Wateya peyva birin
birin1.götürmek. 2.taşımak.
m 1. götürme, götürüş 2. götürmek (bir kimseyi bir yere kadar yanında yürütme) 3. götürme (bir şeyi yakından uzağa yürütme) 4. götürme (yerinden ayırıp uzağa atma veya yok etme) 5. götürme (öldürme) 6. götürme (birinin yanında ona bir yere kadar arkadaşlık etme) 7. götürme (bir sonuca vardırma) 8. götürme (güvenlik görevlileri tarafından yakalanma) 9. mec götürme (kaybolmasına, yok olmasına yol açma) 10. kaldırma (hastayı hastaneye yatırma) 12. kaldırma (zorla kaçırma) 13. vardırma
l/gh 1. götürmek (taşımak, ulaştırmak) * min xeber bir haber götürdüm 2. götürm(bir kimseyi bir yere kadar yanında yürütmek) * ez jî bi xwe re birim beni de yanında götürdü 3. götürm(bir şeyi yakından uzağa yürütmek) * min erebe bir ben arabayı götürdüm 4. götürmek (yerinden ayırıp uzağa atmak veya yok etmek) * avê dîwar bir duvarı su götürdü 5. götürmek (öldürmek) * vê nexweşînê zehf mirov birin bu hastalık bir çok insanı götürdü 6. götürm(birinin yanında ona bir yere kadar arkadaşlık etmek) * ez birim heta mala me beni evime kadar götürdü 7. götürm(bir sonuca vardırmak) * riya ku me dibe encamê bizi sonuca götüren yol 8. götürmek (güvenlik görevlileri tarafından yakalanmak) * ew ji malê girtine birine onu evinden alıp götürmüşler 9. mec götürmek (kaybolmasına, yok olmasına yol açmak) * zêdek kêmekan dibe artılar eksileri götürür 10. kaldırmak (hastayı hastaneye yatırmak) 12. kaldırmak (zorla kaçırmak) 13. vardırmak
birin(lêker)(navdêr, mê) ji derek nêztir gihandin derek dûrtir, dûr xistin, derxistin, dûr kirin, li gel kesekê/î yan tiştekê/î çûn, bi kesekê/î yan tiştekê/î re çûn: Vê nameyê ji wî re bibe. Hevalên xwe jî li gel xwe bibin. weşandin.
Bi alfabeyên din: Kurdî-Erebî: برن. Tewîn: Lêker: -b-.
Dijwate: anîn, hênan, înan.
ji: Bi pehlewî burten, bi farisî borden, bi zazakî berden. Kurmancî dyê dike winda.Proto-hindûewropî bher- (birin) Proto-aryayî: bar- (birin) Avestayî: bar- (birin) Farisiya Kevin: bar- (birin) Pûnjabî: br- (birin) Middle Persian: br- (birin) Sogdî: br- (birin) Farisî: burdan/bar- (birin) Belûçî: burt/bar- (birin) xun: birt/bir- (birin) ... ir Kurmancî: birin/bi- (birin) Kurdî (Soranî): ’’’birdin’’’ (”birin”) Hewramî: berday/bar- (birin) Zazakî: berden/bar- (birin) Sanskrîtî: bhar- (birin) Yewnanî: pherin (birin) Latînî: ferre (birin) Înglîzî: bear (hilgirtin), bring (anîn) Almanî: bringen (birin; anîn) Çavkanî: Cheung p.100, Watkins p.33 Pokorny: 464 f. Hevreh: bar.
Bikaranîn: Lêker: birin kirin. Navdêr: birinkirin Rengdêr: birinbûyî.
: derbirinBi zaravayên din, Kurdî (Soranî): birdin, Kurdiya başûr: birdin, Lekî: birdin, Hewramî: berdey
birin(bibe) to take :., to hold, to take hold, to take away
v.t. to carry, take.
v.t. to carry, take.
birinhinbringen
mit sich nehmen
mitnehmen
tragen
birinlg. . berdene, bardene. *birin û anîn berden û ardene (fek de)