Encamên lêgerînê
belav kirin l/gh 1. dağıtmak (toplu durumda olan kimse veya şeyleri birbirinden uzaklaştırmak veya ayırmak) * bi zorekê qelebalix belav kiriye topluluğu zor dağıtmış 2. dağıtmak (belli bir orana göre bölüştürmek, pay etmek) * pir hindik xwarin li me belav dikirin bize çok az miktarda yemek dağıtıyorlardı 3. dağıtmak (güçlü bir vuruşla büyük bir zarara yol açmak) * bi kulmekê mêjiyê wî belav kir bir yumrukla beynini dağıttı 4. yaymak (düşünceyi vb. yi yaymak) 5. yaygınlaştırmak
belav kirin 1. par ve kirin 2. teqsîm kirin "bi kevçiyan da ber hev, bi hesikan ve belav kir"
belav kirin v.t. to spread, broadcast, disseminate.
v.t. to spread, broadcast, disseminate.
belav kirin lg. vila kerdene, çarç kerdene, axme kerdene