Wateya peyva ha
ha1. ha, d£ (ji bo navtêdan û halanê) *ha göreyim seni! ha ez bibînim! b 2. ha (şaşwaziyê dinimînc) *amma da güzelmiş ha hema jî yeke xweşik e ha 3. ha, pehe (ji bo balkişandin, serinckişandin û îqazkirinê) *sakın ha, ağlamanı istemiyo­rum zinhar ha, min navê ku tu bigirî b 4. ha (gava ku tiştek ji nişka ve bê bira mirov an ji pê serwext bibe, tê gotin) *ha, şim­di anladım ha, niha min fêm kir b 5. he, ne (pirse dide nimandin) *geldin ha? tu hatî he? tu hatî ne? 6. ha (wekî gihanek tê bikaranîn) *ha ben gelmişim ha o ha ez hatime ha ew 7. ê (di wateya belê de) 8. ha (gava kirina tiştekî pir biajo tê gotin) *çalış ha çalış bixebite û ha bixebite b 9. ha, ha ...ha (ji bo tiştê li ber bûnê, qewimînê be) *yağmur ha yağdı ha yağacak baran ha lê kir ha li lê kir
1. ha, dê (ji bo navtêdan û halanê) * ha göreyim seni! ha ez bibînim!b 2. ha (şaşwaziyê dinimîne) * amma da güzelmiş ha hema jî yeke xweşik e hab 3. ha, pehe (ji bo balkişandin, serinckişandin û îqazkirinê) * sakın ha, ağlamanı istemiyorum zinhar ha, min navê ku tu bigirîb 4. ha (gava ku tiştek ji nişka ve bê bîra mirov an jî pê serwext bibe, tê gotin) * ha, şimdi anladım ha, niha min fêm kirb 5. he, ne (pirsê dide nimandin) * geldin ha? tu hatî he? tu hatî ne? 6. ha (wekî gihanek tê bikaranîn) * ha ben gelmişim ha o ha ez hatime ha ew g 7. ê (di wateya belê de) 8. ha (gava kirina tiştekî pir biajo tê gotin) * çalış ha çalış bixebite û ha bixebiteb 9. ha, ha ...ha (ji bo tiştê li ber bûnê, qewimînê be) * yağmur ha yağdı ha yağacak baran ha lê kir ha li lê kir
hab 1. ha (istek uyandırmak için kullanılır) * ha ez bibînim! ha göreyim seni! 2. ha (şaşma anlatır) * hema jî yeke xweşik e ha amma da güzelmiş ha 3. ha (dikkat çekmek, uyarmak için kullanılır) * zinhar ha, min navê ku tu bigirî sakın ha, ağlamanı istemiyorum 4. (bir şeyin birdenbire hatırlandığını veya kavrandığını anlatır) * ha, niha min fêm kir ha, şimdi anladım 5. g ha (tekrarlanarak kullandığında eşitlik anlamı verir) * ha ez hatime ha ew ha ben gelmişim ha o 6. ha (fiil ile, işin uzadığı ve bundan bıkıldığı anlatılır) * bixebite û ha bixebite çalış ha çalış 7. ha, ha ...ha (neredeyse, hemen yakında) * baran ha lê kir ha li lê kir yağmur ha yağdı ha yağacak 8.b hah * ha, ew jî hat hah, oda geldi 9.b hop (uyarma amacıyla kullanılır) 10.b na, nah * ha yeke din jî! na, bir tane daha! 11.işte (anlatılan bir sözün sonucuna gelindiğini gösterir) * hemû mesele ev e ha işte bütün mesele bu 12. işte (anlatılan şeye dikkat çekmek için) * hûn dê bipirsin we çima negot, ha ji bo vî tiştî niçin söyleyemedin diyeceksininz; işte bunun için 13. böylesi 14. ha, öyle 15. haydi * ha wer tirî, ha wer tirî haydi üzümü gelin üzüme
ha(hoker) ev e (hoker) , ev e, va ye, kerem bike, fermo, bersiva ka: Ha vê pirteqalê bixwe! 2. eva ha, ewê he û hwd. Cînav (Binihêre:) han 3. aga, zanîn, xeber (navdêr, mê) (Binihêre:) hay 4. xew zz(navdêr, mê) (Binihêre:) hak
haso ein
solch ein
haha
rd. wina, nîya, anahewa, anîya, inahewa, enewa, ena, ana, una, ona
haha? çi? çawan? (Te) çi got?
ha? ma ne, yan: Toş dêyt, ha? Tu jî, ha? Tu jî dêyî? Tu jî dê bêyî, ma ne? Tu jî dê bêyî, yan?
ha, hanê, de ha, de hanê, işte, va ye, de va ye, kerem ke, fermû (t dema tiştek ji kesekî re têt dan li şûna bêt gotin: Bigire)
ha! bizane ha! bizane ku, de min ji te re got
ha ... ha ... ha ... ha, geh ... geh, car ... car: Le lêre ha lewê li vir li wir, geh li vir geh li wir, car li vir car li wir
([min] ham, [to] hayt, [ew] ha, [ême] hayn, [êwe] han, [ewan] han) Li şûna lêkera bûn têt bikaranîn: Ham le mal [Ez] li malê me. Hayt le mal? [Tu] li malê yî? û hwd.
Tê de derbas dibe; ha (ii), ha ... dît, ha ... ha, ha babam, ha babam (veya ha babam ha), ha bavê min ha, ha bavê minino, ha bila bibêje, ha bire, ha bire atıştırmak, ha bire konuşmak, ha bu gün ha yarın, ha bu ha o, ha deyince, ha dikim dê dimire, ha dikim bav dimire, ha dîtin ji ber çavan rakirin, ha dîtin ku li (cihekî) bûn, ha dîtin qedandin, ha elo, ha welo xwar, ha ev ha ew, ha ez ha ti, ferq nêkeno, ha ezbenî, ha ha, ha ha, ha ha, ha hesen keçel ha keçel hesen, ha hesen keçel, ha keçel hesen!, ha ho, ha hoca ali ha ali hoca, ha hû, ha îro ha sibehê, ha îro sibeh, ha ji te re, ha ji te re bike çavê xwe, ha ji we re! alın! * ha ji we re, ha kurê, ha li êş, ha li kêş!, ha li mûşê ha li pişt dergûşê, ha li mûşê, ha li pişta dergûşê!, ha li saqê ha li qirikê, ha li vir û ha li wir gerîn, ha me dît, ha şöyle, ha şunu bileydin, ha te wisa bizanibûya, ha tiredîno, ha wa, ha wisa, ha xayret, ha ya, ha yelah, ha yelah ha, ha yo, ha … ha …, ha!, ha!, haar, haarnadel, haarsträhnchen, haarsträhne, haarzopf, hab und gut, habanera, habanera, habaset, habbe, habbesi kalmadı (veya habbesi yok), habbesi kal­madı, habbeyi kubbe yapmak, habbeyi kubbe yap­mak, habe, habeascorpus, haben, haber, haber, haber ajansı, haber alamaz olmak, haber almak, haber atlamak, haber bülteni, haber çıkmamak, haber çık­mamak, haber deyince, haber geçmek, haber göndermek, haber kipi, haber salmak (veya yollamak), haber sal­mak, haber uçurmak, haber ver!, haber vermek, haber yetiştirmek, haberci, habercilik, haberdar, haberdar, haberdar etmek, haberdar etmek, haberdar olmak, haberdar olmak, haberdasher, haberdashery, habergeon, haberi olmak, haberin olsun!, haberleşme, haberleşmek, haberli, haberlik, habersiz, habersiz, habersizce, habersizlik, habeş, habes, habeş, habeşî, habgierig, habib, habicht, habîl, habiliment, habire, habire atıştırmak, habire konuşmak, habis, habislik, habit, habitability, habitable, habitableness, habitandin, habitant, habitat, habitation, habitforming, habitîn, habitual, habitually, habitualness, habituate, habituation, habitude, habitue, habseligkeiten, habsucht, habsüchtig, habtoyî, habtoyî bûn, habtoyîbûn, habtoyîkî, habtoyîtî, habucînik, habucînik, hac, haç, hac, haç, haç, hac, hac, hac bi wesiyetan nabe, haç bûn, haç çıkarmak, hac etmek, haç kirin, hac kirin, hac kirin, hac û bac, haca xwe kirin, hacamat, hacamat baltası, hacamat etmek, hacamat etmek (veya yapmak), hacamatçı, hacamatlama, hacamatlamak, hacana, gu dikin fincanan, ne dixwin ne didin cîranan, haçbûn, haçbûyî, hacca gitmek, hacca git­mek, haçe, hacereşik, hacet, hacet, hacet, hacet, hacet, hacet dilemek, hacet görmek, hacet kalmamak, hacet kalma­mak, hacet kapısı, hacet kapısı (veya penceresi), hacet tepesi, hacet û macet, hacet yok, hacet yolu, hacet, hacet, hacetî, haceti olmak, hacetini yapmak, hacetme, hacetmek, hachure, hacı, hacî, hacî, haçî, hacî, hacı ağa, hacı ağalık etmek, hacî axa, hacı bekler gibi beklemek, hacı otu, hacı yağı, hacîbadam, hacîbayef, hacıbektaş taşı, hacienda, haçik, hacılar bayramı, hacılar kuşağı, hacılar yolu, hacılarkuşağı, hacîle, hacîlegleg, hacîleqleq, hacılık, hacîlok, hacîlok, hacim, hacim, hacimli, hacimlice, hacimsel, hacir, hacîr, hacir altına almak, hacîr kirin, hacîreng, hacîreş, hacîreş, hacîreşk, hacîreşk, hacîreşk, hacîrker, hacîrkirî, hacîrkirîbûn, hacîrkirin, hacısı hocası, hacîtî, hacîtî, hacivat, hacıyatmaz, haciz, haciz etmek, haciz etmek bnr, haciz koymak, hacizli, hack, hack work, hack writer, haçkirî, haçkirin, hackirin, hackle, hackney, hackneyed, hacksaw, haçlamak, haçlı, haçlılar, hacm, hacm, hacûc, hacûcî, haczetme, haczetmek, had, had, hadan, hadde, hadde fabrikası, hadde fabri­kası, haddeci, haddeden geçirmek, haddehane, haddeleme, haddelemek, haddock, hade, hadê, hadê, hadê bila, hadê ji nû ve, hademe, hademe, hademei hayrat, hademelik, hadêr, hades, hadi, hadî, hadi canım sen­de, hadi hadi, hadi hesabı yok, hadi kifayeyi bulmak, hadi mi, hadi mi (veya hadine mi düşmüş), hadi olmamak, hadi oradan, hadi zatında, hadim, hadım, hadım ağası, hadım etmek, hadım et­mek, hadımlaştırma, hadımlaştırmak, hadımlık, hadinden fazla, hadinden faz­la, hadini aşmak, hadini bildirmek, hadini bilmek, hadis, hadîs, hadîse, hadise, hadîse, hadîse derxistin, hadj, hadji, hado, hado, hadresk, hadsiz, hadsiz hesapsız, haema, haemato, haemo, haf, haf, haf, haf, haf, hafa, hafakan, hafakanlar boğmak, hafakanlar boğmak (veya basmak), hafandin, hafandin, hafazanallah, hafen, haferflockenpudding, haferlockenbrei, hafermehlbrei, hafermehlpudding, hafi, hafi celse, hafif, hafif, hafif atlatmak, hafif ceza, hafif giyinmek, hafif hafif, hafif hapis cezası, hafif para cezası, hafif sanayi, hafif siklet, hafif tertip, hafif uyku, hafifçe, hafifçe, hafife almak, hafifleme, hafiflemek, hafifleşme, hafifleşmek, hafifleştirme, hafifleştirmek, hafifletici, hafifletme, hafifletmek, hafifleyiş, hafiflik, hafiflik etmek, hafifmeşreb, hafifseme, hafifsemek, hafifseyiş, hafiften, hafiftenten almak, hafik, hafik (i), hafik (ii), hafil, hafil, hafîn, hafîn, hafit, hafit, hafiye, hafiyelik, hafiz, hafız, hafiz, hafiz, hafiz, hafiz, hafız ali, hafiz bûn, hafiz kirin, hafıza, hafıza, hafızalı, hafızasız, hafızayı yoklamak, hafizbûn, hafizbûyî, hafize, hafize, hafize, hafizedar, hafizî, hafızıktitüp, hafızıkütüp, hafizker, hafizkirî, hafizkirin, hafızlama, hafızlamak, hafızlık, hafiztî, hafiztî, hafniyum, hafniyûm, hafniyûm, hafoyî, hafriyat, haft, hafta, hafta, hafta arasında, hafta başı, hafta sekiz, gün dokuz, hafta sonu, haftalık, haftalık gazete, haftalık yayın, haftalıkçı, haftalıklı, haftaym, haften, hag, hag, hagel, hager, hagfish, haggada, haggadic, haggadist, haggard, haggis, haggish, haggle, hagiographa, hagiographer, hagiolatry, hagiology, hagridden, hague, hah, hah, hah, hah şöle, haha, haha, haha (i), haha (ii), hahak, hahake, haham, haham, hahambaşı, hahambaşılık, hahamhane, hahamlık, hahanga, hahanka, hahha, hahha, hahhah, hahî kirin, hahinga, hahn, hahn (gewehr), hahnenfuß, hahnyum, hahnyûm, haho, haho, haho, hahû, hai, haik, haiku, haîku, haîkuyane, haîkuyî, hail, hail, hail fellow well met, hail from, haile, hailstone, hailstorm, hain, hain, hain hain, haince, hainleşme, hainleşmek, hainlik, hainlik etmek, hair, hair curler, hair net, hair pencil, hair re storer, hair remover, hair shirt, hair spray, hair trigger, hairbreadth, hairbrush, haircloth, haircut, haircut, hairdo, hairdresser, hairline, haîtî, haîtî, haiz, haj, haj, haj, haj, haj, haj bûn, haj jê hebûn, haj pê bûn, haj pê hebûn, haj pê hebûn, haj pê xistin, haj û bac, haj xwe bûn, haja (yekî) jê çêbûn, haja (yekî) pê xist, hajandin, hajdar, hajdar, hajdar bûn, hajdar kirin, hajdarî, haje, hajehaj, hajîn, hajo, hajo tin, hajok, hajotî, hajoyî, hajyar, hajyarî, hak, hak, hak, hak, hak (ii), hak dini, hak dinim hakkı için, hak etmek, hak getire, hak ile yeksan etmek, hak ile yeksan olmak, hak kazanmak, hak kirin, hak sahi­bi, hak tanır, hak vermek, hak yemek, hak yerini bulur, hak yolu, haka, hakan, hakanî, hakanlık, hakaret, hakaret etmek, hakaret görmek, hakaret saymak, hakaretî, hakayî, hakça, hakçası, hakê, hakê kirin, hakê kutika, hakê kutika, hakê kutuka, hakê kutuka, hakêdan, hakem, hakem, hakem, hakem heyeti, hakemê kêlekê, hakemê kêlekê, hakemê teniştê, hakemê tenistê, hakemî, hakemî, hakemlik, hakemtî, hakemtî, haken, haker, haketme, haketmek, hakeza, hakeza, hakî, hakikat, hakikat, hakikat olmak, hakikaten, hakikaten, hakikatli, hakikatlı, hakikatsiz, hakikatsiz çıkmak, hakikatsizlik, hakikatsızlık, hakiki, hakiki, hakiki deriden yapılmış palaska, hakiki olmayan, hakim, hakim, hakim, hakim, hakim, hakim, hakim, hakim, hakim bûn, hakim bûn, hakim kete ber mirine, zor nema li dine, hakim kirin, hakimane, hakimane, hakimane, hakimbûn, hakimbûn, hakimbûyî, hakimbûyîn, hakimê îfadegirewtişî, hakimêtî, hakimî, hakimî, hakimî, hakimî kirin, hakimî nefsa xwe nebûn, hakimîkirî, hakimîkirin, hakimîye, hakimiyet, hakimiyet, hakimiyet, hakimîyet, hakimkirî, hakimkirin, hakimlik, hakir, hakir görmek, hakka erenler, hakkâk, hakkaniyet, hakkari, hakketmek, hakkı geçmek, hakkı için, hakkı ödenmez, hakkı olmak, hakkı süküt, hakkı var, hakkiarını elde etmek, hakkıhıyar, hakkıhuzur, hakkike, hakkike karanfil, hakkiki kuduz otu, hakkin rahmetine kavuşmak, hakkında, hakkında, hakkında konuşmak, hakkında konuşmak, hakkında konuşulmak, hakkından gelmek, hakkını helâl etmek, hakkını vermek, hakkını yemek, hakkirî, hakkirin, hakkısükût, hakkıyla, haklama, haklamak, haklaşmak, haklı, haklı bulmak, haklı çıkmak, haklı olmak, haklılık, haklısın!, hako, hakperest, haksay, haksever, hakseverlik, hakşinas, haksız, haksız bulmak, haksız yere, haksızca, haksızlık, haksızlık etmek, haktanır, haktanırlık, hakuran, hakuran kafesi gibi, hal, hal, hal, hal, hal, hal, hal, hal, hal, hal (ii), hal (ii), hal (iv), hal (iv), hal (v), hal almak, hal bi hal, hal bi hal, hal bûn, hal ekî de hişt, hal ekî perîşan, hal ên wan xerab bûn, hal etmek, hal gihîn (yekî), hal hatır sormak, hal kirin, hal lê neman, hal ne xweş bûn, hal olmak, hal olun­mak, hal pirsîn, hal tê de neman, hal tê de tune ku cilika xwe ji avê derxe, hal û ehwal, hal û ehwal, hal û hemdê (…) hiştin, hal û hemdê xwe man, hal û hewal, hal û hewal, hal û hewal pirsîn, hal û malê (wî), hal û perg, hal û wext xweş bûn, hal û wextê (yekî) li cih, hal û xatirê (yekî) pirsîn, hal ulacı, hal xweş bûn, hala, hala, hala kızı, hala kızı, hala kovî, hala oğlu, hala oğlu, hala reş, hala res, halaç, halaç pamuğu gi­bi atmak, halaç takımı, halaç tezgahı, halaç tokacı, halaç ya­yı, halaçça, halacık, halaçlaçlık, halaçlık, haladan, halakah, halan, halan, halan, halan, halan, halan (i), halan dan, halan di (yekî) dan, halan di hev dan, halan di xwe dan, halan hildan, halan hildan, halan tê dan, halanhildan, halanî, halankar, halankarî, halanker, halanker, halanker, halankerî, halankerî, halankerî, halantêdan, halantêdan, halantêdayîn, halantêder, halantêderî, halâs, halâs olmak, halâskar, halat, halat, halat çekme, halav, halâvet, halavtin, halaw, halay, halay çekmek, halay dönmek, halay tutmak, halay-tänzer/in, halaya dur­mak, halaybaşı, halayık, halayıklı, halayıklık, halaza, halazade, halb, halbbruder, halbes schack (ca. 60), halbherzig, halbik, halbik, halbschuh, halbstiefel, halbuki, halbûkî, halbûkî, halbûkî, halbûn, halbvers, halcyon, haldaş, halden anlamak, halden düşmek, halden düşür­mek, haldır, haldır haldır, hale, hale, halê, halê (yekî) bi keys bûn, halê (yekî) ne tu hal bûn, halê (yekî) ne xweş bûn, halê (yekî) perîşan, halê (yekî) xerab bûn, halê (yekî) xweş bûn, halê çivîkê bûn, hale gelmek, halê hazir, halê hazir, halê hazir, halê helawçî, halê însanetiyê ye, halê însanetiyê ye, lê megirin, halê kûçikan, halê me ne tu hal e, kirina te jî serbar e, halê nehal, halê ruhî, halê şîngirtinê, halê wî çi ye hereketê wî çi ye, halê wî têr xweş e, halê xwe de bûn, halê xwe xweş kirin, halê xwe ye, hale yola koymak, halef, halef selef olmak, halel, halel gelmek, halel getirmek, halel vermek, haleldar, haleldar olmak, halelenme, halelenmek, haleli, halen, halesek, halet, halet, halet, halet, halet, halet (i), halet (ii), haletçêker, haleten, haletên avasaziyê, haletên xeternak, haletfiroş, haletiruhiye, half, half drunk, halfa, halfetî, halfhearted, halfmoon, halfpenny, halfter, halfterkette, halhal, halhal, halhale, halhale, halhalik, halhalk, hali, halı, halî, halî, halî, halî, halî, halı, halî bûn, halî bûn, halî bûn, hali du­man olmak, hali hamur, hali harab olmak, halî hazir, hezretî xizir, hali kalmamak, halî kirdin, halî kirin, halî kirin, hali tavrı yerinde, hali vakti yerinde, halîbûn, halîbûn, halîbûyî, haliç, halıcı, halıcılık, halife, halifelik, halihazır, halihazırda, halik, halik, halik (i), halik û malikê (yekî), halik û malikê (yekî) ev bûn, halîkar, halîkirî, halîkirin, halîkirin, halil ıbrahim bereketi, halile, halim, halim selim, halinde, haline bakmamak, haline gelmek, haline köpekler gülüyor, halini almak, halini hatırını sormak, halis, halis muhlis, halisane, halita, halîta, halîta, halîta, halîtayî, haliyle, halk, halk, halk ağzı, halk avcılığı, halk avcısı, halk bilgisi, halk bilimci, halk bilimi, halk bilimsel, halk dili, halk edebiyatı, halk edebiyatı, halk etmek, halk evi, halk mahkemesi, halk matinesi, halk müziği, halk oylaması, halk oyu, halk ozanı, halka, halka, halka başı, halka başı olmak, halka dönük, halka inmek, halka oyunları, halka verir talkını kendi yutar salkımı, halkacı, halkalama, halkalamak, halkalanış, halkalanma, halkalanmak, halkalı, halkalı damar, halkalı gözler, halkamsı, halkavi, halkavî, halkçı, halkçılık, halkirî, halkirin, halkiyat, halko, hallenme, hallenmek, halleşmek, halletme, halletmek, hallice, hallihamur, hallihamur olmak, hallolunmak, halm, halnexweş, halnexweşî, halo, halo, halo, halo, halo hatiye wê halo jî here, halo îstîsnayî, halojen, halojen, halolma, halolmak, halorte, halpirsîn, hals, halsansatz, halsband, halsiz, halsiz düşmek, halsizce, halsızce, halsizlik, halsızlik, halskette, halsnetz, halsschmerzen, halsstarrigkeit, halt, halt etmek, halt işlemek, halt karıştırmak, halt yemek, halt!, haltbar, halten, halten, an sich ~, halten, sich ~ an, halten, sich ~ für, halter, halter, halter, halterci, haltercilik, halterhilgir, halterhilgir, halterhilgirî, halterhilgirî, haltestelle, halti, haltung, halû, halû bûn, halû bûn, halû kirin, halûb, halûbûn, halûbûn, halûbûyîn, halûce, halûk, halûkirin, halusînasyon, halûv, haluwek, haluwek, halvet, halvet gibi, halvet olmak, halvethane, halveti, halvetî, halwe, halxweş, halxweş, halxwes, halxweş bûn, halxweş bûn, halxweşbûn, halxweşbûn, halxweşbûyîn, halxweşî, halxweşî, halxwesî, hal’etmek, ham, ham, ham besi suyu, ham ervah, ham etmek, ham etmek (çocuk dilinde), ham hayal, ham hum, ham hum şaralop, ham madde, ham-I, ham-II (çocuk dilinde), hamail, hamail, hamak, hamakat, hamal, hamal, hamal cemal, hamala semeri yük olmaz, hamalbaşı, hamaliye, hamallığını etmek, hamallık, hamam, hamam, hamam anası, hamam ana­sı, hamam böceği, hamam böceğigiller, hamam gibi, hamam kesesi, hamam otu, hamam takımı, hamam tası, hamam tası, hamam yapmak, hamama giren terler, hamamcı, hamamcı olmak, hamamın namusu­nu kurtarmak, hamamlık, hamar, hamarat, hamarat, hamaratça, hamaratlaşma, hamaratlaşmak, hamaratlık, hamaset, hamasi, hamasî, hamaylı, hamaylı, hambeli, hambelî, hamburger, hambûrger, hambûrger, hamburger, hamburgerci, hambûrgerî, hambûrgervan, hambûrgerxane, hamdetmek, hamek, hamek, hamel, hamêz, hamhalat, hami, hamî, hamî, hamî, hamil, hamil olmak, hamile, hamîle, hamile bırakmak, hamile etmek, hamile kal­mak, hamile olmak, hamilelik, hamilen, hamilî, hamilik, hamîlik, haminne, hamiş, hamisi olmak, hamisiz, hamîsiz, hamisizlik, hamîsizlik, hamîtî, hamîtî, hamiyet, hamiyetli, hamiyetsiz, hamiyetsizlik, hamiz, hamiz, hamizdar, hamizdarî, hamizî, hamla, hamlaç, hamlacı, hamlama, hamlama, hamlaşma, hamlamak, hamlamak, hamlaşmak, hamle, hamle etmek, hamleci, hamletmek, hamlık, hammel, hammelaufkäufer, hammelkotelett, hammer, hammer, hamnan, hamnan, hamoş, hamos, hamse, hamsi, hamsigiller, hamsin, hamt, hamt etmek, hamt ol­sun, hamûd, hamule, hamûn, hamur, hamur, hamur açmak, hamur boya, hamur gibi, hamur işi, hamur mayası, hamur örtüsü, hamur tahtası, hamur teknesi, hamur topağı, hamur tutmak, hamur yoğurmak, hamurcu, hamurculuk, hamurkâr, hamurlama, hamurlamak, hamurlanmak, hamurlaşma, hamurlaşmak, hamurlu, hamursu, hamursuz, hamursuz bayramı, hamurumsu, hamut, hamût, han, han, han, han, han, han (i), han (i), han dan, han dan, han dan, han dan, han gibi, han hamam sahibi, han î, han kirin, hana, hana (yekî) çûn, hana (yekî) de hatin, hana birdine ber ..., hanaber, hanadanlık, hanak, hanakî, hanan, hanay, hanayî, hançer, hançer, hançere, hançere davranmak, hançerlemek, hançerlenmek, hancı, hancı sarhoş yolcu sar­hoş, hancılık, hand, hand, handa, handan, handan, handan, handan (teşwîq kirin), handanî, handanî, handanîkî, handar, handayî, handayîn, handbreit, handclasp, hande, handel, handeln, handelszug, hander, hander, handêr, hander, handêr, handêr, handêrî, handfläche, handgelenk, handgranate, handgriff, handgun, handhold, handicap, handikap, handîkap, handiness, handinnenfläche, handiraw, handiyse, handkerchief, handle, handlebar, handlung, handmühle, hands, handschellen, handschrift, handschuh, handschuhe, handsome, handspanne, handtuch, handvoll, handwerk, handwerkerbetrieb, hane, hane, hanê, hanê, hanê, hanê, hanê, hanê manê, hanedan, hanefi, hanefî, hanefilik, hanefîlik, hanehan, hanek, hanek, haneli, hanelik, hanende, hanendelik, hanf, hang, hang, hangaj, hangar, hangar, hangar, hangar gibi, hangi, hangi, hangi akla hizmet ediyor?, hangi biri?, hangi dağda kurt öldü?, hangi pey­gambere kulluk edeceğini şaşırmak, hangi rüzgâr attı?, hangi taş pekse başını ona vur, hangi taşı kaldırsan, altından çıkar, hangilîsk, hangisi, hangisi, hangman, hangulîsk, hangulîsk pê ve kirin, hanhanga, hanhanka, hanhanka dan, hanhanke, hani, hanî, hani (ii), hani ya, hani yok mu?, hanidir, hanım, hanım anne, hanım böceği, hanım evlâdı, hanım göbeği, hanım hanımcık, hanım parmağı, hanımböceği, hanımcık, hanımefendi, hanımefendilik, hanımeli, hanımlık, hanîn, hanîn, hanîn , hanînayî, hanka, hankî, hankirî, hankirî, hankirin, hanlık, hant, hant hant, hantal, hantal, hantallaşma, hantallaşmak, hantallık, hanüman, hanyayı konyayı anla­mak, hanzûka, hap, hap etmek, hapçı, hapı yutmak, hapir, hapır hapır, hapır hapır, hapır hupur, hapis, hapis, hapis cezası, hapis etmek, hapis ettir­mek, hapis giymek, hapis yatmak, hapishane, hapishane, hapishane kaçkını, hapislik, hapless, haploloji, haplolojî, haporlor, happen, happening, happiness, happy , hapsedilmek, hapsetme, hapsetmek, hapsettirmek, hapşırık, hapşırıklı, hapşırma, hapşırmak, hapşırtma, hapşırtmak, hapsolma, hapsolmak, hapşu, hapt, hapt, hapt etmek, haptoyî, haptoyî bûn, haptoyîbûn, haptoyîtî, hapulk, haqan, haqantî, haqhaq, har, har, har, har, har, har, har bîyayene, har bûn, har bûn, har bûn, har bûyî, har gür, har hur, har î, har kirin, har kirin, har kirin, har kirin, har û dîn, har û dîn, har û dîn bûn, har û dîn bûyîn, har û hac, har û hac, hara, hara (i), hara (ii), hara madde, harabat, harabati, harabatî, harabatilik, harabatîlik, harabe, harabe, harabelik, haraç, haraç almak, haraç mezat satmak, haraç yemek, haraca bağlamak, haraca kesmek, haraççı, haraççılık, haraçlı, harakiri, harakîrî, harakîrî, haram, haram, haram bağırsak, haram etmek, haram olsun!, haram ol­mak, haram para, haram para yemek, harama uçkur çözmek, harami, haramilik, haramonîkirî, haramsız, haramzade, haran, harandin, haranı, harap, harap etmek, harap olmak, haraplaşma, haraplaşmak, haraplık, harar, harar, harar gibi, hararet, hararet basmak, hararet giderici, hararet kesmek, hararet vermek, hararet yapmak, hararetlendirme, hararetlendirmek, hararetlenme, hararetlenmek, hararetli, hararo, haraşo, harass, haraw, harayî, haraza, haraza (i), haraza (ii), harbe, harbi, harbi (ii), harbi bas, harbi konuşmak, harbilik, harbiye, harbiyeli, harbor, harbûn, harbûn, harbûn, harbûnî, harbûnî kirin, harbûyî, harbûyî, harbûyî, harbûyîn, harç, harç, harcama, harcamak, harcanma, harcanmak, harcayış, harcı olmak, harcıâlem, harcırah, harçlı, harçlık, harçsız, hard, hard as nails, hard disk, hard disk, hard drinks, hard row to hoe, hard usage, rough usage, hard ware, hardal, hardal, hardal tohumlu, hardaliye, hardallı, hardalsız, harddîsk, harden, hardfought, hardtack, hardware, hare, hare, hare, hare, hare kirdin, hare, harehar, harekât, harekelemek, harekeli, harekesiz, hareket, hareket dairesi, hareket etme, hareket etmek, hareket etmek, hareket noktası, harekete geçirmek, harekete geçmek, harekete getirmek, hareketlendirme, hareketlendirmek, hareketlenme, hareketlenmek, hareketlenmeye başlanmak, hareketli, hareketlilik, hareketlilik başlamak, hareketsiz, hareketsizlik, hareketye başlanmak, harekî, harekl, harelenme, harelenmek, hareli, harem, harem, harem, harem, harem ağası, haremasî, haremasî, haremasî, haremgeh, haremlik, haremlik selâmlık olmak, harezmi yolu, harezmî yolu, harf, harf, harf atmak, harfendaz, harfendazlık, harfi, harfi harfine, harfi harfine yazdırmak, harfi tarif, harfiyen, hargûş, harhare, harhare bûn, harhare kirin, harharebûn, harharebûyîn, harharekirin, harharetî, harharetî kirin, harhareyî, harharyas, harî, harî, harî, harî, harı başına vur­mak, harı geç­mek, harî kirin, harî kirin, harî tî, harib, haribî, hariç, hariç, hariç olmak, haricen, harici, haricî, hariciye, hariciyeci, hariciyecilik, hariçten gazel okumak, harik, harik, harik, harika, harikalar yaratmak, harîkar, harîkar, harîkar, harîkar bûn, harîkarî, harîkarî, harîkarî, harîkarî dîtin , harîkartî, harîker, harîkî, harîkirî, harîkirin, harîkirinkî, harikulade, harıl harıl, harılanmak, harıldamak, harıltı, harim, harım, harın, harîn, harîqulade, harîqulade, harir, haris, harisa olmak, harisdan silinmek, harita, haritacı, haritacılık, haritî, harîtî, harîvan, hariye, hariyî, hark, hark, hark, harke, harker, harker, harker, harkî, harkirî, harkirî, harkirin, harkirin, harkirin, harkirinîtî, harkirinkî, harlak, harlak, harlama, harlamak, harlatmak, harlequin, harlı, harm, harmal, harman, harman, harman çevirmek, harman çorman, harman döven, harman dövmek, harman dövmek, harman makinası, harman makinesi, harman rüzgârı, harman sapı, harman savrulurken biriken çok ince saman, harman savurmak, harman savurmak, harman sonu, harman sonu (badas), harman so­nu dervişlerin, harman yeri, harman yeri, harman zamanı harmanları dolaşarak harman ürünü istemek suretiyle dilenmek, harmancı, harmancılık, harmanda, arpa ve buğdayın kalburlanmasından sonra artakalan başaklar, harmandalı, harmani, harmani, harmani, harmaniye, harmaniye, harmanlama, harmanlamak, harmanlanmak, harme, harmel, harmel, harmeyo barî, harmeyo qalind, harmoni, harmonî, harmonî, harmonî (i), harmonî (ii), harmonî bûn, harmonî kirin, harmonîbûn, harmonîbûyî, harmonîbûyîn, harmonie, harmonieren, harmonîk, harmonîkirî, harmonîkirin, harmonisch, harmoniyûm, harmonize, harmonyum, harmûg, harn, harnup, haro, harp, harp, harp, harp, harp (ii), harp açmak, harp akademileri, harp dairesi, harp etmek, harp gemisi, harp okulu, harp seferi, harp zengini, harrangürra, harridan, harrow, harrup, hars, hars, harsch, harsh, harsim, harsim, harsîtî, hart, hart, hart hart, hart herannehmen, hart hurt, harta, harta hurt kaşımak, hartadak, hartadak, hartadan, hartladak, hartama, hartası hurtası olmamak, harte erde, harter boden, hartherzig, hartî, hartnäckig, hartnäckigkeit, harû, harûdîn, harûdîn, harûdînî, harûhûrt, harûk, harûn, harvest, harziges holz, has, haş, haş, haş, haş, has, has, haş (i), haş (ii), has bahçe, haş bûn, haş bûn, haş kirin, haş kirin, hasa, haşa, haşa, haşa, haşa, hasa, haşa huzurdan, haşa ji huzûrê, haşa sümme, haşa xwedê jî nedîtin, haşakirin, hasar, hasar verici, hasara sokmak, haşarat, haşarı, haşarı olmak, haşarıca, haşarılaşma, haşarılaşmak, haşarılık, hasarlı, hasarsız, haşaş, hasat, haşat, hasat, hasat etmek, haşat olmak, hasat zamanı, hasatçı, hasatçılık, haşatî, haşatı çıkmak, haşatî kirin, haşatîkirî, haşatîkirin, hasbelkader, hasbetenlillah, hasbi, hasbi geçmek, hasbıhal, hasbıhal et­mek, hasbilik, hasbîlik, haşbûn, haschisch, hase, hasê kirin, hasebiyle, haşefe, haşehaş, haşehaş haşehaş, haseki, hasekî, haseki küpesi, haseki sultan, hasenat, hasenjunges, hasep, hasepi ile, hasepi nesebi, haşere, haset, haset, haset etmek, haset etmek, hasetçi, hasetçi, hasetlenmek, hasetli, hasetlik, hasetlik, haşhaş, haşhaş, haşhaş, hashas, haşhaş yağı, haşhaşîn, haşî, haşî, haşibandin, haşibîn, hasibxane, hasıl, hasil, hasil, haşil, haşıl, hasil, hasil (ii), hasil (iii), hasil (iv), hasil bûn, hasil bûn (i), hasil bûn (ii), hasil çû mûsil, hasil di misûlê re derbas bû, hasil giha misûl, haşıl haşil, hasil kirin, haşil kirin, hasil kirin, hasil kirin (i), hasil kirin (ii), hasıl olmak, hasil, giha mûsil, hasila, haşilamak, haşılamak, hasilandin, hasilandin, hasilat, hasilat, hasilat, hasilbûn, hasilbûn (i), hasilbûn (ii), hasilbûyî, hasilbûyîn (i), hasilbûyîn (ii), hasilî, hasilî kelam, hasilîn, hasilîn, hasilker, hasilker, hasilker, hasilkerî, hasilkerî, hasilkerî, hasilkirî, hasilkirî, hasilkirî (i), hasilkirî (ii), hasilkirin, haşilkirin, hasilkirin, hasilkirin (i), hasilkirin (ii), hasilxane, hasilxane, hasım, haşim, haşım haşım, hasımane, hasımlık, haşin, haşinleşme, haşinleşmek, haşinlik, hasır, haşir, hasır, hasır al­tı etmek, hasır bilezik, haşır haşır, haşır huşur, haşir neşir etmek, haşir neşir olmak, hasır otu, hasır semerci otu, hasırcı, hasırcılık, haşırdama, haşırdamak, hasırlama, hasırlamak, hasırlanmak, hasırlı, haşırtı, haşırtılı, hasis, haşiş, haşiş, hasislik, hasislik etmek, haşîtî, haşîtî, haşitî, haşîtîparêz, haşiv, haşiye, haşiye/haşî, hasiyet, hasiyetli, haşker, haşkirî, haşkirin, haşkirin, haşlama, haşlama, haşlama suyu, haşlamak, haşlamak, haşlanma, haşlanma, haşlanmak, haşlanmak, haşlatmak, haslet, haşmet, haşmetli, haspa, haspeln, hasret, hasret çekmek, hasret gidermek, hasret gitmek, hasret kalmak, hasret kirin, hasretini çekmek, hasretiyle yanıp tu­tuşmak, hasretkirin, hasretli, hasretlik, hasretme, hasretmek, hass, hassa, hassa askeri, hassas, hassas, hassasça, hassasiyet, hassasiyet, hassaslık, hassaslık, hassaten, hasse, hassen, hast, haşt, haşt bûn, haşt bûn, haşt kirin, haşt kirin, hasta, hasta, hasta düşmek, hasta düşmek, hasta düşürmek, hasta etmek, hasta etmek, hasta olmak, hasta olmak, hasta ziyareti, hastabakıcı, hastabakıcılık, hastahane, hastahane gemisi, hastahanelik, hastahanelik etmek, hastahanelik olmak, hastahaneye kaldırmak, hastahaneye yatırmak, hastalandırmak, hastalanış, hastalanma, hastalanmak, hastalanmak, hastalığa tu­tulmak, hastalığı kronikleş­mek, hastalık, hastalık, hastalık almak, hastalık belirtisi, hastalık birini ra­hat bırakmamak, hastalık kapmak, hastalık yayılmak, hastalıklı, hastalıklıca, hastane, hastası ol­mak, haştbûn, haştbûn, haste, haste, haştî, haştî, hastig, haştkirî, haştkirin, haştkirin, hastû, hastû, haşûhûş, hasut, haşviyat, haşyet, hat, hat, hat, hat, hat, hat bekçisi, hat çekmek, hat hat, hat hat etmek, hat hemoyê takî, rêxa wî ya gayekî, di mala wî de nîn e arvanê xewarekî, her roj xwe diguhere bi awayekî, hat ji der de, topiz di ber de, hat ji newalê, bû xwediyê malê, hat ku mirî rake, yê hat tazî ye, hat li min keremût, ez mam û kerê gewr î rût, hat nav mala tirî, zeyno da bêjingê li dor bênderê zivirî, hat û cutan, hat yar, hata, hata, hata etmek, hataları örtmek, hatalı, hatalı, hatane, hatasız, hatasız, hataya düşmek, hatçû, hate cihê min, rabû rûyê min, hate serê min, bila neyê serê dijminê min, hate wî, kete vî, hateçûn, hateçûn, hatî, hatî, hatî, hatî, hatî agir, hatî kirin, hatî standin, hatî û çûyî, hatibû, hatibûm, hatibûn, hatibûyî, hatif, hatif, hatîkirî, hatîkirin, hatıl, hatıllamak, hatim, hatim, hatim etmek, hatim indir­mek, hatim sürmek, hatime, hatime, hatime, hatin, hatin, hatin, hatin, hatin, hatin, hatin, hatin, hatin (i), hatin (ii), hatin (were) v. i., hatin (yek), hatin (yekî), hatin acizkirin, hatin afirandin, hatin afirîn , hatin agahdarkirin, hatin agir, hatin agir, hatin agirekî, hatin ajnêkirin, hatin ajotin, hatin alandin, hatin alifdan, hatin alîstin, hatin amadekirin, hatin aqilê, hatin aqilê (yekî), hatin arastin, hatin armanckirin, hatin aşîkarkirin, hatin aşkirin, hatin ast, hatin astengkirin, hatin avakirin, hatin avêtin, hatin avêtin , hatin avzêrkirin, hatin axaftin, hatin azardan, hatin azirandin, hatin azirandin , hatin ba, hatin ba , hatin ba (cem an jî nik) hev, hatin ba dilê (yekî), hatin ba hev, hatin ba hev, hatin bajenkirin, hatin balîkirin, hatin banîkirin, hatin baqkirin, hatin bar, hatin bar, hatin barandin, hatin barkirin, hatin baweşînkkirin, hatin bazdan , hatin bedewkirin, hatin behecandin, hatin bêjingkirin, hatin belavkirin, hatin belgedarkirin, hatin beliqandin, hatin beliyandin, hatin bendê, hatin bendewarîkirin, hatin bendewarkirin, hatin ber (yekî), hatin ber çav, hatin ber çavê (yekî), hatin ber çavên (yekî), hatin ber derê (yekî), hatin ber destê (yekî), hatin ber ga, hatin ber kel, hatin ber kîloyê, hatin ber mal û mêran, hatin ber mirinê, hatin ber qedandinê, hatin berawirdkirin, hatin berbendkirin, hatin berbestkirin, hatin berbiçavkirin, hatin berdan, hatin berdan, hatin berdestkirin, hatin berevajîkirin, hatin berfirehkirin, hatin bergkirin, hatin berhevkirin, hatin berikkirin, hatin bersivandin, hatin berzekirin, hatin berzkirin, hatin beşkirin, hatin bestandin, hatin bestekkirin, hatin betalkirin, hatin betankirin, hatin bexşandin, hatin bexsandin , hatin bêzarkirin, hatin bicesaretkirin, hatin bicihbûn, hatin bicihkirin, hatin bifir kirin , hatin bifirkirin, hatin bihartin, hatin bihîstin, hatin bihîstin , hatin bihurandin , hatin bijandin, hatin bijartin, hatin bikarhatin, hatin bikeyskirin, hatin bilêvkirin, hatin bilêvkirin, hatin bilindkirin, hatin bilkewişandin, hatin binavkirin, hatin binaxkirin, hatin bincilkirin, hatin bingeh kirin, hatin biparvekirin, hatin bîr, hatin bîr kirin, hatin bîra (yekî), hatin birandin, hatin birandin , hatin biraştin, hatin bîrdarîkirin, hatin bîrê, hatin bîrê, hatin birêkirin, hatin birêvebirin, hatin birêvebirin , hatin birêxistinkirin, hatin birin, hatin birîn, hatin bişaftin, hatin bisînorkirin, hatin bişkojkirin, hatin bişkokkirin, hatin bîterkirin, hatin bitirkirin, hatin bivaştin, hatin biwartin, hatin bizavdarkirin, hatin bizdandin, hatin bizmarkirin, hatin bombebarankirin, hatin bombekirin, hatin borandin, hatin borîn, hatin boxesangkirin, hatin boyaxkirin, hatin çandin, hatin çapandin, hatin çapkirin, hatin carandin, hatin carandin , hatin çarçovekirin, hatin çareserkirin, hatin caskirin, hatin çavdêrîkirin, hatin çavê, hatin çavên (yekî), hatin çaxê xwarinê, hatin çêbûn, hatin ceftkirin, hatin çêkirin, hatin celdkirin, hatin çelitandin, hatin cem, hatin cem hev, hatin cem hev, hatin çemandin, hatin çemberkirin, hatin cemidandin, hatin çêrandin, hatin çêrandin , hatin çerixandin, hatin çerixandin , hatin çermandin, hatin çermandin , hatin çespandin, hatin cewkirin, hatin cezakirin, hatin cih, hatin cih, hatin cihêkirin, hatin cihimandin, hatin cihwarbûn, hatin çikandin, hatin çikilandin, hatin cîlakirin, hatin çilkandin, hatin cilskirin, hatin çinandin, hatin çînkirin, hatin cirandin, hatin çirpandin, hatin çirrandin, hatin civandin, hatin civandin , hatin ciwankirin, hatin çokirin, hatin coş û xiroşê, hatin coşê, hatin cotkirin, hatin cudakirin, hatin cûtin , hatin daberisandin, hatin dabeşandin, hatin dabeşandin , hatin dabeşkirin, hatin dabestandin, hatin dabilandin, hatin dabînkirin, hatin daçikilandin, hatin dadan, hatin dadan , hatin dadgehkirin, hatin dafdan, hatin dagerandin, hatin dagirtin, hatin daliqandin, hatin damezrandin, hatin danan, hatin danê, hatin danê, hatin danîn, hatin dapalandin, hatin dapeşkandin, hatin dapitîn, hatin daqulandin , hatin daqurçandin, hatin daqurtandin, hatin darandin, hatin daraştin, hatin darazdan, hatin dardekirin, hatin dardekirin , hatin darizandin, hatin darkirin, hatin daşandin, hatin dasandin , hatin daûrandin, hatin dawerandin, hatin daweşandin, hatin dawîtin, hatin daxistin, hatin daxkirin, hatin daxuşandin, hatin dayîn, hatin dayin , hatin debaxkirin, hatin definandin, hatin definkirin, hatin defkirin, hatin dehandin, hatin dehfandin, hatin dehfandin , hatin dehfdan, hatin dehkirin, hatin dek û dolaban, hatin delikandin, hatin delikandin , hatin deliqandin , hatin dema taştiyan, hatin demankirin, hatin demkirin, hatin depokirin, hatin deqandin, hatin deqdan, hatin deqisandin, hatin der, hatin der, hatin dêrandin, hatin derbaskirin, hatin derecekirin, hatin derewandin, hatin derewandin , hatin deribandin, hatin derizandin, hatin dermankirin, hatin derpêşkirin, hatin derxistin, hatin derxistin , hatin derzîkirin, hatin dest, hatin dest, hatin dest, hatin destê, hatin destê (yekî), hatin destê h, hatin destekirin, hatin destgîrkirin, hatin destikkirin, hatin destnîşankirin, hatin destpêkirin, hatin dewisandin, hatin dewisandin , hatin dewixandin, hatin dewrkirin, hatin deyndarkirin, hatin dezgînkirin, hatin dil içine, hatin dilê (yekî), hatin dilopkirin, hatin dinê, hatin dingkirin, hatin dinyayê, hatin dinyayê, hatin dinyê, hatin dirêjkirin, hatin dirrandin, hatin dirûtin , hatin dirûvandin, hatin dîtin, hatin dîtin , hatin diyarê (yekî), hatin diyarê hev, hatin diyarê qûna hev, hatin diyarkirin, hatin dizîn , hatin dorpêçandin, hatin dorpêçkirin, hatin dorpîkirin, hatin doşîn, hatin dotin, hatin dotin , hatin dubarekirin, hatin ducarîkirin, hatin duristkirin, hatin dûtin, hatin dûtin , hatin dûzkirin, hatin ecelekirin, hatin eceleyê, hatin ecinandin , hatin eciqandin, hatin efsûnkirin, hatin efûkirin, hatin elimandin, hatin emanê, hatin embarkirin, hatin emilandin, hatin enirrandin, hatin erêkirin, hatin eriyandin , hatin erkedarkirin, hatin êşandin, hatin evrandin, hatin ew hatin e, hatin ewiqandin, hatin eyarkirin, hatin eyibandin, hatin eyibandin , hatin ezimandin, hatin ezimandin , hatin fal, hatin fehlan (sewala mê), hatin fehmkirin, hatin fehmkirin, hatin felişandin, hatin fêmkirin, hatin fêrkirin, hatin ferzkirin, hatin fesaldan, hatin fesilandin, hatin feşkilandin, hatin fesxkirin, hatin fetilandin, hatin fetisandin, hatin fikirandin, hatin fikirkirin, hatin filitandin, hatin firehkirin, hatin firikandin, hatin firisandin, hatin firkirin, hatin firoştin, hatin firotin, hatin firotin , hatin firstiqandin, hatin fîsikandin, hatin fîtkirin, hatin ga, hatin ga, hatin galûkkirin, hatin gazîkirin, hatin gelemperîkirin, hatin gemarokirin, hatin gemirandin, hatin gemişandin, hatin gengeşîkirin, hatin gerandin, hatin gêrandin, hatin gerisandin, hatin germijandin, hatin germkirin, hatin gerrandin, hatin gestin, hatin gewirandin, hatin gewixandin, hatin gezandin, hatin gezikkirin, hatin gezikkirin, hatin gêzirandin, hatin gezkirin, hatin geztin, hatin gihandin, hatin gihîştandin, hatin gihiştin, hatin gijgijandin, hatin girêdan, hatin girkirin, hatin girtin, hatin girtin, hatin girtin , hatin giştîkirin, hatin gobilandin, hatin gon, hatin gonandin, hatin gonîkirin, hatin gotin, hatin gotin, hatin gotin , hatin gubrekirin, hatin guhartin, hatin guhastin, hatin guhê (yekî), hatin guhî, hatin gulekirin, hatin gumankirin, hatin guncandin, hatin gurandin, hatin gurandin , hatin gurzkirin, hatin hafa (yekî), hatin halê, hatin halê (...) ..., hatin harkirin, hatin hasilkirin, hatin hawara (yekî), hatin hawara yekî, hatin hawarê, hatin hazirkirin, hatin hêçandin, hatin hêçandin, hatin heçikandin, hatin hedayê, hatin hêdîkirin, hatin hedimandin, hatin hefidandin, hatin hejandin, hatin hejikandin, hatin hejmartin, hatin hekandin, hatin hêlan, hatin helandin, hatin helgirtin, hatin helkirin, hatin hemberî hev, hatin hembêzkirin, hatin hemdê xwe, hatin henardin , hatin henckirin, hatin heqkirin, hatin herbilandin, hatin herrimandin, hatin hesab, hatin hesabkirin, hatin hesabkirin, hatin heşandin, hatin hesandin, hatin hêsankirin, hatin hesibandin, hatin hesibandin , hatin hesikandin, hatin hêvîkirin, hatin hêvîkirin, hatin hêvişandin, hatin hevkêşekirin, hatin hêvotin, hatin hêvotin , hatin hewandin, hatin hewirandin, hatin hewisandin, hatin hewkirin, hatin hewldan, hatin hewlê, hatin heyirandin, hatin hezkirin, hatin hezmkirin, hatin hibirkirin, hatin hîcîwkirin, hatin hilanîn, hatin hilawîstin, hatin hilawistin , hatin hilberandin, hatin hilbestandin, hatin hilbijartin, hatin hilbijartin , hatin hilçimandin, hatin hilçinandin, hatin hildan, hatin hiljenandin, hatin hilkirin, hatin hilkişandin, hatin hilpekandin, hatin hilqetandin, hatin hilşandin, hatin hilsegandin, hatin hilweşandin, hatin hilwesandin , hatin hilxepirandin, hatin hîmatê, hatin himatê, hatin hîmayekirin, hatin hinartin, hatin hindê, hatin hingaftin, hatin hînkirin, hatin hîrîvkirin, hatin hişê, hatin hişê (yekî), hatin hiskkirin, hatin hisyar kirin, hatin hişyarkirin, hatin hîzayê, hatin hîzayê, hatin hizirandin, hatin hizirkirin, hatin holê, hatin holê, hatin hûnan, hatin hundirû, hatin hûrkirin, hatin îcarekirin, hatin îdaniya (yekî), hatin îdaniyê, hatin îdarekirin, hatin îdarekirin, hatin îdealkirin, hatin îkazkirin, hatin îlackirin, hatin îlawekirin, hatin îltimaskirin, hatin îmanê, hatin îmanê, hatin îmzekirin, hatin înkarkirin, hatin însafê, hatin îşaretkirin, hatin îspatkirin, hatin îstifkirin, hatin îstilakirin, hatin îstîsmarkirin, hatin îthamkirin, hatin jehrandin, hatin jehrdayîkirin, hatin jêkirin, hatin jenandin, hatin jenandin , hatin jenîn, hatin jentin, hatin jentin , hatin jêr, hatin jêr, hatin ji bo cehê, hatin ji newalê bûn xwediyê malê, hatin jibartin , hatin jiberkirin, hatin jimartin , hatin jor, hatin kamîrankirin, hatin kan, hatin kaşkirin, hatin kaskirin, hatin kawdan, hatin kedîkirin, hatin kefikkirin, hatin kehîkirin, hatin kêlan, hatin kelandin, hatin kêldan, hatin kelefîkirin, hatin kêlendîkirin, hatin kelijandin, hatin kelistin, hatin kêmkirin, hatin kerîkirin, hatin kerikirin, hatin kerrixandin, hatin kêrtkirin, hatin kêsandin , hatin kesaxtin, hatin keşfkirin, hatin kesibandin, hatin kesixandin, hatin kevinkirin, hatin kewandin, hatin kewitandin, hatin kezibandin, hatin kildan, hatin kilîtkirin, hatin kilkirin, hatin kilskirin, hatin kinkirin, hatin kîpkirin, hatin kirêkirin, hatin kirin, hatin kirin , hatin kirîn , hatin kirmişandin, hatin kirrandin, hatin kirtkirin, hatin kişandin, hatin kişîn, hatin kişkişandin, hatin kokandin, hatin kolan, hatin kolandin , hatin komirkirin, hatin komkirin, hatin kontrolkirin, hatin koşandin, hatin kotin, hatin kotin , hatin kunkirin, hatin kurisandin, hatin kurkirin, hatin kurtankirin, hatin kurtekirin, hatin kuştin, hatin kustin , hatin kutakirin, hatin kutan, hatin lê, hatin lê dan, hatin lê kolîn, hatin lêdan, hatin lefandin, hatin lehiqandin, hatin lekedarkirin, hatin lêkirin, hatin lêkvekirin, hatin lepikandin, hatin leqkirin, hatin letandin, hatin levakirin, hatin lewitandin, hatin lêxistin, hatin leyîstandin, hatin lezandin, hatin li ber diyarê mirinê, hatin lidarxistin, hatin lihevdan, hatin lihevxistin, hatin lîstikandin, hatin livandin, hatin liwankirin, hatin lixavkirin, hatin lixwekirin, hatin lodkirin, hatin lomandin, hatin lomekirin, hatin lûfikkirin, hatin lûlkirin, hatin maçkirin, hatin malîn, hatin malofîkirin, hatin mamirîkirin, hatin mandalkirin, hatin mandelekirin, hatin manîkirin, hatin mebestkirin, hatin medorkirin, hatin mehkemekirin, hatin mêjîn, hatin melevanîkirin, hatin melisandin, hatin melûkirin, hatin mengenekirin, hatin mengîkirin, hatin meqeskirin, hatin merisandin, hatin mesandin , hatin mesihandin, hatin methkirin, hatin mevredkirin, hatin mexsedkirin, hatin mezaxtin, hatin mezinkirin, hatin miçiqandin, hatin mijandin, hatin mijandin , hatin misandin, hatin mişextkirin, hatin mistdan, hatin mixkirin, hatin molekirin, hatin morkirin, hatin moxilkirin, hatin muhafizekirin, hatin muhrkirin, hatin mûnandin , hatin murekebkirin, hatin nalkirin, hatin napirandin , hatin nasandin, hatin nasîn, hatin nasîn , hatin naskirin, hatin naştin, hatin nav me biyanî, ji me standin rez û xanî, hatin nava, hatin navandin, hatin navandin , hatin navîşkirin, hatin nêçîrkirin, hatin nefîkirin, hatin nepandin, hatin nepixandin, hatin nepkirin, hatin neqandin, hatin neqandin , hatin neqlkirin, hatin neqûçandin, hatin nermandin, hatin nermijandin, hatin nermkirin, hatin neşrkirin, hatin nexşandin, hatin nêz, hatin nêzik, hatin nihiçandin, hatin nijinandin, hatin nikulandin, hatin nikulkirin, hatin nimandin, hatin nimrokirin, hatin nîqaşkirin, hatin nirxandin, hatin nîşankirin, hatin niştin, hatin nivandin, hatin nivandin , hatin nîvcokirin, hatin nivisandin , hatin niximandin, hatin nixumandin , hatin nizekirin, hatin noqandin, hatin noqkirin, hatin nûkirin, hatin nûrandin, hatin nûrkirin, hatin organîzekirin, hatin paçkirin, hatin pakêtkirin, hatin palandin, hatin palikkirin, hatin palvedan, hatin pandin, hatin paqijkirin, hatin parandin, hatin parastin, hatin parastin , hatin parçekirin, hatin parîkirin, hatin parvekirin, hatin parzinandin, hatin patekirin, hatin payîn, hatin pê, hatin pê, hatin pê, hatin pêçandin, hatin pêçekkirin, hatin pêdandin, hatin pêhesandin, hatin pehtin, hatin pejinandin, hatin pejirandin, hatin pekandin, hatin pêkanîn, hatin pelaştin, hatin pelikandin, hatin pêlîkirin, hatin pelişandin, hatin pelixandin, hatin penihandin, hatin pêpeskirin, hatin perandin, hatin perçinandin, hatin perçînkirin, hatin perçiqandin, hatin perçivandin, hatin perdekirin, hatin perdepoşkirin, hatin peresandin, hatin perpûnkirin, hatin perritandin, hatin perûkirin, hatin perwerdekirin, hatin pêş, hatin pêş, hatin pêşandan, hatin pêşberî hev, hatin pesendkirin, hatin pêşiyê, hatin peşkandin, hatin pêşkarîkirin, hatin pêşkêşkirin, hatin pesndan, hatin pesndan , hatin peştikandin, hatin pêşwazîkirin, hatin pevjilandin, hatin pêxistin, hatin pexşkirin, hatin peydekirin, hatin peyitandin, hatin peyîtandin , hatin peyiv, hatin peyivandin, hatin peyivîn, hatin peywirdarkirin, hatin pifdan, hatin pihêtkirin, hatin pihêtkirin hatin, hatin pijandin, hatin pijikandin, hatin pilekirin, hatin pînekirin, hatin pirçikandin, hatin pirkirin, hatin pirnagkirin, hatin pîrozbayîkirin, hatin pirsîn, hatin pirsîn , hatin pirskirin, hatin pirtikandin, hatin pîşandin, hatin pişkinîn, hatin pişkirin, hatin pispisandin, hatin pişpişkirin, hatin piştgirîkirin, hatin piştvanîkirin, hatin pîvan, hatin pîvandin , hatin plankirin, hatin poşan, hatin poşîkirin, hatin preskirin, hatin purandin, hatin pûrkirin, hatin pûtdan, hatin pûyîn, hatin qamçîkirin, hatin qanûnîkirin, hatin qat bûn, hatin qatkirin, hatin qebûlkirin, hatin qedandin, hatin qedimandin, hatin qefilandin, hatin qehirandin, hatin qelandin, hatin qelaştin, hatin qeliqandin, hatin qelizandin, hatin qemitandin, hatin qerrimandin, hatin qerrisandin, hatin qertafkirin, hatin qerzdarkirin, hatin qeşartin, hatin qetandin, hatin qewimandin, hatin qewirandin, hatin qewitandin, hatin qeydkirin, hatin qeytankirin, hatin qezenckirin, hatin qezîkirin, hatin qidqidandin, hatin qirçandin, hatin qirê, hatin qirimkirin, hatin qîrkirin, hatin qisekirin, hatin qiyaskirin, hatin qulipandin, hatin qulkirin, hatin qumçikkirin, hatin quncartin, hatin quncirandin, hatin quricandin, hatin qurmiçandin, hatin qurtandin , hatin qurtkirin, hatin qusandin, hatin qûtdan, hatin qutifandin, hatin qutkirin, hatin raborandin, hatin raçavkirin, hatin raçikilandin, hatin radan, hatin radekirin, hatin ragihandin, hatin ragirtin, hatin raketin, hatin rakirin, hatin ramûsandin, hatin ranîn, hatin rapêçandin, hatin raselitîn, hatin rastandin, hatin rastê, hatin rastkirin, hatin rastkirin , hatin ravekirin, hatin ravkirin, hatin raweşandin, hatin rawestandin, hatin rawestandin , hatin rawirandin, hatin rawirtin, hatin raxistin, hatin rayê, hatin razandin , hatin rê, hatin redkirin, hatin refandin, hatin rehakirin, hatin rêjîkirin, hatin remîkirin, hatin rencandin, hatin repisandin, hatin reqandin, hatin reşandin, hatin reşkirin, hatin rêtin, hatin revandin, hatin rewakirin, hatin rexnekirin, hatin rêzandin, hatin rêzandin , hatin rêzkirin, hatin rijandin, hatin rikibandin, hatin rindkirin, hatin rinîn , hatin risaskirin, hatin ristikkirin, hatin rizandin, hatin rizgarkirin, hatin rizîkirin, hatin rokirin, hatin ronîkirin, hatin rû , hatin rû hev, hatin rûbarî hev, hatin rûçikandin, hatin rûçukandin , hatin rûnkirin, hatin rûpoşkirin, hatin ruxandin, hatin rûxandin , hatin sabirkirin, hatin sanayîkirin, hatin şandin, hatin sandin , hatin şanîdan, hatin şarkirin, hatin şaş, hatin şayesandin, hatin sazkirin, hatin sefandin, hatin sefandin , hatin şehitandin, hatin sehkirin, hatin şekildan, hatin sekinandin, hatin sekinandin , hatin şekirin, hatin sekirin , hatin sekitandin, hatin şêlandin, hatin şelandin, hatin selandin , hatin şelaqkirin, hatin selihandin, hatin şelipandin, hatin selixandin, hatin selixandin , hatin şêlkirin, hatin selmandin, hatin şemitandin, hatin semitandin , hatin şenekirin, hatin sengandin, hatin sepandin, hatin şeqitandin, hatin ser afira gaye kilo, hatin ser bê, hatin ser gotina (yekî), hatin ser hemdê xwe, hatin ser hemdê xwe, hatin ser hev, hatin ser navika meseleye, hatin ser nîskokê, hatin ser rê, hatin ser riya heq, hatin ser text, hatin ser xwe, hatin şerandin, hatin şerbetkirin, hatin serê, hatin serê kesî, hatin serhevdekirin, hatin şerhkirin, hatin serî, hatin şeridandin, hatin şermixandin, hatin serobinkirin, hatin şerpezekirin, hatin setimandin, hatin şêwandin, hatin sêwirandin, hatin sêwirandin , hatin şewişandin, hatin şewitandin, hatin sewitandin , hatin seyandin, hatin seyandin , hatin seydkirin, hatin sezakirin, hatin şibandin, hatin şidandin, hatin sihêtîkirin, hatin silikandin, hatin şilkirin, hatin simartekirin, hatin sincirandin, hatin şingilandin, hatin sinifandin, hatin sînordarkirin, hatin sîqalkirin, hatin sîqilandin, hatin şiqitandin, hatin şîrovekirin, hatin sirrandin, hatin şîşkirin, hatin sîskirin, hatin sistkirin, hatin siviyandin, hatin şivkirin, hatin siwarkirin, hatin siyandin , hatin sizakirin, hatin sizandin, hatin sizandin , hatin şkandin, hatin sobanîkirin, hatin soberîkirin, hatin solekirin, hatin şopandin, hatin şorebkirin, hatin sotin, hatin sotin , hatin spehîkirin, hatin spîkirin, hatin standin, hatin stendin, hatin strandin, hatin sûcdarkirin, hatin surandin, hatin surandin , hatin surkirin, hatin şûştin, hatin sûtin , hatin sûxistin, hatin takêşîkirin, hatin talankirin, hatin talkirin, hatin taloqkirin, hatin tamandin, hatin tamîrkirin, hatin tamzêrkirin, hatin taqîbkirin, hatin tasîn , hatin tasnîfkirin, hatin tawanbar kirin, hatin tawanbarkirin, hatin tawandin, hatin tawandin , hatin taxekirin, hatin tayinkirin, hatin tê/bê, hatin tecrûbekirin, hatin tefandin, hatin tefandin , hatin tefsîrkirin, hatin têgihiştin, hatin tehlkirin, hatin tehmdan, hatin têkbirin, hatin têkirin, hatin tekrarkirin, hatin tekzîbkirin, hatin telesîkirin, hatin temamkirin, hatin temartin, hatin temînkirin, hatin temirandin, hatin temirandin , hatin temizandin, hatin tengkirin, hatin tepisandin, hatin teqdîmkirin, hatin terazandin, hatin terazkirin, hatin terikandin, hatin terikkirin, hatin teriqandin, hatin terkkirin, hatin terrişandin, hatin terxankirin, hatin tesdîqkirin, hatin teşedan, hatin tesewirkirin, hatin tesnîfkirin, hatin tespîtkirin, hatin teswîbkirin, hatin teswîrkirin, hatin tetbîqkirin, hatin tevdan, hatin tevî, hatin tevizandin , hatin tevlihevkirin, hatin tewandin, hatin tewizandin, hatin tewqîfkirin, hatin texilandin, hatin têxistin, hatin teyîdkirin, hatin tijekirin, hatin tirmixkirin, hatin tirpankirin, hatin tivandin, hatin tixûbdarkirin, hatin tizkirin, hatin tomarkirin, hatin traştin, hatin tûjkirin, hatin tunekirin, hatin û, hatin û çûn, hatin ûtîkirin, hatin valakirin, hatin vawêrkirin , hatin vebestandin, hatin vebijartin , hatin veçinandin, hatin veciniqandin, hatin veçirandin, hatin vedan, hatin vedan , hatin vedîtin, hatin vegotin, hatin vegotin , hatin veguhastin, hatin vehelandin, hatin veketin, hatin vekirin, hatin vekolîn, hatin vekuştin, hatin vemalandin, hatin vemirandin, hatin vemirandin , hatin venerîn, hatin venijandin , hatin veqelaştin, hatin veqetandin, hatin veqetandin , hatin verevandin, hatin verijandin, hatin verîsandin, hatin vêsandin, hatin veşartin, hatin vesartin , hatin veserkirin, hatin vesînorkirin, hatin vestrandin, hatin vestrandin , hatin veşûştin, hatin veweşandin, hatin vexêrkirin, hatin vexwarin , hatin vir, hatin virvirandin, hatin vizikandin, hatin wamdarkirin, hatin wê manayî, hatin wekilandin, hatin wergirtin, hatin werimandin, hatin weşandin, hatin wesandin , hatin wesifandin, hatin wezandin, hatin wezîfedarkirin, hatin wezinandin, hatin wezinandin , hatin wicûdê, hatin windakirin, hatin wir, hatin wucûdê, hatin wucûdê, hatin xapandin, hatin xapandin , hatin xavkirin, hatin xeberdan, hatin xebitandin, hatin xelaskirin, hatin xelatkirin, hatin xêlîkirin, hatin xemilandin, hatin xeniqandin, hatin xepartin, hatin xepirandin, hatin xerckirin, hatin xêrê, hatin xericandin, hatin xeritandin, hatin xerqkirin, hatin xetandin, hatin xewandin, hatin xewandin , hatin xewisandin , hatin xeyidandin, hatin xezebê, hatin xezebê, hatin xêzikkirin, hatin xêzkirin, hatin xijînî, hatin xijiqandin, hatin xijkirin, hatin xirrandin, hatin xirrikandin, hatin xişikandin, hatin xistin, hatin xizmet, hatin xuliqandin, hatin xuliqîn , hatin xunifandin, hatin xuşandin, hatin xuyakirin, hatin xuyandin, hatin xwar, hatin xwar, hatin xwarê, hatin xwarê, hatin xwarin, hatin xwarin , hatin xwedîkirin, hatin xwendin , hatin xweşikkirin, hatin xwestin , hatin xweyîkirin, hatin yadkirin , hatin yasayîkirin, hatin zagonîkirin, hatin zanîn, hatin zanîn , hatin zaxkirin, hatin zêfandin, hatin zêhakirin, hatin zeliqandin, hatin zeliqandin , hatin zemkirin, hatin zenkirin, hatin zêrandin, hatin zêravkirin, hatin zergkirin, hatin zextandin, hatin zibilkirin, hatin ziftkirin, hatin ziman, hatin zimên, hatin zimperekirin, hatin zivêrkirin, hatin zivirrandin, hatin zokirin, hatin zotkirin, hatin zûlandin, hatin zûlkirin, hatin zurzekirin, hatinafirê gayê kilo, hatinajotin , hatinberdan , hatinberkirin, hatinbersivandin , hatinçêkirin, hatinceribandin , hatindamalandin , hatindanîn, hatindawesandin , hatindayin, hatindinyayê, hatine, hatine çêkirin, hatine dî, hatine ser hikim, hatinewe, hatinewe yad / bîr, hatinhejmartin , hatinhûnandin , hatinî, hatinî, hatinkirî, hatinkirin, hatinkirin, hatinkolandin, hatinkustin, hatinpejirandin , hatinpîvan , hatinraxistin , hatinxistin, hatip, hatiplik, hatır, hatır almak, hatır belâsı, hatır gönül bilmemek, hatır hatır, hatır hutur, hatır için, hatır için çiğ tavuk yenilir, hatır senedi, hatır sormak, hatıra, hatıra, hatıra gelmemek, hatıra defteri, hatırat, hatırı için, hatırı kalmak, hatırı sayılır, hatırına bir şey gelmesin, hatırına gelmek, hatırında kalmak, hatırında olmak, hatırında tutmak, hatırından çıkmak, hatırından çıkmamak, hatırından geçmemek, hatırını hoş etmek, hatırını kırmak, hatırını saymak, hatırını sormak, hatırladığımdan beri, hatırlama, hatırlama, hatırlamak, hatırlamak, hatırlamaya çalışmak, hatırlanmak, hatırlatma, hatırlatma, hatırlatmak, hatırlatmak, hatırlı, hatırşinas, hatırsız, hatiye, hatiye, hatiye danîn, hatiyî, hatmetme, hatmetmek, hatmi, hatmi, hatmi çiçeği, hato, hatocot, hator, hatrack, hatta, hatta, hattat, hattatlık, hattıhareket, hatûbat, hatûçû, hatûçû, hatûçûn, hatûçûn, hatun, haube, hauch, haufen, haul, haunch, haupt, hauptmahlzeit, hauptmann, hauptsächlich, hauptstadt, hauptstraße, haus, haus der ameisen, hausangestellte, hausflur, hausfrau, hausgemeinschaft, hausherr, hausherrin, hausierer, hausmädchen, hausschuhe, hausschwein, haustier, haut, haut der schäffe usw., hautabschürfung, hautausschlag, hautflecken, haŭto, hav, hav, hava, hava, hava açmak, hava alanı, hava almak, hava atışı, hava atmak, hava basıncı, hava bas­mak, hava bilgisi, hava boşaltma makinesi, hava boşaltmak, hava boşluğu, hava bozmak, hava bulanmak, hava değişimi, hava durumu, hava durumu, hava küre, hava limanı, hava sanayisi, hava üsü, hava yuvarı, havaalanı, havacı, havacılık, havacıva, havacıva otu, havaciva otu, havadar, havadis, havaî mavi, havaîlik, havaiyat, havalandırıcı, havalandırılmak, havalandırma, havalandırmak, havalanma, havalanmak, havale (tıpta), havale geçirmek, havaleli, havalename, havali, havan eli, havana, havari, havas, havâs, havasız, havasızlık, have, have, have a foot in the door, have a good right, have an ear for music, have an option on a thing, have no use for, have nothing to do with, have one' back to the wall, have recourse to, have the face, have the run of, have the use of, havebla, havêj, havêjbar, havêjek, havên, havên, havên, havên bûn, havên girtin, havên kirin, havêngirtî, havêngirtin, havênheram, havênker, havênkirî, havênkirin, havêrke, havêrke, havêrke kirin, havêrkedar, havêrkekirin, havêrkeyî, havêtî, havêtin, havêtin, havêyn, haveyn, haveyn, haveyn (haveng) girtin, haveyn bûn, haveyn girtin, haveyn girtin, haveyn kirin, haveyn kirin, haveyn qelandin, haveynê bavê min di min negeriya be, haveynê heft satil şîr, haveynê mast, haveynê namûsê di serê (yekî) de tune bûn, haveyngirtin, haveynheram, haveynheram, haveynheramî, haveynkirî, haveynkirî, haveynkirin, haveynkirin, havgîn, havhav, havî, havi, havî bûn, havî kirin, havîbûn, havid, havigi, havîkirin, havil, havil, havil, havil, havil, havil, havil bûn, havil bûn, havil î, havil jê dîtin, havil kirin, havil lê bûn, havil nedan, havil nedan (tiştekî), havil perestî, havila gelemperî, havilbar, havilbar, havilbûn, havilbûyî, havildar, havildar, havildar, havildar, havildar bûn, havildar bûn, havildar bûn, havildar kirin, havildar kirin, havildar kirin, havildarbûn, havildarbûn, havildarbûn, havildarbûyî, havildarî, havildarî, havildarîbûn, havildarkirî, havildarkirin, havildarkirin, havildarkirin, havildîtin, havildîtin, havilek, havilekî, havilî, havilî, havilîtî, havilkar, havilkar, havilkarî, havilker, havilkirî, havilkirin, havilperest, havilperest, havilperest, havilperestî, havilperestî, havilzan, havilzan, havîn, havîn, havîn, havîn, havîn, havîn, havîn anîn, havîn anîn, havîn dê û bav e kes nabêje rabe, havîn e, ber dar û deviyan tije taştê û firavîn e, havîn û zivistan, havîna navîn, havîna navîn, havîna paşîn, havîna paşîn, havîna pêşin, havîna pêşîn, havîna xwe li (cihekî) derbas kirin, havînanîn, havînê, havînê, havîne (i), havîne (ii), havînê serê kê dikele, zivistanê sîtila wî dikele, havîne to xwar, zivistane gû xwar, havînehewar, havînge, havîngeh, havîngeh, havîngeh, havîngeh, havîngeh, havînî, havînî, havînî, havînî, havînkî, havînvan, havînwar, havir, havîtin, havîtin, havîvan, haviyar, haviz, havjî, havjîya xwe pê anîn, havlama, havlamak, havlanma, havlanmak, havlatma, havlatmak, havlayış, havlecan, havlêk, havlêk, havlêk, havlek, havlêk, havlêk kirin, havlı, havlı-I, havlı-II, havlıcan, havlik, havlu, havlu, havlucu, havluculuk, havluluk, havn, havoc, havra, havrî, havrûng, havsala, havsalası almamak, havsalası geniş, havsalasına sığmamak, havtin, havuç, havuç, havut, havuz, havuz, havuzlamak, havuzlanmak, havuzlu, havuzsuz, havya, havyar, havyar kesmek, havza, haw, haw (i), haw (ii), haw bûn, haw dan, haw-, haw-, hawa, hawa, hawa, hawa, hawa jê re tune bûn, hawa yê ku, hawahengî, hawaï, hawak, hawan, hawan, hawar, hawar, hawar, hawar, hawar, hawar, hawar birdin (bo), hawar daketin, hawar daketin û hê gotin, hawar daxistin, hawar gihandin, hawar hatin, hawar hatin, hawar hatin, hawar kirin, hawar kirin, hawar kirin, hawar lê daketin, hawar lê daxistin, hawar lê hestan, hawar li we kiriye, wekî çivîka serhij, hawar û gazin kirin, hawar xwestin, hawar xwestin, hawara (tiştekî) ne bûn, hawara (yekî) jê re hatin, hawara min li tesen, hawara xwedê!, hawarder, hawargihandin, hawarhatin, hawarî, hawarî, hawarî, hawarî, hawarî, hawarî çûn, hawarî germ bûn, hawarî sar bûn, hawarker, hawarkirin, hawarkirin, hawarkirin , hawarxwestin, hawayê ku saq e gore liyaq e, hawayê xwedê, hawayek, hawayî, hawbend, hawbeş, hawbes, hawbeşêtî, hawbeşî, hawbîr, hawbûn, hawbûyîn, hawçaw, hawçawî, hawçax, hawcê, hawçek, hawçeq, hawçerx, hawçeşn, hawçire, hawcor, hawcot, hawdan, hawdayîn, hawderd, hawdest, hawdîn, hawe, hawe, hawe kirin, hawen, hawente, hawentexwer, hawentexwerî, hawêr, hawêr, hawêr (i), hawêr (ii), hawêr kirin, hawêrdar, hawêrdor, hawêrdor, hawêrkirin, hawêrkirin, hawêrnasî, hawha, hawhaw, hawî, hawî, hawî, hawî (i), hawî (ii), hawî (iii), hawî (iv), hawî (v), hawî bûn, hawî bûn, hawî kirin, hawî kirin, hawic, hawîd, hawîd, hawid, hawid, hawîd, hawik, hawîkirin, hawîn, hawîn, hawin, hawin, hawîn, hawîne, hawînî, hawînhewar, hawînî, hawinî, hawinte, hawir, hawir, hawir, hawîr, hawir, hawîr, hawirde, hawirde, hawirde, hawirde, hawirde, hawirde kirin, hawirdebar, hawirdebarî, hawirdekar, hawirdekar, hawirdekar, hawirdekarî, hawirdekarî, hawirdekarî, hawirdekirin, hawirderker, hawirdor, hawirdor, hawîrdor, hawîrdor, hawirdor, hawîrdor, hawirdor, hawîrdor, hawirdor, hawirdorî, hawirdorparêz, hawirdorparêzî, hawirî, hawirî, hawirkan, hawirkan, hawirkan, hawirkan kirin, hawirkan pê dan kir, hawirkana bedewiyê (ciwaniyê an jî xweşikbûnê), hawirkanî, hawirkanî, hawirkanî kirin, hawirkanvanî, hawirkvan, hawirkvan, hawirkvanî, hawirkvanî, hawîrnas, hawirnas, hawirnas, hawirnas, hawirnasî, hawirnasî, hawirnasî, hawirnasiyî, hawirnasiyî, hawirnasiyî, hawirparêz, hawirparêz, hawirparêz, hawirparêzî, hawirvan, hawirvanî, hawîş, hawîş, hawîs, hawîs, hawîş bûn, hawîs ketin, hawîş kirin, hawîşbûn, hawîşbûyî, hawîşî, hawîşkirî, hawîşkirin, hawîştin, hawîştin, hawîtin, hawjîn, hawkar, hawkarî, hawkarî, hawkat, hawkat, hawkat kirin, hawkatkirî, hawkatkirin, hawkêş, hawkêşe, hawla, hawlif, hawmal, hawmil, hawnaw, hawneberd, hawnişîn, hawniştiman, hawnore, hawpa, hawpaye, hawpeyman, hawpirsî, hawpişt, hawran, hawran, hawraz, hawrê, hawrê, hawrêtî, hawsa, hawsal, hawsame, hawşan, hawşar, hawşar, hawsar, hawsayî, hawsayîtî, hawsaz, hawsê, hawsede, hawseng, hawsengî, hawser, hawser, hawserdem, hawserî, hawşêwe, hawsinûr, hawşîre, hawsiwênd, hawsiwêndî, hawta, hawta, hawtek, hawtemen, hawterazû, hawud, hawurdor, hawût, hawût, hawût kirin, hawûtandin, hawutandin, hawûtkar, hawûtkarî, hawûtvan, hawûtvanî, hawwilat, hawwilatî, hawxak, hawxef, hawxiwan, hawzêd, hawzig, hawziman, hawzom, haxam, hay, hay, hay, hay, hay, hay, hay, hay (yekî) jê çêbûn, hay (i), hay allah, hay bûn, hay bûn, hay dan, hay dan, hay hay, hay hay, hay hayı gitmek vay vayı kal­mak, hay ho! hay ho! kane xwediyê xêra do!, hay jê be!, hay jê bûn, hay jê bûn, hay jê bûn, hay jê çêbûn, hay jê hebe!, hay jê hebûn, hay jê hebûn, hay jê hebûn, hay jê hebûn, hay jê tune bûn, hay jê tune bûn hatin, hay ji baye felekê tune bûn, hay ji beng û kewna xwe bûn, hay ji devê xwe tune bûn, hay ji gotina xwe hebûn, hay ji qûna xwe tune bûn, hay ji qûne tune bûn, hay ji serî û qûne tune bûn, hay ji xwe hebe, hay ji xwe hebe tu neqelişî, hay ji xwe hebûn, hay ji xwe hebûn, hay kirin, hay kirin, hay lê bûn, hay li minê, hay li minê li minê, derba gur li bizinê, hay lo, hay pê xistin, hay pê xistin, hay û bay, hay û hêviyên (yekî) jê tune bûn, hay û hûy, hay xwe bûn, haya, hayâ, haya (erkeklik bezi), haya (yekî) jê çênebûn, haya (yekî) jê hebûn, haya (yekî) jê neman, haya (yekî) jê tune bûn, haya (yekî) ji bayê felekê tune bûn, haya (yekî) pê hebûn, haya (yekî) pê nîn bûn, haya (yekî) pê xist, haya kesî ji kesî tune bûn, hayâ perdesi yırtılmak, haya têran ji birçiyan nîn e, hayal, hayal, hayal etmek, hayal gücü, hayal kırıklığına uğramak, hayal kı­rıklığı, hayal kurmak, hayal meyal, hayal olmak, hayal oyunu, hayalci, hayalcı, hayalcilik, hayalcılık, hayale kapılmak, hayalet, hayalhane, hayali, hayâlı, hayali fener, hayalifener, hayalifenere dönmek, hayalinden geçirmek, hayallere dalmak, hayalleri suya düşmek, hayalli, hayalperest, hayalperestlik, hayâsız, hayâsızca, hayasizlaşmak, hayasızlaşmak, hayâsızlık, hayâsızlık etmek, hayastan, hayat, hayat, hayat, hayat (ii), hayat adamı, hayat ağacı, hayat arkadaşı, hayat dolu, hayat geçirmek, hayat memat, hayat memat meselesi, hayat mücadelesi, hayat pahalılığı, hayat sigorta­sı, hayat vermek, hayata atılmak, hayata gözlerini yummak, hayata küsmek, hayati, hayatî, hayatı birbirine zindan et­mek, hayatı kaymak, hayatım, hayatın baharı, hayatına girmek, hayatını borçlu olmak, hayatını kaybetmek, hayatını kazanmak, hayatını yaşamak, hayatiyet, hayatta ol­mak, haybe, haybeci, haybeye kü­rek çekmek, hayçûn, hayda, haydalamak, haydamak, haydan, haydan, haydan, haydan gelmek, haydan ge­len huya gider, haydanî, haydar, haydar, haydar, haydar, haydar bûn, haydar bûn, haydar bûn, haydar bûn, haydar kirin, haydar kirin, haydar kirin, haydar kirin, haydar kirin, haydarane, haydarbûn, haydarbûn, haydarbûn, haydarbûyî, haydarbûyîn, haydari, haydarî, haydarî, haydarî, haydarî, haydarî girtin, haydari yaka, haydarker, haydarkirî, haydarkirin, haydarkirin, haydayî, haydayîn, haydê, haydê, haydê, haydê bila, haydê haydê, haydê haydê kirin, haydê ji nû ve, haydê tev bi hev re!, haydê wê de, haydê zû, haydê zû, haydên, haydi, haydi, haydin, haydindi, haydisene, haydisene, hadisene, haydut, haydût, haydut gibi, haydutluk, haydutluk etmek, hayê, hayê li min hayê, hevirmiş hatiye bi livayê, xwediyê livayê kor e, dil bernayê, hayedar bûn, hayhay, hayhay, hayho, hayhuy, hayîdar, hayîdar bûn, hayîdar kirin, hayıf, hayıflanmak, hayil, hayil bûn, hayil jê bûn, hayil jê hebûn, hayila (yekî) jê, hayilbûn, hayildar, hayildar bûn, hayildar kirin, hayiljêbûn, hayır, hayır bek­lememek, hayır dememek, hayır etmemek, hayır evi, hayır gelmemek, hayır görmemek, hayır iş­lemek, hayır kalmamak, hayır ola, hayır sahibi, hayır yok, hayır-I (nm), hayır-II (zr), hayıra alâmet, hayıra alâmet değil, hayıra karşı, hayıra muhtaç olmak, hayıra yor­mak, hayırdır inşallah, hayırdır?, hayırdua, hayırdua etmek, hayırhah, hayırla anmak, hayırlaşmak, hayırlı, hayırlı, hayırlı akşamlar, hayırlı olsun, hayırlı sabahlar, hayırlı yolcu­luklar, hayırlısı ile, hayırperver, hayırsever, hayırseverlik, hayırsız, hayırsızlık, hayız, hayjêbûn, hayjêhebûn, hayjêtune, hayjixwe, hayjixwebûn, hayjixwehe, hayjixweheyî, hayjixwene, hayjixweneman, hayjixwenetî, hayjixwenetî, hayjixwetî, hayjixwetune, hayjixwetunebûn, hayjixweyî, hayjixweyî bûn, hayjixweyîbûn, haykêş, haykêş, haykırı, haykirin, haykırış, haykırışmak, haykırma, haykırmak, haykırtı, haykırtmak, haylaz, haylazca, haylazlaşmak, haylazlık, haylazlık yapmak, haylêbun, haylêbûn, hayli, hayli, haylime, haylime, haylo, haylo, haymana, haymana beygiri gibi dolaşmak, haymana öküzü, haymay, haynejixwe, haypêxistin, hayran, hayran bırakmak, hayran kalmak, hayran olmak, hayranlık, hayranlık uyandırıcı, hayranlıkla, hayrat, hayraz, hayraz, hayraz, hayrazdar, hayrazdarî, hayrazî, hayret, hayret etmek, hayrete düşmek, hayretle, hayrette bırakmak, hayrette kalmak, hayrı do­kunmak, hayrını gör, hayrını görmek, hayrola, haysiyet, haysiyetine dokunmak, haysiyetiyle, haysiyetli, haysiyetsiz, hayta, hayta, haytalık, haytalık etmek, haytatî, haytayane, hayvan, hayvan, hayvan bilimci, hayvan bilimi, hayvan gibi, hayvan hakları, hayvan hakları savunucusu, hayvan hastanesi, hayvan ini, hayvan kömürü, hayvan kümesi, hayvan sahibi, hayvan tavlası, hayvan tüccarı, hayvan vergisi, hayvanat, hayvanat bah­çesi, hayvanca, hayvancık, hayvancılık, hayvani, hayvanî, hayvaniyet, hayvanlar koklaşa koklaşa, insanlar konuşa konuşa, hayvanlara kışın yedirilmek üzere kesilip ağacın çatallı ana dalları arasına dizilen ot yığını, hayvanlara kışın yedirilmek üzere kesilip ağacın çatallı ana dalları arasına dizilen yaprak yığını, hayvanlara kışın yedirilmek üzere kesilip üst üste dizilen büyük ot yığını, hayvanlara kışın yedirilmek üzere, kesilip üst üste dizilen büyük yaprak yığını, hayvanlara tuz yedirilen yer, hayvanları gütme sırası gelince hayvanları gütmek, hayvanlaşma, hayvanlaşmak, hayvanlık, hayvanlık et­mek, hayvansal, hayvansal ürün, haywire, hayze, hayze, haz, haz duymak, haz etmek, haz vermek, haza, hazakat, hazan, hazar, hazarca, hazard, hazarı, hazarî, hazcı, hazcılık, hazeq, hazeq, hazfetmek, hazık, hazım, hazim, hazım etmek, hazımlı, hazımsız, hazımsızlık, hazin, hazın, hazine, hazinedar, hazinedarlık, hazır, hazir, hazir, hazir, hazir, hazir, hazır, hazir, hazir, hazir be!, hazır bulunmak, hazir bûn, hazir bûn, hazir bûn, hazır etmek, hazir hebûn, hazir kir, hazir kirin, hazir kirin, hazir kirin, hazir kirinî (tiştekî) kirin, hazır me­zarın ölüsü, hazır ol duruşu, hazır ol!, hazır olmak, hazır olmak, hazir sekinîn, hazir sekinîn, hazir xweş bin, hazır yiyici, hazıra dağlar dayanmaz, hazıra konmak, haziran, haziran, haziran böceği, hazirayî, hazirbûn, hazirbûn, hazirbûyîn, hazırcevap, hazırcevap olmak, hazırcevaplık, hazircewab, hazircewab, hazircewab bûn, hazircewab bûn, hazircewabî, hazircewabî, hazırcı, hazırcılık, hazırda, hazırdan yemek, hazirfiroş, hazirfiroşî, hazirhebûn, hazirî, hazirî, hazîrî, hazirî, hazirî, hazirî, hazirî, hazirî kirin, hazirî kirin, hazirî kirin, hazirîkirî, hazirîkirin, hazirîkirin, hazirkarî, hazirker, hazirkirî, hazirkirî, hazirkirî, hazirkirin, hazirkirin, hazirkirin, hazırlama, hazırlamak, hazırlamak, hazırlanış, hazırlanmak, hazırlatmak, hazırlayan, hazırlayış, hazırlığını yapmak, hazırlık, hazırlık devresi, hazırlık görmek, hazırlık veya sorgu mahkemesi, hazırlık yapmak, hazırlıklı, hazırlıklı olmak (veya hazırlıklı bulunmak), hazırlıksız, hazırlıksız olmak, hazırlop, hazirmal, hazirxur, hazirxur, hazirxur, hazirxurî, hazirxwer, hazirxwer, hazirxwer, hazirxwerî, hazirxwerî, hazmedilmek, hazmetmek, hazne, hazret, hazret, hazretî adem, hazro, hazy, hazzetme, hazzetmek, ha­tin bicesaretkirin, ha­tin radan, hał, ...... (Lêgerîna Berfireh)