya meseleyê işin iç yüzü, işin ucu
esehî (navdêr, mê) bêgumanî, ekîdî, misogerî, tekîd, piştrastî, bêşikî, bê dudilî, bêgumanbûn, ekîdbûn, dabîn, ekîdkirin.
Herwiha: esehîtî, esehtî.
ji: eseh + -î.
Bikaranîn: Lêker: esehî bûn, esehî kirin. Navdêr: esehîbûn, esehîkirin Rengdêr: esehîbûyî, esehîkirî
esehî bûn (lêker)(Binihêre:) esehî
esehî kirin (lêker)(Binihêre:) esehî
esehîbûn (navdêr, mê) (Binihêre:) esehî
esehîbûyî (rengdêr) (Binihêre:) esehî
esehîkirî (rengdêr) ya/yê ku hatiye esehî kirin
esehîkirin (navdêr, mê) (Binihêre:) esehî
esehî kirin to testify, to confirm
esehî kirin lg. . rastnayene, teyîd kerdene, rast kerdene, teyîdnayene
esehîkirin m. rastnayis, teyîcikerdis, teyîdnayis, rastkerdis n.