Encamên lêgerînê
şeq rd çalışkan
n 1. iki kalça arası 2. apış, apış arası * şeqê xwe fireh kir apışını açtı
m 1. çatlak (sert cisimler için) 2. yarık 3. yırtmaç
b 1. şak (sert cisimden çıkan ses içi) 2. şakırdama
şeq (ii) n karşı * li şeqê din karşı tarafta
şeq (v) n yarım (bütün bir şeyin ayrıldığı iki eşit parçadan her biri) * şeqê zebeşê karpuzun yarımı
şeq kirin l/gh şakketmek
şeq lê ketin l/bw çatlamak, yarılmak
şeq û berzik popo ve eteklik yeri (kadın için)
şeq û deq 1) çatlama 2) çatlayıp dağılma
şeq û deq lê ketin dağılmak
şeq û deqên giran büyük olay, hadise
şeq û şeq silâh sesi, şakırdama
şeq û teq şakır şukur
şeqa n karşı, taraf * li vî şeqayî bu tarafta
şeqaf m kovuk (dağ kovuğu)
şeqal zo/n çakal (Canis aureus)
şeqalî nd bakkallık çakallık anlamındaki ‘şeqalî beqalî’ deyiminden geçer
şeqam sille.
m tokat, sille
şeqam (i) m cadde, büyük cadde
şeqam avêtin (yekî) (birine) tokat atmak, tokatlamak
şeqam ek avêtin (yekî) (birine) tokat atmak (aşk etmek veya patlatmak)
şeqam ek çelpandin (yekî) (birine) tokat aşk etmek (veya patlatmak)
şeqam ek danîn (yekî) tokat atmak (aşk etmek veya patlatmak)
şeqam jê xwarin (birinden) tokat yemek, tokatlanmak
şeqam lê xistin l/bw şamarlamak
şeqam xwarin tokat yemek
şeqandin (i) m 1. şaklatma 2. şakırdatma 3. şangırdatma 4. çatırdatma 5. çakıldatma 6. argo atma (yalan atma)
l/gh 1. şaklatmak * hebek şeqande rûyê wî bir tane yüzene şaklattı 2. şakırdatmak 3. şangırdatmak 4. çatırdatmak 5. çakıldatmak 6. argo atmak (yalan atmak)
şeqandin (ii) m 1. kovalama 2. takip etme, izleme
l/gh 1. kovalamak 2. takip etmek, izlemek
şeqandin (iii) m saptırma (doğruluktan ayrılmasına neden olma)
l/gh saptırmak (doğruluktan ayrılmasına neden olmak)
şeqaqî rd 1. susuzluktan çatlamış olan 2. çok susamış olan
şeqaqî bûn l/ngh 1. çatlamak (susuzluktan çatlamak) * erd şeqaqî bûye toprak çatlamış 2. çok susamak, çok susamaktan ötürü bol bol su içmek * ez ji tînan şeqaqî bûme çok susamışım
şeqaqîbûn m 1. çatlama (susuzluktan çatlama) 2. çok susama, çok susamaktan ötürü bol bol su içme
şeqar m yarık, kovuk, dağ kovuğu
şeqatir m bir tür yaban armudu
şeqawet bnr şeqewat
şeqawetî m 1. olağanüstü dolaşma, çalışma 2. çileli, amansız yolculuk
şeqe m dokuma tezgahı
şeqedar nd sopadan bir tür kılıç oyunu
şeqeleqe m linç
şeqeleqe kirin l/gh linç etmek
şeqeleqekirin m linç etme
şeqelor m bir mazı ürünü
şeqepeke bûn l/ngh 1. parçalanmak, paralanmak 2. darmadağın olmak, tarumar olmak
şeqepeke kirin l/gh 1. parçalamak, paralamak * şêr ask şekepeke kir aslan ceylanı paraladı 2. darmardağın etmek, tarumar etmek
şeqepekebûn m 1. parçalanma, paralanma 2. darmadağın olma, tarumar olma
şeqepekebûyîn m 1. parçalanış, paralanış 2. darmadağın oluş, tarumar oluş
şeqepekekirin m 1. parçalama, paralama 2. darmardağın etme, tarumar etme
şeqepeqe rd 1. paramparça 2. darmadağın, tarumar
şeqepeqe bûn 1) paramparça olmak 2) darmadağın olmak, tarumar olmak
şeqepeqe kirin 1) paramparça etmek 2) darmadağın etmek, tarumar etmek
şeqepîlo m bacakları fazla açmaktan dolayı incinme
şeqepîlo bûn l/ngh cart diye yırtılmak (iki bacak arasından)
şeqereq h şangır şangır
şeqeşeq h 1. şak şak 2. şakır şakır
şeqeser bj/m migren
şeqeşûq h çakır çukur
şeqetandin bnr şeqitandin
şeqetîn bnr şeqitandin
şeqewat rd 1. olağanüstü dolaşan, çalışan kimse 2. çileli, amansız yolculuğu yapmış kimse
şeqî rd 1. yorgun 2. rahatsız, rahatı kaçmış kimse 3. olağanüstü dolaşan, çalışan kimse * hevalê me gelek şeqî ye arkdaşımız çok çalışkan 4. çileli, amansız yolculuk 5. arsız, utangaçlığı kalmamış kimse
şeqî bûn l/ngh 1. yorulmak, zahmette bulunmak 2. rahatı kaçmak 3. arsızlaşmak, utangaçlığı gitmek
şeqî kirin l/gh 1. yormak 2. rahatını kaçırmak 3. arsızlaştırmak, utangaçlığını üstünde attırmak
şeqîb m yarık, kovuk, dağ yarığı
şeqîbûn m 1. yorulma, zahmette bulunma 2. rahatı kaçma 3. arsızlaşma, utangaçlığı gitme
şeqîbûyîn m 1. yoruluş 2. rahatı kaçma 3. arsızlaşma, utangaçlığı gitme
şeqîdeqî rd 1. derbeder 2. darmadağın, tarumar 3. ipini koparmış, çekingenliği üstünden atmış kimse
şeqîdeqî bûn l/ngh 1. derbeder olmak 2. darmadağın olmak, tarumar olmak 3. ipini koparmak, çekingenliği üstünden atmak
şeqîdeqî kirin l/gh 1. derbeder etmek 2. darmadağın etmek, tarumar etmek 3. çekingenliğini ortadan kaldırmak
şeqîdeqîbûn m 1. derbeder olma 2. darmadağın olma, tarumar olma 3. ipini koparmak, çekingenliği üstünden atma
şeqîdeqîkirin m 1. derbeder etme 2. darmadağın etme, tarumar etme 3. çekingenliğini ortadan kaldırma
şeqîdeqîtî m 1. derbederlik 2. darmadağınıklık 3. çekingen olmama durumu
şeqîf m yarık, koyak, kovuk (dağ kovuğu)
şeqîfe m yarma, yarık
şeqîkirin m 1. yorma 2. rahatını kaçırma 3. arsızlaştırma, utangaçlığını üstünde attırma
şeqil (i) m seki (at, eşek, ve sığırların ayaklarında bileğe kadar çıkan beyazlık)
şeqil (ii) m 1. mühür 2. damga
şeqil bûn l/ngh 1. mühürlenmek 2. hububat yığını damgalanmak
şeqil kirin l/gh 1. mühürlemek 2. hububat yığınını damgalamak
şeqilbûn m 1. mühürlenme 2. hububat yığını damgalanma
şeqilkirin m 1. mühürleme 2. hububat yığınını damgalama
şeqîn m 1. şaklama 2. şakıma, şakırdama 3. şangırdama (tabak, bardak ve benzerleri için) 4. çatırdama 5. çakıldama
şeqîn (i) bnr qaşwan
l/ngh 1. şaklamak 2. şakımak, şakırdamak 3. şangırdamak (tabak, bardak ve benzerleri için) 4. çatırdamak 5. çakıldamak
şeqîn (ii) l/ngh 1. kovalanmak 2. takip edilmek, izlenmek
şeqîn (iii) m 1. kovalanma 2. takip edilme, izlenme
l/ngh sapmak (doğruluktan ayrılmak)
şeqîn (iv) m sapma (doğruluktan ayrılma)
şeqîn û teqîn şangır şungur * eyne şikiya şeqîn û teqîna wê hat ayna şangır şungur kırıldı
şeqînî m 1. şakırtı 2. şangırtı 3. çatırtı, çıtırtı 4. çakıltı
şeqînî jê anîn l/bw 1. şaklatmak 2. şakırdatmak 3. şangırdatmak 4. çakıldamak
şeqînî jê çûn l/bw 1. şaklamak 2. şakımak, şakırdamak 3. şangırdamak (tabak, bardak ve benzerleri için) 4. çatırdamak 5. çakıldamak
şeqînî jê hatin l/bw 1. şaklamak 2. şakımak, şakırdamak 3. şangırdamak (tabak, bardak ve benzerleri için) 4. çatırdamak 5. çakıldamak
şeqînî kirin l/gh 1. şaklamak 2. şakımak 3. şangırdamak 4. çakıldamak
şeqitandî (i) rd sıyrık
şeqitandî (ii) rd yarık, çatlak
şeqitandin (i) m 1. sıyırma (deri sıyırmak gibi) 2. sıyırma (hızla sürtünerek bir şeyin yüzünden bir parça soyma, koparma veya üzerini hafifçe yırtma) 3. sıyırma, indirme 4. kaydırma
l/gh 1. sıyırmak (deri sıyırmak gibi) 2. sıyırmak (hızla sürtünerek bir şeyin yüzünden bir parça soymak, koparmak veya üzerini hafifçe yırtmak) 3. sıyırmak, indirmek 4. kaydırmak
şeqitandin (ii) l/gh 1. yarma 2. yarmalama (uzunlamasına ikiye bölme)
l/gh 1. yarmak 2. yarmalamak (uzunlamasına ikiye bölmek)
şeqitî (i) rd 1. sıyrık 2. sıyrık, soyuk 3. inik 4. sarkık
şeqitî (ii) rd 1. yarık 2. yarık, çatlak * erda şeqitî çatlak toprak * lêvên şeqitî çatlak dudaklar
şeqitîn (i) m 1. sıyrılmak (teni sıyrılma) 2. sıyrılma, soyulma 3. sıyrılma, inme 4. kayma 5. sarkma 6. sürüklenip inme
l/ngh 1. sıyrılmak (teni sıyrılmak) 2. sıyrılmak, soyulmak 3. sıyrılmak, inmek * şalê wî şeqitibû pantolonu inmişti 4. kaymak 5. sarkmak 6. sürüklenip inmek * mar şeqitiye yılan sürünüp inmiş
şeqitîn (ii) m 1. yarılma 2. yarılma, çatlama
l/ngh 1. yarılmak 2. yarılmak, çatlamak
şeqîz bnr şeqiz
şeqiz rd 1. şaşkın, şaşa kalmış, hayrete düşmüş 2. kızarıp bozulmuş
şeqiz bûn l/ngh 1. şaşılmak 2. mahçup olmak 3. bozulmak, kızarıp bozulmak
1) şaşa kalmak, şaşılmak 2) bozulmak, kızarıp bozulmak
şeqiz man l/ngh şaşırmak, şaşılmak, şaşırıp kalmak * ez ji xwe re şeqiz man ez dê çawan ji vî tiştî rizgar bibim bundan nasıl kurtulacağımı ben de şaşırdım * tiştên ku mirov jê şeqiz dimîne dike şaşılacak şeyler yapıyor
1) şaşa kalmak, donup kalmak, şaşıp kalmak 2) kızarıp bozulmak, bozulmak
şeqizandî rd 1. şaşa kalmış, hayrete düşürülmüş kimse 2. mahçup edilmiş 3. bozulmuş olan (herhangi bir sebepten ötürü küçük düşürülmüş olan)
şeqizandin m 1. şaşırtma, hayrete düşürme 2. bozum etme, mahçup etme, foslatma, utandırma 3. bozma (bir kimseye herhangi bir sebepten ötürü küçük düşürme)
l/gh 1. şaşırtmak, hayrete düşürmek 2. bozum etmek, mahçup etmek, foslatmak, utandırmak 3. bozmak (bir kimseye herhangi bir sebepten ötürü küçük düşürmek) * we zilam pir fena şeqizand adamı fena bozdunuz
şeqizbûn m 1. şaşılma 2. mahçup olma 3. bozulma, kızarıp bozulma
şeqizî aciz, çaresiz, şaşkın.
rd 1. şaşa kalmış, hayrete düşürülmüş kimse 2. mahçup edilmiş 3. bozulmuş olan
şeqizîn m 1. şaşırma, şaşa kalma 2. mahçup olma 3. bozarma, bozum olma, bozulma, kızarma
l/ngh 1. şaşırmak, şaşa kalmak 2. mahçup olmak 3. bozarmak, bozum olmak, bozulmak, kızarmak
şeqizman m şaşırma, şaşılma, şaşırıp kalma
şeqizmayîn m şaşılma, şaşırış, şaşırıp kalış
şeqkirin m şakketme
şeql (i) m sütun * li ser bîstû çar şeqlan e yermi dört sütun üstüne kurulu
şeql (ii) m harmanda bir tür ölçek
şeqle n mertek
şeqlebend nd/nt 1. şaklaban (şakacı ve güldürücü) 2. geveze, çaçaron, çene kavafı (çenesi düşük) 3. dalkavuk
şeqlebendane h 1. şaklabanca 2. gevezece, çaçaronca 3. dalkavukça
şeqlebendî m 1. şaklabanlık 2. gevezelik, çaçaronluk 3. dalkavukluk
şeqlebendî kirin l/gh 1. şaklabanlık yapmak 2. gevezelenmek 3. dalkavukluk yapmak
şeqlebendîkirin m 1. şaklabanlık yapma 2. gevezelenme 3. dalkavukluk yapma
şeqlebendkî rd/h 1. şaklabanca 2. gevezece, çaçaronca 3. dalkavukça
şeqlêketin m çatlama, yarılma
şeqlevan bnr şeqlebend
şeqlevanî bnr şeqlebendî
şeqlewend bnr şeqlebend
şeqlîşa m büyük tarla
şeqopîlo rd çatlak, yarık
şeqopîlo bûn l/ngh çatlamak, çatır çatır çatlamak, yarılmak * destên min tev şeqopîlo bûne ellerim hep yarılmış
şeqopîlobûn m çatlama, çatır çatır çatlama, yarılma
şeqoq bot/m 1. ahlat ağacı (Pirus piraster) 2. ahlat, yaban armudu (bu ağacın yemişi)
şeqşeko m tokmak, kapı tokmağı
şeqşeq (i) m çakıldak
şeqşeq (ii) m 1. şak şak 2. h şak şak
şeqşeqîn m şakırtı
şeqşeqker nd/nt şakşakçı
şeqşeqo (i) m 1. çakıldak 2. tokmak, kapı tokmağı
şeqşeqo (ii) bot/m gelincik (Papaverrhoeas)
şeqt rd yarık
şeqûteq h şakır şukur
şeq 1. navbera her du lingên mirovan û sewalên dupêyî 2. (sewalên çarpê) navbera her du lingên paşîn 3. navrana kincên wekî şal, derpê, fanorî û hwd 4. parçe 5. derz, qelîştek 6. dengê ji lêdana bi kefa destî tê
1. navbera tiştek parçebûyî (navdêr, mê) navran, navbera herdu lingan, navbera her tiştê ku li derekê yek parçe lê li wek din cihek vala dikeve navbera wan: Pêlava min şeq bûye. (Derek wê dirriyaye.), ker, parçe, alî, hêl, rex, mil, teref.
Herwiha: şeqe.
Bikaranîn: Lêker: şeq bûn: ji hev vebûn lê ne bi temamî, şeq kirin. Navdêr: şeqbûn, şeqkirin Lêker: şeqbûyî, şeqkirî.
: şeqber, şeqitandin, şeqitîn, şeqî, şeqker
şeq bûn di navê de qelişîn
(lêker)(Binihêre:) şeq
şeq kirin di navê de qelişandin
(lêker)(Binihêre:) şeq
şeq lê vedan 1. lê siwar bûn û her lingek di aliyekî de daliqandin 2. (sewalê nêr) daketin (a mê) 3. ling lê dan hev
şeq lêdan (Binihêre:) şeq
şeqa xwe ji hev kirin (biwêj) ji bo kesên ku bi niyeta ji baş mirovan bawer dikin û derfetan didin hinekên din û dû re dixapin tê gotin, ji bo têkiliya zayendî amade bûn. ev hevalê min hema li ber her kesi şeqa xwe ji hev dike, bi vî awayî di demeke kin de em ê îflas bikin. dibêjin ew jini-ka ku pê re dibîne, şeqa xwe ji hev dike, (argo)
şeqam lêxistina bi kefa destî; sîle
(navdêr, mê) rêyek bi çîmentoyê yan maddeyek din hatî avakirin (bi taybetî bo tirimpêl pê ve bimeşin).
Herwiha: cadde, cede.
Hevwate: cade, kuçe, şariNêzîk, kolan
şeqam avêtin (lêker) çelpandin, şîrqandin, sile avêtin.
ji: şeqam + avêtin
şeqam xwarin (biwêj) lêdan xwarin. bi rastî ew şeqamen ku wî xwarin, wî heq kiribûn.
şeqandî (rengdêr) teriqandî, bi dûvketî, veşûnketî, şûnketî.
ji: şeqand + -î
şeqandin (navdêr, mê) peqandin, teqandin, :tiveng eqandin telhe eqandin, bdn, :ez di eqînim em di eqînîn tu di eqînî hûn di eqîninew di eqîne…it ewan di eqînin, pr, :dêbi eqînim eqînîn eqînî eqînin eqînit…ne eqînin bdb , :di eqand di eqandin db dûr, :eqandibû …bûn (f), :bi eqîne bi eqînin.
Bi alfabeyên din: Kurdî-Erebî: شه‌قاندن
şeqawetî (navdêr, mê) bandîtîzm, keleşî, eşqiyayî, rêbirî
şeqbûn (navdêr, mê) (Binihêre:) şeq
şeqbûyî (rengdêr) (Binihêre:) şeq
şeqe kergît
şeqên dengê levketina du tiştên req
şeqenayene (Zazaki) (lêker) şeqandin
şeqenîyayene (Zazaki) (lêker)hatin sr
şeqeyayene (Zazaki) (lêker) şeqîn
şeqî (rengdêr) mandî, westiyayî, betilî: Xwe şeqî neke. betilî, qerrimî.
Bikaranîn: Lêker: şeqî bûn, xwe şeqî kirin. Navdêr: şeqîbûn, xweşeqîkirin Rengdêr: şeqîbûyî, xweşeqîkirî
şeqî bûn (lêker)(Binihêre:) şeqî
şeqî kirin (lêker)(Binihêre:) şeqî
şeqî, deqî bûn (biwêj) pir zehmet kişandin. ev qas sal in. ez şeqî, deqî bûme. ew jî hatiye dixwaze li ser keda min rimê-
şeqîbûn (navdêr, mê) (Binihêre:) şeqî
şeqîbûyî (rengdêr) (Binihêre:) şeqî
şeqîkirî (rengdêr) ya/yê ku hatiye şeqî kirin
şeqîkirin (navdêr, mê) (Binihêre:) şeqî
şeqil mohr, demxe
şeqîn (lêker)(navdêr, mê) derizîn, kelişîn, qelişîn, qeyişîn, telişîn. Tewîn: -şeq-.
Bi alfabeyên din: Kurdî-Erebî: شه‌قین
şeqînbar (rengdêr) peyçûnbar.
ji: şeqîn +-bar
şeqînî (navdêr, mê) şingînî, çingînî, çingîn, zingînî, tingînî.
ji: şeqîn +-î
şeqînî jê anîn (biwêj) dengê şeqîniyê ji tiştekî yan jî kesekî derxistin. lê dan. adar şeqînîjipelegoşka xelîl anî. şeqopûo kirin wekî parçeyan hûr kirin. di wê hêrsê de heke min ew bigirta, min ê ew şeqopî!o bikira.
şeqînî kirin (lêker) kirin şeqînî, şeqîn, kirin şîqînî, kirin reqereq, kirin şîrqînî, kirin çelpînî.
ji: şeqînî + kirin
şeqînkar (navdêr, mê) xwazeker.
ji: şeqîn +-kar
şeqînker (navdêr, mê) nîşanker.
ji: şeqîn +-ker
şeqitandî (rengdêr) zelitî, çelitandî, çelitî, şermixî, şermixandî, şeridandî, rûçikandî, xîşk.
ji: şeqitand + -î +
şeqitandin qetandin, rûşandin, birîndar kirin, verenîn, verandin, roşandin, xurandin, verotin, terişandin, çerixandin, zelitandin, çelitandin, qeşitandin, çizirandin, şermixandin, xermişandin, şeridandin, rûçikandin, vemalaştin, fiştiqandin, cilhitandin, fişindin, kelişandin, derizîn, derizandin, çirîn, bizdîn, pijilîn, kelaş tin, şikaftin, tira zan, qelaştin, veqelaştin, terikandin, qelşkirin, telişandin, telaştin, qelişandin, qelş kirin, talişandin, kelaştin
şeqitandin/dişeqitîne/bişeqitîne 1. fizirandin 2. dan aliyekî
şeqitîn (lêker)(navdêr, mê) fiştiqîn, filitîn, xelasbûn. Tewîn: -şeqit-.
Bi alfabeyên din: Kurdî-Erebî: شه‌قتین
şeqitîn/dişeqite/bişeqite 1. fizirîn 2. xwe dan aliyekî
şeqitîyayene (Zazaki) (lêker) şiqltirı
şeqitnayene (Zazaki) (lêker) şiqitîn
şeqitnîyayene (Zazaki) (lêker)hatin şiqitandin
şeqiyan (navdêr, mê) vêkketina du tiştan û deng jê hatin, teqîna peqîna tiveng top û htd, :telhek eqya tiveng eqya.
Bi alfabeyên din: Kurdî-Erebî: شه‌قیان
şeqîyayene (Zazaki) (lêker)şeq leketin
şeqizîn şermî bûn, şermezarî bûn, qusikîn, sorsorîbûn, sorsorî bûn, şermîbûn
şeqizîn/dişeqize/bişeqize 1. şerm kirin, fedî kirin 2. şaşwaz bûn 3. neçar bûn
şeqizîyayene (Zazaki) (lêker) şeqizÎn
şeqiznayene (Zazaki) (lêker) şeqizandin
şeqiznîyayene (Zazaki) (lêker)hatin şeqizandin
şeqker (navdêr, nêr) (navdêr, mê) ya/ê şeq dike.
ji: şeq + -ker
şeqkirî (rengdêr) ya/yê ku hatiye şeq kirin
şeqkirin (navdêr, mê) (Binihêre:) şeq
şeqlawa Serenav,mê, bajarrokek e li parêzgeha Hewlêrê li Başûrê Kurdistanê.
Herwiha: Şeqilawa, Şeqilawe, Şeqlawe.
ji wêjeyê: Rojên 28-29ê Gulana 2011ê li bajarokê Şeqlawa ser bi Hewlêrê bi navê ‘’Civîna İraqê II. Rawestgeha Hewlêrê’’ ji aliyê Komeleya Lêkolînên Ekonomîk û Civakî (Ekopolîtîk) ve civînek hat sazkirin. Ji Herêma Kurdistanê, Kerkûk, Mûsil û Tirkiyê gelek akademîsyen, rojnamevan, rewşenbîr û herwiha reîseşîr û kesayetî beşdar bûn. Di civînê de hat tekez kirin ku heta Tirkiye pirsa Kurd li navxwe çareser neke nikare peywendiyeke baş ligel Herêma Kurdistanê deyne..
ji: Şeql ? + -awa (-ava)
şeqle darên ku ji bo şewitandinê hatine şeqşeqîkirin; êzing
(navdêr, nêr) karîte, max, kêran, beşt, ribanek, nîre, girş, gelender, onî, mertek, mirdiyaq, garîte, darê yan asinê dirêj û qayîm (bi taybetî yê ku ban xwe li ser radigire).
: şeqleyî
şeqlemast (navdêr, mê) avemast, dew
şeqlevan (navdêr, mê) şên, yarîker, henekvan, qerfok.
ji: şeqle +-van
şeqlevanî (navdêr, mê) şênbûn, yarikerî, henekvanî, qerfokî, henekbazî, galtekerî, yaranîkerî, tinazkerî.
ji: şeqle +-vanî
şeqleyî (navdêr, mê) rewşa şeqlebûnê.
ji: şeqle + -yî
şeqnayene (Zazaki) (lêker)şeq kirin
şeqnîyayene (Zazaki) (lêker)hatin şeqbûn
şeqopîlo 1. şeqşeqî 2. derzderzî 3. qelşqelşî
şeqopîlo bûn 1. di navranê de şeqşeqî bûn 2. derzderzî bûn 3. qelşqelşî bûn
şeqopîlo kirin 1. di navranê de şeqşeqî kirin 2. derzderzî kirin 3. qelşqelşî kirin
şeqşeqbûn (navdêr, mê) eq dikevin cihekî, :destên wî jiber karî yêneq eqbûyn
şeqşeqî 1. şelşelî, parçeparçeyî 2. şeqopîlo
şeqşeqkirin (navdêr)mirov tiştekî bi kêrkê yan het devekê tîj eq bike, pirtpirtkirin
şeqşewêl jina nelirê; qehbik
şeqeşeq noisy sound, chatter
şequdeq “hard knocks”
şeq Bein
Schritt
şeqam Ohrfeige
şeqitandin ausreißen
şeqitandin <şeqitîn> abreißen
abstreifen
pflücken