Encamên lêgerînê
şewl ışık.
n çalılık, çıkralık
şewl (ii) n 1. dağda düz ve bağlık yer 2. kır
şewl (iii) n şavk, yansı, ışık
şewl lê girtin ışık tutmak.
şewl û şafir 1) burtlak, çopra (sık çalıklı) 2) balta değmemiş (girmemiş veya görmemiş)
şewle m şavk, ışık
şewliq m kötüleşim
şewliqan m 1. kötüleşim 2. apışma 3. kavrulma, yanma
şewliqandî rd 1. kötüleştirilmiş 2. apıştırılmış 3. pişik 4. kavruk, yanık (ekin için)
şewliqandin (i) m 1. kötüleştirme 2. apıştırma 3. pişik yapma 4. kavurmak yakma (ekin için)
l/gh 1. kötüleştirmek 2. apıştırmak 3. pişik yapmak 4. kavurmak, yakmak (ekin için)
şewliqandin (ii) m böğürtme
l/gh böğürtmek
şewliqdar rd kötüleşebilir
şewliqî rd m 1. kötüleşmiş, fenalaşmış (sağlığı bozulmuş 2. apışık 3. pişik 4. kavrulma, yanma (ekin için) 5. çapak oluşmuş olan
şewliqîn m 1. kötüleşme, kötüleşim, fenalaşma, kötüleme (sağlığı bozulma) 2. apışma 3. pişik oluşma 4. kavrulma, yanma (ekin için) 5. çapak oluşma
l/ngh 1. kötüleşmek, fenalaşmak, kötülemek (sağlığı bozulmak) 2. apışmak 3. pişik oluşmak 4. kavrulmak, yanmak (ekin için) 5. çapak oluşmak * çavê wî şeliqîne gözlerinde çapak oluşmuş
şewlo rd pejmürde
şewlok ışıldak.
şewlpîv ışık ölçer.
şewl şemal, rewneq
(navdêr, mê) devî, terraş, bîşe, tûm, şafir
şewl dan rewneq dan
şewldan (navdêr, mê) hêri, pêlkirin.
ji: şewl +dan
şewle (navdêr, mê) lampe, çira, gulop, çavik, rahnî, rahnik.
Herwiha: şewile.
Bi alfabeyên din: kurdî-erebî: شه‌وله.
Bide ber: şewq, şewqe
şewlok amûreke gêrebayî ya ku piştî çûna gêrebayê tê pêxistin
şewlpîv amûra ku leza rewneqa heyî dipîve