Wateya peyva yüzü
encam nehat dîtin
Tê de derbas dibe; yüzü açılmak, yüzü ak, yüzü ak olsun, yüzü asık, yüzü asılmak, yüzü görmek, yüzü görmemek, yüzü gözü açılmak, yüzü gülmek, yüzü kalmamak, yüzü kara, yüzü karışmak, yüzü karışmak (allak bulak olmak veya alabora olmak), yüzü kasap süngeriyle silinmiş, yüzü kızarmak, yüzü koyun, yüzü olmamak, yüzü pek, yüzü sıcak, yüzü soğuk, yüzü solmak, yüzü suyu, yüzü suyu hürmetine, yüzü suyuna), yüzü tutmak, yüzü yazılı kalmak, yüzü yerde, yüzü yere gelmek, yüzü yere gelmek (geçmek veya yüzünün derisi yere geçmek), yüzü yok, yüzü yumuşak, yüzücü, yüzücülük, yüzüğü geriye çevirmek, yüzük, yüzük, yüzük parmağı, yüzük takmak, yüzük taşı, yüzükoyun, yüzükoyun düşmek, yüzükü geriye çevirmek, yüzülmek, yüzüncü, yüzüncü, yüzünden, yüzünden, yüzünden akmak, yüzünden düşen, yüzünden kan damlamak, yüzünden okumak, yüzüne bağırmak, yüzüne bakamaz olmak, yüzüne bakılacak gibi, yüzüne bakılacak gibi (veya yüzüne bakılır), yüzüne bakılmaz, yüzüne bakmamak, yüzüne bakmaya kıyamamak, yüzüne bakmaya kıyamamak (veya yüzüne bakmaya kıyılmaz), yüzüne bir daha bakmamak, yüzüne duramamak, yüzüne gözüne bulaştırmak, yüzüne gülmek, yüzüne hasret kalmak, yüzüne kan gelmek, yüzüne kapanmak, yüzüne karşı, yüzüne karşı söylemek, yüzüne konuşmak, yüzüne tükürseler yağmur yağıyor sanır, yüzüne vurmak, yüzüne vurmak (veya çarpmak), yüzünü ağartmak, yüzünü buruşturmak, yüzünü buruşturmak (veya ekşitmek), yüzünü gören cennetlik, yüzünü görmemek, yüzünü gözünü açmak, yüzünü güldürmek, yüzünü kara çıkarmak, yüzünü kızartmak, yüzünü kızartmak (veya yüzünü kızdırmak), yüzünü şeytan görsün, yüzünü yazmak, yüzünü yere getirmek, yüzünü yere getirmek s, yüzünün akıyla çıkmak, yüzünün derisi kalın, yüzüp yüzüp kuyruğuna gelmek, yüzüstü, yüzüstü bırakmak, yüzüstü kalmak, yüzüstü yüzme, yüzüstü yüzüstü bırakmak, yüzüstü yüzüstü kalmak, ...... (Lêgerîna Berfireh)