Wateya peyva bir
biryek.
1. yek 2. yek (reqama ku vê hejmarê nîşan dide; I, 1) 3. yek (tiştê ku bi qasî vê hejmarê ye) *bir kalem penûsek (qertafa yek a nediyariyê, ku peyv bi dengdêr biqede (yek, tê paşiya peyvê) *sadece bir adam tenê yek zilam 4. yek (qertafa yek, ku peyv bi dengdêr biqede yek, tê paşiya peyvê û heyînê nediyar dike) *bir kadın sizi arıyor jinikek li we digere 5. tek, yek *Allah birdir Xwedê yek e 6. yek (ji bo yekbûyîniyê, yekgirtiyê) *hep biriz, ayrılmayız em tev yek in=em nika­rin ji hev biqetin 7. yek (ji bo wekî hev, eynî, mîna hev) *bu kalemlerin boyu birdir=Tela van pênûsan yek e 8. yek (ji bo pişkdariyê, muşterekiyê) *bizim kese­miz birdir beriya me tevan yek e 9. yek, eynî (ji bo yeksaniyâ tiştekî, mînahevbûna tiştekî) 10. yek, yekî dera hanê *kendisi vaktiyle arabacının biri idi ew bi xwe wextekî erebevanekî dera hanê bû 11. ca, de, ka, bê, bê ka *bir yağmur yağdı, bir yağdı hiç sorma=baranek barî, de wisa barî qet mepirse 12. carek *bir ona, bir bana baktı... carek li wê, carek li min mêzand ... h 13. tene *herşey bit­ti, bir bu kaldı... her tişt xelas bû, ev tenê mabû...h 14. tenê, ancax *bunu bir sen yapabilirsin tenê tu dikarî vî bikî
1. yek bi yek *bu ilâç öksürüğe bire birdir ev derman ji kuxukê re yek bi yek e 2. yek bi yek, lê, guncan (ji bo tiştê ku wekî tê xwestin)
1. yek m 2. yek (reqama ku vê hejmarê nîşan dide; 1, I)
birm 1. epey, sürü * birek mijar bir sürü konu 2. sürü (insan sürüsü) 3. sürü * bira pez davar sürüsü 4. grub 5. biy şube * ajal dibin du bir hayvanlar iki şubeye ayrılır 6. bölüm, kıs?(bir bütünü oluşturan parçalardan her biri) * bira kitebê kitap kısmı 7. taraf, fraksiyon (istekleri, düşünceleri karşıt olan iki kişiden veya iki topluluktan her biri) * tu ji kîjan birê yî? sen hangi taraftansın? 8. taife
bir1. beş 2. qisim 3. par 4. kerî 5. tîke
1. çend kes yan tişt. Binêre; birr 2. ji birin. Binêre; birin 3. ji birîn. Binêre; birrîn
bir(f.) part, share
m. part
birAbschnitt
Gruppe
Teil
birm. bêle, kêrîye, bire, cole, bole, suriye, buele m.
m. bir, bes n.
bir1)yew, -e 2)-ê (sf) 3)-ke (sf)
Tê de derbas dibe; bir (ii), bir (iii), bir (iv), bir acı kahvenin kırk yıl batın vardır, bir adam, bir ağızdan çıkan bin dile yayılır, bir alay, bir âlem, bir an, bir an önce, bir ara (veya bir aralık), bir araba, bir arada, bir araya gelmek, bir araya getirmek, bir aşağı bir yukarı, bir atımlık barutu olmak (veya bir atımlık barutu kalmak), bir avuç, bir ayağı çukurda ol­mak, bir ayak önce (evvel), bir ayak üstünde bin yalan söylemek (veya bir ayak üstünde kırk yalanın belini bük­mek), bir baba dokuz evladı besler, dokuz evlâd bir babayı bes­lemez, bir bakıma, bir bakışı var ki, bir balta­ya sap olmak, bir bardak suda fırtına koparmak, bir başına (veya tek başına), bir baştan (veya bir uçtan) bir başa (veya bir uca), bir ben de allah bilir, bir bi bir, bir bir, bir bölümü toprağa gömülü olan büyük taş, bir boy, bir boyda, bir bu eksikti, bir buçuk, bir bûn, bir çekirdek yeri kalmamak, bir çenekliler, bir çenetli, bir çeşit çörek, bir çeşit kama, bir çeşit ruh hastalığı, bir çeşit tarhana çorbası, bir çeşit yabani üzüm, bir çiçek­le bahar (veya yaz) olmaz, bir çift ayakkabı, bir çift söz, bir çift sözü olmak, bir çiftçinin bir çift öküzle bir günde sürebileceği arazi, bir çırpıda, bir çöplükte iki horoz ötmez, bir çuval inciri berbat etmek, bir daha, bir daha yüzüne bakmamak, bir dalda durmamak, bir damla, bir de, bir de, bir dediği bir dediğini tutmamak, bir dediği iki ol­mamak, bir dediğini iki etmemek, bir defa (veya bir kere), bir defada, bir defalık, bir deli kuyu­ya taş atmış kırk akıllı çıkaramamış, bir derece (veya bir dereceye kadar), bir deri bir ke­mik kalmak, bir de­fada, bir dikili ağacı olmamak, bir dilim ekmek, bir dirhem, bir dirhem bal için bir çeki keçiboynuzu çiğ­nemek, bir dirhem et bin ayıp örter, bir dokun bin ah işit (dinle), bir dolu, bir don bir gömlek, bir dörtlük, bir dudağı yerde bir dudağı gökte, bir düziye, bir el, bir el bir eli yıkar, iki el yüzü yıkar, bir elden, bir eli yağda bir eli balda (olmak), bir elin sesi çıkmaz, bir elini bı­rakıp ötekini öpmek, bir elinin verdiğini öbür elin duymasın, bir elle verdiğini öbür elle almak, bir elmanın yarısı o, yarısı bu, bir evcikli, bir fincan kah­venin kırk yıl hatırı vardır, bir gidip bakalım, bir gömlek aşağı, bir gömlek fazla eskitmiş olmak, bir göz gülmek, bir gözeli, bir gözeliler, bir gün, bir gün evvel, bir günden bir güne, bir günlük beylik beyliktir, bir günlük gelir, bir günlük gider, bir güzel, bir hal olmak, bir hamlede, bir hayli, bir hayli, bir hoş, bir hoş ey­lemek, bir hoş ol­mak, bir hoşluğu olmak, bir hücreli, bir içim su, bir iğne iplik olmak, bir iki, bir iki demeden (veya bir iki derken), bir iki kez, bir ile­ri iki adım geri, bir insan, bir ipte iki canbaz olmak, bir işaretine bakmak, bir iştir olmak, bir kaç, bir kalemde, bir kapı açıp birini kapamak, bir kapıya çıkmak, bir kararda allah, bir kararda kalmak, bir karış, bir kaşık suda boğmak, bir kazanda kaynamak, bir kere, bir kez, bir kısmı koparılıp bir kısmı bırakılma, bir kısmı koparılıp bir kısmı bırakılmak, bir kısmını koparıp bir kısmını bırakma, bir kısmını koparıp bir kısmını bırakmak, bir kıyamettir gitmek (veya kopmak), bir kızı bin kişi is­ter, bir kişi alır, bir kol çengi, bir koltuğa iki karpuz sığmaz, bir köroğlu ayvaz, bir köşeye atmak, bir köşeye koymak, bir koşu, bir koyundan iki post çık­maz, bir kulağından girip öbür ku­lağından çıkmak, bir kurşun atımı, bir lahza, bir lokma hırka, bir mum al da derdine yan, bir nebze, bir nefeste, bir nice, bir nu­maralı, bir o kadar, bir o yana bu yana, bir olmak, bir on altılık, bir örnek, bir otuz ikilik, bir paralık etmek, bir parça, bir parmak, bir pul etmemek, bir pula satmak, bir seferde, bir sekizlik, bir sen eksiktin!, bir ser ve bûn, bir şey, bir şey, bir şey değil, bir şey sanmak, bir şey söylemek, bir şeye benzememek, bir şeyi çözmek, bir şeyin hasretiyle yanıp tutuşmak, bir şeyler olmak (veya bir şey olmak), bir şeyler, bir şeyler, bir sıçrarsın çekirge, iki sıçrarsın çekirge, sonunda yakalanırsın çekirge (veya üçüncüsün­de avucuma düşersin çekirge), bir sıkımlık canı olmak, bir sıra, bir sırığa yüklenip çekilerek taşınan yük, bir sözünü iki etmemek, bir sürü, bir tahıl ölçüsü, bir tahtada, bir tahtası eksik, bir takım, bir tane, bir tane, bir tanem, bir tarafa bırak­mak (veya koymak), bir tarafı yanıp ateş haline gelmiş olan odun/ağaç parçası, bir taraftan, bir taşla iki kuş vurmak, bir tek at­mak, bir temiz, bir teviye, bir torba kemik, bir tuhaf olmak, bir türlü, bir tutmak (veya bir görmek), bir vakit (veya bir vakitler), bir varmış bir yokmuş, bir yakadan baş çıkarmak, bir yana, bir yana dünya bir yana, bir yancı, bir yandan, bir yandan (bir yanda), bir yaşına daha gir­mek, bir yastığa baş koymak, bir yastıkta kocamak, bir yer kazan biri kep­çe, bir yere kakılıp kalmak, bir yığın, bir yılını doldurmuş olan buzağı, bir yiyip bin şükretmek, bir yol, bir yol tutturmak, bir yolunu bulmak, bir yö­nüyle, bir zaman (veya bir zamanlar), bir zamanlar, bir “welçeke” (42,40 veya 20 kg) miktarında tahılın ekilebileceği arazi, bir-iki yaşındaki dişi keçi yavrusu, bir-iki yaşındaki dişi kuzu, bir-iki yaşındaki keçi yavrusu (çepiç), bira o, bira, bira, bira, bira, bira, bira, bira, bira, bira (ii), bira (iii), bira (iv), bira (ye) biratî bazar biyantî (ye), bira be, bira bêav, kese bênav, bira bi bira dan kuştin, bira bi bira dan qirkirin, bira bira (ye) bazar xuya (ye), bira bira ye bazar cuda ye, bira bira ye bazar ji hev xuya ye, bira bira ye hesab li dera ha ye, bira ceger e, kezep raser e, mêr stûna ser e, bira ji hev cihê dibin heval ji hev cihê nabin, bira mayası, bira roja reş bibin kevir jî serê hev naşikênin, birabab, birabajar, birabajar, birabav, birabav, birabavî, biraberî, birabeş, birabînî, birabirda, birabirdayî, birabûn, birabûn-û-rûniştin, birabûn-û-rûniştinî, biracenî, biracı, biradanî, birade, birade, biradedarî, birader, birader, birader, birader, birader, biraderane, biraderî, biraderî, biradexil, biradîn, biradînî, biragirî, birah, birah, birahane, birahaneci, birajin, birajin, birajin, birajinî, birajtin , birak, birak, birakê, birakê şîr, birakî, birako, birako, birako, birakose, birakose, birakuj, birakuj, birakuj, birakujî, birakujî, birakujî, birakujî, birakujî kirin, birakuştî, birale, birale, birale, biralık, biramak, biramak, biramak, biramak, biramakî, biraman, biramandarî, biramankarî, biramarî, biramarî, biramarî, biramarîtî, biramarîtî, biramek, biran, biran, biran (i), biran (ii), biran, birihan, birandî, birandî, birandî (i), birandî (ii), birandî bûn, birandî kirin, birandîbûn, birandîbûn, birandîbûyî, birandîkirî, birandîkirin, birandiman, birandiman, birandin, birandin, birandin, birandin (i), birandin (ii), birandin, birihandin, birandin/dibirîne/bibirîne, birandina êşê, birandok (i), birandok (ii), birandokî (i), birandokî (ii), birandox, birandox (i), birandox (ii), birandoxî (i), birandoxî (ii), birane, biranê, birang, birang, birang (i), birang (ii), biranguh, biranguh, biranguh (i), biranguh (ii), biranî, birankar, birankarî, biraol, biraolî, birapor, birapor, birapor, birarzî, biraşîr, biraşîr, biraşka şişê, biraşte, biraşte, biraşte, birasthatin, birasthatinî, birastî, biraştî, biraştî, birastî, biraştî, birastî, birastik, birastik, biraştin, biraştin, biraştin, birastin, biraştin/dibirêje/bibirêje, birastîtî, birate, biratî, biratî, biratî, biratî, biratî, biratî kirin, biratî, birayetî, biratîbûn, biratînî, biraw, birawest, birawest, birawestek, birawestgeh, birawestgeh, birawo, biraxwê, biraxwe, biraxwê, biraxwe, biraxwet, biraxwetî, biraxwetî, biraxweyî, biray, biray hawpişt, birayan, birayane, birayane, birayane, birayda, birayda, birayda, biraydabûn, biraydatî, biraydayî, biraye, birayê heq, birayê heram, birayê hur, biraye ji dê ye, silavan dide li pê ye, ew jî ji bo lomê xelkê ye, birayê ker, birayê mezin, biraye min bimire, ne yek jî te du tir kirin, biraye mîna te, bila ji gore rabin, birayê nehelal, birayê şîr, birayê tehlo, birayedarî, birayedarîtî, birayek dîn, yek hişyar, dan mûyeke neqetandin, birayekî bepar bûn, birayên hev ên helal, birayetî, birayetî, birayey, birayeya şitî, birayî, birihayî, birayînî, biraym, biraymî, birayo, birayo tu çima wekî hewlaya bêxwê dihujhujî, biraz, biraz, biraz, biraz, biraz azdan, biraza, biraza, biraza, birazan, birazan, birazan, birazava, birazava, birazava, birazava, birazavatî, birazavatî, birazavatî, birazban, birazcık, birazdan, birazê, birazê, birazê, birazge, birazî, birazî, birazî, birazî, birbend, birbend, birbend, birbij, birbij, birbilen, birbir, birbire, birbiri, birbirî, birbiri, birbirî bûn, birbiri için yaratılmış olmak, birbirinden daha üstün olmak, birbirine alışmak, birbirine âşık olmak, birbirine dolanmak, birbirine düşmek, birbirine girmek, birbirine karıştırmak, birbirine karıştırmak, birbirine katmak, birbirine layık olmak, birbirine rest çekmek, birbirine yapışmak, birbirini, birbirini bilmek, birbirini perişan etmek, birbirini tutmaz, birbirini yemek, birbirinin ağzına girmek, birbirinin ağzına tükürmek, birbirinin gözünü çı­karmak, birbirinin gözünü oymak, birbirinin hal hatırını sorma, birbirqok, birbirqokî, birbirsandin, birbirsîn, birbirsk, birbirsk ji ber çav çûn, birbirsokî, birbisandin, birbisîn, birbisîn, birbisok, birbisok kirin, birbisokî, birbisokkirî, birbisokkirin, birborî, birborîbûn, birc, birc, birç, birc, birc, birç, birc, birc (i), birç, birs, birca avê, birca belek, birca beranî, birca cêwîkan, birca çiraxê, birca dûpişkê, birca ga, birca gaboxe, birca karikê, birca karikê, birca kefjalê, birca kevanê, birca kêvjarê, birca masî, birca masî, birca mêzînê, birca mêzînê, birca rê, birca sehrîwarê, birca Şêr, birca fihrîwarê, bircane, birçêk, birci, birçî, bircî, birçî, bircî, birçî, birçî, birçî, birçî bû têr nabe, ter bû birçî nabe, birçî bûn, birçî bûn, birçî bûn, birçî bûn, birçî hiştin, birçî histin, birçî kiri, birçî kirin, birçî kirin, birçî kirin, birçî man, birçî man, birçî nehiştin, birçî û bêxwedî, birçî û bêxwedî man, birçî û feqîr têr kirin, birçî, birsî, bircîbûn, birçîbûn, birçîbûn, birçîbûn, birçîbûn kişandin, birçîbûn kişandin, birçîbûn kisandin , birçîbûna timî, birçîbûnî, birçîbûyîn, birçîhiştî, birçîhiştin, birçîhistin, bircik, birçîka bûn, birçîkirî, birçîkirî, birçîkirin, birçîkirin, birçîkirin, bircilik, birçîman, birçîmayîn, birçîn, birçînan, birçînan (...) çûn helakê, birçînan çavê (yekî) tarî bûn, birçînan dikim bimirim, birçînan dilê (yekî) xewirîn, birçînan hişê (yekî) çûn, birçînan îman ji serê (yekî) derketin, birçînan ketin, birçînan mirin, birçînî, birçîtayî, birçîtî, bircîtî, birçîtî, birçîtî, birçîtî, birçîtî, birçok, birçokları (veya birçoğu), bird, bird , birde-bird, birde-bird kirin, birde-birdkirî, birde-birdkirin, birdemenî, birden, birden bire, birdenbire, birdenbire, birdî, birdikî, birdikî, birdin, birdin, birdir bir, birdirbir, birdo, birdobelek, birdobelek, birdobelekî, birdobelekî bûn, birdobelekî kirin, birdobelekîbûn, birdobelekîkirin, birdobirdo, bire, birê, bire, birê, bire, birê (i), birê (ii), bire bin katmak, bire bir, bire bir gelmek, bire bir vermek, bire dayene, bire girewtene, birê kirin, birealîte, birealîteyî, birêbaz, birêbazî, birebir, birebir, birebir jê çûn, birebir kirin, birebir kirin, birebira devê (yekî), birebirker, birebirkerî, birebirkerî, birebirkirin, birêç, birêç, bireçete, bireçete, birêçî, birecik, birêçûn, birêdan, birêdanî, birêdeçûn, biredîf, biredîngot, birefik, bireftar, bireftarî, biregez, birêgez, biregezî, birêgezî, birêgirî, birêgirîtî, bireh, bireh, bireh, birehik, birehik, birehîm, birehm, birehm, birehma xwedê şad be!, birehmî, birêj, birêje, birêje, birêjeyî, birejî, birejî, birek, birêk, birek, birêk, birek, birek, birek, birek (i), birek (ii), birêk kirin, birek kirin, birêk xistin, birêk, birêkûpêk, birêkane, birêkar, birekeh, birekeh, birekehî, birêker, birêketin, birêketin, birêkî, birêkirî, birêkirin, birêkirin, birêkirin, birêkkirin, birekkirin, birêkûpêk, birêkûpêk, birêkûpêk, birêkûpêk, birêkûpêk bûn, birêkûpêk bûn, birêkûpêk kirin, birêkûpêk kirin, birêkûpêkbûn, birêkûpêkbûn, birêkûpêkbûn, birêkûpêkbûyî, birêkûpêkî, birêkûpêkî, birêkûpêkkirî, birêkûpêkkirin, birêkûpêkkirin, birêkûpêkkirin, birêkxer, birêkxerî, birêkxistî, biremil, bireml, bireml, biremz, biremz, biremzî, birên qisetê, birename, birenc, birenc, birenc, birencî, birende, birênexistî, birênexistî, birênexistîbûn, birênexistîtî, bireng, bireng, bireng, birengî, birênivîszanî, birepîn, birepîn, bireqem, bireqemî, bireqîn, bireqîn, birer, birer birer, birer ikişer, bireş, bireş, bireş, birêş, birês, bires, birêş dan, bireş û spî, bires û spî, bireşbînî, birêşdan, birêşdar, bireser, bireser, bireser, bireser, biresera binavkirî, biresera binavkirî, biresera nebinavkirî, birêşî, bireşik, bireşik, bireşim, bireşimli, bireşke, bireşkirinî, biresm, biretorîk, biretorîkî, birêûresm, birêûresm, birêûzê, birêûzê kirin, birev, birêve, birêveber, birêveber, birêvebergeh, birêveberî, birêveberî, birêveberîname, birêveberiya giştî, birêvebir, birêvebirin, birêvebirin, birêvebirin, birêvebirin, birêvecûn, birêveçûn, birêveçûn, birêveçûn, birêveçûnî, birevokî, birew, birewa, birewa, birewac, birewac, birewacî, birewanbêjî, birewanbêjîtî, birewer, birewî, birewî ameyiş, birewî kerdiş, birewişt, birewiştî, birewnaq, birewnaq, birewnaqî, birewşenbîrî, birewşenbîrîtî, birex, birexbet, birexbetî, birexî, birêxistî, birêxistî, birêxistî, birêxistî bûn, birêxistî kirin, birêxistin, birêxistin, birêxistin bûn, birêxistin kirin, birêxistinbûn, birêxistinbûn, birêxistinbûn, birêxistinkirin, birêxistinkirin, birêxistinkirin, birêxistinkirin, birext, birext, birext, birey, birey oluş, birey üstü, bireyci, bireycilik, bireyîn, bireyleşme, bireyleştirme, bireyleştirmek, bireylik, bireysel, bireyselleştirme, bireyselleştirmek, bireysellik, birêz, birêz, birêz, birêz, birêz, birêz, birêz, birêz (i), birêz (ii), birêz bûn, birêz kirin, birezaya dilê (…) bûn, birêzbend, birêzbendî, birêzbûn, birêzbûn, birêzbûyî, birêzdarî, birêzdarîtî, birêzgirî, birêzgirîtî, birêzgirtin, birêzgirtinî, birêzî, birêzik, birêzik, birêzik, birezîlî, birêzkar, birêzkarî, birêzkarî, birêzkarî, birêzkirî, birêzkirî, birêzkirin, birêzkirin, birg, birge, birge, birgê, birgeh, birgeh, birgeh kirin, birgehgiştî, birgehkî, birgh, birh, birh, birh, birh (i), birh (ii), birh (iii), birh a avê, birh dan, birh lê kirin, birhan, birhan, birhan, birhdan, biri, birî, birî, biri, birî, birî dan xwe, birî (ii), birî (iii), birî bûn, biri eşikte biri beşikte, birî kirin, birî qeytan, birî û simbêl bûn, birî yê min şe dikî, lê çavê min derdikî, birî yên (yekî) li ken bûn, biri yer biri bakar, kıyamet ondan kopar, birî [mê], biri, birisi, biriba, biribayî, birîbûn, birîbûn, birîbûn (i), birîbûn (ii), birîbûyî, birica, birîçal, biricik, birîdar, birîde, birîdegeh, birîdevan, birîdevan, birîdevanî, birîdiyar, birih, birih, birihdarî, birihel, birihel, birihelbûn, birijandî, birijandin, birijdî, birijîn, birijîn, birijiyayî, birik, birik, birik, birik (ii), birik (iii), birik (iv), birika avê, birikandin, birîkar, birîkar, birîkar, birîkara/ê şexsî, birîkarê serok, birîkarî, birîkarî, birîkarîyagiştî, birîkarîyanemaze, birîkarname, birîkarname, birikeberî, birikeberîtî, birîket, birîketvan, birîketvanî, birikhatin, birikî, birikim, birikîn, birikîn, birikinti, birîkirî, birîkirin, birikmane, birikmaneyî, birikme, birikmek, biriknas, biriknas, biriknas, biriknasî, biriktirim, biriktirin!, biriktirme, biriktirmek, birileri, birim, birîm, birim ağırlık, birîmî, birimler bölüğü, birîn, birin, birin, birîn, birîn, birin, birin, birîn, birin, birîn, birîn (i), birîn (iii), birîn , birin avê, birin ba (nik an jî cem) xwe, birin ba dilê xwe, birin ba hev, birîn baş (pak an jî rihet) bûn, birin ber beran, birin ber darê îdamê, birin ber darê sêpikê, birin ber ga, birin ber kindir, birin berê, birîn bûn, birîn çêkirin, birin cem (ba an jî nik) xwe, birin çiya, birîn dereng hatin, birin dilê xwe, birin jêr, birin jor, birîn kelîn, birîn kewa xwe dîtin, birîn kewîn, birîn kirin, birîn kirin, birîn kirin, birin kirin, birîn kirin, birîn kirin (i), birîn kirin (ii), birîn lê bûn bela, birîn lê çêrin, birin leşkeriyê, birin nik, birîn pak, birin qiyaleyê, birîn rû girtin (yek) çelitandin, birin ser, birin ser avê, birin serî, birin serî, birîn şixulîn, birin û anîn, birîn û dirûn, birîn wegêryayîş, birîn zexelî hatin, birin/dibe/bibe, birîn/dibire/bibire, birîna (yekî) çelitandin, birîna (yekî) derman kirin, birîna (yekî) di bin postê (yekî) de bûn, birîna (yekî) nû kir, birîna bi xwe kira derman nabe, birîna çewrî, birîna cilan, birîna derbe, birîna derbê, birîna har, birîna hevalan, tîra kendalan, birîna li hevalan tîra li kendalan, birîna min, bi min keder te, birîna reş, birîna şewatê, birîna xeberan, birîna xwe bi destê xwe derman ke, birîna xwe bi destê xwe kewandin, birîna xwe xurandin, birinbar, birînbaz, birinbûyî, birinc, birinc, birinc, birinc, birinc, birinc (i), birinc (ii), birincê hindê, birincê nespîkirî, birincê pîlawê, birinceşîr, birinci, birincî, birincî, birinci, birinci çağ, birinci dönem (güz dönemi), birinci gelmek (veya birinci çık­mak), birinci olmak, birinci şahıs, birinci sömestr (güz dönemi), birinci yarıyıl (güz dönemi), birinci zar, birincil, birincillik, birinckut, birincok, birincşîr, birincwer, birinczer, birîndar, birîndar, birindar, birîndar, birindar, birîndar, birîndar, birîndar, birîndar bi birîna xwe dizane, birîndar bi birîna xwe zane, birîndar biyayîş, birîndar bûn, birindar bûn, birîndar bûn, birîndar bûn, birîndar bûn, birîndar kerdiş, birîndar kirin, birindar kirin, birîndar kirin, birîndar kirin, birîndar kirin, birîndarane, birindarbûn, birindarbûn, birîndarbûn, birîndarbûn, birîndarbûn, birîndarbûyî, birîndarey, birîndarî, birîndarî, birîndarî çêbûn, birîndarî dan, birîndarkirî, birindarkirin, birindarkirin, birîndarkirin, birîndarkirin, birîndarkirin, birîndarok, birîndarok, birinden biri, birindî, birîne, birîne, birine bakış fırlatmak, birine gös­termek, birine inat olsun diye, birine kafayı takmak, birine kavratmak, birine kin gütmek, birîner, biring, biring, biring, biringane, birînge, birînger, birîngerî, biringî, biringî, biringî bûn, birînî, birini afetmemek, birini çağırmak, birinin adına, birinin ağzına bakmak, birinin başına kâhya kesilmek, birinin üstüne türkü çağırmak, birînkar, birînkar, birînkarî, birînkarî, birînkirî, birinkirî, birînkirin, birinkirin, birînkirin (i), birînkirin (ii), birînkul, birînpêç, birînpêç, birînpêç, birînpêçan, birînpêçî, birînsaz, birînsaz, birînsazî, birînsazî, birîntereş, birînteroşk, birînxedar, biripin, biripin, biriqa, biriqa, biriqandî, biriqandî, biriqandin, biriqandin, biriqandin, biriqandin , biriqandin/dibiriqîne/bibiriqîne, birîqeytan, birîqeytan, biriqî, biriqîn, biriqîn, biriqîn, biriqîn, biriqîn, biriqîn, biriqîn , biriqîn/dibiriqe/bibiriqe, biriqînî, biriqok, biriqokî, biriqokî bûn, biriqokîbûn, biriqokîbûyîn, birîş, birîş, birîs, birîşal, birisandin, birisandin, birisandin, birisas, birisas, birisi, birîşik, birîşik, birîsik, birisîn, birisîn, birisîn, birîsîvedan, birişk, birîsk, birîsk, birisk, biriskandin, birîskandin, biriskandin/dibiriskîne/bibiriskîne, birişkbûn, biriskbûn, biriskdar, birîşke, biriske, birîskîn, birîskîn, biriskîn/dibiriske/bibiriske, birism, birismî, birisqîn, birişt, birist, birişt, birist, birişte, biriştî, biristî, biriştî, biristî, biristik, biristik, biriştin, biritam, biritam, biritbe, biritbeyî, birîtî, birîtî (i), birîtî (ii), birîtî bûn, birîtî bûn, birîtîbûn, birîtik, biritm, birîtm, birîtmîk, biritûbat, biritûbatî, biritûbet, birivîn, birivîn, birivîn, biriwek, biriwekî, biriyan, birîyan, birîyayene, biriyayî, biriyayî (i), biriyayî (ii), birizî, birizîn, birizq, birizqî, birjandin, birjang, birjaw, birk, birk, birk, birk (i), birk (ii), birk (iii), birk (iv), birk (v), birkaç, birkaç, birkanî, birke, birke (i), birke (ii), birknasî, birleme, birlemek, birler, birler, birleşen, birleşik, birleşik, birleşik cümle, birleşik devletler, birleşik fiil, birleşik isim, birleşik kelime, birleşik kelimeler, birleşik oturum, birleşik za­man, birleşilmek, birleşim, birleşme, birleşme, birleşmek, birleşmek, birleşmiş, birleşmiş milletler, birleştirici, birleştirme, birleştirmek, birleştir­mişsin, birli, birlik, birlik, birlik olmak, birlik olmak, birlik oluşturmak, birlikçi, birlikçilik, birliksiz, birlikte, birlikte, birlikte ol­mak, birlikte oturmak, birlikte yaşam, birliktelik, birlikten güç doğar, birme, birme kirin, birme li derî xistin, birmên, birmîz, birmîzî, birmût, birmût, birnawişk, birnayene, birne, birnis, birnîyayene, birnût, biro, biro, biro biro kirin, biroj, birojanî, birojanî, birojgar, birojgarî, birojî, birojî, birojî, birojîbûn, birojîtî, birojne, birok, birok, birokî, birol, birol, birola (yekî) rabûn, birolî, birolkirin, bironahî, bironakbîrî, bironakbîrîtî, bironayî, bironayîtî, birondik, birondik, birondik, bironî, bironî, bironîtî, biroqe, biroqonkî, biroş, biroşê, birotar, birotar, birq, birq, birq, birq, birq (i), birq (iii), birq dan, birq û birûsk, birq û birûsk lê xistin, birq û brûskê lê xistin, birq vedan, birqa birûskê, birqandin, birqdar, birqdar, birqe, birqe, birqetav, birqetav, birqgir, birqgir, birqgir, birqî, birqî, birqîner, birqîner, birqîner, birqînî, birqînok, birqiye, birqok, birqok, birqok, birqok û birûsk, birqokane, birqokî, birqokî, birqonek, birqonek, birqonek, birqonekî, birqonekî, birqonektî, birqonektî, birqonektî, birr, birrandin, birranê, birratî, birrdar, birrek, birrî, birrîkirî, birrîn, birrîn, birrîn, birrîndar, birrînkarî, birrkî, birrno, birryar, birryar dan, birryar derxistin, birryar girtin, birryar ragihandin, birryar standin, birryarbûyî, birryardan, birryardarî, birryardayî, birryardêr, birryargeh, birryargehî, birryargirtin, birryarkî, birryarnedayî, birryarragihandin, birryarstandin, birs, birs (i), birs (ii), birsam, birsayî, birsbirs, birsebirs, birsebirs, birsêtî, birsî, birsî, birsî, birsî, birsî, birsî bûn, birsî bûn, birsî bûn, birsî hiştin, birsî histin, birsî kirin, birsî kirin, birsî kirin, birsî man, birsî man, birsîbûn, birsîbûn, birsîbûn, birsîbûyî, birsîbûyî, birsîbûyîn, birsîhiştî, birsîhiştin, birsîkî, birsîkirî, birsîkirî, birsîkirin, birsîkirin, birsîkirin, birsîman, birsîmayî, birsîmayîn, birsîn, birsîtî, birsîtî, birsîyan ketin, birsok, birtakım, birth, birtît, birû, birû, birû, birû, birû hatin (yekê), birû kirin cot, birû lê şikand, birû li hev kirin co, birû yê avê ketin, birû yê dinyayê ketin, birû yê min şe dike, birû yê qeytanî, birû yê zarû, birû yên (yekî) hildayî bûn, birû yên (yekî) hildayî ne, birû yên xwe hildan, birû yên xwe kirin cot, birû yên xwe pêl kirin, birûbazî, birûçik, birûcot, birûdan, birûdan, birûdar, birûdar, birûdayî, birûdên, biruh, biruh, biruh, biruhbûn, biruhhiştin, birûhildayî, biruhketin, biruhsat, biruhsat, biruj, birujî, birûk, birûkenî, birûketin, birûm, birûm, birûmet, birûmet, birûmet, birûmet bûn, birûmet kirin, birûmetbûn, birûmetbûn, birûmetbûyî, birûmetdarî, birûmetî, birûmetkirî, birûmetkirin, birûn, birûn, birûn, birûnbûn, birûng, birûng, birûng (i), birûng (ii), birûnî, birûnî, birûnî, birûnivîsdarî, birûnivîsî, birûpêl, birûpoş, birûpoş, birûpos, birûqalind, birûqayimî, birûreş, birûş, birûsandin, birûşandin , birûsîn, birûsîn, birûsk, birûsk, birûsk, birûsk, birûsk, birûsk (i), birûsk dan, birûsk dan, birûsk dan, birûsk jendin, birûsk ji ber çavê (yekî) çûn, birûsk lê dan, birûsk lê xistin, birûsk lêdan, birûsk li mala te bikeve, birûsk li şemîge ketin, birûsk vedan, birûsk vedan, birûsk vedan, birûsk vejandin, birûsk vejandin, birûska esmanan li (yekî) xistin, birûska esmanan li te bixe, birûskan, birûskandin, birûskandin, birûskandin, birûşkandin , birûskasa, birûskasa, birûskavêj, birûskdan, birûskdan, birûskdan, birûskdayîn, birûske, birûske, birûske, birûske, birûske kişandin, birûske şandin, birûskedar, birûskekar, birûskekar, birûskekarî, birûskekî, birûskename, birûskevan, birûskevan, birûskevan, birûskevanî, birûskevanî, birûskexane, birûskexane, birûskeyî, birûskeyî, birûskgir, birûskî, birûskî, birûskîn, birûskîn, birûskîn (i), birûskîn (ii), birûskjendin, birûsklêdan, birûsklêdan, birûskname, birûskname, birûskparêz, birûskvedan, birûskvedan, birûskvedan, birûskvejandin, birûskvejandin, birûskweş, birûskyar, birûskyarî, birûsokî, birûstin, birutbe, birutbe, biruxset, biruxsetî, birûy, birûy, birûye min şeh dikî, çave min jî derdixî, birûyê tengiyê, birûyî, birwa, birwaname, birxelas, birxû, birxû, birxû, birya, biryan, biryan, biryan, biryan, biryan, biryancı, biryanfiroş, biryanfiros, biryanî, biryar, biryar, biryar, biryar, biryar, biryar, biryar betal kirin, biryar dan, biryar dan, biryar dan, biryar dan, biryar dan., biryar dan/girtin, biryar derxistin, biryar derxistin, biryar e, biryar girtin, biryar girtin, biryar lê dan, biryar lê hatin dan, biryar li ser dan, biryar li ser hatin dan, biryar standin, biryar stendin, biryara dawîn, biryara dawîn, biryara devberdana ji şopanê, biryara di paşpeniyê de, biryara girtinê, biryara navbeynê, biryara paşpeniyê, biryara pêwîstekî, biryara pêwîstekî, biryara sekirinê, biryara sekirinê, biryara tewqîfê, biryara tewqîfê paspenîyê, biryaradadgehê, biryarbûyî, biryardan, biryardan, biryardan, biryardan, biryardar, biryardar, biryardar, biryardar, biryardarî, biryardarî, biryardarî, biryardarî, biryardarkî, biryardayî, biryardayîn, biryarder, biryarder, biryarderî, biryargeh, biryargeh, biryargeh lê danîn, biryargeh lêdan în, biryargirtî, biryargirtin, biryargirtin, biryarmend, biryarmendî, biryarname, biryarname, biryarname, biryarname, biryarnameya qanûnî, biryarnameya qanûnî, biryarsitandin, biryarstendî, biryarwergirtin, birz bi bedene (yekî) ketin, ...... (Lêgerîna Berfireh)